Pazar, 07.09.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 
True

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  27º

Az Bulutlu

14:12 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
Bayan El Çantası
29,80 YTL
 
 
Abiye Elbise
50,00 YTL
Haber > Mynet Özel
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak

Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Türkiye Otomobil Federasyonu Başkanı Mümtaz Tahincioğlu. Tahincioğlu ile Formula 1'in Türkiye’ye gelmesi için 10 yıldan fazla bir süredir yaptığı girişimleri, F 1 pistindeki çalışmaları ve Türkiye'deki otomobil sporlarının durumunu konuştuk.

Formula 1, 2005 yılında Türkiye'de yapılacak. Öncelikle pist yapımının ne aşamada olduğunu sorarak başlamak istiyorum?

Mümtaz Tahincioğlu: Formula 1'i Türkiye'ye getirmek için yaptığımız çalışmalar, F1'in Türkiye'ye ne getireceğini anlatmakla başladı. Bunu devlete anlattık. Daha sonra şehir belirlendi ve İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım'ın kontrolünde, projenin yapım aşamasına geçildi. Bu arada Türkiye'de projeye destek verecek yan taşeron şirketler tespit edildi. 10 Eylül'den bu yana yapılan çalışmaları özetleyecek olursak, ağırlıkla arazinin düzenlenmesi üzerinde duruldu. Hava şartları sebebiyle bu çalışmalarda aksamalar oluyor. Ancak inşaat konusunda, yani beton işinde çok ilerdeyiz. Biz bugün yapılan çalışmalarda hem federasyon olarak hem de Formula 1 derneği olarak 2 ay önde gidiyoruz. Bu çalışmalar birkaç ay içinde özellikle Mart-Nisan aylarında 3 vadiyaya dönüşecek. Üç vardiya olduğu anda daha da ileriye gideceğiz. Yani önde olduğumuz iki ayı daha da yükseltip projeyi bir an önce bitirmeye çalışıyoruz. Kaba işlerin büyük bir bölümünü 2004 yılında bitirmeyi hedefliyoruz ki, bu hedefe ulaşılacak gibi görünüyor. Böyle olursa 2005 yılında işin detaylarıyla uğraşacağız.

Proje şu anda çok iyi gidiyor ama bir desteğe ihtiyacınız var mı?

Mümtaz Tahincioğlu: Formula 1, tek başına ayrı bir konu olduğu için bağımsız bir olay. Devlete bu projenin başlatılabilmesi için vermiş olduğumuz taahhütleri yerine getirdiğimiz için devlet açısından herhangi bir sorunumuz yok. Devlet şu anda bu projenin arkasında ve çok ciddi bir şekilde de desteklemeye devam ediyor. Devlet adına da Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, bu projeyi destekliyor. Projenin finansörlerinden İTO Başkanı Mehmet Yıldırım grup olarak bazı sıkıntılar yaşıyor ancak onlar da Türkiye'nin kendi yarattığı sıkıntılar. Bazı yönetmeliklerin, kuralların uyumsuzluğundan oluşuyor. Ama bunların hepsi zaman içinde aşılıyor. Şu anda bizi çok rahatsız eden, öne çıkan, bizi engelleyecek herhangi bir problem yok. Bazı problemleri herkesin yaşadığı gibi biz de yaşacağız. Ama zaman içinde azalıyor. Tekrar etmek istiyorum, ne türlü problem ne olursa olsun, bunları biz grup olarak, yani; İTO, Formula Derneği ve federasyon olarak elimizden geldiği kadar elimine etmek istiyoruz. Bunu da başarıyoruz. Bu işin gerçek gücü Mehmet Yıldırım'da. O bu işleri grup olarak çok iyi hallediyor. Dernek ve Federasyon olarak da bu projenin teknik danışmanlığını ve mekanik konumundaki danışmanlığını sürdürüyor. Bu üç ayrı kurum projenin gerçekleşmesi için çok uyumlu çalışıyor.

Formula 1'in 60 milyon dolar civarında bir maliyeti var. Peki Türkiye'ye getirisi ne olacak?

