Pazartesi, 08.09.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 
True

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  19º

Az Bulutlu

10:42 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
Dkny T-Shirt
68,00 YTL
 
 
Bayan Çanta
149,00 YTL
Haber > Mynet Özel
Türkiye'ye baskı yapılmasın

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, De Soto'nun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki "Kıbrıs" brifingini, 16 Nisan'da Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üyeliğini ve adanın geleceğini Mynet'e değerlendirdi:

Soru: BM Güvenlik Konseyi'nin dünkü oturumunda Kıbrıs konusu ele alındı. Genel Sekreter Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, Güvenlik Konseyine son dönemdeki gelişmeler hakkında bilgi verdi. De Soto konuşmasında Annan planının mükemmel olmadığını ancak yine de planın olabileceğin en iyisi olduğunu vurguladı. Bu arada sizi de eleştirdi. De Soto'nun sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Denktaş: Annan planı Kıbrıs'ta adil, kalıcı, eşitliğe dayalı ve yaşayabilir bir çözüm getirebilecek bir yapıda değildi. Eksik, aksak ve boş sayfalarla dolu bir belgeydi. Amerika, İngiltere ve De Soto arasında Rumlar'ın da katkısıyla hazırlanmış bir plandır. Kıbrıs'ta iki kesimliliği, statü meselesini ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini yok edecek bir içeriğe sahip olan Annan planı kabul edilmiş olsaydı, 100 bin Kıbrıslı Türk evlerinden, yerlerinden sökülüp göçmen durumuna düşürülecekti. Bu adaya barış değil, kaos ve çatışma ortamını geri getirecek, Türk-Yunan dengesini Yunanistan lehine tam anlamıyla değiştirerek, Türkiye'yi adadan uzaklaştıracak böylesi bir planı kabul edemezdik ve etmedik. Şimdi bizi suçluyorlar. Suçlasınlar.

De Soto duvardaki bir sinek olacağını söyleyerek, gözlemci statüsü ile yer aldığı görüşme sürecinde tarafların görüşlerini bir yana koyarak, hakem rolünü üstlendi ve karar veren, plan yapan ve bunu empoze etmeye çalışan kişi oldu. Genel Sekreter'e verdiği raporlarla onu yanıltan De Soto, bana "Uzlaşmaz" diyor. Diğer taraftan Güvenlik Konseyi'ne konuşurken ise planın mükemmel olmadığını ve en küçük bir değişiklikle çökebileceğini belirtiyor. Yani bizden Rum'un her an yıkabileceği, taraflar arasında denge kurmayan, Kıbrıs gerçeklerini dikkate almayan bir planı imzalamamızı istediler. İmzalamadık. Doğru yaptık. Ben eşitliğimizi, statümüzü, egemenliğimizi, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi içermeyen ve iki kesimliliği yok eden bir şeyi kabul edemem.

"KINANMAYI TERCİH EDERİM"

Soru: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden sizin için kınama çıkması ihtimali var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Denktaş: Kınama çıkacak, bu kaçınılmazdır. Ama kınama çıkmasın diye haklarımızdan vazgeçmemiz mümkün değildir. Bana "Seni kınayacaklar" diyorlar. Kınamamaları için ne yapmam lazım diye baktığımda, onların istediklerini kabul etmem lazım. Ben onların isteklerini kabul etmek yerine beni kınamalarını tercih ediyorum. Bütün mesele beni şahsen kınamasınlar diye ilerde halkı büyük felaketlere sürükleyecek bir anlaşmayı imzalayıp imzalamama konusudur. Kınanmayı tercih ediyorum. Böyle bir planı imzalamam mümkün değildir.

"TÜRKİYE BASKI YAPILMASIN"

Soru: Bu noktada Türkiye'den beklentileriniz neler?

Denktaş: Türkiye'nin ağırlığı çok önemlidir. Türkiye ağırlığını gereken şekilde koymuştur. Ümit ederiz ki baskılarla ve başka şekilllerde bu ağırlığı hafifletmezler.

