Mynet Özel'in bu haftaki konuğu TükoDer (Tüketiciyi Koruma Derneği) Genel Başkanı Mehmet Sevim. Mehmet Sevim'le köprü ve otoyollara yapılan zam ve bu zamların geri alınması için sürdürülen hukuk mücadelelerini, yeni tüketici yasasını ve tüketici haklarını konuştuk.
Soru: Çok güncel bir konuyla başlamak istiyorum. Köprü ve otoyollara geçtiğimiz günlerde yeni bir zam yapıldı. Bu, 4.5 ay içinde yapılan ikinci zam oldu. Ve siz bu zamların geri alması için dava açtınız. Daha önce açtığınız davada başarılı olmuş ve zamları geri aldırmıştınız. Yine aynı başarıyı bekliyor musunuz?
Mehmet Sevim: Köprü ve otoyollara yapılan zamlar tam bir hukuksuzluk örneğidir. Özellikle de köprülerden alınan ücretlerin hiçbir yasal dayanağı yoktur. Devletin vatandaşlardan aldığı her türlü paranın yasal bir dayanağının olması gerekir. Demokratik ülkelerde bu böyledir. Bu nedenle biz bu uygulamaya "deli dumrul" uygulaması diyoruz.
MAHKEME, TARİHİ BİR KARAR VERDİ
TükoDer olarak Türkiye'de ilk kez zamların geri alınmasını sağladık. Tabi bu karar çok kolay olmadı. O dönemde köprü ve otoyollara yüzde 200 oranında çok fahiş bir zam yapılmıştı. Davayı açarken hukukçular "Boş işlerle uğraşıyorsunuz" demişlerdi. Türkiye'de yapılan zamlara ilişkin "Oldu artık bir kere" anlayışı hakim. Ancak o dönem Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in açıklamaları vardı. "Yapacağımız zamlarla bütçedeki 800 trilyonluk açığın bir kısmını karşılayacağız" demişti. Bu sözleri mahkemeye delil olarak sunduk. Ayrıca tarifeler de bizler için delil oluşturdu. Otoyollarla ilgili tarifeler belirlenirken, dikkat edilmesi gereken konular şu şekilde sıralanıyordu: "Enflasyondaki artış oranları, karayollarının bakım ve onarımındaki işçi ücretlerindeki artışlar, demir, çimento vb. artış oranları dikkate alınarak makul ölçülerde bir ücret belirlenir." O dönemde ne işçi ücretleri ne de bakım-onarımda büyük artışlar yoktu. Bu hesaplamalar sonucunda, yürütmenin durdurulması ve zamların geri alınmasını istedik.
Ve mahkeme tarihi bir karar verdi. Bu aynı zamanda siyasilere hukuk dersi niteliğinde bir karardı. Mahkeme, ulaşımı kamusal hizmetlerin en önemlilerinden biri olarak kabul etti ve kamusal hizmetlerin bütçe açıklarını kapatmak için kullanılamayacağına karar verdi.
4.5 AYDA YÜZDE 67 ZAM YAPILDI
Yeni gelen Bayındırlık Bakanı'nın ilk işi 24 Mayıs 2002 yılında geri alınan otoyol ve köprünü zammı temyize gönderdi. Bu dava sürerken iki şey yapıldı. 19 Şubat 2003 tarihinde köprü ve otoyollara 500 bin lira ve şimdi yine 500 bin lira zam yaptılar. Henüz yargı süreci sürerken, zamlar arka arkaya geldi. Son zam oranı yüzde 25 olarak açıklanıyor. Oysa bu oran aldatmacadır. 19 Şubat 2003 ile 1 Temmuz 2003 arasında 4.5 aylık bir süreç vardır. 4.5 ay içinde iki kez ücret artışı yapıldığı dikkate aldığında, zam oranı yüzde 67 yapar. Yani kamuoyu bu şekilde yanıltılıyor. 1 milyon 500 lira olan köprü ücreti 2 milyon 500 bin liraya yükseltildi.
KÖPRÜ GEÇİŞLERİ ÜCRETSİZ OLMALI
Geçtiğimiz günlerde köprü ve otoyollara yapılan zamların durdurulması ve yürütmenin iptali için 4. davamızı açtık. Bizim ana davamız Ankara 7. İdare Mahkemesi'nde 20 Mayıs 2003'de açtığımız davadır. Hiçbir yasal hüküm bulunmaması sebebiyle köprü geçişlerinin ücretsiz olmasını ve gişelerin kaldırılmasını istiyoruz.