Mümtaz Tahincioğlu: Olaya önce devlet açısından bakalım. Bu projenin gerçekleşmesi için Türkiye'nin vermiş olduğu iki tane taahhüt vardı. Biri diyor ki, sözleşme devam ettiği müddetçe (bu sözleşme 7 senelik), devlet Türkiye adına her yıl 13.5 milyon dolar yarış yapma bedeli ödeyecek. Artı bu tesisin 2005'de verilecek olan yarışa kadar biteceğine dair taahhütname. Bu ikisi devletin sorumluluğu. Peki devlet bu parayı nasıl kazanacak? Devlet her sene Türkiye'ye getireceğimiz yabancı seyirci, yani turistin harcayacağı dövizin KDV'sini alacak. Artı bu harcanan paranın kurumlar tarafından elde edildiğini düşünürsek, gelir vergisi olarak devlete kazanç sağlanacak. Bunları topladığınızda 14.5- 15 milyon dolar gelir elde edecek. Yani devletin cebinden hiç para çıkmayacak. Bu organizasyondan dolayı para alacak. 13.5 milyon dolar değişmeyecek ancak biz KDV oranını arttırdığımız sürece devlet hep kazanacak. İkinci konu, bu tür harcamaların yani Türkiye'ye gelen turistin-seyircinin yaptığı harcamaları, turist başına en az 1000 dolar diye hesaplıyoruz. Bu 1000 dolar, 50-60 bin kişi getirdiğimiz zaman İstanbul içinde 50-60 bin dolar para harcanacağı anlamına gelir. Dünyada 35 milyon dolardan 150 milyon dolara kadar paranın harcandığı ülkeler bulunuyor. Biz bu rakamın ortalamasını alıyoruz. Bunun yanında oteller, restaurantlar, alışveriş merkezleri, nakliye şirketleri, uçaklar, hediyelik eşyalar gibi aklına ne geliyorsa, bunların hepsi çalışacak.

Bütün bunları bir yana koyduğunuzda, Türkiye'nin 203 ülke tarafından canlı yayın sırasında seyredilmesinin getirmiş olduğu tanıtım ve prestiji parayla satın alamazsınız.

Bir şey daha var, sizi 203 ülkede seyreden insanlar, dünya çapında yaklaşık 1.5 milyar kişi demek oluyor. Bunların sadece binde 2'si Türkiye'ye gelme kararı verseler, 3 milyon kişi eder. Bu 3 milyon kişi Formula 1'i izledikten sonra gelirse, devlete büyük bir katkıda bulunur. Devlet Türkiye'ye gelen 14 milyon turisti katlamak istiyor. Bunu kaç yılda katlayabiliriz. İşte biz bunun 3-4 milyonunu Formula 1 organizasyonuyla getirirsek, hem devlete destek hem de başarılı oluruz.

Siz Formula 1 için hazırlıklarınızı yapıyorsunuz. Peki İstanbul Formula 1 için hazır mı? Konaklama, restaurant, alışveriş merkezleri gibi...

Mümtaz Tahincioğlu: Biz bundan bir yıl öncesine kadar üç şehrin üzerinde durduk. Üç şehri seçerken de bize kriterler verildi. Antalya, İzmir ve İstanbul... Bunların kendi içinde artıları ve eksileri vardı. İstanbul seçildi, o kriterleri yerine getiren birinci şehir olmasına rağmen İstanbul'un Antalya ile yatak sayısını karşılaştırdığımızda arada büyük bir fark olduğunu görürsünüz. Antalya'da 400 bin kişilik yatak kapasitesi var, İstanbul'da 74 bin. İzmir ve çevresinde de İstanbul'a yakın bir rakam var. Bugün itibariyle İstanbul 74 bin kişiyi ağırlayabiliyor. 2005'de de en az yüzde 5 daha ilave olur. Bizim hedefimiz zaten en fazla 50 bin kişiyi dışarıdan getirmektir. Ayrıca İstanbul, para harcamak için en ideal yer. Biz parayı ciddi harcattırmak istiyoruz. Diyorlar ki, 'neden pistin yakınlarına otel yapmıyorsunuz?' diye. Neden yapalım? 75 bin yatak varsa ve bu yatakların hepsi İstanbul'un para harcandığı bölgelerde olduğu sürece otel yapıp pistin yanında adamı yatırmamız bizim para harcamamızı azaltır. Önce paraları yattıkları yerde harcasınlar. Bu açıdan bakıldığında İstanbul doğru bir şehirdir.

Bu arada bizim yollarla ilgili yapacağımız çalışmalar var. Olimpiyat Stadı'nın seçilmiş olduğu alanın sıkıntısını yaşamak istemiyoruz. Onun için çok yüklü tedbirler alıyoruz. Biz daha şanlıyız o konuda. En azından bağlantılarımız daha iyi bir şekilde yapılacak. Hatta bir kısmı da bizim projelerimiz dışında zaten yapılmak üzere başlatıldı. Onun için bizim İstanbul trafiği açısından da böyle bir sıkıntı yaşamayacağımızı düşünüyorum.

