Çarşamba, 08.10.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 
True

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  20º

Parçalı Bulutlu

13:11 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
Converse Unisex
79,00 YTL
 
 
Sony Cdx-GT470U
219,00 YTL
Haber > Mynet Özel
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu

Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Türkiye Diyetisyenler Derneği (TDD) İstanbul Şube Başkanı İÜ Kardiyoloji Enstitüsü Diyetisyeni Selma Önelge Gür. Gür ile Türkiye'deki beslenme alışkanlıklarını, diyetlerde yapılan hataları ve diyetin nasıl yapılması gerektiğini konuştuk.

Türkiye'deki beslenme bozukluğunun bir tablosunu çizerek başlayalım. Türkiye'deki sorun yetersiz beslenme mi? Dengesiz beslenme mi?

Selma Önelge Gür: Türkiye hem gelişmiş ülkelerin sorunlarını, hem de gelişmekte olan ülkelerin sorunlarını içeriyor. Türkiye'de bebek ölümleri halen çok yüksek. Yetersiz beslenmeyle ilgili sağlık bozukluklarının başlıcaları protein-enerji malnütrüsyonu, anemi, raşitizm, iyot yetersizliği bozuklukları, vitamin yetersizliği bozukluklarıdır. Ülkemizde bu sorunlar okul öncesi yaş grubu çocuklarla doğurganlık dönemindeki kadınların sağlığını olumsuz etkilemektedir. Ağır işte çalışan işçiler de bu sorunlardan etkilenmektedir. Dengesiz ve sağlıksız beslenme ise öldürücü ve yaşam kalitesini düşürücü olarak tanımladığımız hastalıkların oluşmasında önemli bir faktördür. Şişmanlık, koroner kalp hastalıkları, diyabet, bazı kanserler, osteoporoz bunların en önemlilerindendir. Şişmanlık her geçen gün artıyor. Sadece istanbul da yaklaşık bir milyon diyabetli var ve kalp hastalıklarında kadınlarda Avrupa birincisiyiz.

Peki neden böyle oldu? Neden tablo hızla kötüye gidiyor?

Selma Önelge Gür: Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, bireyin enerji harcamasının azalması, enerji yoğunluğu ve yağ içeriği yüksek besinlerle saflaştırılmış yiyecek ve içeceklerin tüketiminin artması, çevrenin kirlenmesi ve hareketsizlik kronik hastalıkların artmasına yolaçmaktadır.

Hem şişman hem de yetersiz veya dengesiz beslenmiş kişi olabilir mi?

Selma Önelge Gür: Elbette. Şişman ama kansız insanlara çok sık rastlıyoruz. Bu sağlıksız beslenmenin bir sonucudur.

Sağlık beslenmeyi nasıl yapabiliriz? Nelere dikkat etmeliyiz?

Selma Önelge Gür: Beslenme karın doyurmak ya da canımızın çektiğini yemek değildir. Beslenmede amaç, bireyin yaşına, cinsiyetine, çalışma ve özel durumuna uygun enerjiyi ve besin öğelerinin herbirini yeterli miktarlarda sağlamaktır. Bunun yanısıra besinlerin uygun seçimi ,hazırlanması, pişirilmesi, saklanması ve tüketilmesinde belirli kurallara uyularak besin değerlerini korunması ve maliyeti en azda tutulması da diğer amaçlarındandır. Yiyeceklerin satın alınmasından, pişirilmesine kadar geçen süreç de sağlıklı beslenmeyi içeriyor. Bu konuda doğruların neler olduğunun bilinmesi lazım. Doğru seçim, doğru zamanda, doğru miktarda tüketilmeli. Doğru eş, doğru arkadaş, doğru işin seçilmesi nasıl mutluluğumuzsa, bu üçünün de birarada yapılması sağlığımızı olumlu yönde etkileyecektir. Vücudumuzun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin herbirinin yeterli miktarda alınması ve vücutta kullanılmasını yeterli beslenme olarak tanımlıyoruz.

Besin öğelerini 6 grupta topluyoruz. Vitaminler, mineraller, proteinler, yağlar, karbonhidratlar ve su. Yani kısaca 50'ye yakın besin öğesine her gün ihtiyacımız var. Bu 50 öğeyi bir yiyecekte bulamıyoruz. Bunları içerdikleri besin öğeleri türleri, miktarları ve besleyici değerleri yönünden 4 temel besin gurubunda topluyoruz. Karbonhidratlar ( tahıl, nişastalı yiyecekler, kuru baklagiller); sebze ve meyveler, süt ve yoğurt, et ve et ürünleri.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi nasıl yapacağız?

