Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Psikolog ve pedagog Nükhet Filiz Şenyuva. Şenyuva ile günümüz çocuklarının sorunlarını, çözüm yollarını, boşanmış ailelerin çocuklarına eğitim ve anne-baba davranışlarını konuştuk.
Siz, Türkiye’de ilk terapi merkezi açan ve ilk çocuk mahkemesinde görev alan psikolog ve pedagogsunuz. Günümüzde çocuklarda ne gibi sorunlar var? Neler yaşanıyor çocuk dünyasında?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Günümüzde çocuklar çok çeşitli sorunlar yaşanıyor. Sorunlar, günümüz şartlarında ailelerin çocuklarıyla fazla ilgilenememeleri, boşanmaların artmasıyla doğru orantılı ilerliyor. Günümüz çocuklarında sorunlar kendini tiklerle gösteriyor. 2-3 ve 4 yaşlarda tikler yer değiştirir. Önce kaşını gözünü oynatmaya başlar, kafasını oynatır, bir şey sorarsınız çocuk tutulur, kelime bulmakta zorlanır. Bazen aynı kelimeyi tekrarlar. 2 yaşında çok güzel konuşan çocuk, 3 yaşında konuşurken tutulur.
Veya çocuk tuvaletini söylerken, geri döner tuvaletini altına yapmaya başlar. Seyrek de olsa bunu yapabilir. Anneye bir tepki olarak büyük aptestini ulu orta bir yere yapabilir.
Bazen çocuk öfke nöbetleri gösterir, bağırarak yapmayacağını söyler. Bunu yaptıran anne veya baba ise karşılıklı bir güç mücadelesine girer. Ama şunu unutmamak lazım, çocuğun inadı yetişkinden farklıdır. Çünkü çocuk egosantiriktir. Çocuk, yetişkin gibi mantığı bilmez. Mesela şu anda dondurma yemek ister. Siz dersiniz ki, yemekten sonra yenecek. Neden yemekten sonra yenileceğini çok iyi kavrayamaz. Çünkü o anda onu istiyordur. Burada çocukla örtülü iletişimle savaşılmaz. "Sen şimdi eve git, ben sana sonra getireceğim" Hayır. Önce dondurmayı alırsınız, pakete koyarsanız, evde yemeğini yer yemekten sonra verirsiniz.
'Ben sana sonra alacağım' değil. Çocuk somut, elle tutulan bir şey ister. O anda eğer söz verecekseniz, sözünüzü yerine getirmek zorundasınız. Anne-baba sözünü yapmazsa, bu çocukta psikolojik çöküntü yaratır.
Ama "sen seç ben onu alayım" Hayır. Sizin bir bütçeniz vardır, bütçenizde o çocuğa ayıracağınız bir para vardır. Çocuk en pahalısını veya çok çabuk kırılabilecek bir şey seçebilir. 3 yaşındaysa yaş grubuna uygun oyuncaklar gösterilmeli. Bugün Türkiye'de ne yazıkki yaşa göre oyuncak satılan yerler çok az.
ÇOCUKLARINIZIN YALNIZLIKLARINI PAYLAŞIN
Ailelerle çocuklar arasıdaki en büyük problem paylaşımın olmaması mı?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Paylaşmamaları. Pskilojik olarak zamanı paylaşmamaları. Ama farklı paylaşımlar var. Anne alışverişe çıkıyor çocuğu da yanında götürüyor. Çocuk alışveriş sırasında sıkılıyor. Bu çocuğun zamanını çalmaktır. Paylaşma değildir. Çocuk annenin zamanına ortak oluyor. Bu bir süre sonra stres doğuruyor.
Çok zeki bir çocuğu alın, herşeyi mükemmel olsun ama stresli, hırçın. Bu hırçınlık anlaşılamamanın yarattığı bir gerginlik söz konusu. Çünkü anlaşılabilmiş değil. Zeki olduğunu biliyor ama çocuğun ruh sağlığında birtakım pürüzler var. Bunu uyumsuzluğu ile ortaya çıkarıyor. 'Yapmayacağım, gitmeyeceğim, yemeyeceğim.' Çünkü çocukların yapı olarak 'hayır'lara yatkın yaşları var.
Hayırları evet yapmak, dayakla, cezayla; kızarak mümkün. Ama psikolojik destekle kalıcılık sağlanabilir. O an yaptırabilirsiniz ama biraz sonra yine aynı hareketi tekrar edecektir.
