Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan. Sayın Saylan ile kız çocuklarının eğitiminden, YİBO'ların eksikliklerinin giderilmesi yönündeki çabalarına kadar tüm faaliyetlerini konuştuk.
İsterseniz öncelikle eğitimdeki sorunları ele alarak başlayalım. Türkiye'de eğitimde ne gibi sorunlar ve eksiklikler yaşanıyor?
Prof. Dr. Türkan Saylan: Türkiye'nin çok sorunları var. Ama bu sorunlara sorun olarak bakmak daha kolay. Ağlayabiliriz, homurdanabiliriz. Ama biz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak homurdanmıyoruz. Atatürk devrim ve ilkelerini korumalıyız ama aynı zamanda geliştirmeliyiz. Bunu da çağdaş eğitimle yapmalıyız. Çağdaş eğitimi de açarsak, kime ulaşırız çağdaş insana, oradan da çağdaş topluma. Biz bunu 15 yıl önce hedef olarak aldık. Ve sürekli eğitimle ilgili çalışıyoruz. Amblemimize bakarsanız, Atatürk var, arkasında kız-erkek figürü ve yukarıya sonsuza giden bir ok. Dünyaya belli bir pencereden değil, ciddi bir şekilde geniş bakıyoruz. Dolayısıyla eğitimin her dalına destek vermemiz gerektiğine inanıyoruz ve Türkiye'ye bir bütün olarak bakıyoruz. Coğrafyada nerede eğitim eksikliği var? Hangi konularda eğitim eksiği var? Türkiye'nin kalkınması, Avrupa Birliği'ne girmesi söz konusu. Bu konuda herkes bir şeyler söylüyor. Biz de insan hakları eğitimleri içindeyiz, çalışıyoruz. Herşey için öncelikle eğitimli insan gücüne ihtiyacımız var. Eğitilmiş insanların sayısına baktığımız zaman, görüyoruz ki, bütün nüfusun oranı kadın-erkek aşağı yukarı eşit durumda. Hatta kadınlar biraz daha fazla. Ama eğitim düzeyine baktığımız zaman kadınların büyük bir kısmının okullaşamadığını, 6 milyonu aşkın kadının okuma-yazma bile bilmediğini, 1 milyona yakın kızın ilkokula gidemediğini, 1 milyona yakın kızın da orta öğretime katılamadığını görüyoruz. Daima 3 de 1 oranında gidiyor. Bir kız iki erkek gibi.
Bu rakam sizin neden kız çocuklarının eğitimine ağırlık verdiğinizi ortaya koyuyor değil mi?
Prof. Dr. Türkan Saylan: Demek ki, Türkiye'nin önünü açabilecek en büyük sorun eğitim.. Eğitimin içinde de en öncelikli sorun, kızların eğitime katılımını arttırmak. Kızların eğitime katılımını arttırmak konuşulabilen bir konu, ama somut olarak bir şeyler yapılması gerekiyor. Dolayısıyla biz bir yandan bütün çocuklara destek olmak üzere üniversite burslarını vermekle yola çıktık, sonra orta öğretime biraz destek verelim dedik, hatta ilköğretime de inen şubelerimiz oldu. Ama kız eğitimine öncelik tanımak istedik.
Bir de şöyle bir deneyimimiz oldu. 4 sene önce Siirt'in Pervari İlçesi Kaymakamı bize telefon etti. Dedi ki: "Benim 17 tane kızım var. Köy okullarını bitirdiler. 8. sınıfa kadar geldiler, ama bu 17 kızın liseye gitmesi için onlara burs bulmam lazım. Çünkü benim ilçemde daha bir tane kız liseye gitmedi bugüne kadar"
Bunun üzerine biz düşündük ki, en doğrusu ilçelerdeki kaymakamlarla temas kurarak ilçelerde okula gidemeyen 20'şer kızı almaya başlayalım programımıza dedik. Ve böylece bir program oluşturduk. Bu 20, 200'e kadar geldi. Bu sırada Tunceli Valisi'ne yazmıştık. Tunceli Valisi bize 200 kızlık bir dosya gönderdi. Her ilçesinden 20'şer kız belirlemiş. Böylece 500 kişilik bir grup olduk. Biz 500 kızı okutmakla ne yapacağız, ne işe yarar bu? Acaba bir sponsor bulunursa biraz daha arttırmak mümkün olabilir mi? dedik. Bir kaç gün sonra Turkcell'le tanıştırdılar bizi. Turkcell'de o dönemde sosyal sorumluluk projesi arıyormuş. Bu projeyi çok samimi bir şekilde, Türkiye'de kızların okumasının kalkınmanın ana temeli olduğunu anlatınca 'tamam' dediler ve 5 bin kızı biz okuturuz dediler. Ve biz 5 bin kızla başladık büyük bir heyecanla. İllere, ilçelere gidildi, kızlar belirlendi. Bu projeye böylece başladık. Liseyi bitirenler üniversiteye gidiyorlar.
