ANKARA (ANKA) -Yeni Oluşum Hareketi Lideri Abdüllatif Şener, Türkiye'nin küresel dalgaya hazır olmadığı uyarısında bulundu. Türk ekonomisinin aylardır adı konulmamış bir krizi zaten yaşadığını belirten Şener, yaşanan tablonun ekonomi yönetiminin üzerine düşen görevi yapmadığını gösterdiğini söyledi. Şener "Dünya ciddi bir süreçten geçiyor, Türkiye de ciddi bir süreçten geçiyor. Oyalama paketleriyle ancak ülkeye vakit kaybettirirsiniz. Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntıları da derinleştirirsiniz. Şu anda ekonomi yönetiminin görüntüsü budur" diye konuştu.
Yeni Oluşum Hareketi Lideri Abdüllatif Şener, gündeme ilişkin ANKA'nın sorularını yanıtladı. Amerika'da başlayan ve diğer ülkelere de yayılan küresel ekonomik krizle ilgili değerlendirmelerde bulunan Şener Türkiye'nin küresel dalgaya hazır olmadığını söyledi. Hükümet tarafından yapılan pek çok uygulamanın küresel dalganın Türkiye'yi daha derinden etkilenecek bir noktaya getirdiğini ifade eden Şener, "İzlenen kur politikası, izlenen özelleştirme politikaları, izlenen ranta dayalı gelir alanlarını özendirici politikalar Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflatmıştır ve ekonomi yabancı sermaye hareketleriyle ağırlığını sürdürür hale getirilmiştir. Bu da Türk ekonomisinin yapısını kırılgan ve küresel dalgalara daha açık hale getirmiştir" diye konuştu.
-"ADI KONULMAMIŞ BİR KRİZ ZATEN VARDI"-
Küresel ekonomik krizden bağımsız olarak Türk ekonomisinin aylardır adı konulmamış bir krizi Türkiye'nin zaten yaşadığını ifade eden Şener, üreticinin ürettiğinin karşılığını alamadığını, kapanan şirket ve işyeri sayısının giderek arttığını, çek ve senetlerde ödeme zorluklarının yaşandığını, ekonominin rekabet gücünü kaybettiğini söyledi. Türkiye'de ekonomiden memnun kimsenin bulunmadığını ifade eden Şener, yaşanan tablonun ekonominin iyiye gitmediğini ve ekonomi yönetiminin üzerine düşen görevi yapmadığını gösterdiğini kaydetti. Şener, "kamuoyunda ekonomiye ilişkin ortaya çıkan şikayet ve talepleri hükümet oyalama taktiği ile idare ediyor. Dünya ciddi bir süreçten geçiyor, Türkiye de ciddi bir süreçten geçiyor. Oyalama paketleriyle ancak ülkeye vakit kaybettirirsiniz. Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntıları da derinleştirirsiniz. Şu anda ekonomi yönetiminin görüntüsü budur" diye konuştu.
-"BAŞBAKAN BİLE KRİZİ ANLAYABİLMİŞ DEĞİL" -
Küresel krizin Amerika'da baÅŸladığını ve diÄŸer ülkelere de yansıdığını ifade eden Abdüllatif Åžener, ABD'de yaÅŸanan ‘Mortgage krizi' nin aslında gayrimenkul deÄŸil finans krizi olduÄŸunu söyledi. Åžener ÅŸunları kaydetti:
"Kriz Sayın BaÅŸbakan tarafından bile iyi algılanamamış durumda. BaÅŸbakan bu krizi sanki bir gayrimenkul krizi gibi deÄŸerlendirip topluma ‘Bizde Mortgage krizi olmaz TOKİ var' açıklamasında bulunmuÅŸtur. TOKİ'nin varlığı ile finans krizi arasında hiçbir baÄŸlantı kurulamaz ama BaÅŸbakan, sanki etrafında hiçbir danışman yok, ekonomiden sorumlu bakanlar gerekli bilgileri vermiyormuÅŸ gibi bu ifadeyi kullanıyor. Bu Türkiye'nin ne acınacak durumda olduÄŸunu, ne kadar sahipsiz durumda olduÄŸunu, gösteren açık bir durumdur. Batan Finans kuruluÅŸları ve bankalar daha sonra Avrupa piyasalarını da etkilemiÅŸtir. Åžimdi Avrupa ve Amerika'dan yayılıyor. Dünyada böyle bir krizin varlığı Türkiye'yi etkiler. Hatta ÅŸunu söyleyebilirim; Avrupa ve Amerika soruna kendilerince çözüm bulabilirler ama kendi sorunlarına buldukları çözüm geliÅŸmelerden Türk ekonomisinin ciddi bir ÅŸekilde etkilenmesini önlemez."
-EKONOMİ YÖNETİMİNE "MÜSRİF AİLE REİSİ" BENZETMESİ -
Dünyanın hiçbir köşesinde kriz çıkmasa bile küresel dalgadan en derin etkilenecek olan ülkenin Türkiye olduğuna işaret eden Şener bunun nedeninin cari açık ve borçlanma olduğunu söyledi. Şener, şöyle konuştu:
"Türkiye'deki ekonomi politikaları üretim ve rekabeti özendirmediği için cari açık veriyor. Düşünün müsrif bir aile reisi her ay gelirinden daha fazla harcama yapıyorsa ve harcamalarını kısamıyorsa önce evindeki mobilyaları, buzdolabını, çamaşır makinesini satıp müsrif harcamalarını karşılamaya çalışır. O da karşılamadığı zaman borç almaya çalışır. Bütün bunlar bittiği zaman bu bir iflas demektir. Türkiye bu yüksek cari açığı bir taraftan bankacılık sektörünü yabancılara devrederek bir taraftan iletişim sektörünü diğer hizmet sektörlerini yabancılara devrederek, diğer taraftan da yüksek faizlerle ve düşen kurla karlılık oranını sürekli artırmak suretiyle, kapatmaya çalışmıştır. Yani açık dışarıdan, yabancı ülkelerden paradan para kazanmak maksadıyla Türkiye'ye çekilen kaynaklarla finanse edilmeye çalışılmıştır. Dış dünyada finans sektöründe bir takım sorunlar yaşanırken, onlar kendi merkezlerinde finans sıkıntısı içindeyken buraya paradan para kazanmak için para getirmeyecekleri gibi eski getirdikleri paraları çekecekleri de ortadadır. Yeni para gelmediği takdirde veya daha önce gelen paralar çıktığı takdirde, siz cari açığınızla baş başa kalırsınız, ve geliriniz giderinizi karşılamadığı için de, bu ekonomide bir iflas demektir, bir kriz demektir. Dünyanın diğer bir köşesinde yaşanmadığı halde, böyle bir krizi Türkiye yaşayabilir."
-"EKONOMİ YÖNETİMİ HALA NE YAPARIZ SORUSUNU SORMUYOR"-
Küresel krizle ilgili hükümeti zamanında gerekli tedbirleri almamakla eleÅŸtiren Abdüllatif Åžener, "Halen baÅŸta BaÅŸbakan, ilgili bakanlar, bazı milletvekilleri olmak üzere yapmış oldukları konuÅŸmalarda sanki bu geliÅŸmeler ‘Türkiye açısından avantaja dönüşebilir, bunun avantajlarını elde edeceÄŸiz' üslubu içerisinde deÄŸerlendiriyor. Ama bu gidiÅŸle baÄŸlantılı olarak ne yaparız sorusunu ekonomi yönetimi hala kendisine sormuÅŸ görünmüyor. Türkiye'nin en büyük riski de budur" diye konuÅŸtu.