Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Başhekimi Prof. Dr. Musa Tosun. Tosun'la Türkiye'deki madde bağımlılığını, kullanımdaki artış ve tedavi yöntemleri ile ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları konuştuk.
Öncelikle bir genel değerlendirme ile başlayalım. Madde bağımlılığında Türkiye hangi noktada?
Prof. Dr. Musa Tosun: 30-40 yıl öncesine kadar biz, madde bağımlılığı açısından dünyanın şanslı ülkelerinden biriydik. Hem madde bağımlılığının yaygınlığı azdı, hem de başlama yaşı daha ileri seviyedeydi. Madde bağımlılığı açısından trafiğin çok yoğun olduğu bir transit ülkeyiz. Biz zamanında tehlikeyi sezip, gerekli tedbirleri alamadık. Gerekli tedbirler alınmayınca da önce bizim bunu küçümsememiz, görmemezlikten gelmemiz, daha sonra da çöpleri halının altına süpürür gibi tehlikeyi gözden uzak tutmaya çalışmamız sonucunda mızrak çuvala sığmaz hale geldi ve hem mücadelede, hem de tedavi hizmetlerinde önleyici tedbirleri almakta geç kaldık.
Şu andaki sorunumuz bu. Madde bağımlılığı açısından biz hala iyi bir ülkeyiz. Ama alkol ve sigara kullanımı açısından çok kötü durumdayız.
Batı ülkeleri ve Amerika bir zaman sigarayı bizden daha fazla içerken, şimdi bırakma aşamasına geldiler. Ama Türkiye'de alkol ve sigara tüketimi dev adımlarla artıyor. Madde bağımlılığında başlama yaşı, son yıllarda ilkokul seviyesine kadar düştü. Madde bağımlılığı derken sadece uyuşturucuyu mu kastediyorsunuz? Yoksa alkol ve sigara da bu kapsama giriyor mu?
Prof. Dr. Musa Tosun: Madde bağımlılığı aslında alkol ve sigarayı da kapsar. Madde bağımlılığı bir başlıktır, uyuşturucu, sigara, alkol bunun alt başlıklarıdır. Aslında alkol ve sigaranın ayrılması bir riski de taşıyor. Bunlar masum maddeler gibi algılanıyor. Bunun için de Türkiye daha fazla risk altında.
Biz alkol ve madde bağımlılığı demeyi, alkolün farklı bir konumu olduğu için alışkanlık haline getirmişiz. Burada AMATEM var. Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma Tedavi Merkezi. Burada bir UMATEM vardı diyorum çünkü şimdi değişti. Uçucu Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi idi. Biz orayı ÇEMATEM haline getirdik. ÇEMATEM (Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) Çünkü alkolü ayırmayı doğru bulmadım.
Şimdi bizim bünyemizde AMATEM ve 18 yaşın altındakilerin madde bağımlılığıyla ilgilenen ÇEMATEM var.
ÇEMATEM böyle bir ihtiyaç duyulduğu için mi oluşturuldu?
Prof. Dr. Musa Tosun: Kullanma yaşının son yıllarda aşağıya inmesi ve özellikle de bir alt kültür olan uçucu madde bağımlılığının (tiner, bali gibi) yaygınlaşması üzerine önleme tedbirlerinin yanısıra, tedavi tedbirlerini de beraberinde getirdi. UMATEM'de sadece uçucu madde bağımlısı çocuklar tedavi ediliyor. ÇEMATEM'de ise uyuşturucu, alkol ve hap kullanan çocuklar tedavi ediliyor. Kişi tedavi görmeye başlamalı? Bir hastalık durumu ne zaman ortaya çıkıyor?
Prof. Dr. Musa Tosun: 'Kötüye kullanım' ve 'bağımlılık' hastalık halidir. 'Madde bağımlılığının en iyi tedavisi hiç başlamamaktır'.
Öncelikle sigara ve alkol de olmak üzere bu tür maddelerin kullanımından herkesin uzak durması gerekir. Çünkü kimin bağımlı olacağı önceden kestirilemiyor. Bir takım ipuçları olabilir. Bazı kişilik özelliği gösteren insanlar madde bağımlılığına daha yatkındır ama hiç kimse korunmuş değildir. Hiç kimse kendini emniyette hissedemez.
Bağımlılık nasıl oluşur?