Soru: Türkiye üzerinde baskı yapılabilir mi? Böyle bir ihtimal görüyor musunuz?

Denktaş: Şu anda bu hükümette böyle bir ihtimal görmüyorum. Özellikle Türkiye'nin bölgede ağırlığı çok arttı. Ümit ederim ki herkes aklını başına alır ve Türkiye'ye kabul edilmez baskılar yapmaz.

"PLANI RUM BAŞSAVCI KALEME ALDI"

Soru: Yunanistan yönetimi "Kıbrıs'ta barış yolu Annan'dan geçer" ifadesini kullanıyor. Bu açıklama açık bir işbirliğini mi gösteriyor?

Denktaş: Tabii ki Yunan hükümeti bunu böyle söyleyecektir. Çünkü planın hazırlanmasında doğrudan etkili olmuşlardı. Rum Başsavcı Markides'in bizzat planın kaleme alınmasında etkili olduğu biliniyor. Daha da ilginç olanı, adada kalacak silahlarla ilgili belgede yer alan kısımlar, Rum ve Yunan subaylarının katkıları ile hazırlanmıştı. Öyle ki, Rum ve Yunan tankları ve zırhlı araçları adada kalırken, Türk tarafınınkilerin adadan çıkması için birebir Rumlar'ın elindeki silah spesifikasyonları dikkate alınarak, plana yazılmıştı. Böylelikle bu spesifikasyonlara uymayan Türk silahları adanın dışına çıkacak, ama Rumlar'ınki adada kalacaktı.

Dolayısıyla Yunanistan'ın memnun olması doğal. Türkiye'yi adadan çıkararak, Türk tarafını azınlık konumuna getirerek 1974 öncesi koşullarda olduğu gibi Rum'un insafına terk edecek bir belgeyi, elbette ki Yunanistan 'Bizi barışa' götürecek bir belge olarak değerlendirecektir. Yunan'ın bu değerlendirmesi bizim planla ilgili değerlendirmemizi haklı çıkarmaya yeter sanırım.

"KIBRIS TÜRKÜ AZINLIK OLAMAZ"

Soru: 16 Nisan'da Kıbrıs Rum Kesimi AB'ye üye olacak. Bu konudaki değerlendirmeniz neler?

Denktaş: AB'ye Kıbrıs müracaat etmedi, Rum müracaat ettti. Rum'un AB'ye yaptığı müracaat maksatlıydı. Türkiye'nin ada üzerindeki haklarını kaldırmak, Türk garantisini etkisizleştirmek, Kıbrıs Türk'üne azınlık hakları vermek ve Kıbrıs'ın tümüne sahip olmak için Rumlar AB'ye müracaat etmiştir. Gelinen aşamada Kıbrıs bir bütün olarak AB'ye gitmiyor. AB sadece Rumlar'ı alacak. AB'ye Kıbrıs müracaat etmedi, Rum müracaat etti. Kıbrıs meselesi Türkiye'nin AB üyeliği için bir engel değildir. Kıbrıs meselesi Türkiye'nin yüzde yüz haklı olduğu bir meseledir. Böylesi haklı olduğu bir konuda Türkiye'yi şantajla geriletmek istiyorlar. Kıbrıs'ı alıp, ondan sonra da Türkiye'ye eziyet etmek ve daha sonra başka konularda da Türkiye'den tavizler koparmak istiyorlar.

AB, 16 Nisan'da Kıbrıs'la değil, sadece Rumlar'la giriş protokolü imzalayacaktır. Yani AB, Rumlar'ın üyelik başvurusunu kabul etmekle yaptığı büyük yanlışa bir yenisini daha ekleyerek, adadaki ayrılığı derinleştirecektir. Bizim için bu noktada endişe edecek bir durum yoktur. Biz Kıbrıs'ın AB'ye müracaat etmediği gerçeğini savunursak ve AB tehditinden yılmayacağımızı gösterir, devletimize sahip çıkarsak, o zaman bizimle de gerçek anlamda pazarlık yapmak durumunda kalacaklardır.

