Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk. 3 dönemdir Başkanlık koltuğunda oturan ve 28 Mart seçimlerinde yeniden aday olan Öztürk'le Kadıköy'ü, sorunları ve projeleri konuştuk.
Belediye başkanlığında 3 dönemi geride bıraktınız. Şimdi 4. dönem için yeniden adaysınız. Neden devam kararı aldınız?
Selami Öztürk: Bu dönem karar vermem daha kolay oldu. Ben işimi çok seviyorum, ayrıca 3 dönemdir bu işi yapınca, insanın hayatının bir parçası haline geliyor. İyi mi? Kötü mü? bilemiyorum ama bütün hayatımı ben 15 yıldan bu yana belediye başkanlığına göre düzenlemiş durumdayım. Aile hayatım, iş hayatım, günlük yaşamım tümüyle buna göre ayarlandı. İnsan ilişkilerinin öne çıkması, birebir insanlara hizmet etmek, manevi tatminin çok fazla olması, insana yeni bir yaşam gücü veriyor. Bu da biraz vazgeçilmez kılıyor belediye başkanlığını. Benim için manevi yönü son derece önemli.
İkincisi, Türkiye'deki siyasal ortamın da bu dönem özellikle Kadıköy'de kalmamda ve aday olmamda, milletvekilliğine gitmememde önemli etkisi var. Çünkü Kadıköy'de biz 15 yıllık dönem içinde Kadıköylülerle yerel bazda projeleri tartıştık, uyguladık, birçok konuda hemfikir olduk. Ama yüzde 100 beraber olduğumuz bir konu var ki, demokrasinin korunması, ilke ve devrimlerin yaşatılması konusunda Kadıköylüler inanılmaz destek verdiler.
29 Ekim akşamı yüzbinlerce kişinin yürümesi ve ona sahip çıkması çok ciddi bir olay. Baktığınızda oraya gelen insanların hepsi bana oy vermiş değil. Vermeyenler de oradaydı. Türkiye'nin gelmiş olduğu bu ortamda bana oy veren-vermeyen ama Türkiye'de demokrasinin öyle veya böyle biraz tehlikeye düştüğünü hisseden herkes bu dönem inanılmaz şekilde destek veriyor. Sokakta herkes 'bize görev verin, biz de çalışalım, nasıl yapalım' diye inanılmaz şekilde tepki veriyorlar. Bütün bunlar benim belediye başkanlığına tekrar talip olmamda büyük etken oldu. Yani o kadar etkili oldu ki bu, eşim belki bir dönem daha yapmama izin vermeyecekti ama dediğim bu ortamları onlarla birlikte yaşadığım için ailem de şu anda beni müthiş şekilde teşvik ediyor. Ben de 1994 yılında belediye başkanlığına aday olduğum dönemden daha fazla heyecanlı, daha fazla istekliyim şu anda.
Kadıköy CHP'nin kalesi mi?
Selami Öztürk: Aslına bakarsanız Kadıköy sosyal demokratların kalesi. Örneğin geçen dönem DSP burada 171 bin civarında oy aldı ve ciddi milletvekili çıkardı. Bu dönem CHP 183 bin oy aldı. Bu da gösteriyor ki, Kadıköy'de ciddi bir sosyal demokrat potansiyel var ve bu potansiyel partilerin durumuna göre sol veya liberal yelpazede bazen değişiklikler gösterebiliyor. Ama değişmeyen bir yeri var o da, yerel seçimlerde özellikle CHP'yi tercih ediyor. Bu yerel seçimde de bu tercihin daha da katlanarak artacağına inanıyorum.
Seçimlerle ilgili tahminleriniz nasıl?
Selami Öztürk: Her seçim bir sınav. Yani, seçim kolay değil. Bütün bunlara rağmen Kadıköy'de bugüne kadar almış olduğumuz sonuçların en iyisini bekliyorum. Bunun için ben de çoğu kez tahmin yapmakta zorlanıyorum. Her koşulda Kadıköylülere güvenerek yüzde 50'nin üzerinde bir oy alacağımı tahmin ediyorum.
