Salı, 14.10.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 
True

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  22º

Az Bulutlu

16:36 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
Adidas Superstar
109,00 YTL
 
 
Fritöz
34,90 YTL
Haber > Mynet Özel
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!

Mynet Özel'in konuğu, dünyaca ünlü sigara bırakma programı IQS'i (I Quit Smoking - Sigarayı Bıraktım) Türkiye'ye getiren, IQS Türkiye Genel Müdürü İlker İyidoğan. Kendisi de bir zamanlar bir tiryaki olan, şans eseri IQS'ten haberdar olup, Milano'ya kadar gidip sistemi birebir deneme fırsatı bulan İyidoğan ile; IQS sistemini ve sigarayı bırakmanın artılarını görüştük:

IQS sistemi ne zaman, kimler tarafından geliştirildi?
İlker İyidoğan: 1996'da İtalya'da, aralarında elektronikçilerin, akupunkturcuların, mühendislerin de bulunduğu bir grup bilimadamı, RISE adı verilen bir cihaz geliştiriyorlar. Bu cihazla sigara içicisinin kulağında belirli refleks noktaları uyarıldığında, kişinin sigara isteğinin günlerce ortadan kalktığını, nikotin yoksunluğu sıkıntılarının yaşanmadığını, böylece sigarayı bırakmanın da kolaylaştığını görüyorlar.
Yaklaşık iki yıllık deneme sürecinin ardından, cihazın patentini alıyorlar ve 1998 yılında Milano'da sigara bırakma kliniği olarak çalışmalara başlıyorlar. İtalya'nın dört bir tarafından bu kliniğe, sigarayı birakmak için insanlar akın ediyor. Klinikte ayda 400 tedaviye ulaşılıyor. Bu talebin giderek büyümesi sonucunda, cihazı üretme ve belirli müşterilere satma fikri gündeme geliyor. 2000 yılında da bu cihazı üretip satmaya başlıyorlar. Güzellik salonlarına, doktor muaynehanelerine, fitness merkezlerine, daha doğrusu kim ilgilenirse bu cihazı veriyorlar. Sadece İtalya'da bu cihazın kurulu olduğu 300 işyeri var.
İlerleyen süreçte İrlandalılar bu sisteme yatırım yapıyorlar ve sistemi franchise yoluyla dünyaya açma fikrini ortaya atıyor, şirketin merkezini de İrlanda'ya taşıyorlar. Böylece 2001 yılında franchise sistemi İrlanda'da başlıyor ve hızlı bir gelişim kaydediyor. Sonra Amerika da bu sisteme talip oluyor. Ama Amerika'da franchise şartları farklı olduğu için, bu ülkede doğrudan cihazın üretimine başlanıyor.
Bundan sonra Almanya, Avusturya, İsviçre, Uzakdoğu ülkeleri içinde Hong Kong, Tayvan, Avustralya ve Yeni Zelanda, ve ardından da Türkiye'de bayiler açıldı. Suudi Arabistanlı girişimciler Türkiye'ye gelerek, Suudi Arabistan bayiliğini aldılar. Ardından Lübnan da Türkiye'ye gelip sistemi inceledi ve bayilik aldı. Hatta ben bizzat oraya gidip, bu sistemin eğitimini verdim. İster istemez kendimizi Ortadoğu bölgesinde IQS'in merkezi olarak bulduk. Bu sistem sanırım Kafkaslar'a ve oradan da Rusya'ya yine İstanbul üzerinden taşınacak ve Kuzey Afrika'ya da Türkiye üzerinden yayılacak.