Aile çocuk tiyatrosuna gidiyor. Çocuğuna bilet alıyor. Çocuğu salona oturtuyor, anne-baba 'ben bitince gelip seni alacağım' diyor. Buradan çıkarılacak ders. Çocuk yine yalnız. Evde de yalnız, tiyatroda da yalnız. Orada müziğin tonu yükselebilir, karanlık olabilir korkabilir. Eser çocuğa uygun mu değil mi bakılmamış. Tiyatroya götürmüş olmak için aile götürüyor, ben onunla birşey paylaşayım diye değil. Yaşam bana göre her zaman psıkolojik paylaşmayı doğurur.
Çocuğun ruh sağlığının iyi olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Çocuğun ortama gösterdiği uyumla anlaşılır. Kendi yaş grubuna yaklaşım biçimi önemlidir. Kendi yaş grubuyla anlaşabiliyorsa, çocuk uyuma müsaittir. Ama kendi yaşdaşlarıyla hiç anlaşamıyorsa, sürekli kavga ediyorsa, büyüklerle anlaşıyorsa, veya kendinden küçüklerle anlaşıyorsa burada bir sorun var demektir. Çünkü büyükler onu zaten hoş tutuyorlar. Sürekli küçüklerle anlaşıyorsa, büyümek istemediği veya kendi yaş grubunun altında davranışlar sergilediği söz konusudur. Çünkü onların içinde daha rahattır.
Yaşı büyük olup uyumsuzluk sorunu yaşayan çocuklar, problem çözme olaylarını başaramazlar. Örneğin bir yakan top oynarlar. Yakan topta kural vardır. Topu alırsınız, iki tarafla onu vurursunuz. Hayır. Uyumsuz çocukların çoğu amaçsız koşuyorlar. Sürekli bir taraflara koşuyorlar.
Çocukların 2-3 yaşından itibaren grup oyunlarına adapte edilmesi gerekir. Buna en iyi örnek eşleşme oyunudur. Şekillerin eşleri çocuklara bulundurulur. Uyumsuz çocuk, "bulmam ve sıkıldım" der ve kalkar. Bunun için eğitim gerekir. Anne-baba çocuklarıyla eşleşme oyununu oynamalılar.
Aileler çocuklarıyla bir yere gittiklerinde onları yalnız başına bırakıyorlar. Örneğin, çay bahçesinde çocuğa 'hadi sen git gez' diyorlar. Çocuk amaçsızca gezer. Bu eğitilmemiş kırsal kesim çocuğudur. Çocuğun gelişmesinde kurallı oyunlar çok önemlidir. Körebe, saklambaç, mendil kapmaca kurallı oyunlardır.
ÇOCUĞU ÖVMEK, ONU GÜVENSİZ YAPAR
Çocuklarla ilişkide nasıl bir ödüllendirme sistemi kullanılmalı?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Eğitim sisteminde övgü yok. Teşvik var. Ne kadar çok çocuğunuzu överseniz, o çocuk o kadar çok güvensiz olur. Çünkü sizin övdüğünüz çocuğunuz, yeri gelecek ve bir şeyi beceremeyebilecek. Karşı taraf onu övmeyecek. Bunu doğru yap diyecek ve çocuk hemen küsecek, darılacak ve arkasını dönecek. Ama güzel yaptığı bir resim için 'daha iyisini yapabilecek misin bir bakalım' demek teşviktir.
Ne yazık ki, bizim eskiye dayalı metodlarımızın çoğu yanlış. Sürekli övdüğünüz bir çocuğu okulda öğretmeni övmezse, çocuk sık sık okula gitmeyeceğim diye isyan etmeye başlar.
AİLELER "HAYIR" KELİMESİNİ DOĞRU YERDE KULLANMALI
Aileler tarafından sık sık yapılan doğrular ve yanlışlar nelerdir?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: GÖvgü yok teşvik var. Örtülü iletişimde iki seçenek sunarsınız. Dersiniz ki, sen yemeğini yiyince sana bir sürprizim var. Çocuk o anda sürprizin ne olduğunu bilmez. Yemeğini bitirir. Hani sürpriz? Somut olan birşeylerden somut değilmiş gibi bahsetmek yanlıştır. Yani ödül olmayacak bir şeyle çocuğu kandırmak yanlıştır.