"DAVAMIZI SAVUNMAYI SÜRDÜRECEĞİZ"

Soru: 16 Nisan'da Ada'da nasıl bir tablo ortaya çıkacak? Bu tarihten sonra ne gibi sorunların yaşanmasını bekliyorsunuz?

Denktaş: 16 Nisan'da AB hatalarına bir yenisini ekleme konusunda ısrarlı olursa, ki bunun böyle olacağı anlaşılıyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde güneş yine doğudan doğacak ve batıdan batacaktır. Biz davamızda haklıyız. Uluslararası hukuk Kıbrıs konusunda AB'nin atacağı bu adımla ihlal edilmiş olacaktır. Biz davamızı inançla ve imanla savunmaya devam edeceğiz. AB'nin ve BM'nin Kıbrıs konusundaki telaşının nedeni, attıkları hukuk dışı adımları hukuki bir zemine taşımak içindir. Bunun için de, bir yandan bizi uzlaşmazlıkla suçlayarak, ambargolar uygulayarak ve diğer yandan AB havucu uzatarak yıldırmak istemektedirler. Yılmayacağız. Devletimize daha çok sarılacağız. AB'nin ve Rumlar'ın yaptığı hukuk dışılığı kabul etmeyeceğimizi cesaretle söylemeye devam edeceğiz. İşte o zaman AB bizim varlığımızı görme ve bizimle de konuşma durumunda kalacaktır. Çünkü AB, Kıbrıs'a jeopolitik açıdan ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Ve AB parçalanmış değil, bütünleşmiş bir Kıbrıs'ı içerisinde görmek istemektedir. Kıbrıs'ın bütünleşebilmesi ise adadaki gerçeklerin kabulüne, iki eşit egemen tarafın eşit koşullarda Türk-Yunan dengesini koruyarak yeni bir ortaklık kurmalarına bağlıdır. Bu yolun açılabilmesi de AB'nin bizimle ayrı temas yapması ile kolaylaşacaktır.

"ÇÖZÜM YOLLARI TIKANMADI"

Soru: Kıbrıs'ta çözüm için yollar tıkandı mı?

Denktaş: Tıkanmadı ve tıkanmaz. Yeter ki adaya gerçekleri dikkate alarak baksınlar. Bakınız, adada iki taraf arasında derin bir güven bunalımı var. Bunu ben söylemiyorum. BM Genel Sekreteri de söylüyor ve Güvenlik Konseyi'ne yazdığı raporlarda da bu var. Ben de diyorum ki, gelin aramızda önce güven yaratalım. Bunun için de öneriler yaptım, ama Rumlar, "Nasıl olsa bizi dünya tanıyor ve AB'ye de gireceğiz" diye önerileri ellerinin tersi ile ittiler. Biz devletimize sarılacağız. Devletimizi yüceltmeye, halkımızın refah ve mutluluğunu artırmaya çalışacağız. Bu konularda Türkiye ile tam bir uyum içerisindeyiz. 16 Nisan'dan sonra da hayat devam edecektir. Biz sabırla ne istediğimizi bilerek devletimize sahip çıkacağız. Eşit koşullarda egemenliğe dayalı, Türk-Yunan dengesinin korunacağı, iki kesimliliğin olacağı bir çözüm istenirse bulunabilir. Yeter ki dünya Rumlar'a, "Sen Kıbrıs'ın tümünün hükümeti değilsin, sadece Rumlar'ın hükümetisin" desin. Zaten bu da adanın gerçeğidir. Adada iki ayrı halk ve devlet vardır. İstenirse iki devlet arasında işbirliği yapılabilir.

Özlem Ulueren

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?