GÜNDE İKİ PAKET SİGARASIZ YAPAMIYORDUM

Siz de eski bir sigara tiryakisisiniz. Bu projeyi hayata geçirmeye nasıl karar verdiniz? IQS'ten nasıl haberdar oldunuz?
İlker İyidoğan: Ben günde iki paket sigara içiyordum ve yaşım da 39'du. Sigarayı çok severem içtiğimi iddia ediyordum. Bırakmak aklımın köşesinden bile geçmiyordu. Çevirmendim, bir tercüme bürom vardı ve sigarasız olmayı düşünemiyordum bile. Birisi bana, "Sigarayı bırak" dediği zaman çok kızıyordum, bana küfür edilmiş gibi hissediyordum. Bırakırsam acı çekeceğime dair bir korkum vardı.
Ama sabahları uyanınca da bunun böyle gitmeyeceğini, merdiven çıkarken nefesimin tıkandığını, gece uykumun düzensiz olduğunu, soluk durması gibi sorunların olduğunu da biliyordum. Bir noktadan sonra vücudumu dinler hale gelmiştim ve bir yerim ağrısa, "Acaba kanser mi oluyorum?" diye paranoya yapmaya başlamıştım. Bir gün internette gezinirken, İtalya'daki bu sistemden haberdar oldum. Sigarayı bıraktırma ve aksi halde, para iade garantisi vardı. Çevremde sigarayı bıraklmak için nikotin bandı ve ilaç kullananlar veya akupunktura gidenler vardı ve bu sistemlerin fazla etkili olmadığını biliyordum. İtalya'daki sistemin garanti verdiğini görünce, aradım onları. Ağır içici olduğumu vurguladım ve buna da garanti verip vermediklerini sordum. Onlar da, herkesin benimle aynı durumda olduğunu, garantinin tüm içiciler için geeçerli olduğunu belirttiler. Onlardan randevu aldım.
İtalya'ya gideceğim son ana kadar, sigarayı bırakmamı sağlayabileceklerine ihtimal bile vermiyordum. Uçağa atladım, Pazar günü Milano'ya vardım. Yanıma sigara almayı unutmuşum ve pakette kalan son 3-4 sigarayı da otelde içtim, sonra da sigara almak için dışarı çıktım. Bütün dükkanlar kapalı. İki saat boyunca şehirde sigara alabileceğim bir yer aradım. Neyse ki; merkez istasyonda bir sigara alabildim, bir tane yaktım. Müthiş bir rahatlama verdi ve "Mümkün değil ben bunu bırakamam" diye içimden geçirdim.
Ertesi gün oldu, kliniğe gittim. Önce bana bir sunum yaptılar, ardından da cihaza girdim. Sonra beni uğurladılar. Çıktım klinikten ve Milano'da yürümeye başladım. Kendime bir baktım, sigara isteğim yok. İki saat sigarasızlığa dayanamayan ben, sigara istemiyorum. O akşam bu şekilde geçti. Ertesi sabah uçağım vardı. Hala sigara istemiyorum. Havaalanına gittim. Öğlen saat 1'de kalkacaktı uçağım. Rötar yaptı ve havaalanında da sigara içilmiyor. Ve ben içerde o kadar saat birşeyler okudum, etrafı gezdim ama sigara isteğim hala yok. Birini içerken görünce aklıma geliyor, ama, benim bir sigara yakma isteğim yoktu.
Neyse, uçağa bindik, üç saat de uçak arıza yapınca içinde oturduk. Normal şartlarda böyle bir durumda benim üç saat uçakta sigarasız oturmam imkansızdı, ama bu sefer gayet rahat bir şekilde oturdum, uçağın kalkmasını bekledim. İki saat de yol sürdü. Akşam saat 6-7 gibi, trafiğin en yoğun anında İstanbul'a vardım. Takside evime gelene kadar da hiçbir sigara isteği hissetmedim. Böyle olunca da, "Bu işi hallettim" diye düşündüm.
Ertesi gün oldu, zaman zaman sigara aklıma geliyor, ama hala sigara istemiyor canım. Gördüm ki; sigara içmeyince insan krize falan girmiyor. Benim için önemli olan buydu. Sonunda işimi eksiksiz ve huzursuzluk hissetmeden yapabiliyordum. Çünkü ben normalde çeviri yaparken elimde mutlaka sigara olurdu. Sigarasız kendimi düşünemezdim. Ama klinikte çok önemli şeyler öğrendim ve gördüm ki, sigara alışkanlığı ile ilgili bildiklerimizin de hepsi yanlış.

SİGARANIN HİÇBİR YARARI YOKTUR

Ne gibi?
İlker İyidoğan: İnsanlarda sigaranın haz ve keyif verdiği düşüncesi vardır. Oysa hiç alakası yok. Nikotinin beyne en ufak bir pozitif katkısı yok. Ayrıca bir de Bağımlılık Yasaları var. Örneğin bu noktadan sonra benim sigaradan alacağım ilk nefes, beni yeniden başa döndürür. Arada bir, keyif için sigara içemem. Alkol ve eroin bağımlılığı gibi, bu da bir madde bağımlılığı ve vücudum şu anda bu maddeden temizlendi. Ama bağımlılık asla iyileşmez ve ömür boyu bir uykuda kalır. Şu anda bendeki sigara bağımlılığı da sadece bir uyku döneminde. Tek bir nefes çekersem, beynimde uykuda olan bu bölüm uyanır. Ve yeniden, günde iki paket sigara içmeyi kesinlikle istemiyorum.

Sigarayı bırakma sürecinde başka neler yaşadınız?
İlker İyidoğan: Kendimi bir süre dinledim, bunun geçici bir durum olup olmadığı anlamaya çalıştım. Zaman zaman sıkıntılı üzgün günleriniz oluyor. Eskiden sigara ile teselli buluyordum. Bu; zaman zaman benim de aklıma geliyor. Ama bu; sigaraya yeniden başlamak için yeterli bir sebep de değil. IQS'teki yetkililerin bana söylediği; eğer sigarayı bırakma sonrası rahatsızlık hissedersem, dört kere daha bu cihaza girme hakkımın olduğuydu. Sigarayı bıraktırmayı da 6 aylık süreçte garanti ediyorlar.

6 ay neden bu kadar kritik?
İlker İyidoğan: Yapılan araştırmalara göre, 6 ay sonunda sigara bırakma oranının, iki sene sonra da aynı olduğu görülmüş. Yani, 6 ay sigara içmeyen bir insan, bu bağımlılık sorununu çözmüştür sonucu çıkartılabiliyor. 6 ay; bir kırılma noktası. Bundan sonrası, yani sigaraya yeniden başlayıp başlamama; artık fizyolojik ve psikolojik bağımlılıktan kurtulan kişinin kendi tercihidir. Ben de 6 ay kendimi dinledim ve "Bu işte bir iş var" dedim. Ve bu sistemi Türkiye'ye getirmeye karar verdim.

Böylece IQS ile iş ortağı oldunuz.
İlker İyidoğan: Evet ve onlarla iş konusunda yazışmaya başladık. Çok mükemmel işleyen bir sistemleri var. Sorularınıza vakit geçirmeden yanıt veriyorlar. Para garantisi olması da ayrıca cazip. Çünkü sigara içenlerin çok çeşitli korkuları var. İş hayatında başarısız olma, kilo alma, bir hazdan yoksun kalma gibi bu korku unsurları, sigarayı bırakmayı hep engeller ve erteler. Bu yüzden herkes; önce sigarayı azaltma hevesi ile işe başlar.
Avrupa'da bir çalışma toplantısındaydım ve kendimi Türkiye'deki gibi rahat sanarak toplantı arasında çıkartıp, bir sigara yaktım. Herkes bana sanki yere tükürmüşüm gibi baktı. Kimisi benden uzaklaştı, kimileri camları açtı. Bu kötü bir durumdu. Bunları düşününce, "İyi ki bıraktım sigarayı" diyebiliyorum. Enerjim eskisine göre iki kat arttı, rahat uyuyabiliyorum. Kendimi 10 yıl gençleşmiş, üzerimdeki fazla yükü artmış gibi hissediyorum. Yazışmalar sonrası IQS merkezle şartlarda anlaştık ve bu sistemi Türkiye'ye getirdim.

IQS'ler Türkiye'de nerelerde var?
İlker İyidoğan: Şu anda 8 merkeze de ulaştık. İstanbul'u bitirdik diyebilirim. İstanbul'un en belli başlı ilçelerinde varız. Bursa'ya açılıyoruz. İzmir ve Ankara ile görüşmelerimiz de sürüyor. Görüştüğümüz kişiler; Ankara ve İzmir il bayiliklerini bir bütün olarak istiyorlar. Burada bir miktar görüşmeler uzuyor.

Alt bayiler konusunda bir rakam hedefiniz var mı?
İlker İyidoğan: IQS merkezin programına göre; 10 yılda 20 tane merkez açmak gerekiyor. Bu da, yılda iki merkez anlamına geliyor. Ama biz beş senelik hedefi daha 3. ayımızda tutturduk.

SİGARAYI BIRAKMANIN YARATTIĞI RAHATSIZLIKLARA SON!

IQS'i diğer sigara bırakma yöntemlerinden ayıran unsurlar neler?
İlker İyidoğan: IQS; prensip olarak akupunktur ilkelerine dayanıyor. Akupunktur da refleksolojiye dayanıyor, bizim sistemimiz de... Refleksoloji ışın tedavisiyle de yapılır. Örneğin; Türkiye'de Sigarayla Savaşanlar Vakfı bu sistemi uyguluyor. Bizim sistemimizde ise elektrik uygulanması sözkonusu.
Son sigaranızı içmenizden sonra, beyin nikotinden önceki fizyolojisine dönmeye başlıyor. Dönerken de bütün sistem altüst olduğu için depresyon, tedirginlik, iştah açılması, sinirlilik, stres gibi çeşitli sıkıntılar başgösteriyor ve sonuçta da nikotin isteği kendini gösteriyor. Bunlar hep, sigarayı bırakmanın yan etkileri.
Bizim sistemimizde ise kulakta tespit edilmiş olan refleks noktaların elektrik ile uyarılması sonucunda endorfin salgılanmakta. Bu endorfinler salgılandığında; nikotin isteği de duymuyorsunuz. Endorfin, vücudun doğal morfinidir. Endorfin; üç gün artarak yedi gün de azalarak salgılanıyor. Ve beyin; sigarayı bırakma sonrası iyileşmesi sırasında, sıkıntılar yaşamıyor. Nikotinden aldığınız hazzın, sigarayı bıraktığınız zaman yarattığı boşluğu endorfin dolduruyor. Dolayısıyla sigarayı bırakmanın yan etkisi olan şiddetli nikotin isteğini hissetmediğiniz için, beyin orada kendini bu konuda iyileştirirken, siz de kendinizi rahat hissediyorsunuz. 15 gün içinde beyin, nikotine fiziksel bağımlılıktan kurtuluyor. Bunun kritik dönemi ise ilk üç gün. Vücuttan nikotin üç gün içinde atılır ve beyin yüzde 80 oranında iyileşir.
Bundan sonra geriye; alışkanlıkların tersine öğrenilmesi kalıyor. Eğer bu süreçte bir sıkıntı yaşar ve sigara isteği duyarsanız, sinirlerim bozuldu ve strese girdim derseniz, yine cihaza bağlanırsınız. Bu da sizi 10-15 gün idare eder. Toplamda 6 ay boyunca gerekli gördüğünüz kadar cihaza bağlanarak, ve doğru bilgilerle donanıp, sigara gibi bir düşmanı iyi tanıyarak ve süreli yanınızda bir uzman danışmanla bu tedavi süreci izleniyor. Başarıya rehberlik eden bir uzman; kesin başarının da bir gerekiliği.
Akupunkturla yapılan tedavilerin başarısı bu yüzden belli bir seviyenin altındadır. Ama terapist işe girip, tedavide yanınızda olup, belli aralıklarla sizi arayıp, "Nasıl gidiyor?" diye sorduğunda, tedavinin başarı oranı da yükseliyor.
Bu sistem herşeyi motivasyon aracı olarak kullanıyor. Ödenen ücreti bile. Mesela; biz asla bir kişiye bedeva tedavi uygulamayız. Çünkü ancak sigarayı bırakmak isteyen kişi, bunun için bir para verir. Cebinden çıkan paranın karşılığını görmek istediği için de, tedaviye uygun hareket eder. Kimse parasını sokağa atmak istemez. Sonuçta bu sistem, sihirli bir değnek değil. Bu nedenle herşeyi motivasyon aracı olarak kullanıyoruz.

SİNİR UÇLARINDA NİKOTİN PARÇALANIYOR

İşin içine bilgisayarın girmesi neleri değiştiriyor? Sonuçta burada; kişiye özel bir sigara bırakma programı oluşturuluyor.
İlker İyidoğan: Bu elektrikle; sinir uçlarında yıllarca birikmiş olan nikotini parçalıyoruz. Kişiye önce bir bağımlılık testi yapıyoruz. Kişiden sigara içimi konusunda aldığımız bilgileri bilgisayara giriyoruz ve bilgisayar; o kişinin ağır içici mi, orta içiçi mi, yoksa bir keyif içicisi mi olduğunu bize gösteriyor, buna göre bize bir program sunuyor.
Ağır içiciye bahsettiğim bu elektrik akımını uyguladığımız zaman çok hafif bir iğne batması hisseder kulağında. Ama aynı şiddeti; hafif bir içiciye uygularsak, kişi bu eletriğe dayanamaz. Bu yüzden her içiceye uygulanan elektrik şiddeti farklıdır. Önemli olan; kontrollü elektriği vermek. İnsana direkt zarar verecek bir elektrik gücü zaten bu cihazda uygulanmıyor. Daha doğrusu, bu cihazda verilen elektriğin, insan vücuduna zarar vermesi bilimsel olarak mümkün değil. Bir de; bu elektrik tedavisinin uygulama süresi var. Ağır içicilerin sinir uçlarında zaman içinde fazla nikotin birikmiş oluyor ve bu birikimlerin parçalanması için daha uzun süre elektriği göndermek gerekiyor.

Bunun; akupunkturdan farkı ne?
İlker İyidoğan: Bu sistemin etki farkı var. Bu sistemle ilk etki 15 gün içinde görülüyor. Ama akupukturda bu etkiyi elde etmeniz kolay değil. Sonuçta nikotin yoksunluğunun yarattığı sıkıntıları yine yaşarsınız. Ayrıca burada uygulanan elektrik; belirttiğim gibi sinir uçlarındaki nikotini parçaladığı için, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, akupunkturda hala sinir uçlarında nikotin bulunacağı için, beyin de iyileşmeyi tamamlayamaz. İyileşme bir noktada kalır ve zaman zaman beyin; yine nikotin ister, boşlukları yine nikotin alarak doldurma ihtiyacı başgösterir.

"SİGARASIZ YAPAMAM BEN" DİYENLER

Peki ya bu tedavi sonrası sigarayı bırakamayanlar?
İlker İyidoğan: Kişi bu tedavi ile önce fizyolojik bağımlılıktan kurtuluyor, sonra da tersine öğrenme süreci içine giriyor. Bundan sonra kişinin kendini deneme, sigarasızlığa dayanamıyorsa yeniden cihaza bağlanma imkanı var altı aylık süreçte. Kişi bundan sonra beş kere cihaza girer, bizim önerilerimizi izler, ama yine de, "Ben sigara ile daha mutluyum" diyebilir. Sonuçta bu; artık kişinin kendi tercihidir, kendi iradesidir. Bu kişiye kimsenin yapabileceği birşey de yoktur. Ama burada önemli olan unsur şu: Kişinin yeniden sigaraya dönmesi vücudu istediği için değil, kendi tercihi olduğu içindir. Bu durumda kişiye parasını iade ediyoruz ve "Bu senin tercihindir, sen böyle mutlusun, kapalı devre sisteminde kalmak istiyorsun" diyoruz.

Kapalı devre sistem nedir?
İlker İyidoğan: Nikotinin beyinde belirli bir bölgeyi uyarması sonucu doplamin salgılanır ve bu da; bize haketmediğimiz bir hazzı verir. Bunun ödüllendirici bir etkisi vardır, ayrıca enerji verir, konsantrasyonu artırır, tepki süremizi hızlandırır. Bu hazzı tekrar yaşamak için; bir sigara daha içeriz. Sonra bir tane daha. Zamanla beyinin bu maddeye karşı toleransı güçlenir. Sonuçta aynı etkiyi almak için dozu artırmak bir gereklilik haline gelir. Aynen ağrı kesici ilaçlarda, morfinde olduğu gibi... Saati taktığımız kolumuzda, saatin yarattığı baskıyı bir zaman sonra hissetmez oluruz. Çünkü oradaki sinir uçlarında, bu saatin yaptığı baskıyı algılama gücü zayıflar. Bu tarz aşırı uyarımlarda; beyin bir takım korunma önlemleri alır, kendisine belirli sinir bölgeleri, bazı savunma önlemleri alır ve bağımlılık da böylece yerleşir.
Sigarayı bıraktığınız zaman, beyin bakar ki kanda nikotin çekiliyor. Sonuçta; alıştığınız dozu sürekli kanınızda muhafaza etmek zorundasınız. İçmediğiniz zaman ise kandaki nikotin oranı azalmaya başlar. Kandan nikotinin çekildiğini fark eden beyin, "O zaman ben eski halime döneyim" der ve kendisini iyileştirmeye başlar. İşte ne olursa o zaman olur. Bütün sistem altüst olduğu için bazı sıkıntılar kendini gösterir. Sinirler bozulur, sigarayı bırakanlar kontsantrasyon sağlayamaz, kendilerini işlerine veremezler. Buna, şiddetli bir nikotin isteği eşlik eder. Bu durumda bir sigara içerseniz, yine eski, kendinize göre 'normal' halinize dönersiniz. İşte bu keyifsizlik anından 'normal'e dönüşü, kişi 'haz' olarak algılıyor. Oysa ortada pozitif birşey yoktur.
Sigara kullananlar sabah keyifsiz uyanır ve bir sigara yakma ihtiyacı hisseder. Çünkü kanda nikotin bitmiş, vücut iyileşmeye başlamıştır. O zaman sigarayı içmek gerekmektedir. İşte bazı insanlar bu kapalı devre içinde yaşamayı tercih ederler. Günde 1-2 sigaradan alınacak haz için, diğer sayısız sigarayı da içmek zorundadırlar. Çünkü beyindeki nikotin serumu; belirli ve dar bir konfor aralığında tutumak gerekir. Bu seviyenin üstünde kişinin midesi bulanır, başı ağrır, bu seviyenin altına düşerseniz, o zaman da keyfiniz kaçar. Eğer günde 1 paket sigara içen bir kişiyseniz, 20 dakikada bir bu nikotini almalısınız ki; bu konfor bölgesinde kalabilesiniz. 45 dakika sonra muhakkak sigara içmek gerekir.
Bu kapalı devre sistem; kendi içinde kişiye haz veriyor gibi görünüyor, ama tutsak edici bir kısırdöngü. Kişinin eli; belirli aralıklarda, belirli işlemden sonra sürekli sigara arar. Bir yerden sonra sigara ihtiyacı bir 'şartlı refleks' haline gelir.

HER YAŞ, EĞİTİM VE MESLEK GRUBUNDAN MÜŞTERİMİZ VAR

IQS'in başarı oranı ne kadar? Türkiye'deki performansı nasıl değerlendiriyorsunuz? Size gelen kişilerin yaş, eğitim durumu, mesleği gibi bir değerlendirme yapar mısınız?
İlker İyidoğan: Bağımlılık yasalarından biri şöyledir: Bağımlılar; bağımlısı olduklarını maddenin zararlarını birebir yaşamadıkça veya bu sonuçların zararlarının kaçınılmaz olduğuna ikna olmadıkça bu maddeyi bırakmakta isteksizdirler. Örneğin; kişinin yakın bir dostu akciğier kanseri olunca, kişi sigarayı bırakmaya karar verir. Ama bunlar harici durumlarda kişiler sigarayı bırakmakta isteksizdirler.
Dolayısıyla ben bu sistemi Türkiye'ye getirdiğimde; müşteri kitlemin yaş ortalamasının 50-60 civarı olacağını düşündüm. Ama bir baktıkm 25 yaşında, iş hayatına atılmış gençler de geliyor. Örneğin; son olarak Enka Grubu ile anlaştık ve onların çalışanları bize sigarayı bırakmak için geliyorlar. Bunlar da hep 25-30 yaşlarında insanlar. Bu potansiyeli görünce kurumsal müşteri portföyümüzü geliştirmeyi hedefledik. Türkiye'de büyük kurumlar artık "Sigara içilmeyen kurum" kültürünü yerleştirmeye çalışıyorlar. Çünkü sigara içen çalışanlarından kaynaklanan ekstra maliyetleri var. Bu da senelik 1,500 euro'ya eşit. Sigara içenler sürekli mola veriyorlar, akılları sigarada kalıyor, bir süreden sonra dikkatleri dağılıyor ve verimleri azalıyor. Sigara içenler daha sık hastalanıp daha uzun sürede iyileşebiliyorlar genelde ve bu da; kuruma iş kaybı olarak yansıyor. Dolayısıyla son yıllarda şirketler; ya sigara içmeyen eleman alıyorlar ya da sigara içen çalışanlarının sigarayı bırakmalarına maddi ve manevi olarak destek veriyorlar.
Bu işe başlarken, belli bir gelir seviyesindeki insanların buraya geleceğini, aylık geliri 2 bin dolar ve üstü olan kişilerin IQS'i tercih edeceğini düşünmüştüm. Ama böyle olmadı. Arka mahallelerden de insanlar geldi. Onlara taksit imkanı sundum, onlar da, "Sigaraya vereceğimiz parayı tedavi için harcamak istiyoruz" dediler. Sonuçta; tamamen benim beklentilerimin dışında oluştu müşteri kitlemizin profili. Gördüm ki; bizim hedef kitlemizde pazarcı da var, kapıcı da var, asgari ücretli de...

Türkiyede sigara kullanım yaşı düşüyor, sigara kullanan kişi sayısında artış var. Bu durumda yerel yönetimlerle, halkın dikkatini sigaranın zararlarına çekmek için çalışmalarınız olacak mı?
İlker İyidoğan: Türkiye'de tütün piyasasının büyük bir bölümü devletin elinde olduğu sürece, bu konuda devletten birşey beklememiz biraz zor. Sağlık Bakanlğı'nın bazı girişimleri var. Ama bunlar yeterli değil. Bu; biraz eğitim ve kültürle alakalı bir durum. Zaman içinde bir kartopu gibi, insanlar sigarayı bırakanları örnek alacaklar artık. Bu, zamanla kendi kendine olacak bir süreç. Sosyal kampanyaların çok fazla bir etkisinin olacağını da sanmıyorum. Belki ters tepki bile yaratabilir. İnsan psikolojisi çok gariptir. Sigaranın zararlarını anlatan bir konferansa hiçkimse gelmez, gelenler de bir yakını için gelmiştir.

IQS, global bir sigara alışkanlığından vazgeçme programı. Bu yapı içinde Türkiye, sigarayı bırakma oranı açısından hangi konumda?
İlker İyidoğan: Altı ay sonunda, bırakanlarla ilgili net bir veri elde edeceğiz. Çünkü biz henüz sigara bırakmada kritik eşik olan 6 aylık süreci geçmedik kurum olarak. Ama şu ana kadar sadece 2 kişi, "Ben sigara ile daha mutluyum" diyerek bizden ayrıldı. Diğer müşterilerimizle ise hiçbir problem yok.

Handan Aybars

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?