Mynet Özel'in konuğu, 1997 model BMW F650ST motorsikletiyle İngiltere'den kalkıp Ortadoğu'ya kapsamlı bir gezi gerçekleştirecek olan Özhan Ünverdi. Ünverdi ile bu gezinin durağı olan Ortadoğu ülkelerini, motorsiklet ile bu tarz bir geziye çıkmanın avantaj ve dezavantajlarını ve Ünverdi'nin bu geziden beklediklerini konuştuk:
Bu tarz bir seyahate çıkma fikri nasıl doğdu? Geziyi ve rotayı belirlemek ne kadar sürdü?
Bu soruyu ben iki parça olarak ele almak istiyorum. Önce fikrin nasıl doğduğunu cevaplayayım. Videonun ilk zamanları idi ve biz babamın görevi nedeni ile yurtdışındaydık. Küçüktüm o zamanlar, filmlerde görürüdük hep oraları. Beyrut kaynayan kazan, ajanlar, Amerikan özel kuvvetleri falan... O zamanın son teknolojisine karşı Kalaşnikof'larla teröristler kafa tutardı. Ama tüm bunların yanında, bir de orada bir hayat gitmekte idi. Zenginliği hep Avrupa ile özdeşleştirmiştik biz. Oysa oralar da zengindi. Mercedes'ler, klimali evler falan oralarda da vardı. O yaşlarda, yani 8-9 yaşlarındayken, "İlginç yerler" demiştim vesselam. Tabi o zaman, ne İsrail-Arap sorununa aklımız eriyordu, ne Araplar'ın abartılı zenginliklerinin kaynağını biliyorduk. Ama ilginçti; bir şekilde, Avrupalı değillerdi ama zenginlerdi ve fakat, çoğu filmlerde de teröristtiler.
Zaman geçti büyüdük, Ortadoğu'daki gerginliğin sebeplerini araştırıp, okuyup, dinleyip öğrenmeye başladık. Öğrendikçe ilgimi çekti. Çünkü dünyanın satranç tahtası; buraya kurulmuştu.
Yurtdışında halen devam ettiğim doktoram sırasında Ortadoğu'lu insanlarla tanıştım. Derin kültürel ve politik sohbetlerimiz oldu. Sonuçta, 400 sene kadar beraber yaşamışlığımız da var elbet Osmanlı zamanlarından. O kadar çok benzer yanlarımız yanında, bir o kadar da farklı yanlarımız olduğunu gördüm. Sonra da oraları gidip görmeye karar verdim. Ama oralara turist gibi değil de, daha çok, çıplak gözle gerçekleri görmek isteyen bir insan gibi gitmek istedim. Bu yüzden de motorla gitmeyi istedim. Motor, en iyi iletişim aracı idi. Herkes size yardımcı olmak ister, bir şekilde değişiksinizdir ve yerel insanlar bu değişikliği tanımak ister diye düşündüm. Bu düşündüklerimin doğruluk payı çeşitli forum sayfalarında, kitaplarda ve belgesellerde de kanıtlanmıştı.
Geziyi ve rotayı belirlemek, tam olarak 14 ayımı aldı. Tüm hazırlıklar buna dahil. Aslında 28 Ağustos 2005'te kişisel web sayfamda da belirttiğim gibi yola çıkacaktım, ama maalesef tezimde çıkan ve elimde olmayan bazı aksaklıklar yüzünden bu geziyi ileri bir tarihe ertelemek zorunda kaldım. Şu anda kesin bir tarih veremiyorum. Zira önümüz sonbahar, sonrasi kış. Sonbaharda bile Türkiye'de ve İran'da yüksek kesimlerde kara yakalanma ihtimali var. Üstelik yine bu mevsimlerde çöl fırtınaları da çok tehlikeli olabiliyor. Bilhassa motor için... O yüzden herşey için optimum zamanı ayarlamaya çalışıyorum. Bu esnada elbette boş durmuyor, gezi plan ve hazırlıklarımı geliştirip, motoru modifiye etmeye devam ediyorum.
21 ÜLKENİN SINIRINDAN GEÇİLECEK
Gezi ertelendi, ama bir iptal sözkonusu değil yani.
Evet. Gezimi, tezimin biraz uzaması sonucu ileri bir tarihe erteledim. Ama asla iptal etmedim. Bu erteleme, maddi olarak biraz yük getirdi. Tüm vizeler tekrar alınacak, feribot ve otel rezervasyonları falan tekrar yapılacak. Ne diyelim, geç olsun da güç olmasın. Mental olarak rahat çıkmak önemli bir nokta.
Diğer bir nokta da, kişisel web sayfam, bilmediğim bir sebeble çökmüş bulunuyor. Sayfa yeniden kullanıma açılıncaya kadar, geçici olarak sayfayi www.geocities.com/odturu adresine taşıdım. İrtibat için gerekli e-mail ve diger bilgiler bu sayfada bulunabilinir. Kişisel web sayfamdaki sorun giderilince, yeni adresi, yine bu sayfa aracılığı ile haberdar edilecek.
Bu gezide hangi ülkeleri ziyaret edeceksiniz?
Valla bu soru da aslında iki şekilde cevaplanabilir. Sınırlarından geçeceğim toplam ülke sayısı 21'i buluyor. Ama hepsinde elbette konaklamayacağım. Bazıları transit geçişler olacak. Bilhassa Avrupa ayağı -ki bu ayakta 7 ülke var- kesinlile transit geçiş olacak. Bir de vize sorunlarından ötürü transit geçmem gereken ülkeler var. Ziyaret etmek olarak 7 veya 8 ülke, konaklamak olarak hemen hemen 15 ülke. Çünkü çoğu ülkeyi bir günde geçmeniz imkansız gibi birşey. O yüzden uygun zamanlarda konaklamak lazım.
ZİYARET ETMEK İSTEDİĞİM ÜLKELERİ BELİRLEDİM
Rotanızı nasıl ve hangi faktörleri gözönüne alarak belirlediniz?
Daha önce buna benzer turları yapan insanlar var, ama asla aynı turu yapan görmedim. Bir çoğu Arap Yarımadasi'nı pas geçmiş, ya BAE'den İran'a geçmişler ya da Türkiye- Suriye-İsrail-Mısır çizgisi ile Akdeniz kıyısından Afrika'ya geçmişler. Benim belirleyici faktörüm ilk olarak ziyaret etmek istediğim ülkeri sıralamak oldu. Sonra İsrail'den uzak durmak. Yanlış anlamayın, politik sebeplerden değil. İsrail'e karadan sadece Mısır'dan ve Filistin'in bazı kontrol kapılarından geçiş var. Birçok Arap ülkesi, pasaportunuzda 'İsrail' damga veya vizesi varsa ülkesine sokmuyor sizi. Zaten bu yüzden, yol da biraz uzadı. Çünkü Yunanistan- İsrail arası gemiler var. Diğer faktör ise, konaklama oldu. Transit geçişlerde nerede, ne zaman ve ne kadar konaklayacağımı teorik olarak hesapladım. Gün var 1000 km yol gitmem gerekecek, bu plana göre, gün var 200 km yol alacağım. Bazı sınır kapıları, gümrük işlemleri için mesela 24 saat açık değil. Bunlar bilhassa küçük sınır kapıları ve küçük sınır kapılarında gümrük işlemleri genelde daha basit olduğundan, böyle bir karar aldım. Bu yüzden zaman kaybetmemek için sınır kapılarında sabah olabilecek bir rota çizdim. Sonra ikmal ve lojistik destek de önemli. Elimden geldiğince motor için gereken yedek parçaları yanımda taşıyacağım, ama her ihtimale karşı yetkili servislerin olduğu ülke veya şehirleri de rotama kattım.
Söylemek istediğim birşey var bu rota konusunda: Terörden yıllarca çekmiş bir ülkenin insanı olarak, kesinlikle ve kesinlikle bu planı yaparken terör tehdidini göz önüne almadım. Eğer böyle yapsaydım, terör, amacına ulaşacaktı. Zaten Tahran'da veya Beyrut'ta taşıt kullanmak, hele hele motor kullanmak, terörün yanında hiçbir şey. Ama trafik teröründen doğacak aksilikleri minimumda tutmak icin elbette hazırlık ve çalışma yaptım.
VİZE SORUNLARI YÜZÜNDEN ROTA DEĞİŞİKLİĞİ
Web sitesinde gördüğüm kadarıyla rotayı belirlerken bazı değişiklikler oldu. Bunların sebepleri nelerdi?
Bunun en önemli sebebi vize ve feribot geçişleri sorunları idi. En zoru Schengen vizesi ve Suudi Arabistan vizesiydi. Suudi Arabistan vizesi almaya giderken, neredeyse Londra'daki terör saldırısının göbeğinde olacaktım ve belki bugün de burada olamayacaktım. M1 otoyolundaki trafik yüzünden bir saat geciktim zaten. O sırada da saldırı olmuş, Londra'da neredeyse kuş uçmuyordu. E tabi döndük geldik vizeyi alamadan. Yani terör artık her yerde, o yüzden Ortadoğu'daki şiddet beni pek korkutmuyor.
Schengen vizesini de iyice sıkılaştırdılar. Eskiden 6 ay çok-girişli vize veren Fransa Elçiliği'nin, artık sadece gidilecek gün kadar vize verdiğini, maalesef vize almaya gidince öğrendim. Web sayfalarında bununla ilgili bilgi yoktu. Tabi ikinci bir vize, ekstra zaman ve para kaybı demek. Neyse, transit geçiş için gereken evrakları toparlayıp, tekrar gittim. Ama adamlar kesin tarih istiyorlar. Gidiş için belki kesin tarih mümkün de, dönüş için asla bu mümkün değil. Yapılacak yaklaşık 9000 mil, yani yaklaşık 15000 km yol var. Transit geçiş için verdikleri tarihlerde Schengen ülkerini terk etmeniz gerekiyor. Yolda herşey olabilir ve dönüş uzayabilir. Zaten dönüşe, tahmini bir tarih almıştım. Aksilik durumunda, Türkiye'den tekrar Schengen vizesine başvururum diye planladım.
Suudi Arabistan daha ilginç. Adamlar neredeyse keyiflerine göre vize veriyor veya vermiyorlar. Transit geçişler için tarihler muhtelif. Kimine 3 gün, kimine 1 hafta veriyorlar. Bu, pasaportunuza göre de değişiyor. Sanki hızlı gitme veya gidememe, kişinin milliyetine bağlı. Ama son edindiğim bilgiye göre, Şubat 2006'dan itibaren Suudi Arabistan, bilhassa transit ve turist vizelerini, çeşitli sebeplerden ötürü daha gevşek tutacakmış. Suudi Arabistan her yere açılan yol Arap Yarımadası'nda. Olmazsa olmaz yani...
Bir de, feribot saat/tarih/fiyatları var ki, çok cebelleştim onunla da. İran-Bahreyn arasında o tarihlerde feribot olmamasından dolayı da, rotaya mecburen Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) kattım ve iki kere Suudi Arabistan transit vizesini kullanmak zorunda kaldım. İtalya-Yunanistan ve İtalya-Türkiye feribotları da başka alem. Allah'tan Yunanistan'da bulunan Yunan arkadaşım sayesinde İtalya-Yunanistan geçişi için gereken bileti bulmak fazla zor olmadı. Bu bilet, İngiltere-Fransa geçiş feribot bileti falan, Schengen vizesi alırken hep istenilen belgeler. Feribotların saatleri; konaklama saatleri açısından da çok önemli elbette.
Tüm bunlar, rotayı belirlememdeki ana etkenlerdi. Diğer bir sürü küçük etkenler de var elbette.
Bu gezinin ne kadar sürmesini planlıyorsunuz?
Normal şartlarda 22 gün diye planladım. Motorda doğabilecek aksilikler, uzaması için en büyük etken. Diğer etken de, elbette bir yeri çok beğenip, 1-2 gün fazladan kalma isteğim olabilir. Mesela İran için 5 gün ayırmıştım, ama sanırım bu yeterli olmayacak.
MOTORSİKLETLE GEZİNİN BİNBİR AVANTAJI VAR!
Motorsikletle bu tarz bir geziye çıkmanın avantaj ve dezavantajları neler olabilir?
Avantajlarından başlayalım isterseniz. Öncelikle en büyük hayalim gerçekleşmiş olacak, bu kişisel bir tatmin elbette. Sonra, motor diğer ulaşım araçlarından çok farklı. Motorla sürücü ve doğa birebir etkileşim halinde. Motorla giderken, mesela birşey yiyip içemiyorsunuz, tüm özeniniz ve dikkatiniz, motoru kontrol etmekte olmalı. Aksi bir durumda kaporta, direkt sizsiniz. Ama motor bir tutku olduğu için, bu size eziyet gelmiyor. Aksine, tamemen zevk aldığınız bir olay. Sonra, motorla, dediğim gibi, doğa ile birebir etkileşim içindesiniz. Yağmur yağdığında ıslanıyorsunuz, güneşte pişiyorsunuz, çiçek, gübre kokularını direkt hissediyorsunuz. Asfaltın kokusunu, eridiğini, çukurları hissediyor, görüyorsunuz.
Başka yönü de, insanlarla etkileşim kurmak daha kolay oluyor. En basitinden, el sallıyorlar size, çocuklar meraklı gözleriyle yanınıza gelmek, kaskınızı giymek için can atıyor. Doğunun misafirperverliğini de buna eklersek, çay için çok davet olacağa benziyor bu seyahatte.
Diğer avantajı ise, minimum kişisel eşya ile yola çıkmak zorundasınız, ki bu da size eksta bir özgürlük veriyor. Bir de motorun mekaniği en basit anlaşılabilen taşıtlar arasında. Mekanik bir sorunda, çoğunlukla kendi bilgileriniz yetiyor. Her ne kadar tekerini değiştirmek arabadan uzun sürse de, böyle bir ihtimali, 2 teker ile arabanın 4 tekeri karşısında yarıya indirmiş oluyorsunuz. Ve elbette sınırsız özgürlük, her açıdan... Sıkışık trafikte, park yerinde, geçiş ücretlerinde çoğu insan imreniyor size.
Dezavantajlari ise, yukardaki kadar çok değil elbet seveni için. En büyük dezavantajı, Allah korusun, bir kaza durumunda, dediğim gibi kaporta direkt sizsiniz. Doğuya gittikçe trafik karmaşasının arttığını düşünürsek, özen gösterilmesi gereken en büyük sorun bu. Bir de motorsiklet çalmak, arabadan daha kolay. Bu yüzden çeşitli güvenlik ekipmanları ile bu ihtimali en az hale getirmeye çalışmak lazım. Şu anda bende; alarm, immobilzer, disk kilidi ve 2 metre, özel çelikten imal zincir ve kilit var. Umarım bunlar yeterli olur.
BENİ EN ÇOK TEDİRGİN EDEN YER; BEKAA VADİSİ
Hangi ülkede ne gibi engellerin veya sorunların sözkonusu olabileceğini düşünüyorsunuz?
Avrupa ve Türkiye'de en büyük sorunun benzin fiyatları olacağını düşünüyorum. Yaptığım yaklaşık hesaplara göre en pahalı benzin İngiltere ve Türkiye'de. Tüm yolculuğun benzin giderlerinin %85'i Avrupa ve Türkiye'de olacak. Ortadoğu'da benzin cidden sudan ucuz. Adamlar suyu denizden arıtmak için daha çok para harcıyor.
Doğu'ya gidildikçe benzin ucuzluyor ama bu sefer de, trafik karmaşası, bilhassa İran'da düşük oktanlı ve kirli benzin sorunu ve yine bilhassa İran'da lisan sorunu olabilir. Benzine karşı ekstra filtreler, lisan için de global çözüm olan sözlükten faydalanacağım. Arap ülkelerinin çoğu Amerika etkisinde çok fazla olduğu için İngilizce nerdeyse ikinci lisan. Benzin de temiz ve ucuz. Gezide tehlike olarak en çekindiğim yer; 200 km de olsa Lübnan'daki Bekaa Vadisi. Adı bile ürkütücü. O yüzden orayı tek solukta geçmeyi planlıyorum. Edindiğim bilgiler; o eski günlerin çok geride kaldığını söylüyor, ama yine de beynimize kazınmış adı bir kere.
Diğer sorun da, İngiltere'de trafik soldan işliyor. Buna alıştığım için, yolun sağından ilerleyen trafikte biraz zorlanma olacak. Ama Fransa'ya geçince, ilk 150-200 km'de sanırım bunu da atarım üzerimden.
Bu ülkelere giriş için vize alırken sorun yaşadınız mı?
Bahsettiğim gibi Schengen ve Suudi Arabistan vizesi biraz sorunlu oldu. Suudi Arabistan genel bir sorun. Yani pasaporttan falan bağımsız, ama Schengen vizesi tamamen pasaport bağımlı. Yine de, taşıdığım pasaportla gurur duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. Bir de Bahreyn ve BAE gibi ülkelere vizeyi, ancak oteller vasıtası ile alabiliyorsunuz. Uygun otel bulmak, bulduklarımı da motorla gelebileceğime inandırmak epey zor oldu, ama oldu.
Daha önce yine motorsiklekte bu tarz uzun mesafe bir geziye çıktınız mı?
Hayır, daha önce motorla Britanya adasını terk etmedim hiç. Bu, ilk olacak.
BİR HEDEFLE YOLA ÇIKMIYORUM, GEZİ BAŞLI BAŞINA BİR HEDEF
Ortadoğu'da bu tarz bir geziye çıkmak sizi korkutmuyor mu?
"Korku ve engeller, gözünü hedeften ayırdığında gördüklerindir" diye bir söz okumuştum çok zaman önce. Hedefim bir yere gitmek değil, gezinin tümü 'hedef'. Ve bu hedef , benim için korkuyu içine alabilecek kadar büyük. Bu yüzden bu hedefin içinde olan herşey benim için olağan. Korku değil, ama elbette tedirginliklerim var. En büyüğü de; kontrolsüz sürücüler ve trafik Ortadoğu'da. Bir de, yersiz olduğunu bilsem de, gitmeden sanırım ikna olamayacağım Bekaa sürüşüm var. O, sadece geçmişten kalma bir tedirginlik. Ciddi bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Gezimin hiçbir siyasi ve politik amacı olmadığından, bu yöndeki kaygılarım da otomatikman sıfırlandı.
Hangi ülkede neler görmeyi planlıyorsunuz?
Türkiye'de İstanbul'u motorla baştan başa geçecek olmak benim icin eşsiz bir heyecan. Boğaz Köprüsü'nden iki kıtayı selamlamak… İç Anadolu'yu arşın arşın geçmek, kültürel ve coğrafi değişimi kısa zamanda görmek çok farklı olmalı.
Suriye'de Şam'i görmek ve eski bir dostla bir çay içmek planlarım arasında. Kendisi burada master yapmisti. Bir de Yunan bir arkadas vardı. Üçümüz hep birimizin ülkesinde buluşmayı planlardık onlar İngiltere'de iken. Bu, ilk bana nasip olacak mesela.
Sonra, Lübnan'da Beyrut elbet… 80'den önce doğunun Paris'I, sonrasında çıkan iç savaş, Hıristiyan-Müslüman kamplaşması, hala muhafaza edilen mermi delikli binalar ve Ortadoğu'nun en hızlı eğlence merkezinden biri... Bir de Fairouz demeden geçemeyeceğim Lübnan'i. Fairouz, hiç şüphesiz Um Kulthum'dan sonra Ortadoğu'nun yetiştirdiği en büyük ses sanatçısı. Onun sesinden, bir Lübnan yerel kahvesinde "Shisha" (nargile) çekip, güzel bir Arap kahvesi içmek pek de fena bir fikir değil uzun yolun yorgunluğunu atmak için.
Sonra Ürdün'de Petra'yı görmek istiyorum zamanı ayarlayabilirsem. S.Arabistan'dan transit geçip, Bahreyn'de 1-2 gün... Henüz motorla gideni duymadım. 5-6 sene önce bir Harley-Davidson grubu geçmiş bildiğim kadarı ile. Başka da yok. Zaten Kral Fahd köprüsünü (köprü otoyolu mu demeliyim acaba?) geçmek başlıca sorun.
Dubai'nin abartılı zenginliği de ilginç olmalı ve bundan sonra İran'ın derin tarihinin içine gömülmek daha da ilginç olsa gerek. İsfahan ve Şiraz Fars İmparatorluğu'nun günümüze dek uzanan doğal müzesi ve Tahran'da devrimden sonraki, yani bugünkü İran'ı yansıtan metropolit bir şehir. Dönüş yolunda Doğubeyazıt ve İshak Paşa Sarayı da yıllardır görmek istediğim yerler.
Vakit kalırsa da Atina'ya uğrayıp, acı bir Yunan kahvesini arkadaşla içmek, planlarım dahilinde.
HER TÜRLÜ DESTEĞE AÇIĞIM
Bu gezinin maddi yükünün ne kadar olmasını bekliyorsunuz?
Maddi yük normal sartlarda £4000-£4500 civarı, yani yaklaşık 10-11 milyar lira tutacak. Her türde ve tutarda reklam ve maddi sponsorluğa açığım. Daha çok para, daha ayrıntılı bir gezi ve destekleyenler için de, daha çok reklam ve bilgi demek.
Gezi sonrası birikimlerinizi nasıl değerlendirmek istiyorsunuz. Bir gezi kitabı, bir belgesel veya bir fotoğraf sergisi sözkonusu olabilir mi?
Üniversite yıllarında bir deneme kitabı yazmıştım. Yazmaya, bir temel bilimci olarak aslında çok uzak değilim ve elbette gezi sonrası teknik konular (gezi rehberi) ve günlük ayrıntılardan oluşan (deneme yazıları-hikayeler) iki kitap yazmayı düşünüyorum. Belgesel çok uzun boylu ve teknik bir iş. Lakin, bir sponsor çıkar da, "Al kardeşim, bu kamera, ne görürsen çek, mümkünse sesini de ekle" derse, yapamayacağım şey değil. Sonuçta evdeki 8mm kamera ile konu komşunun çok düğününü çekmişliğim vardır. Amatör olarak bunu da yaparım. Kameranın kaplayacağı yer, bir kasktan daha az, kask almam yanıma olur biter. Şaka elbette... Yanımdan ayırmayacağım 4 ekipmandan biri kask olacak gezi boyunca. Diğerleri korumalı yazlık ve kışlık ceket, su ve dökümantasyon.
Kamera ve belgesel konusu, ancak bir sponsor vasıtası ile olabilir, ama fotoğraf, kesinlikle bu geziyi yıllar sonra da canlı tutacak teknoloji olacak. Söylemesi ayıp, yine üniversite yıllarında yazları güneydeki otellerde fotoğrafçılık yapmışlığım da vardır. Bunu profesyonel olarak yaptım. Güvenirim fotoğraflarıma yani. Dönüşte bunları, anlaşırsak elbet, bir gezi dergisinde de yayımlamak isterim.
MOTORU, BU GEZİYE UYGUN HALE GETİRDİM
Motor seçimini ve teknik ayrıntıları biraz anlatır mısınız?
Motorum 1997 model BMW F650ST. Bu motoru seçmemin en temel sebebi; birçok başarıya imza atmış olmasıdır. Mesela Paris-Dakar rallisinde, ya 1999 ya da 2000 yılında olsa gerek, genel klasmandaki ilk beş sırayı alarak, bu yarışın tarihinde görülmesi zor olan bir rekora imza atmıştı. Ayrıca sanırım ilk 10'daki araçlardan 2 tanesi daha F650 idi.
Yine birçok rekor sahibi ve dünyayı motorla tek başına dolaşan ilk kadın olan Benka Pulko'nun da, aynı motorla bunu başarmasını örnek olarak gösterebiliriz. 2000 yılından önce çıkan modelleri karbüratörlü, buna karşılık enjeksiyon sistemi yok. Yani mekanik olarak daha ilkel, ama bir arıza sırasında onarması da daha basit.
Yaptığım modifiye ve ek parçalar ise, öncelikle motoru biraz alçaltmak oldu. Normal koltuk yüksekliği 90 cm civari olan motorun, arka süspansiyonu değiştirerek ve ön süspansiyonu da alçaltarak, koltuk yüksekliğini 6-7 cm kadar düşürdüm. 174 cm boyuma ideal bir yükseklik bu. Acil durumlarda dengeyi sağlamak daha rahat oluyor böylece. Sonra elçık ısıtmaları; yüksek kesimlerdeki gece soğuğuna iyi bir çözüm. Yüksek ön rüzgar kesici camı, uzun yolculuklarda sürüş rahatlığı açısından oldukça faydalı. Elçık korumaları, yine önden seken taş ve rüzgarı kesmekte oldukça faydalı. Scottoiler taktırarak, zincir yağlama işinden de kurtuldum. Tek sorun; bunun için yanımda özel yağını, ki yaklaşık tüm gezi için 6 litre kadar olacak, taşıyacak olmam, bir de ortalama her 1500 km'de yağ haznesini doldurmak. 12V normal araba çakmağı eklettim. Cep telefonunu şarj etmek, küçük su ısıtıcı ile sıcak içecek ve hazır çorba yapmak, CD çalar ve MP3 çalar için pil sorununu ortadan kaldırmak ve harita okuma lambasi için iyi bir çözüm.
Bagaj olarak, bir benzin deposu üzeri çanta, iki alüminyum yan çanta (kutu), bir de arka kuyruk sertleştirilmiş plastik çantası taşıyacağım. 10 lt. ek benzin, 7 lt. suyu da (2 lt Camelbak sırtımda ve 5 litre bidonda) yolcu koltuğuna bağlayacağım. Bunların üzerine de yedek tekerleri, ki Doğu'da motor tekeri bulmanın oldukça zor olduğunu birçok forumda okudum. Sonuçta toplam ağırlık, yaklaşık 30-35 kilo olacak gibi.