Bu arada köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamına alındı. Köprü ve otoyolların özelleştirmesinin, Özelleştirme Yasası'na bile aykırı olduğunu tespit ettik. Özelleştirme yasasına göre, 'zarar eden kuruluşların ekonomiye tekrar kazandırmak için özelleştirme yapılır' deniliyor. Köprü hiçbir zaman zarar eden bir kuruluş değil. Bırakın zarar etmeyi, hükümetlerin kaynak yaratmak için aklına gelen ilk yer oluyor. Biz bundan dolayı özelleştirmenin iptali için Ankara 11. İdare Mahkemesi'ne 14 Mart'ta dava açtık ve bu dava da sürüyor.
Soru: Üstüste davaları açıyorsunuz. Peki hükümetle bu konuda temasınız oldu mu?
Mehmet Sevim: Tabi ki biz dava açmadan önce itirazlarımızı yaptık. Özellikle Bayındırlık Bakanlığı'na ve Karayolları Genel Müdürlüğü'ne gişelerin kaldırılması ve geçişlerin ücretsiz yapılması için dava açmadan önce yazılı olarak sorular yönelttik. Köprülerden hangi yasanın hangi maddesine göre ücret alındığının açıklanmasını istedik. Bunun yasal bir dayanağının olmaması sebebiyle gişelerin kaldırılmasını istediğimizi anlattık. Ama bize verilen yanıtta, sorduğumuz soruya değil de farklı yanıtlar geldi.
Soru: Köprü ve otoyollarla ilgili hukuk mücadelesini sürdürüyorsunuz. Özellikle de köprü geçişlerinin ücretsiz olmasını savunuyorsunuz. Bu mücadeleyi nereye kadar götürmeyi planlıyorsunuz?
Mehmet Sevim: Türkiye'de eğer yargı yolu tıkanırsa, belli usulsüzlük de devam ederse, TükoDer olarak biz konuyu uluslararası mahkemelere taşımaktan da çekinmeyeceğiz. Biz zaten Uluslararası Tüketiciler Derneği'nin üyesiyiz. Türkiye'yi temsil ediyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahmekesi'ne bu konuyu götürmekte hiçbir sakınca duymayacağız. Ama ümit ediyoruz ki, o noktalara gitmeden bu hukuksuz uygulamaları, bu 'deli dumrul' parası dediğimiz geçiş ücretlerini yargı kararıyla kaldıracağımıza inanıyorum. İstanbullular'ın da bu mücadelemize aktif destek vermesini istiyoruz. Çünkü burada cezalandırılan öncelikle İstanbullular'dır.
KÖPRÜLER ŞEHİRİÇİ ULAŞIMININ BİR PARÇASIDIR
Boğaziçi Köprüsü ve FSM köprüsü şehiriçi ulaşımının bir parçasıdır. Hiçkimse Boğaziçi köprüsü ile Haliç köprüsünün birbirinden farklı olduğunu söyleyemez. Aynı güzergahta ve yolları birbirine bağlıyor. Bu mantıkla gidildiğinde, yakında Haliç köprüsüne de turnike koymak gerekir. Hatta uzun viyadüklere de, Galata Köprüsü'ne de konulması lazım. Böyle bir uygulama olmayacağına göre, köprülerde gişe olmasının ve para alınmasının da hiçbir mantığı da, yasal dayanağı da yoktur.
Soru: Tüketiciler haklarını biliyor mu? Ve bu haklarını savunuyorlar mı?
Mehmet Sevim: Türkiye'de tüketiciler kendi haklarını düne oranla çok iyi biliyorlar. Ama bu yeterli değil. Çünkü dünyada tüketici hakları ve tükecilerin kendi haklarını korumak için örgütlenme çabaları 1900'lü yılların başında başlıyor. Türkiye'de TükoDer'in kuruluş tarihi 1990'dır. Dolayısıyla geç kalmışlığımız vardır. Tüketici hakları, insanların yaşam seviyeleriyle de ilgili bir kavram. Türkiye'nin yüzde 38'i yoksulluk sınırında yaşamını sürdürüyor. Yani yeterli temel gıdayı, kamusal hizmeti bile alabilecek durumda değil. Böylesi bir durumda tüketici haklarından söz etmek çok da doğru değildir.
Kurulduğumuz dönemde sorunların çözümleri yüzde 10 civarında idi. 1940'lı yıllardan kalma mevzuatlar vardı. 1995 yılında ilk Tüketicinin Korunmasına İlişkin Yasa çıktı va tüketiciler yasal güvenceye kavuştular. Bu Gümrük Birliği'ne uyum yasaları olarak hazırlandı ve çıktı. TükoDer'in bu yasaların çıkmasında ve hazırlanmasında önemli katkıları oldu.