Prof. Dr. Musa Tosun: Üç faktörün biraraya gelmesi gerekir. Maddenin kendisi, kişi ve çevre. Bir süre kullanıldıktan sonra bağımlılık yapma özelliğine sahip bir maddeyi kullandığı zaman bağımlı olmaya yatkın özellikler taşıyan bir kişiyle, bu maddenin bulunmasını kolaylaştıran, kullanılmasını hoşgören ve bağımlılığın oluşmasını destekleyen bir çevrede biraraya gelmesi halinde bağımlılık herkes için söz konusu.
Öncelikle bağımlılık yapan maddelerden herkesin uzak durması gerekiyor. Kişiler 'hayır' demeyi öğrenmeli, 'ben bir kere deneyeyim daha sonra devam etmem' yaklaşımı çok yanlıştır. En iyi tedavi budur.
İkinci tedavi, kişi kendisi bırakmak istiyor ama bırakamıyor ise o zaman hekimlere müracaat edecek. Eğer madde özellikle fizyolojjik özellikleriyle kişiyi herhangi bir sıkıntıdan kurtarıyor veya kişiye beklediği bir etkiyi sağlıyorsa, kişi bazen maddeyi o yüzden bırakamıyor. Örneğin uykusuzluk çekiyor. Bir ilaca alışmış. Uykusuzluğunun sebebi belki depresyon ama o ilaçla uyuyor. Bırakayım diye düşündüğünde uykusuzluk çekiyor ve yeniden maddeye başlıyor. Halbuki asıl sorun tedavi edilmiyor. Dolayısıyla kişi maddeyi bırakamıyorsa o zaman doktora gidecek.
Bizim fizyolojik dediğimiz bağımlılık oluşmuşsa, kişinin o maddeyi bırakması halinde ciddi bir kriz yaşaması söz konusu ise, kullandığı madde gittikçe artıyorsa, o zaman kesinlikle bir doktor tarafından tedavi edilmesi gerekiyor. Madde bağımlılığını bırakmak hayli zor. Böyle olunca da en iyi tedavi yöntemi sizin de söylediğiniz gibi hiç başlamamak. Gençlerin bu bağımlılıklardan uzak kalabilmeleri için neler yapılması gerekir?
Prof. Dr. Musa Tosun: Biz gençlerimizi korumak istiyorsak, öncelikle madde bağımlılığının oluşmasını önlemeliyiz. Oluşmasını önleyebilmek için de bağımlılığı oluşturan üç başlık için ayrı ayrı tedbirler almalıyız.
Bağımlılık yapan maddelerin girişinin, pazarlanmasının önlenmesi lazım. Bu maddeler yasal bile olsalar gençlerin ulaşmasını engelemek lazım. Kantinlerde bira satışı olmamalı, ya da okul önlerinde bir takım haplar veya sigara satışını engellemek gerekiyor.
İkinci tarafı, kişinin yatkın hale gelmemesini sağlacak tedbirler alınmalı. Kişiyi neler yatkın hale getirir? Aile içindeki sorunlar... Bazen doğum öncesi sebepler bile olabiliyor. (Örneğin annenin uyuşturucu ve alkol bağımlısı olması gibi. )
Madde bağımlılığı olan çocukların büyük bölümü parçalanmış ailelerden geliyor. Aile içinde iletişim bozukluğu varsa, anne-baba birbiriyle sürekli didişiyorsa, hatta anne-baba görünüşte mutlu gibi görünüyor ama yalancı bir mutluluğu sürdürüyorsa, çocuklar aradığı sevgi ve şevkati ailede bulamıyorlarsa, ya da çocuk anne-babaya yaklaşamıyorsa, çocuk aile ortamında sürekli birşeylere zorlanıyorsa, aile ortamındaki tüm bu sağlıksız durumlar çocuğu madde bağımlılığına yaklaştırıyor.
Üçüncüsü de sosyal çevre. Sosyal çevre de madde bağımlılığının yaygınlaşmasında çok önemlidir.
Türkiye'de sosyo-ekonomik durum her geçen gün kötüleşiyor. Bu durumda Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Prof. Dr. Musa Tosun: Gidişat birçok bakımdan kötü. Bağımlılığın yaygınlaştığını biliyoruz. Trendin kötüye gittiğini de biliyoruz.
Ülkemizde en yaygın kullanılan, sigara, alkol, esrar ve eroin. Ve son yıllarda sentetik maddeler extacy gibi haplar çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Belli bir alt gruptaki sokak çocukları arasında uçucu madde (tiner, bali) kullanımı çok fazla.