Peki pistin Anadolu Yakası'nda olmasının bir dezavantajı var mı?

Mümtaz Tahincioğlu: Tam tersine avantajı var. Biz trafiği ters tarafa götüreceğiz. Eğer pisti şehe yakın bir yere yapsaydık, şehir için çok birikim olurdu. Biz kalabalığı yayıyoruz. Bunun için de trafik yoğunluğu yaşamayacağız. Şu anda İstanbul'un yaşadığı normal akşam trafiğiyle, bizim o günlerde yaşayacağımız trafik arasında hiçbir fark olmayacak. Hem okullar tatil olacak hem de hafta sonu yapılacak yarışlar. Bu arada biraz da trafik olsun.

Tabi bu arada unutmamak lazım ki, bu şikayetleri yapacak çok büyük adamların uçakları Sabiha Gökçen Havaalanı'na inecek. Şehir içinde de hareketlerini helikopterlerle yapacaklar.

Ben bu noktada yine piste dönmek istiyorum. İstanbul'daki pistin dünyanın diğer yerlerindeki pistlerden daha farklı olacağını biliyorum. Peki nedir bu fark?

Mümtaz Tahincioğlu: İFormula 1 pistlerini geçmişte yapan ülkeler çok düz alanda yaptılar. Düz alanın getirdiği maliyet farkı var. Bu maliyet farkı tabi ki önemli. Formula 1'in patronu Bernie Ecclestone dedi ki, "Düz pistlerde yapılan yarışlar çok heyecansız oluyor. Gelin siz şunu engebeli arazi üzerinde yapın ki, hem televizyon seyircisi açısından çok heyecanlı olsun hem de seyredenler heyecanlansın." Bizim de arazimizin engebeleri çoktu. Ama bu engebeler hem heyecan getirdi, hem de bizim pistimizin daha güvenilir olması açısından bazı imkanlar doğurdu. Biz bunu da kullandık. Yeni bir proje yapıldı. Pistimizi saat yönüne ters bir şekilde yapacağız. Bu bize has bir özellik değil, başka ülkelerde de bu pistlerden var. Bizim önemli avantajımız ise engebeli arazilerin doğurduğu virajların inişi-çıkışı aynı anda olacak. Hem viraj dönülecek hem de inip-çıkacak. Onun için sportif yönden heyecanlı bir pist olacak. Bir de geçiş noktaları çok iyi olacak. En büyük sıkıntı geçişlerin iyi olmaması. Bundan dolayı da yarışlar ağırlaşıyor. Heyecan kalmıyor, herkes birbirini takip ederek yola devam ediyor. Ama geçiş imkanı veren pistler daha heyecanlı oluyor. Biz tesisimizi sıfırdan yaptığımız için bu avantajlara sahibiz.

Siz hem Formula 1 hem de motor sporlarıyla uğraşıyorsunuz. Maddi ve manevi anlamda sizin kişisel katkılarınız çok fazla. Bu durumdan nasıl etkileniyorsunuz?

Mümtaz Tahincioğlu: Mesaimin büyük bölümünü buraya harcadığım için şirketteki eksikliğimi fazla mesai yaparak kapatmaya çalışıyorum. Her akşam saat 18:00'den 23:00'e kadar mesai yapıyorum. Seyahat etmediğim sürece bu hemen hemen her gün oluyor. Ama bütün bu çalışmalar neticesinde işimi aksatıyor muyum? Tabi aksatıyorum. İşimi veya benim ileride yapacağım çalışmaları etkiliyor mu? Tabi etkiliyor. Gelirimi etkiliyor mu? Tabi etkiliyor. Evet çok paralar harcadık ama bunun tek nedeni sporu sevmemizdir.

Bütün bu fedakarlık sadece sporu sevmekten mi kaynaklanıyor?

Mümtaz Tahincioğlu: Başka türlü olmaz. Bu işin okulunu okumadım. Sevdiğiniz bir şeyi devam ettirmek zorundasınız. Yoksa bu başarıları arka arkaya getirecek imkanları doğurmaz. Evet, işimizden çalıyor, gelirimizi azaltıyor. Ama ben hiçbir zaman bunları bahane olarak kullanmıyorum. Çünkü açığı daha fazla çalışmakla kapatmaya çalışıyorum.