TÜKETİCİLERE YENİ HAKLAR
Son yapılan değişikliklerle tüketiciler için daha da önemli haklar getirildi. Eski yasalarda sorunlu tüketici sözleşmeleri (bankalar, elektrik, su ,doğalgaz, ulaşım, haberleşme, kira) vardı. Bu sözleşmeler tüketicilerin boyunlarına takılmış idam fermanları gibiydi. Çünkü bu sözleşmeler, okunamayacak kadar küçük bir şekilde yazılmış, okunsa bile anlaşılamayacak kadar teknik yazılmış, anlaşılsa da virgülüyle bile oynanamayacak matbu kağıtlardı. Bunlar sözleşme değil, tek taraflı dayatma mektuplardı. Bizim çok özel çabalarımız sonucunda, yasada bu konuda değişiklik yapıldı ve sözleşmeler de yasa kapsamına girdi.
Sözleşmeler artık karınca duası gibi olmayacak, en az 12 punto ile yazılacak. Maddeler açık ve anlaşılır olacak. Tüketici aleyhine hükümler içeremeyecek, içerse bile geçerli olmayacak. Tüketicinin aldığı mal ve hizmetten dolayı zarar görmesi halinde tazmin edilmesi hükmü de yer alıyor. Örneğin, elektrik idaresinin ayıplı hizmeti sonucu sizin beyaz eşyanız zarar görüyorsa, bunun karşılığında tazminat isteme hakkınız doğmuş oldu. Bir diğer önemli konu da, konutların yasa kapsamına alınması.
ŞİKAYETLERDE "KAPIDAN SATIŞLAR" İLK SIRADA YER ALIYOR
Soru: Tüketicilerden en çok hangi konularda şikayetler geliyor?
Mehmet Sevim: Son üç yıla kadar kamusal alanlarda, yol, su, elektrik gibi konularda şikayet gelmezdi. Ancak son üç yılda herşey değişti. Belediyeler ve merkezi yönetimlerin verdiği ayıplı hizmetlerden (elektrik, su, doğalgaz faturalardan) şikayetler yoğunlaşmaya başladı. Bu da tüketicinin bilinç seviyesinin yükseldiğini gösteriyor.
Tabii "kapıdan satış", "kapıdan dolandırma" şikayetleri ilk sırayı hiçbir zaman diğer şikayetlere bırakmadı. Bize Türkiye genelinde günde ortalama 120-160 şikayet geliyor. Buna telefonla, e mail'le gelen şikayetler dahil değil.
İKİNCİ EL CEP TELEFONLARI TÜKETİCİYİ SUÇLU YAPABİLİR
Soru: Tüketicilerden gelen şikayetler arasında cep telefonlarının, özellikle de ikinci el cep telefonlarının önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Cep telefonlarında ne gibi sorunlar yaşanıyor?
Mehmet Sevim: Aslında ikinci el cep telefonu veya başka bir ürün, "ikinci el" adı üzerinde garanti kapsamında olmayan mal demektir. Yeni yasaya göre telefondan otomobile, cam sileceğinden mandala kadar herşeyin garanti kapsamı içinde satılması gerekiyor. Yeni yasayla garanti süresi de 1 yıldan 2 yıla çıkarıldı. İkinci el ürün, garanti kapsamı dışında kalan mal oluyor. Böyle olunca da sorun yaşanıyor. En büyük sorun da cep telefonlarında yaşanıyor. Türkiye'de inanılmaz boyutta cep telefonu kullanımı var. Modası değiştiği için satılan telefonların yanısıra çok sayıda çalıntı telefon ikinci el piyasada geziyor. Hırsızlık malı bir telefon satın alındığında, bu durum Tüketici Yasası'ndan çıkıyor, Ceza Yasası'na giriyor. Çalıntı bir cep telefonu satışı ve alımıyla, çalıntı bir otomobil satışı ve alımı arasında fark yok. Alan da satan da suçludur. Bunun için biz tüketicilerin mağdur olmaması ve özellikle bir olaya karışmış, hırsızlık malı cep telefonlarını almamalarını istiyoruz. Çünkü telefonlar, kartları değişse bile seri numaralarından bulunabiliyor.
Soru: Tüketicilere ne gibi tavsiyelerde ve uyarılarda bulunmak istersiniz?
Mehmet Sevim: Tüketiciler, haksızlığa uğradıklarında, aldatıldıklarında, aldıkları ürün veya hizmetlerin belirtilen niteliklerde olmaması halinde mutlaka haklarını arasınlar. Bu durumu asla sineye çekmesinler. Duyarlılıklarını ortaya koysunlar. Tüketici, "Ucuza almıştım zaten" diyerek şikayetinden vazgeçmesin. Ayrıca her türlü şikayeti için TÜKODER'e başvurabilirler. Tüketici mahkemeleri haksızlıkların giderilmesi için yoğun çaba sarfediyor. Yeni yasayla birlikte tüketici mahkemelerine başvurmak da eskisinden çok daha kolay. Unutmayalım, tüketiciler ne kadar çok haklarını arar ve haksızlıkları sineye çekmezse, o denli kaliteli ürün ve hizmetlere sahip olur.