Sizin kız çocuklarının okumasıyla ilgili başka projeleriniz de var mı?
Prof. Dr. Türkan Saylan: Bunun yanında 'Anadolu'da bir kızım öğretmen olacak' diye bir projemiz vardı. Bu projeyi devam ettirelim ve 6,7 ve 8. sınıf alalım dedik. Turkcell'in bir yan kuruluşu olarak TED Koleji bizden 26 tane kız istedi, Anadolu'dan. 3. 4. ve 5. sınıflardan. Kızlar, Siirt'ten, Van'dan, Batman'dan, Urfa ve Bolu'dan seçildi.
Ayrıca, köylerde yaşayan ve yine ilkokulu bitirmiş kızları, askerler, kaymakamlar, belirlediler. 'Bunlar uzak köylerdeler okuyamazlar' dediler. 157 kızı aldık, 3 sene önce İstanbul'daki liselere yerleştirdik. 'Çağdaş yatılı kızlar' programı çerçevesinde.
Dolayısıyla bizim bir kız adını taşıyan programımız var.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde aileler kız çocuklarını okutmak istemezler. Onları ailelerinden alarak okutmakta güçlük çekmiyor musunuz?
Prof. Dr. Türkan Saylan: İnanın aileler büyük bir mutluluk içinde kız çocuklarının okumasına razı oluyorlar. Onların en büyük sorunu parasızlık. Para olmadığı için çocuklarını okutamıyorlar. Para verilince çok az bile olsa onlar hemen çocukları okutmaya razı oluyorlar. Ayrıca kızları okuyunca doktor olacak, öğretmen olacak diye de çok seviniyorlar. Bu durum da bizi motive ediyor.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak YİBO ve PİO'ları projelerinizin içine aldınız. Neler yapıyorsunuz?
Prof. Dr. Türkan Saylan: Kızlarla ilgili çalışmalar yaparken, yatılı bölge okullarını keşfettik. Bölgede PİO ve YİBO'lar var. Bunlarda 200 bin çocuk eğitim görüyor. Devletin baktığı, beslediği 8 sene eğittiği kırsal alan çocukları yaşıyor. Bunların koşulları o kadar iyi değil. Çağdaşlıktan anladığımız biz kendimiz, kendi çocuklarımız için ne istiyorsak, bütün Türkiye'nin çocuklarına da onu sağlamalıyız. Yabancı dil öğrensinler, dersleri boş geçmesin, resimden, kültürden, müzikten yararlanabilsinler, spor yapsınlar, çalışma odaları, dinlenme odaları olsun, yatılı bir okulda bunlar çok önemli. Yatakhaneler düzgün olsun, suları aksın, tuvaletleri iyi çalışsın, banyo yapabilsinler. Bütün bu eksiklikleri görerek kendimizi YİBO'lara (Yatılı bölge okullarına) adadık. Ama hepsini birden düzeltmemiz mümkün olmadığı için bu sene YİBO'larla bir proje yaptık, dedik ki, "Türkiye'nin en ucunda bulunan Hakkari'de bölgesinde 10 tane YİBO'muz var. Hatta bunlardan bir tanesi 520 kızın yaşadığı kız YİBO'su. Hepsinin toplamında 5 bin 200 çocuk var. Bunların üçte biri kız, diğerleri erkek. Ama bu YİBO'ların çok eksikleri var. Biz şimdi para toplama izni alarak, 3 trilyon lira toplamak için harekete geçtik. YİBO'lar için her birine 300'er milyar harcarsak bunları biraz toparlarız diye düşündük. Daha sonra da hep elimiz üzerinde duracak. Öğretmenlere biraz destek vermek istiyoruz.
Eğitimin birçok alanında faaliyet göstermeye çalışıyorsunuz. Bu zor olmuyor mu?