Türkiye'de otomobil sporları nerede? Şu anda olması gereken yerde mi? Siz bunun için çok fazla emek sarfediyorsunuz. Sizin istediğiniz yerde mi Türkiye'de otomobil sporları?

Mümtaz Tahincioğlu: Bana 5 sene sonra da sorsanız yine aynı yanıtı alırsınız. Hiçbir zaman memnun olmayacağım. Çünkü memnun olmak demek işi bitirmek demektir. Bu iş bitmeyeceğine göre hiçbir zaman memnun olamayacağım. Biz kendimizi geliştirmekte ve Türkiye'ye böyle projelerin getirilmesi konusunda öncü olmaya çalışacağız ve bu işleri de yapacağız. Ama bugünkü değerlendirmeyi motor sporları açısından yaparsak, tabi ki Türkiye benim arzu ettiğim yerde değil. Ne kadar biz bir organizasyon zenginliği yaşıyorsak, Türkiye'de unutmayın ki bir Avrupa Şampiyonası, 3 tane Dünya Şampiyonası yapılacak. Şu anda 3 tanesini yapıyoruz. Formula 1 de olduğunda 4 organizasyonun ev sahipliğini yapmamıza rağmen Türkiye'de motor sporlarının gelişimi ister istemez ekonomik çizginin paralelinde yürüyor. Yani Türkiye'deki ekonomik güç veya zenginlik arttıkça motor sporları da aynı şekilde artıyor. Bunda sporcu yetiştirmemizden, Türkiye'deki takımların daha zengin ruhlu olmasına, kulüplerin bu konuya çok daha ciddi bakmalarına kadar herşey önemli rol oynuyor. Bunların hepsini birbirleriyle birleştirdiğinizde motor sporlarının Türkiye'yi temsil edecek hale gelmesi gerekiyor. Bunların hepsi zaman içinde olacak. Sporcu gelişmesi için tesis lazım. Tesis yapabilmek için para lazım. Takımlar kurmak için ekonominin iyi olması lazım. Otomotiv sanayisinin takım kurması için arkasında güçlü bir finans kaynağının olması lazım. Finans kaynağı demek satışların artması demek. Bunların hepsi birbirine paralel işler. Onun için 5 sene sonra yine aynı soruyu sorduğunuzda yine aynı cevabı veririm. Hiçbir zaman tatmin olmayız. Çünkü hedeflerimiz çok büyük. Hedeflerimizin çoğunu gerçekleştirmiş olmamıza rağmen, Türkiye için yapılacak o kadar çok iş var ki.. Tabi bunların hepsini istediğimiz için gerçekleştirdik, çalıştık ve ekonomik platformu sağladık.

Türkiye'de otomobil sporlarının daha ileriye gidebilmesi ve bu konuda söz sahibi ülkelerin konumuna gelebilmesi için ne yapılması gerekir?

Mümtaz Tahincioğlu: Biz, olmayan otomobil sporlarını teslim almadık. Biz yaralı bir hayvanı teslim almaya çalıştık. Onu iyileştirdik, güzelleştirdik. Ve şovlara sokmaya başladık. Ve bu şovların neticesinde kupalar kazanmaya başladık. Bir gün gelecek ve ben görevimi bırakacağım. Arkamdan gelecek kişileri yetiştirmek benim vazifem. Şu anda organizasyonlar içinde yer alan kişilerin hiçbiri bu işin içinde okumuş kişiler değil. Hepsi işi sevenler ve bunu bir gün meslek haline dönüştürmek isteyenler. Bizlerin federasyon olarak vazifemiz sportif bir çatıyı oluştururken ayrıca Türkiye'nin turizm elçisi olmaktır. Bu misyonumuzu da devam ettirmek istiyoruz.

Türkiye'de motor sporlarının yayılması için de özellikle trafiği, yani daha iyi araç kullanma alışkanlığını getirmek için bizim alt kademedeki ilkokulumuz olan carting ve benzeri branşları geliştirmek istiyoruz. Çünkü bunlar çok erken yaşta başlıyor. 7 yaşında bir çocuğa bu eğitimi verdiğinizde, otomobile bindiğinde çok daha bilinçli oluyor. Böylece trafik canavarını daha ortaya çıkmadan öldürmüş oluyorsunuz.

Özlem Ulueren

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?