Pazartesi, 08.09.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 
True

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  19º

Az Bulutlu

13:20 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
El Feneri
30,00 YTL
 
 
Victoria's Secret
75,00 YTL
Haber > Mynet Özel
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor

Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Final Dergisi Dershaneleri Rehber Öğretmeni Mehmet Arslan. Sayın Aslan'la, 13 Haziran'da yapılacak olan Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı üzerine konuştuk.

Sınava yaklaşık 40 gün kaldı. Öğrenciler bu süreyi nasıl değerlendirmeliler?

Mehmet Arslan: Bugüne kadar öğrencilerin konularını çoktan bitirmiş olması gerekiyor. Konu eksikleri varsa öncelikle bunları kapatmaları lazım. Bu nasıl kapanacak? Artık hep soru çözsünler. Yani her gün kendilerine deneme sınavı yapsınlar. Bu deneme sınavlarında öğrencinin eksik olduğu konular ortaya çıkacaktır. Bu konularla ilgili günde 50-100 soru çözsünler.

Bir sınav 100 sorudan oluşuyor. Örneğin, öğrenci sınavda matematikten üstün sayılarla ilgili bölümden soruları yapamadı. Hemen üstün sayılarla çalışması, sorular çözmesi gerekir. Çünkü bizim öğrencilerimizde genel yapı, doğru bildiklerini yaparlar ama yanlış bildiklerine asla geriye dönüp bakmazlar. Bütün öğrencilerin ortak problemi bu.

Öğrenci zaten bildiği soruyu yapar. Önemli olan orada yanlış olarak kalandır. Geriye dönüp yanlışlar doğruya çevrilmezse, öğrencinin başarılı olması mümkün değil.

Bu dönemde hala öğrencinin istediği puanları elde edememesinin verdiği bir sıkıntı olabilir, veya istediği puanları elde etse bile 'ya ben sınavda bu puanı alamazsam' diye düşünebilir. İşte önümüzdeki 40 günlük dönem bu anlamda çok kritiktir. Ekim, Kasım veya Ocak ayında değiliz. Mayıs ayındayız ve sınava yaklaşık bir ay kaldı. Şu anda çalışılan bilgiler hafızada çok tazedir ve kalıcıdır. Bunları hafızadan alıp, bilgi ortamına aktarabilirsiniz. Motivasyonu hiç yitirmemek lazım. Ekim ayında yapılan çalışmayla, Mayıs ayında yapılan çalışma arasında dağlar kadar fark vardır. Bu fark bilgilerin hafızada çok taze olmasından kaynaklanıyor. 40 günlük zaman dilimi onlar için bir maden. Bu madeni çok iyi kullanmaları ve değerlendirmeleri lazım.

Dediğim gibi eğer konu eksikleri varsa bunları tespit edip hemen üzerine gidecekler, konu eksiklerinin olmadığına inanıyorlarsa, bol bol soru çözecekler. Son 10 yılda hangi tür sorular çıkmış bir baksınlar. Çünkü genellikle soru tipleri aynıdır, pek değişmez.

Bunlar öğrencilerin sınava kadar kendilerini hazırlaması içi yapması gerekenler. Peki veliler bu dönemde çocuklara nasıl davranmalı?

Mehmet Arslan: Bu dönemde işin en zor bölümü anne-babalara düşüyor. Çocuğuna çok güvenen ve güvendiğini sürekli söyleyen aileler çocuğun üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturuyor. Çocuk 'ya annemin, babamın beklentilerini karşılayamazsam', 'ya onları hayal kırıklığına uğratırsam, bana çok güveniyorlar' diye baskı altında kalıyor. Aileler tabiki çok iyi niyetli ancak motive etmek adına söyledikleri bazı sözler, tam anlamıyla 'kaş yapayım derken göz çıkaran' türden. Ben bu dönemde anne-babanın devrede olmasına karşıyım. Çünkü bu, ergenliğin başladığı, çok şansız bir dönem. Birtakım fiziksel, duygusal değişimlerin, çocuğun kendini ispat etmeye 'anne artık ben çocuk değilim, artık bana çocuk gibi davranmayın' mesajını her fırsatta vermeye çalıştığı bir dönem. Böyle bir dönemde çocuklar sınava giriyorlar. Aile hadi bakalım şunu da çöz dediği anda, çocuk inadına çözmez. 'Bana çocuk gibi davranma, ben ne zaman çözeceğimi biliyorum' der. Bu dönemde öğretmenler ve arkadaş çevresi çok etkilidir. Onların devreye girmesi çok daha etkili olacaktır.