Prof. Dr. Türkan Saylan: İnsanların artık duyarlı olmaları gerekiyor. Biz diyoruz ki, ülkemizde terör var, terörü bastırdık ama yoksulluk var, işsizlik var. Bütün bunların çözümü 200 bin çocuğun eğitim almasında, meslek sahibi olmasında yatıyor.
Ya da kız eğitimini ele alalım. Şimdi 7 bin 500 kıza eğitim desteği veriyorsak, bu küçücük paralarla okula gidebiliyorlarsa, bunların her birini 10'la çarpsanız aileleriyle birlikte yüzbinlerce kişiye hizmet götürmüş oluyoruz. Veya Turkcell gibi 19 tane daha kurum bulsak, hedefi yakalarız. Bunun bütün bütçesi 24 trilyon lira. Türkiye 24 trilyonu nerelere harcıyor. 24 trilyonla siz 100 bin kız çocuğuna ulaşarak, onları okullu yapabiliyorsunuz. Sadece bunun propagandasını yapmak yeterli değil. Kızların hepsi okula gitmek istiyor. Bütün çocuklar okumak istiyor ama ne yazık ki imkanları yok. Bir yandan kız eğitimini çoğaltmak istiyoruz ve 19 tane Turkcell arıyoruz. Öte yandan yatılı bölge okulları çok çok önemli. Oradan yetişecek çocuklarımızın gerçekten kendilerini bu ülkenin vatandaşı olarak hissetmeleri lazım. O zaman diyecekler ki, devlet ve sivil toplum örgütleri bizimle ilgileniyorlar, bizim koşullarımızı iyileştirdiler, bizi dağ başında hangar gibi okullarda başı boş bırakmadılar. "Bizimle ilgileniyorlar, bizi seviyorlar" diye düşündüklerinde o bölgenin çocukları bu ülkenin gerçek vatandaşları olacak. Yanlış yollara girmeyecekler. Hele bir de meslek sahibi olurlarsa çok daha iyi. Şimdi dil üzerinde duruyoruz. Avrupa Birliği'ne girmek için eğitimli, meslek sahibi olmamaız ve dil bilmemiz lazım. Her Türk çocuğunun küçüklükten başlayarak dil öğrenmemesi için hiçbir sebep yok.
Eğer Hakkari gibi bir yerde sadece 1 veya 2 tane İngilizce öğretmeni varsa, 5200 çocukla kim ilgilenecek. Müzik öğretmeni yoksa ve 5200 çocuk için sadece bir tane beden eğitimi öğretmeni varsa ne olacak? Bunlar çok önemli. Herkesin bunları çok iyi bilmesi lazım. yani Türkiye'de sorunlar var. Ama çözülmeyecek sorunlar değil. Türkiye'de sorun parasızlık değil, plansızlık. Paralarımızı nerelere harcıyoruz. Kişi olarak da kurumlar olarak da hükümet olarak da yanlışlar yapıyoruz. Önceliklerimizi sıralamamız lazım. Biz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak önceliğimizi belirledik. Türkiye'nin kalkınmaya gereksinimi var, AB'ye girmemiz lazım, eğitimli insan gücü gerekiyor, bu eğitimli insan gücü Anadolu'da yatıyor. 200 bin tane yatılı okul çocuğumuz var. Okula gidemeyen yüzbinlerce kız çocuğumuz var. Hepsi çok zeki ve becerikli. Dolayısıyla bunların bir meslek sahibi olması lazım, kendilerine güven kazanmaları lazım ve kendi bölgelerine hizmet vermeleri lazım. Böyle olursa AB bizi kapacak. Çünkü AB'de nüfus her geçen gün yaşlanıyor. Musluk tamircisinin bile dil bilmesi gerekiyor. Çünkü AB'ye girdiğimizde üniversite mezunlarına değil, meslek sahiplerine çok ihtiyaç olacak. Meslek lisesi mezunu meslek sahibi kişiler Avrupa'ya girişimimizde köprü olacak. Bağış yapmak isteyenler veya sizinle çalışmak isteyen ÇYDD'ne nasıl ulaşabilirler?
PProf. Dr. Türkan Saylan: Hakkari'deki 10 adet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'na destek vermek isteyenler 532 veya 533'lü Turkcell hatlarından, YIBO yazarak 3293'e kısa mesaj gönderdiğinde 10 Milyon TL. bağış yapmış olacaklar. SMS ücreti ÇYDD tarafından karşılanacaktır. Ayrıca www.cydd.org.tr adresinden bize ulaşabilirler, faaliyetlerimiz hakkında bilgi alabilirler.