Hangisinin yaygın olduğu çok önemli değil. Madde bağımlılığında geçişler vardır. Sigara içmeyen bir kişi esrar içmez. Esrar kullananlar bir süre sonra eroin kullanmaya başlar. Kokain kullanmanın insana statü kazandırdığı gibi bir imaj ortaya çıkınca adam kokain kullanmaya başlar. Dolayısıyla her şeyin bir mantığı da var.
Alt kültür kendi kendini oluşturur. Bir eroin bağımlısı mutlaka gözüne kestirdiği birini zamanla eroin bağımlısı yapmaya çalışır ki, onun malından kendisi de kullanabilsin. Aşılama yöntemi denir buna. Zengin bir ailenin çocuğu bile olsa zaman içinde ödeme güçlüğü yaşamaya başlar. Ve yapılacak şey paralı bir masum bulup alıştırmaktır. Buna alıştırdığı zaman bir süre onun parasıyla kendi malını da temin eder.
Sokak çocukları bir felaket halini aldığı için Türkiye'de öncelikli hale geldi. Kendine has özel kurumların ve özel tedbirlerin oluşturulması gerekiyor.
Madde bağımlılığı açısından toplumumuz risk altında. Bunu kabul etmeli ve tedbirler almakta gecikmemeliyiz. Toplum iyiye gitseydi başlama yaşı bu kadar inmezdi ve bu kadar yaygınlaşmazdı.
Toplum olarak öncelikle önleme tedbirleri alınmalı, bir kimsenin bağımlı olmasını önleyememişsek, onun tedavisini sağlamalıyız. Bazı ülkelerde uyuşturucu tedavisinde 'Methadon' adlı ilaç kullanılıyor. Bizim ülkemizde kullanılmıyor. Ben Türkiye'de tedavide kullanılmasını savunuyorum. Methadon, bağımlılığı tedavi eden bir ilaç değildir. Bu, zaman zaman yanlış anlaşılır. Methadon da bağımlılık yapan bir maddedir. Methadon eronini bırakmak isteyen bir insana verilir. Sonra doz giderek azaltılır. Methadon eroine göre daha zayıf bağımlılık ve daha hafif kriz yapar. Bu tedavilerde kullanılabilecek başka ilaçlar da var. Methadon türevi ilaçlar yakında Türkiye'de de kullanılmaya başlanacak. Ancak kendisi de kullanıldığı zaman bağımlılık yapan bu ilaçların sadece tedavi amacıyla ve sadece resmi kurumlarda verilmesi gerekiyor.
Uyuşturucu tedavisi yaptınız, kişiyi uyuşturucudan kurtardınız ama bitmiyor. Hiç kimse 'artık ben kurtuldum, bir kere içmekle birşey olmaz' diyemez. Çünkü bunu yaptığı an madde bağımlılığı nükseder. Bunun için nüksün önlenmesi için alınması gereken önlemler var. Türkiye'de tedavideki başarı oranı nedir?
Prof. Dr. Musa Tosun: Bizim hastanemizdeki AMATEM bence dünya standartlarında bir merkez. UMATEM henüz o durumda değil. Dünya standartlarında UMATEM zaten yok. Uçucu madde bağımlılığı çok yeni bir olay ve birkaç ülkede büyük sorun halinde. Bilimsel bilgi birikimi bile bu konuda çok az. Bu son 20 yılın bir problemi.
AMATEM bütün Türkiye'ye hitap ettiği için kapasitesi yeterli olmamaktadır. Aynı hastanede daha büyük bir merkez de zaten doğru değildir. Bu merkezlerin büyük hastaneler halinde olmaması küçük birimler halinde olması gerekiyor. Bunlar büyük şehirlerde mutlaka oluşturulmalı. Biz bu halde bile maddede zaman zaman randevu veriyoruz ama alkolde vermiyoruz. Çok sıkışırsak 1-2 gün bekletiyoruz.
Peki tedavi gördükten sonra yeniden madde bağımlısı olanların oranı nedir?
Prof. Dr. Musa Tosun: Tedavi görüp tekrar başlama yani bizim 'nüks' dediğimiz durum çok sıktır. Bunun için de 'nüks önleme programları' diye tedavi programları var. Ama bir şey kesindir sadece bizim ülkemiz için değil, dünyanın her yerinde en kolay nüks eden hastalık "madde bağımlılığıdır".