Kadıköy'de CHP'nin oyunun yanında Selami Öztürk olarak sizin kendi oyunuz da var mı?
Selami Öztürk: Kadıköy'de temel oy partinin oyudur. Her yöneticinin hizmet ettiği birebir diyalog kurduğu kesimlerden almış olduğu oylar da vardır. Bu sadece benim için değil, bütün belediye başkanları için geçerlidir. Bu açıdan benim de bu konuda ciddi bir yüzdem olduğu söyleniyor. Bu 99 seçimlerinde sandığa da yansımıştı. Bu seçimde de bunun yansıması halinde partimizin oyuyla birlikte yüzde 50 rakamına ulaşacağımıza inanıyorum.
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sefa Sirmen. Şansını nasıl görüyorsunuz?
Selami Öztürk: Sefa Sirmen çok iddialı geliyor. 900 bin oy farkla alacağım demişti. Bizim temel görevimiz Kadıköy'de çok iyi bir sonuç alıp, alacağım oyları 'Büyükşehir'e yansıtmak, oyları takviye etmek ve yükseltmektir. Bu anlamda Sefa Sirmen'le biz çok olumlu çalışırız. Sefa beyi tanıyorum, çok çalışkan ve belediyeciliği çok iyi bilen bir duayenimiz bizim. Bu anlamda ben Sefa Sirmen'in aday olmasından dolayı mutluluk duyuyorum.
İstanbul'da başarılı olabilir mi sizce?
Selami Öztürk: Tabi. Bu konuda yeterli deneyimi ve birikimi var. Belediyecilik bir yönetim işi. Yani yönetim organizasyonu. Sefa Bey de bu yönetimi İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı olarak en iyi göstermiş isimlerin başında gelir. Sayın Sefa Sirmen'in seçimleri kazanması halinde İstanbul'da başarılı hizmetlere imza atacağına inanıyorum.
Seçilirseniz neler yapacaksınız? Yeni projeler, 3 dönemdir yapamadıklarınız var mı?
Selami Öztürk: Kadıköy 15 yıl içinde gerçekten çok düzenli ve sağlıklı bir yer haline geldi. Kadıköy'de gecekondu yok. Oysa Kadıköy'ün 13 mahallesi gecekondulardan oluşuyordu. O bölgelerde gecekondu yapımını tamamen önlediğimiz gibi, geriye sayım başladı. Gecekondular kaldırıldı, yeşil alanlar, toplu konutlar yapıldı. Yani Kadıköy hızlı bir kentleşmeye doğru gitti. Kadıköy'ün kendi içinde gerek trafik düzeni, gerek hava kirliliği, gerekse çevre kirliliği bakımından büyük adımlar attık. Örneğin 15 yıl önce Kadıköy'de hava, deniz kirliği had safhadayken ve yeşil alanları yokken, şimdi önemli ölçüde yeşil kazanım var. Hava kirliliği önemli ölçüde azaldı. Deniz neredeyse yüzülecek seviyeye geldi. Bütün bunlara Kadıköylülerin katkısı var. Kentlilik bilincinin gelişmiş olması, kenti temiz kılıyor. Bütün bunları yanyana koyduğunuzda Kadıköy, İstanbul'da prestijli bir ilçe; Kadıköy ismi de patent haline geldi.
Örneğin maç anlatırken artık 'Kadıköy'de' diye anlatılıyor, karşıdan gelenler artık 'Anadolu Yakası' yerine 'Kadıköy'e gidiyorum' diyorlar. Sonuç itibariyle Kadıköy, Üsküdar, Pendik, Ümraniye, Kartal ve hatta Gebze'ye kadar uzanan hattın merkezi haline geldi. Bu da Kadıköy'ün ciddi anlamda kentleşme oranını gösteriyor. Eğer kentleşme olmazsa cazibe merkezi olamazsınız. Bu sosyal-kültürel faaliyetlerin artmasıdır. Kadıköy'de hiç kültür merkezi yokken, şu anda 3 tane belediyenin merkezi var ama bunun yanında özel kültür merkezleri ve tiyatro grupları da var.
