ANKARA (ANKA)- MHP, TÜSİAD'dan türban konusunda gelen sert açıklamalara yanıt verdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici, "TÜSİAD'ın başörtüsü konusunda gösterdiği özeni, AKP'nin uyguladığı ekonomi politikalarında ve TBMM'den geçirmeye çalıştığı başta 301. madde olmak üzere Vakıflar Yasasında ve benzeri gayri milli uygulamalarda da göstermesini temenni ediyoruz" diye konuştu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici, ANKA'ya yaptığı açıklamada, TÜSİAD'ın türbanla ilgili "milliyetçiliği kendinden başka kimseye layık görmeyenler, milletini gerçekte ne kadar düşünmektedirler ki, işsizliğin had safhada seyrettiği ve ekonomisi yavaşlayan bir ülkede, ekonominin gündemin birinci maddesi olması gerektiğini söyleyenlere bu kadar tepki gösterebilmektedirler" şeklindeki eleştirilerine tepki gösterdi. Ekici, Türk milliyetçiliğinin, fikri benimseyenleri tarafından temsil edildiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu noktada herhangi bir tekel yoktur. TÜSİAD yönetimi, Türk milliyetçiliği çizgisinde hareket etmek isterse, yolları sonuna kadar açıktır. Başörtüsü konusunda gösterdikleri özeni, AKP'nin uyguladığı ekonomi politikalarında ve TBMM'den geçirmeye çalıştığı başta 301'nci madde olmak üzere Vakıflar Yasasında ve benzeri gayri milli uygulamalarda da göstersinler, bunu temenni ederiz"
BAHÇELİ TÜSİAD'I GRUPTA ELEŞTİRMİŞTİ
MHP lideri Devlet Bahçeli, TÜSİAD'ı 29 Ocak'ta yapılan Meclis grup toplantısında isim vermeden eleştirmişti. Bahçeli, TÜSİAD'a yönelik eleştirilerini şu sözlerle dile getirmişti.
"İstanbul sermayesinin siyasi konularda fetva makamı olarak görev yapan bir çatı kuruluÅŸu da, ‘başörtüsü sorunu, ÅŸu anda en büyük sorunmuÅŸ gibi ortamı germenin, gündem yaratmanın âlemi olmadığı"nı buyurmuÅŸ ve ekonomik krizin Türkiye'ye etkileri üzerine yoÄŸunlaşılması gerektiÄŸini açıklamıştır. Kurumsal kimlikle yapılan bu açıklamanın doÄŸal bir hakları olduÄŸu ve bu çerçevede saygı duymak gerektiÄŸi açıktır. Ancak, kendilerine bazı somut gerçekleri hatırlatarak bu konular üzerinde düşünmelerini tavsiye etmek isteriz: Bu kuruluÅŸ 1997-2007 yılları arasında demokratikleÅŸme adı altında hazırladığı raporlarda: - Kürt kimliÄŸinin tanınmasını; - Türkçe dışındaki dillerde devlet okullarında anadil eÄŸitimi verilmesini; -Eyaletler sisteminin alt yapısını hazırlayacak ÅŸekilde belediyelere vergi koyma, ilk ve orta öğretimde okul kurma, öğretmen tedariki ve özlük iÅŸleri gibi konularda yetki devrini savunmuÅŸtur.
Üniter-milli devlet ve tek millet esası bakımından tartışma yaratacak bu görüş ve önerileri demokratikleşme, çağdaşlaşma, insan hakları ve Avrupa Birliği normları adına savunan bu kuruluşun, konu yüksek öğrenimde başörtüsü olunca "şimdi sırası mı" demesi, demokrasi ve insan haklarına ne kadar inandıklarını ve bu konularda nasıl bir çifte standardın esiri olduklarını göstermiştir. Buradan kendilerine seslenmek isteriz; Siz Türkiye'nin milli birliğini ve üniter yapısını hedef alan bölünme modellerine, demokratikleşme reçetesi olarak sahip çıkacaksınız, ancak konu üniversitede başörtüsü olunca bunu sudan bahanelerle geçiştireceksiniz. Türk milletini ve değerlerine hakaretin serbest bırakılmasını çağdaşlık adına savunacaksınız, PKK'nın siyasi taleplerinden olan anadilde eğitimin, demokratik reform adı altında pazarlamacılığını yapacaksınız, sonra da başörtüsü sorununun çözümü için siyaset kurumunun sarfettiği iyi niyetli çabaları gereksiz gündem yaratmak diye mahkum etmeye çalışacaksınız. Ve bütün bunlardan sonra demokrasi ve insan hakları havarisi rolüyle ortaya çıkacaksınız ve Türk milletinin buna inanmasını bekleyeceksiniz! Siz istediğinizi düşünmekte ve beklemekte serbestsiniz. Ancak, unutmayın ki Türk milletinin aklı ve idrakiyle alay etmek hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir."