Trabzon'da 9 ay önce, alkollü sürücünün yaya kaldırımda çarparak ölümüne neden olduğu üniversite öğrencisi genç kızın annesi Kars'ta intihar ederek hayatına son verdi. Alkollü sürücünün mutlu bir aileyi nasıl yok ettiğini anlatan ölen kadının oğlu Adem Onur Üstünyer, Türkiye'de insanların birey olarak değil kelle olarak kabul edildiğini söyleyerek, "Önce kardeşimin 9 ay sonra da annemin ölümüne neden olan sürücü olaydan 6 ay sonra elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşıyor" dedi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İletişim Fakültesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi Beril Üstünyer(18), 13 Ocak 2008'de gece saat 00.30 sıralarında Söğütlü beldesindeki yurda gitmek için dolmuş beklemeye başladı. Beril Üstünyer, havaalanı mevkiinde yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isterken alkollü olduğu belirlenen Nihat K. kullandığı otomobilin altında kaldı ve 20 metre sürüklendi. Sürücünün kaçarak ölüme terk ettiği genç kız olay yerine çağrılan ambulansla KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi'ne götürüldü. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan genç kız hayatını kaybetti.
TEK HAYALİ GAZETECİ OLMAKTI
Beril Üstünyer'in tek hayali gazeteci olmaktı. Çocukluğu bu hayalle geçti. Ailesinin her kamera çekiminde başparmağını mikrofon yerine kullanıp yakınlarına sorular soruyor ve spikerlik yapıyordu. Neşeli ve esprili olan Beril, tüm yakınlarını gülmekten kırıp geçiriyor ve hayata hep pozitif bakıyordu. Şimdi ise Beril'den geriye hayallerinde süslediği gazetecilik hevesini yansıtan kamera görüntüleri kaldı.
BÖYLE EVLAT SEVGİSİ GÖRÜLMEDİ
Kızı Beril'e doğduğu günden bu yana derin sevgi beslemesiyle bilinen anne, kızının her anını kameraya kaydedip fotoğrafladı. Bütün doğum günü partilerini kameraya kendi eliyle kaydeden anne 10 yaşına gelen kızının uzayan saçlarını ilk kez kuaförde kestirdi ve saçlarından bir pano yaptı. Her yere kızıyla gitti ve kızının bütün mutluluk ve sorunlarına ortak oldu. Kızının bir yıl önce Trabzon KTÜ'yü kazanmasıyla sevinçleri bir kat daha arttı. Ailece gittikleri Trabzon'da kızlarını yurda yerleştirip geri gerdiler. Daha sonra telefon ve mektuplarla görüşmeleri devam etti. Anne, kızından gelen her mektubu ve fotoğrafı kızının odasında biriktirdi.
ALKOLLÜ SÜRÜCÜNÜN MUTLU BİR AİLEYİ NASIL YOK ETTİĞİNİN HİKAYESİ
Beril Üstünyer'in bu ani ölümü; Kars'taki baba Adil Üstünyer, ev kadını anne Hatice Üstünyer(53) ve Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü 1. sınıf öğrencisi ağabeyi Adem Onur'u Üstünyer'i yasa boğdu. Fevzi Çakmak Mahallesi'ndeki Dostluk Sitesi'nde oturan Üstünyer ailesi, tek kızları Beril'i trafik terörüne kurban vermenin acısını uzun süre üzerlerinden atamadılar. Babanın işte olması, erkek evladın da üniversitede okuması nedeniyle kızının acısıyla bir başına kalan anne Hatice Üstünyer, vaktini kızının odasında geçirmeye başladı. Kızının doğumundan ölümüne kadarki 18 yıllık bütün fotoğraflarını ve video görüntülerini arşivledi. Kızının odasında anılarını yaşatarak günlerini geçirdi. Kızı nerede fotoğraf çekilmişse o fotoğrafı çekildiği yere astı. Giysilerini çerçeveletip duvarlara astı. Kızının yatağını, yorganını sürekli temizledi ve kokularını sürdü. Kızının elinin değdiği bütün eşyaları koruma altına aldı. Kızının mezarına her gidişinde 18 adet gonca gül götürdü.
Anne Hatice Üstünyer'in bu tutkusu aileyi tedirgin etti. Bütün akrabalar harekete geçti ve anneyi sakinleştirmeye çalıştılar. Ama hiçbiri fayda etmedi ve kendini sakinleştirmeye gelenlere intihar etmek istediğini söyledi. Yüreği kızının acısına ancak 9 ay dayanabilen Anne Üstünyer sonunda kararını verdi ve geçtiğimiz günlerde evde kimselerin olmadığı saatte kızının fotoğraflarının asılı olduğu duvarın karşısındaki merdivenden boynuna ip bağlayarak intihar etti.
VASİYETİNDE NELER VARDI?
Anne Hatice Üstünyer ölümünden önce intihar edeceğini kafasına koyduğu için her şeyin hazırlığını yaptığını geride bıraktığı vasiyet mektubunda dile getirdi. Kınasını yakıp, kefenini bile kendi aldığını belirttiği vasiyetinde, "Öldüğümde beni yıkandıktan sonra başımı yeşil bir örtü ile bağlayın. Kızım Beril'in fotoğrafı ile Hz. Ali'nin defnedildiği yerin toprağından yapılan mührü kalbinin üzerine koyun. Kızımın saçlarının bulunduğu panoyu mezarımın başına koyun. Beni kızımın mezarının yanına gömün. Oğlumu çok seviyorum, ona söyleyin beni anlasın. Kızımın odasına da bundan böyle oğlum Onur'un dışında kimse girmesin. Herkes bana hakkını helal etsin. Ailem ve bütün sevdiklerim benim için Allah'a dua etsin. Allah'ın beni affetmesi için yalvarsınlar. Taziye yemeğimi vermeyin. Bu yemeklerin masrafıyla hastanede kızım ve benim hayrıma oda yaptırın. Yadıma muhtaçlara yardım edin. Kızımın acısına dayanamadım. Beni affedin. Beni bencillikle suçluyorsunuz ama ben bencil değilim. Asıl bencil olan sizsiniz. 'Bu acıyla baş başa kalın' diyerek asıl bencilliği siz yaptınız" ifadeleri yer aldı.
KARS YASTA
Anne Hatice Üstünyer'in cenazesi Hz. Ali Çarşı Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık'ta kızı Beril'in mezarronra telefon ve mektuplarla görının yanına defnedildi. Cenaze törenine; Üstünyer'in ailesi, akrabaları ve yüzlerce Karslı katıldı. Bir yandan kızının mürüvvetine doyamadan hayatına son veren annenin ölümü diğer yandan da anneyi bu ölüme sürükleyen trafik terörüne isyan eden Karslılar cenazeye akın etti. Mezara sular serpildi ve vasiyetteki gibi annenin kalbine kızının fotoğrafı, mezarının başına da kızına ait saçların bulunduğu pano bırakıldı.