Bunun yanında koruyucu annelik yanlış, yönlendirici annelik doğru. Çocuğunuzu her türlü tehlikeden tabiki koruyabilirsiniz fizyolojik olarak ama tüm toplumdan koruma şansınız yok. Mesela; benim çocuğum hiç küfür etmez, kötü söz söylemez, onların hepsini ya yuvada öğrendi ya da ilkokulda öğrendi. Hayır, çocuk evde televizyondan da kötü söz öğrenebilir, camdan bakarken de öğrenebilir. Çocuk bunu söylemek zorunda. Çocuk bunu diline alacak ki, doğru mu yanlış mı öğrensin. 'Sen bunu sakın söyleme' demeyin. Sizin yanınızda bunu söylemişse, 'bu söz çok güzel bir söz değil, bak şunu da söyleyebilirsin' denilebilir.
Çocuğunuz bir hareket öğrenirken ona 'yapma' demek güçsüzlük, güvensizlik yaratır. Mesela bir çocuk sürekli basamak atlamak istiyor ama elinden tutan annesi hayır diyor. Bir başka yerde ise çocuk sürekli kanepeden atlıyor ve anne dizlerini kırarak atla ki düşerken bir yerin acımasın diyor. Aradaki fark, annesinin atla dediği çocuk zihinsel yönden hızlı gelişiyor.
Ailenin 'yapma-etme'yi nerede kullanması gerektiğini bilmesi lazım. Aile stres ile ya herşeye kızıyor ya da umursamıyor. Yanlışın en büyüğü çocuklara 2 yaşından itibaren 'hayır' demeyi öğretmemek. Bu çocuğun kişiliğini bozmaz. Tam tersine nerede, nasıl davranmayı öğrendiğinde çocuk toplumda daha mutlu olacaktır. Çocuk cep telefonunu alıp atmamayı öğrenecektir. Çocuk bazı şeylere dokunmamayı öğrenecektir.
NE SÖYLEDİĞİMİZ DEĞİL, NASIL SÖYLEDİĞİMİZ ÖNEMLİ
Tabi bunun nasıl söylendiğinin de büyük önemi var değil mi?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz çok önemli. 'Onu bana verirsen sana nasıl kullanıldığını öğretebilirim. Ama bu benim dokunma. Ben sana oyuncağını vereyim. Çünkü bu bozulursa, sen yuvaya gittiğinde ben seni arayamam'.
Ben şu anda uzun konuştum. Çocukların yaşına göre, kısa kelimelerle konuşmak doğrudur. 'Bunu yemeyeceğim, tüküreceğim, bak halının ortasına çıkarıyorum' diyen bir çocuğu karşınıza alıp "sen bunu bir daha yaparsan ben sana çok kızarım, bunu bir daha yapma" demek çocuğu hiç etkilemez. Sadece "tükürmek istediğinde bana söyle" demek yeterlidir. Yani anlatmak istediğinizi kısa kelimelerle net vermeniz lazım.
Hiperaktif çocuklarda bu daha büyük boyutlardadır. Çocuk söylediğiniz kelimenin sadece ve sadece en son kelimesini aklında tutar. Başını hiç hatırlamaz. Siz dolambaçlı yoldan bunu anlattığınızda, çocukta hiçbir şey kalmaz. 'Pazartesi sirke gideceğiz' dendiğinde çocuk 'sirke gideceğiz' diye algılar.
Kelimeler yalın, sade ve anlaşılır bir dilde olmalı. Kızgınlığınız ve öfkeniz sakin bir biçimde yansıtılmalı. Çünkü çocuğun yara alması her zaman mümkün. Ses tonu, beden dili ve kelimelerin hepsi büyük önem taşır. Başını okşadığınızda 'ben sana çok kızdım' yerine 'ben çok üzüldüm' demek o çocuğu düşündürebilir. Çocuk koşarak gelir sarılır ve olay biter.
Ama bir anne 'sen beni kızdırmak için mi, çileden çıkarmak için mi yapıyorsun' demesi çocuğa hiçbir anlam ifade etmez. Çocuk gene yapar.
Bizler yetişkinler bir olay karşısında yorumu kendimiz yaparız. Ama çocuk o olayı sadece yaşar. Ve o olay onu üzüntüye boğmuşsa, o çocuğun üzüntüsünü dağıtmak aslında kolaydır. Ama o olay olduğunda çocuğu yönlendirebilirseniz üzüntü yok olabilir. Sürekli o olayı yaşatarak üzüntüyü pekiştirebilirsiniz de. 'Bugün sana kızdılar mı, nasıl kızdılar, ne şekilde kızdılar' diye sormakla çocuk o olayın içinden kurtulamaz. Çocukların dikkatleri anlık olduğu gibi olayları da anlık yaşarlar. Aile olarak çocuğa üzüntü veren olayları unutturmalısınız.
Türkiye'deki en büyük eksikliklerden biri de anne-baba olunuyor ama anne-baba bilinci eksik. Siz buna katılıyor musunuz?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Evet, Ana-baba okulları bunun için kurulmuştu. Ama zorla getirilen bir müessese olmamalı. Anne-baba belli konular dahilinde biraraya gelmeli. Boşanmış ailelerin belli bir mekezleri olmalı.
AİLE PSİKOLOJİK EĞİTİM DESTEK PROGRAMI
Siz şimdi başlatığınız yeni bir çalışma ile anne-babalara büyük bir hizmet vereceksiniz. Projenin adı Aile Psikolojik Eğitim Destek Programı (APED). APED hakkında bilgi verir misiniz?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: İnsanların ruh sağlığı en hassas, en dengede tutulması gereken bir konu. Aynı zamanda akıl sağlığını da etkilediği için sadece bizi değil, evimizdeki çocukları da etkiliyor. İş yerinde bir başkasına kızan kişi, eve gittiğinde o kızgınlığı çocuğundan çıkarabiliyor. Dolayısıyla biz topluma baktığımızda herşeyden önce yuva çağındaki çocukların, eğitimcileri, öğretmenleri, bakıcıları ve en önemlisi aileleri tarafından doğru anlaşılması gerekiyor. Ailesi tarafından yanlış anlaşılan bir çocuk bunun sıkıntısını yetişkin olduğu zaman da çekiyor. Annem, babam beni anlayamadı, doğru yönlendiremedi, ben şunu yapmayı çok arzu ediyordum (müzik, resim olabilir) ama onlar beni yollamadılar. Onlar bana önem vermediler. Veya bir başka değişle onlar beni hiç tanıyamadı diye üzüntü duyuyorlar.
Bugün Türkiye'ye baktığımızda eğitimde 40 yıl geride olmamıza rağmen, eğitim kitapları, dış ülkelerden bize gelen kaynaklar, oyuncaklarda buna dahil çok geniş olarak birden bir ağ şeklinde yayıldı. Eğer aile okuyabilen, kendini yetiştirebilen bir aile ise çocuğun psikolojik sağlığı dengeli olabiliyor. Ama aile bu konuda kitap okumaya vakit bulamıyorsa, seminerleri, eğitim programlarını takip edemiyorsa, çocuğun ruh sağlığı üzerinde çok da olumlu olmayan bir takım zedelenmeler, örselenmeler oluyor. Bu da topluma ve çevreye yansıyor.
İşte bizim burada uygulayacağımız projenin adı Aile Psikolojik Eğitim Destek Programı (APED). Burada amaç çocukla birlikte aileyi de eğitmek. Ve aileye verdiğimiz terapi ile ebeveyni rahatlatarak günlük stresini attırmak, hem de çocuğuna yapması gerekeni dramalı bir şekilde (öykü, fıkra) anlatmak.
Sadece bizim yuvadaki çocukların ailelerinin değil, tüm ailelerin yararlanmasını sağlayan bir program. Bunu yaparken, insanlarla olan iletişimde sizin ne anladığınız değil, karşınızdakinin ne anlatmak istediğidir. Eğer bunu doğru anlarsanız çocuğunuzu çok rahat anlayabilirsiniz. O size bir şey anlatmak istediğinde bebek bile olsa, hareketleriyle size anlatıyor. Burada önemli olan doğru anlamaktır. Doğru anlamak da etkin dinlemekle mümkündür. Örneğin, sizin yaşlı bir çevreniz varsa size sürekli hastalıklarını anlatacaktır. Bir süreden sonra bu hastalıkları dinlemezsiniz. Dinlemek de dikkat eğitimiyle mümkündür. Eğer sizin dikkatinizi sürekli ayakta tutabilecek, bir takım mekanizmalar varsa, (bir oyun gibi, eğlendirici öykü gibi ) sizin dikkatiniz daha yoğunlaşır.
AİLE İÇİ İLETİŞİM ÇOK ÖNEMLİ
Bu destek programında ilk olarak ele aldığımız konu iletişim: İş yerlerinde herkesin birbiriyle iletişimde oluşu, toplam kaliteyi yükseltiyor. Aile içi iletişim dendiğinde ilk olarak akla gelen anne-baba ve çocuk. Bunun yanında kardeşler arasında da iletişim önemli. Bunun yanında büyükanne, büyükbaba, teyzeler, dayılar, amcalar.. İletişimde tüm aile bireylerinin etkisi vardır.
İkinci konumuz, bugün çok rastladığımız boşanmış ailelerdeki iletişim sorunu: Burada hem uyum hem iletişim sorunu var. Çocuk anneye gidiyor uyumsuz, babaya gidiyor uyumlu. Veya babada çok uyumsuz, eve geliyor "ben bir daha babama gitmeyeceğim" diyor. Buradaki uyumu nasıl sağlayabiliriz? Bu psikolojik zarardan nasıl kurtarabiliriz? Bu yetişkinin tutumuyla mümkün olabilir. Eğer yetişkin sürekli beklenti içinde olursa, bu çocuğun uyum sağlamasını zorlaştırır. Benim çocuğum mutlaka bir uyumsuzluk yaşayacak diye düşünürsek, yaşamayabilir. Ama biz aklına getirirsek, bu sorun büyüyor.
Üçüncü konu çocuklardaki beslenme, uyku ve uyum sorunları: Burada şöyle diyebiliriz. 3 yaşına gelmiş bir bebek sürekli kuru meme emiyor. Aile diyor ki, 'benim çocuğum memesiz durmuyor. Memesiz gezmiyor'. Siz eğer o memenin yerine koyabileceğiniz bir alternatifiniz varsa, bir süre sonra çocuğa emziği unutturabilirsiniz.
Dördüncü konu çocuklardaki cinsel sorunlar: Çocuklardaki cinsel sorunlarda 2 yaştan itibaren zeki ve akıllı çocukların bedensel bir takım fizyolojik zevkli hareketleri görülür. Yetişkinler buna masturbasyon derler. Çünkü yetişkin mastürbasyonu bilir. Ama 2 yaşındaki çocuğun bununla hiçbir ilgisi yoktur. Zekası geliştiği için çocuk kendine alternatif eğlendirici bir şey arar. Onunla birlikte oturabilir, oynabilirsiniz. Eğer tek başına bıraktığınız da uzun süre yalnız kalıyorsa, akıllı bir çocuksa bedenini keşfeder. Bu hareket ona haz verdiği için tekrarlar. Tıpkı bir oyun gibi, boya gibi, yapıştırma gibi. Ama bunu gören anne-baba 'eyvah benim çocuğum böyle yapıyor' diye endişeye kapılıyor. Bu çocuğa zaman ayırıp, onu eğlendirmeye çalışılmalı. Onun zihinsel ve bedensel enerjisinin kanalize edilmesi gerekiyor.
Beşinci konu boş zamanları verimli kullanma ve çocukların sosyal gelişimlerini sağlamak: Çok fazla oyuncak alınırsa o oyuncaklardan bıkarlar. Bizim maymun iştahlı dediğimiz, tatminsiz çocuk olurlar. Çocuğa oyuncak yaşla orantılı alınmalıdır. Erkek ve kız çocuklara cinsiyetleriyle ilgili, yaşla orantılı oyuncak alınırsa, bıkmazlar. Onunla uzun süre oynarlar. Bizde oyuncağın parası değil, işlevi önemlidir. Tahta oyuncaklar küçük yaşlar için ideal oyuncaklardır. Uzaktan kumandalı oyuncaklar, çok fazla zihinsel değeri olmayan oyuncaklardır. Çocuğun üretimine katkısı yoktur. Arabayı kendisi sürterse daha değerli olur. boş zamanları kullanmada anne ve babalara alternatif sunuyoruz.
Anne-baba 'bu çocuk yalnız başına oyun oynamıyor' diye şikayet ediyor. 2 yaşındaki çocuk nasıl yalnız başına oyun oynasın. Oynamayı öğrenmesi lazım.
Neden böyle bir şey yapmak istedik?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Burada en önemli unsur şu. Biz yetişkinler zor değişiriz. Sizden bazı konularda taviz vermeniz istense 'ben böyleyim' dersiniz. Ama çocuklardaki davranışları değiştirmek çok zor değildir. Kolaydır. Ama önce yetişkinin ona bakış açısını değiştirmek gerekir. O da birinci olarak sevgi eğitiminden geçer, ikinci olarak da dinlemekle mümkündür. Çocuk size o anda bir olayı anlatırken, çok önemli bir noktayı kaçırmışsanız, çocuk sizin onu dinlemediğinizin farkına varır. Yetişkinler 'sen anlat ben dinliyorum' der ve kendi işiyle meşgul olur. Ama o andaki göz teması ve beden dili her zaman için önem taşır.
Program hangi periyodlarla tekrarlanacak?
Psk. ve Ped. Nükhet Filiz Şenyuva: Programı ayda bir kez yapacağız. Ve bu program ücretsiz olacak.