Selma Önelge Gür: 4 temel besin grubundan her öğün en az bir çeşidine yer vermemiz gerekiyor. Bu seçenekler her sosyo-ekonomik düzeydeki bireyler için de mümkün. Sofra düzenimizi yeniden ayarlamamız gerekiyor. Hem doğru, hem yeterince, hem doğru zamanlarda tüketeceğiz. Çünkü yeterli ve dengeli beslenmenin birinci ilkesi, öğün atlamadan yiyecekleri tüketmektir. İkincisi yavaş yiyip iyi çiğnemektir. Üçünçüsü az önce söylediğim çerçevede seçip tüketmektir. Her bireyin ihtiyacı farklı olduğuna göre, besin gruplarının porsiyonları da farklı olacaktır. Diyet bireyseldir denmesinin ana çıkış noktası budur.

Diyetlere gelirsek. Diyet nasıl yapılmalı ve diyete başlanırken nelere dikkat edilmeli?

Selma Önelge Gür: Biz diyet sözcüğünü çok fazla kullanmıyoruz. Diyet şimdiye kadar çok yanlış kullanıldı ve tüketildi. Yapılan herşey sağlıklı beslenme temelinde olmalı. İster şişman olun, ister şeker hastası olun, ister kalp hastası olun, çocuk olun. Tedavinin temeli sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanılmasıdır. Bireyin enerji gereksiniminin yüzde 55'inin karbonhidratlardan, yüzde 15'i proteinlerden, yüzde 25-30'de yağlardan gelmelidir. Bu dengeyi sağladığınız zaman, beslenme tedavisini halledebilirsiniz. Dolayısıyla zayıflama diyetleri de bundan ayrı düşünülemez.

Diyetler açısından rant çok fazla olduğu için, bir çok kişinin de estetik kaygılardan dolayı zayıflamaya çalışması bu işi bir pazar haline getirdi. Zayıflamak isteyen bir kişinin öncelikle şişman olup olmadığının saptanması gerekiyor. bunun içinde beden -kütle endeksi denilen bir ölçümden yararlanılır. Ölçüm aralıklarına göre şişmanlık tanısı konur. Böylece ideal kilonun ne olması gerektiği saptanır. Eğer kişi şişmansa, güvenilir bir sağlık kuruluşlarına başvurması gerekiyor. Şişmanlık tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın seyir özelliğinde olduğu gibi süreklilik gösterir. Tedavi diyetisyen, hekim ve hatta psikologların ortak çalışmasını gerektiriyor.

Diyet yapan herkesin bir sağlık kuruluşuna başvurmadığını düşünürsek, diyet yaparken ne gibi hatalar yapılıyor?

Selma Önelge Gür: Evet, zayıflamak için çok büyük hatalar yapılıyor. Bir kere aç kalınarak kısa sürede zayıflamak sağlığımıza aykırı. Aç kalmak şişmanlanın bir başka yolu. Çünkü bedenimiz açlığa göre değil, sık aralıklarla beslenmeye göre programlanmış. Bunun için de öğün disiplinine çok iyi uymamız gerekiyor. Eğer biz yemeklerimizi aralıklı olarak yersek, beden aç kalma tehdidi içinde olduğunu düşünüyor. Bundan hareketle beden, yenen tüm yiyecekleri depoluyor. Kıtlık dönemlerinde kullanmak üzere yağa dönüştürüyor. Bunu yaparken de metabolizmayı yavaşlatıyor. Dolayısıyla tek öğün beslenmek, öğün atlamak şişmanlığın nedenlerinden biridir.

İkinci neden tek besinle diyet yapmak. Günde 50'ye yakın besine ihtiyacımız olduğunu tekrar ifade edelim. Bu nedenle dergilerde, gazetelerde ve internette görülen tek besine dayalı diyetlerden kaçınılması gerekiyor. Ayrıca bunlar çok düşük kalorili diyetler. Diyetin bireysel olduğu unutulmamalıdır.

Yapılan en büyük hatalardan bir tanesi su içmemek. Vücudumuzun yüzde 60'ı su. Bunun için mutlaka yeterince su almamız gerekiyor.

Tabiki haraketsizlik de şişmanlığı en önemli faktörlerinden biri.

Yanlış diyetin veya beslenmenin zararları neler?

Selma Önelge Gür: Tartıda zayıflamış görünebilirsiniz. Ancak çok düşük kalorili diyetlerle, tek besinle beslenmede gerçekten yağ dokusunu kaybedemezsiniz. Bu süreçte hızlı verilen kilolarda kayıp, yağsız kitle dediğimiz kaslarımızda ve vücudumuzdaki su kaybından oluşur. Bu program süreci bittikten sonra yiyecek stiline alışkanlık kazanmazsak, eski beslenme tarzımıza dönersek, tekrardan kilo almaya başlarız. Çok hızlı bir şekilde eski kilolarımıza döneriz. Ve bu süreklilik arz ettiği takdirde her seferinde metabolizmamız değiştiği için kilo vermekte daha da zorlanırız.