SÜRÜCÜYE TATMİN EDİCİ BİR CEZA VERİLSEYDİ BELKİ DE ANNEM İNTİHAR ETMEYECEKTİ
Hatice Üstünyer'in Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü 1. sınıfta okuyan oğlu Adem Onur, şunları söyledi: "Bu acıyı kelimelerle tarif etmek imkansız. Bunun sebebi trafik terörü. İstatistiklerle her yıl Türkiye'de kaç kişinin öldüğü yayınlanıyor. Bu yıl 20 bin veya 30 bin artık her neyse. Aslında bu istatistikler yanlış. Bu trafik kazasında o anda ölenlerin sayısı. Bir de geride kalanların devam eden ölümleri var. 10 binlerce kurban milyonlarca akrabalarını hesaba kattığınız zaman. 9 ay önce kardeşimin ve şimdi de annemin ölümüne sebep olan şahıs, bizi de bu hale sokan adam 3 yıl 6 ay ceza alıyor. Şimdi de evinde ailesiyle birlikte yaşıyor. Alkollü olarak çarpıyor kardeşime, aşırı hızla çarpıp kaçıyor. Yapabileceği bütün hataları yapmış. 50 kilometre hızla gidilmesi gereken yolda 90 kilometre hızla gidiyor. Ve yaya kaldırımı. Artık olabilecek en kötü durum. Annem kardeşimi trafik kazasında kaybettiği zamandan beri kendisini öldürmeyi düşünüyordu. Bir kurşunun atıldığını düşünün. O kurşun 9 aydan beri o yolda ve 9 ay sonra kurşun anneme isabet ediyor. Anneme de aynı araba 9 ay sonra çarpmış oluyor. Annemin kendisini öldürmesinde de kardeşime çarpan sürücü Nihat K. sorumludur. Bu Nihat K. sadece 6 ay cezaevinde yattı. 3 yıl cezaya çarptırıldı. Şu anda dışarıda. Yargıtay süreci bekleniyor. Belki tatmin edici bir ceza verilseydi bunlar olmayacaktı. Şu an biz yaşıyoruz ama ölü gibi yaşıyoruz. Babam, ben, annemin kardeşleri hepimiz ölü gibiyiz. Bunlara bir şey yapılamıyor. Bu ne ilk olacak ne son olacak." Onur, ayrıca, "Türkiye aydınlanmayı tam olarak yaşayamadığı için insanlar birey olarak değil kelle olarak kabul ediliyor. İsmi ne olursa olsun herhangi bir topluluğa veya gruba üye olmadıktan sonra insanlar insan yerine koyulmuyor. Bu yüzden insanların yaşamasına değer verilmiyor ve ölümü de sıradan bir olay gibi kabul ediliyor" şeklinde konuştu.
AİLE TRAFİK TERÖRÜNE İSYAN ETTİ
Anne Hatice Üstünyer'in kardeşi Bülent Fidanboy, ablasını ölüme iten nedenin trafik terörü olduğunu söyleyerek, "Yeğenim Beril'i büyük umutlarla besleyip, 18 yaşına getirdik. Bunu sadece bize değil, Türkiye'ye de gelecek vaat ediyor diye Trabzon'a okumaya gönderdik. Ama kendini bilmez, cani, sarhoş, canavar bir sürücü son sürat gelip yaya kaldırımında Beril'e çarpıyor. Çarptıktan sonra da hiç yardım etmeden çekip gidiyor. Bu olanlardan sonra bunlar cezalandırılacak yerde mükafatlandırıyor. Aynı hatayı işlemeleri için çanak tutuluyor. Ne deniliyor bunlara? 'Siz çok iyi yapıyorsunuz. Gelin sizi mükafatlandıralım.' Şimdi de hız limitinin artırılması için bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçmese de bu yasa tasarısının teklif edilmesi bile büyük bir suç. Bu tam bir insanlık suçudur. Bunu nasıl veriyorlar? Bu insanlık suçunu nasıl işliyorlar? Bir de bu yasanın kabul edildiğini farz edersek ne olacak? Bakın o trafik teröründe bir aile yok oldu sadece bir insan değil. Sadece Beril ölmedi. Şu anda bir aile öldü, bir sülale yok oldu. Ve, kızının acısına dayanamayarak ablam kendi canına kıydı. Ablam hiçbir şeye kıyamazdı. Canını o kadar çok severdi ki ama canına kıydı. Kızının acısına dayanamadı, kendi canına kıydı. Bir insan nasıl kendi canına kıyar? Bize bıraktığı notunda, 'Kızımın acısına dayanamadım. Beni affedin. Beni bencillikle suçluyorsunuz ama ben bencil değilim. Asıl bencil olan sizsiniz. Bu acıyla baş başa kalın diyerek asıl bencil sizsiniz' demiş. Şimdi bu intiharın nedeni ortada değil mi?" diye konuştu. Hatice Üstünyer'in diğer kardeşi Önder Fidanboy ise, "Bu trafik kazaları bitsin artık. Bir tek trafik kazasında her şey şahısla bitmiyor. Bir aile yok oluyor. Bu kazaların bitmesi için ne gerekiyorsa bunu başarmamız gerekiyor" dedi.