Bazen aileler 'biz çocuğun hatalarını veya eksiklerini biliyoruz ama söylemiyoruz' derler. Ama hissettiriyorlar. Belki söyleseler çocuk açısından çok daha iyi. Onun için de ailelerin davranışları, sözlerden çok daha etkili oluyor. Anne-babaların sözleriyle değil, davranışlarıyla çocuklarına pozitif yönde etki etmeleri lazım, onları desteklemeleri lazım.

Aileler pozitif yönde nasıl destek olabilirler?

Mehmet Arslan: Bir kere sınav sonucu ne olursa olsun, her fırsatta 'sen bizim çocuğumuzsun. Kazansan da kazanmasan da hala sen bizim çocuğumuzsun. Sınav sonunda bizim sevgimizden ne birşey eksilecek ne de bir şey artacak' duygusu çocuğa hissettirilmeli. Sevgi gösterisine bir standart konulması lazım. Eğer deneme sınavında öğrenci yüksek bir puan aldıysa, anne-baba çocuğu daha çok sevmeye başlıyor. Çocuk da 'demek ki annem- babam yüksek puan aldığımda beni daha çok seviyor, puan düşerse beni daha az sevecekler' duygusuna kapılıyor, ki bu çok kötü.

Bu yüzden anne-babaların onlara özel ve önemli insanlar olduğunu davranışlarıyla hissettirmesi lazım.

Çocuklar zaten sınav stresiyle panikler. Her fırsatta 'hadi oğlum çalış' denerek çocuğu daha fazla panikletmemeliyiz.

Bazen sınav günü bir bakıyoruz bütün aile sınava gidiyorlar. Anne, baba, büyükanneler, dedeler, amcalar, teyzeler. Evet aileler çok iyi niyetli bir şekilde çocuğa destek olmak amacıyla sınava götürüyor ama çocuk daha büyük bir stresin altına giriyor. Normalde okula giderken çocuğu böyle mi götürüyorsunuz? Hayır. o zaman şimdi de yanında bütün aile olarak gitmeyin. Çocuk istemedikten sonra sınava yanında gitmeniniz bir anlamı yok.

Bu dönemde gençlerin sınav sırasında karşılaştıkları en büyük sorun nedir?

Mehmet Arslan: En büyük sorun ergenlik. Belki bu sınav 5. sınıf sonunda yapılsa, hiç problem olmazdı. Çocuk üzerinde her türlü yaptırım gücünüz vardı. Ama artık öyle değil. Aradan 3 yıl geçti. Bu dönemde çocukların en büyük şikayeti anne-babalarının çok baskıcı olması yönünde. Burada anne-babalara asla bir şey demiyorum. Ama çocuklar böyle hissediyorlar. Kimi anne-babasının çok ilgili olmasından, kimi ise çok ilgisiz olmasından şikayet ediyor. Çünkü çocuklar kendi başarısızlıklarının sebebini kendilerinde aramazlar.

Çocuklarda karşılaşılan bir diğer büyük sorunu ise yanlışlarından sürekli kaçıyor olmaları. Örneğin matematikten 2 soru çözüyorlar bırakıyorlar ve konunun üzerine gitmiyorlar. 'Neden çözmüyorsun?' diye sorduğumuzda 'hocam yapamıyorum, yapamayınca motivasyonum bozuluyor' diyorlar. Bu sorulardan kaçış yok, karşılarına bu sorular sınavda mutlaka çıkacak. Genelde yanlış yaptıklarında hemen pes ediyorlar. Halbuki, üzerine gittileri zaman, zayıf yönlerini, eksikliklerini bulacaklar. 13 Haziran'da bu sorulardan kaçış yok. Şu anda 2 doğru yapıyor olabilirler, ama yarın 3 doğru yapıyorlarsa bu çok büyük bir başarıdır.

Çocuklar bu dönemlerde çok sık deneme sınavlarına giriyor. Deneme sınavlarının başarıya etkisi nedir?

Mehmet Arslan: Deneme sınavlarında öğrencilere 100 soru veriyoruz. Bazen standardın üzerinde, bazen de standart sorular soruyoruz. Öğrenci burada bir sınav psikolojisini yaşıyor. Öğrencileri farklı sınıflarda, farklı öğrencilerle sınava sokuyoruz.

Ayrıca test taktiğini öğreniyor. 3 yanlışın bir doğruyu götürdüğünü biliyor. Bilmediği veya o anda hatırlayamadığı bir soruyu boş bırakması gerektiğini öğreniyor.

Sınava nereden başlaması gerektiğini biliyor. Her öğrenci en iyi bildiği branştaki soruları yanıtlayarak sınava başlamak ister. Tabi bazı sorunlar da yaşanıyor. Örneğin; en güvenliği alan matematik. ilk birkaç soruyu çözemeyen öğrenci birden panikleyip, 'bildiğim alanda soruları çözemezsem, diğer soruları nasıl çözeceğim' diye düşünebilir.

Sınavda başarılı olunması için dikkat edilmesi gereken noktalar neler?

Mehmet Arslan: Öncelikle sınava girmeden önce sınava giriş belgelerinin hazır olması lazım. Ayrıca bir resimli kimlik de yanlarında bulunsun.

Her zamanki gibi sabah kalvaltısını yapsınlar. O günü özel kılacak her türlü faaliyetten uzaklaşılması lazım. Sınava girileceği için kahvaltının abartılmaması gerekir. Her zaman ne yeniyorsa o yensin.

Sınavda ilk 15 dakika çok önemlidir. Çok stresli olur, çok gergin geçer. Özellikle kitapçıklıklar dağıtılırken, öğrenciler titremeye başlar. Bilsinler ki, bu gayet normal ve doğal bir durum. Öğrenci zannederki bu heyecanı sadece kendi yaşıyor, hayır tüm sınava girenler aynı heyecanı yaşar.

İlk 15-20 dakika içinde sorular gözlerine çok zor gelebilir. Hiç görmediği sorular gibi gelebilir, oysa ki, her zaman çözdüğü sorulardır bunlar. Sadece içinde bulunduğu konumdan dolayı sorular gözüne çok zor ve çözülemez gibi gelebilir. Hiç panik yapmasınlar.

Çözemedikleri sorunun üzerinde durmasınlar ve hemen diğer soruya geçsinler. Zaman geçip sınava alıştıklarında öğrenciler yapamadıkları soruya baktığında aslında ne kadar kolay ve çözülebilir olduğunu görecekler.

Sınav anında çözümleri birebir kopyalasınlar. Örneğin; Birinci soruyu okudun hemen birinci sorunun yanıtı cevap kitapçığına kopyala. Bazı öğrenciler, tüm testi bitiriyor, sonra cevapları kopyalıyor. Kaydırma yapılabilir ve öğrenci tüm cevapları kaydırdığını için sınavda başarısız olabilir.

Sınav salonunda öğrencilerden biri soru kitapçığının sayfalarından birini çevirdiği zaman, diğer öğrencilerin motivasyonu bir anda bozulur. Öğrenci 'ben daha birinci sorudayım, o ne çabuk diğer sayfaya geçti. Ben yapamıyorum ama başkaları bitirdi' diye düşünür. Başkasının ne yaptığıyla ilgilenilir. Kulak hep başkasındadır. Önemli olan başkasının ne yaptığı değil, senin ne yaptığındır. Sınav anında hep kendi sınavınızla ilgilenin.

En çok hata kolay sorularda yapılıyor. Çünkü öğrenci 'bu soru çok basit' diye düşünür, sonra da 'ah ben bunu nasıl yanlış yapmışım' der. İşte böyle düşündüğü için yanlış yapar. O soru çok fazla ciddiye alınmadığı için hata yapılıyor. Onun için öğrencilerin her soruya aynı ciddiyette yaklaşması gerekiyor. Her bölümde 25 soru var. Her bölümün 1. soruyla, 25. sorusu aynı puanı getirir. Zor sorular daha fazla puan getirmez. Dikkatsizlikten hata yapma lüksümüz yok.

Sınavda hep 100 soru var diye biliniyor ama aslında 104 soru var. Son 4 soru opsiyonlu sorudur. Din kültürü ve ahlak dersinden muaf olan öğrenciler için verilmiş 4 soru daha vardır. 22,23,24 ve 25'inci sorular ortaktır. Öğrencilerin büyük bölümü ben bu sorulardan muafım diye çözmüyor. Şıklar aynı olduğu için öğrencilerin o soruları da çözmelerini öneriyorum. Belki bir hata yaptıysa, şıklar aynı olduğu için düzeltme imkanı olacak.

Çocukların performanslarını aşağıya çekecek tek şey içinde bulundukları psikolojik durumdur. Eğer anne-baba çocukların üzerine bir gece önceden veya o sabah gereksiz yükler koymazsa, çocuk sınavın ilk 15-20 dakikasında stresini atarsa, o sınavda çocuğun başarılı olmaması için hiçbir sebep kalmaz.

Sınav öncesinde çocuklar çalışmayı ne zaman bırakmalılar?

Mehmet Arslan: Genellikle sınava 2-3 gün varken çalışmayı bırakın denir. Böyle bir şey yok. Sınavdan bir gün önce beynimizi ve bedenimizi yoracak bütün aktivitelerden uzak duracağız. Son gece bile konulara şöyle bir göz atmakta fayda var.

Özlem Ulueren

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?