Temiz caddeler, kenti kirletmeyen insanlar, yeşile sahip çıkan duyarlı insanlar... Dolayısıyla bütün bunlar Kadıköy'ü bir kent olgusuna doğru taşıdı. Önümüzdeki dönemde sloganımız "Sağlıklı kent Kadıköy"... Sağlıklı kentten amacımız zaten temel kuralımız şu anda tarihi kimliğine sahip çıkan, onlara saygı gösteren, çevreye son derece duyarlı ve saygılı kentlilik bilinci, ama kuralların kesinlikle işletildiği, herkesin birbirine saygılı olduğu, streslerin azaltıldığı, yaşamın rahatlatıldığı bir kent.
Buna uygun projelerimiz var. Tarihi kimliği adına bütün çarşı bölgesini komple yenileyeceğiz, projelerini hazırladık.. 138 tane tarihi eseri orada tarihi kimliğine uygun şekilde restore edeceğiz. Ama onunla beraber bütün çevresi düzelecek ve orası prestij bölgesi haline getirilecek. Yeldeğirmeni'nin bulunduğu bölgeyi tarihi kimliğine kavuşturacağız.
Et Balık Kurumu'ndan Moda'ya kadar olan bölgede keşmekeşlik kalkacak. Çarşı, meydan ve rıhtımda yapılacak bu düzenleme ile yepyeni bir çehre kazanılacak. Bunların yapılmayışının en büyük nedeni raylı toplu taşıma sisteminin olmayışıdır. Yüzlerce, binlerce minibüsün bulunması Kadıköy'ün kimliğini farklı hale getiriyor. Önümüzdeki dönem Büyükşehir Belediyesi'nden taleplerimizin başında raylı sistemin yapılması geliyor.
Bir diğer büyük proje ise Salıpazarı'yla ilgili. Pazarlar Kadıköy gibi bir kente yakışmıyor. Kuruluşunda insanlara verdiği rahatsızlıkla, görüntüsüyle, gürültüsüyle ve akşam bıraktığı pisliği ve çöpleriyle. Pazarları kaldıracağız. İlki de Salıpazarı olacak. Salıpazarı'yla ilgili hazırlanan proje Anıtlar Kurulu'ndan geçti. Uygulama projeleri hazırlanıyor. Salıpazarı'nın sol tarafı yer altı otoparkı yapılacak. 3 katlı otoparkın üzerinde küçük bir pazar yeri olacak. Onun dışında dere olan kısmı tümüyle yeşil alan yapılacak. Yıllar önceki Kuşdili Çayırı'nın bugüne modernize edilmiş hali yer alacak.
Salıpazarı tamamen kalkacak mı?
Selami Öztürk: Salıpazarı tamamen kalkacak. sadece sebze-meyve bölümü oradaki otoparkın üzerinde yer alacak.
Salıpazarı İstanbullular için önemli bir pazardır. Tepkiler gelmez mi?
Selami Öztürk: İstanbullular için önemli olabilir ama benim için Kadıköylüler önemli. Bursa'dan buraya gelip, alışveriş yapan insanın Kadıköylülere bir faydası yok. Çöp ve pisliğinden başka. O zaman kendi pazarlarından alışveriş yapacaklar. Salıpazarı'nın Kadıköy'e bir getirisi yok. Kentten devamlı götürüyor. Modern kent anlayışı içinde çöp imha sahası gibi bırakılmış bir alanı bir saat için de olsa Kadıköy'de teneffüs etmek zul geliyor.
Bunun dışında kurallı bir kent haline geleceğiz dedik. Nedir bu? Halk kaldırımlara park etmiş araçlar yüzünden yürüyemez halde. Kaldırımlar yüksek yapılıyor, araçlar çıkmasın diye. Bütün bunları kaldıracağız. Standartlara uygun kaldırımlar yapacağız. Bunun üzerine çıkan aracı da cezalandıracağız. Kentli mutlaka kurallara uyacak.