Zayıflamada asıl hedef beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek bunu yaşam biçimine dönüştürmek ve sürekli kılmaktır

Peki çocuk ve gençler?

Selma Önelge Gür: Yaşamın her döneminde önemli olan sağlıklı beslenme, çocuklar için anne karnında başlar 20'li yaşlara kadar devam eder. Gebelik ve çocukluk döneminde beslenmenin kısa ve uzun dönemde önemli etkileri vardır. Çocukları iyi beslenen toplumlar daha sağlıklı ve üretken olurlar. Sağlıklı beslenme eğitimi çocukluk döneminden itibaren verilmelidir.

Zayıflatıcı kremler, çaylar, yiyecekler satılıyor. Sizce bunların faydası var mı?

Selma Önelge Gür: Eğer siz yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmadıysanız, vücudunuzun karın bölgesine sürdüğünüz kremden yararlanamazsınız. Siz günlük yaşantınızda egzersizi olmazsa olmaz kural haline getirmediyseniz, sonuç alamazsınız. Yeşil çay gibi bitkisel içeceklerin zayıflatıcı özelliği bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Ancak sıvı gereksinimini sağlamada çeşnilik katabilir. Ama hiçbir zaman tek başına zayıflatıcı fonksiyonları yoktur. Yani yeterli ve dengeli besleniyorsanız, bir-iki bardak bitkisel çay içebilirsiniz.

Sağlık beslenirken bazı ürünleri de hiç almamak gerekiyor. Nedir bu ürünler?

Selma Önelge Gür:Aslında hiçbir yiyecek yasak değil. Yeter ki harcadığımız enerji ile aldığımız enerji dengeli olsun ve sağlıklı besinler seçelim. Bol miktarda sebze meyve tüketelim.(günde en az beş-yedi porsiyon.) Çeşitli tahıl ürünleri, özellikle kepekli, tam tahıl ürünlerini tüketelim. Yağ oranı düşük veya yağsız ürünleri tercih edelim. Hayvansal yağ yerine zeytinyağ ve mısırözü, ayçiçek, soya, yumuşak margarin kullanalım. Daha sık ve yeterince balık, kurubaklagil ve beyaz et tüketelim. Kalorisi yüksek, besin değeri düşük yağ ve şeker içeren her türlü unlu yiyecekten kaçınalım. Kızartılmış yiyecekler tüketmeyelim. Tuzu ve şekeri azaltalım. Alkollü içeceklerden uzak duralım.

Gençler arasında "yememe takıntısı" adı verilen bir uygulama yaygın. Bunun için ne söyleyeceksiniz?

Selma Önelge Gür:Zayıflamaya genellikle estetik gözle bakıldığı için, gençler arasında yaygınlaşıyor. Özellikle genç kızlarda "Bulimia" ve "Anoreksia nevrozu" olarak tanımlanan yeme davranış bozuklukları görülebiliyor. Çok aşırı noktada ölümle sonuçlanan ve tıbbi tedavisi gerekli olan ciddi hastalıklar. Gençlere yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmeyi öğretmemiz lazım.

Diyette akapunktur, hipnoz gibi yardımcı tıp teknikleri de kullanılıyor. Bunların diyete faydası var mıdır?

Selma Önelge Gür:Artık diyet sözcüğü yerine, sağlıklı beslenme tanımını kullanalım. Akapunkturla zayıflamaya ben inanmıyorum. Şişmanlık bir enerji dengesi olduğuna göre, aldığımız enerji ile harcadığımız enerjiyi dengelenmediği takdirde sorundan kurtulamayız. Akapunkturda bireyin doyma merkezi etkileniyor. Ama insan zihninde kararlılığını ve beslenme proğramına katılımını sürdürürse ve gereksinimi kadar yerse sorunu çözecektir diye düşünüyorum. Bu konuda yapılan bir başka yanlışta akapunktura giden bireylere verilen diyetler çok düşük kalorili diyetler. Sağlıklı değil, bunun doğru bir yol olduğunu ben düşünmüyorum.

Hipnoz içinde, eğer birey çok uzun yıllar boyunca sorununu çözememişse ve şişmanlamasının altında psikolojik olaylar yatıyorsa, onu açığa çıkarmak, onunla başedebilmek için uygulanan bir yol. Bunu da birey kendi kendine ya da psikolog yardımıyla bulabilir diye düşünüyorum.

Özlem Ulueren

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?