Ancak bazen koşullar kişiyi yeniden uyuşturucu bağımlısı yapıyor. Kişi tedavi görüyor, maddeyi bırakıyor ve hastaneden çıkıyor. Ancak hastaneden çıktıktan sonra kendisini bağımlı yapan koşullarla karşı karşıya kalıyor. İşi yok, parası yok, gidecek bir yeri yok. Tabi bu durumda tedavi başarılı olamıyor.
Bizim prensibimiz şudur; "Bir kişiyi bile kurtarıyorsanız, bu çalışmalara devam edeceksiniz"
Peki son olarak ailelere neler önerirsiniz?
Prof. Dr. Musa Tosun: Aileler bize geliyor, 'saçını getirsem, tırnağını getirsem uyuşturucu kullandığını anlar mısınız?' diye soruyorlar. Biz de hep 'ne işinize yarayacak' diye soruyoruz. Çocuk madde kullanmıyorsa, bu durum onu sadece üzecektir.
-Aileler çocuklarının bağımlı olmaması için, çocuklarını dinlemeyi bilsinler, sevgilerini göstersinler.
-Cebine harçlığını koymakla işin bitmediğini bilsinler.
-Çocukları soru sorduğu zaman 'daha sonra sor' demesinler.
-Çocukları bir şey istediği zaman şimdi yapamam demesinler. Çünkü çocuklar soru sordukları, dertlerini anlatmaya çalıştıkları an sizden alacağı mesajı da almaya en yatkın andadır.
-Biz anne-babalar çocukların hep olumsuzluklarını konuşuyoruz. Bu da çocuklarda hep horlanma hissini ortaya çıkarıyor. Hep tenkit eden, yargılayan, ceza veren anne-baba imajı yerine, dinleyen, sevgisini gösteren, iltifat eden ebebeyn olun. Madde bağımlılığına işaret eden davranış biçimleri nelerdir?
Prof. Dr. Musa Tosun: Çocuklarında şüpheye kapıldıklarında, bazı ipuçları verelim.
Bir çocuk çok iyi bir öğrenciyken veya bir çocuk çok iyi bir çırak iken dersler kötüleşmişse veya işinde performansı düşmüşse, hiç adeti yokken işe gitmiyor, okulu kırıyorsa, neden diye anne-baba sormalı.
Çocuğun harçlık talebi birden bire çok fazla artmış ise bazen de çocuk evden veya işyerinden birşeyler çalmaya başlamışsa (para veya eşya)
Çocuk arkadaş grubunu birden bire değiştirmişse hele hele yeni arkadaş grubunda madde kullanan biri varsa o zaman çok dikkatli olmamız lazım.
Çocuğun davranışlarında ve konuşmasında değişiklikler varsa, örneğin daha önce hiç kullanmadığı kelimeleri (zula, ispiyon, sinyal çekmek gibi) madde alt kültürüne ait kelimeleri kullanmaya başlamışsa, bu çocuğun madde kullananlarla birlikte olmaya başladığını anlamamız gerekiyor.
Çocuk annesinin babasının yanında kollarını hiç açmıyorsa, soyunmuyorsa, iki de bir karnım ağrıyor diye ilaç istiyorsa, ya da bazen çok neşeli, bazen çok öfkeli, bazen çok canlı bazen, çok durgun ise bunlar hep madde bağımlılığına işaret eden davranış biçimleri.
Anne babalar bunlara daha çok dikkat etsinler. çocuklarının nereye gittiğini, nerede vakit geçirdiğini çok iyi izlesinler. Çocuklarının zevkleriyle ilgilensinler. Eskiden çalışmaktan zevk alırken şimdi almıyorsa, eskiden müzik dinlerken şimdi başka tür müzikten hoşlanmaya başlamışsa, eskiden bazı arkadaşlarıyla belli kafelere giderken şimdi hızlı dansların yapıldığı yerlere gitmeye, başka ortamlara girmeye başlamışsa, anne-babalar çocuklarına hemen 'nedir senin derdin' diyerek değil de, çocuğun bir problemi var mı? diye araştırmalılar. Çocuğa sevgiyle yaklaşıp, sorunlarını dinlemeye çalışsınlar. Ama olmuyorsa o zaman profesyonel yardım alsınlar.