Vatandaşın belediye yönetimine katılımı da çok önemli. Bu anlamda kent konseyleri mutlak anlamda Kadıköy'de kurulacak. Kent konseyinin getirmiş olduğu öneriler, görüşülüp karara bağlanacak. Kent konseyinin hemen yanında kadın, gençlik ve çocuk konseyleri olacak.
Kadıköy'ün kronikleşmiş sorunlarının başında da Kurbağalıdere geliyor. Derenin ıslah çalışmaları ne aşamada?
Selami Öztürk: Özellikle Kurbağalıdere'den hiç söz etmedim. Çünkü derenin sorunu büyük ölçüde bitti. Devlet Malzeme Ofisi'nden bu tarafa olan mevkide denize hiçbir akıntı gelmiyor. Sadece yağmur yağdığı zaman akıntı var. DMO'dan yukarıya doğru Yeni Sahra ve Ümraniye'de çalışmalar var. O çalışmalar bittiğinde Kurbağalıdere'nin Marmara'ya bir zararı olmayacak.
Kadıköy meydanında çok sayıda korsan kitap satışı yapılıyor. Belediyenin bu korsan satışlarla ilgili ne gibi çalışmaları var?
Selami Öztürk: Kadıköy bir cazibe merkezi. Herkes bilmeli ki, biz korsan kitap ve CD'yi hırsızlık malı olarak görüyoruz. Ama her hafta 1-2 zabıta memurumuzun bıçaklandığını, yaralandığını kolunun veya bacağının kırıldığını kimse bilmiyor. Daha geçen hafta bir arkadaşımız kalçasından bıçaklandı. Bunlar çeteleşmiş, polis olmadan baş etmek mümkün değil. Kaldı ki, temel korsan kitapla mücadele, mümkün değil. Çünkü biz korsan kitapla normal kitabı ayırt edemeyiz. Biz sadece yolda satıldıkları için müdahale ediyoruz. Biz mücadele ettikçe, fatura bizim üzerimize kalmaya başladı. Ama şu anda korsan kitaplarla ilgili ciddi bir karar alındı. Önceleri kamu suçu değildi, yani polis gördüğünde müdahale etmiyordu. Şimdi kamu suçu kapsamına alındı. Polis korsan kitabı gördüğü yerde direkt olarak müdahale edecek, korsan kitabı satanları alacak ve bu kişiler yargılanacak. Bizim ne depo, ne de matbaa basma yetkimiz yok. Nasıl olur da bu durumda bizim korsanla mücadele etmemiz istenebilir. Bu bize yapılan en büyük haksızlık.
Bir de Kadıköy-Moda arasında yapılan tramvay var...
Selami Öztürk: Aslında Modalılar gibi ben de bu konudan pek memnun değilim. Çünkü Büyükşehir'e bağlı İETT'nin yaptığı bu çalışma çok kötü. Hala Bahariye Caddesi'nin arkasındaki sokaklar birbirine bağlanmadı. İş yarım, esnaf yüzüstü bırakıldı. O bölge halkı tamamen kaderine terk edildi. İşi bırakıp gittiler. Bu sorunları giderselerdi tramvay, başta aldığı tepkiyi şimdi almayacaktı. Büyükşehir Belediyesi'nin ilgilenmemesi, sorunları çözmemesi tepkileri çoğalttı.
Neden iş yarım bırakıldı?
Selami Öztürk: Büyükşehir bütün işleri bıraktı. Bağdat Caddesi'ni yapıyordu, para vermedi, müteahhitler yarım bıraktı. Hasanpaşa Mahallesi dize kadar çamur. Ana caddeyi komple söktüler, yarım bıraktılar. Büyükşehir Belediyesi'nde çoktan beri bir başıboşluk vardı. Ama Gürtuna'nın aday olamayışı da bu başıboşluğu arttırdı. Büyükşehir'de kimse iş yapmıyor. Büyükşehir'in bütün işleri ilçelerin sırtına kaldı.