Cumartesi, 30.08.2008
 Email Al
 Anasayfam Yap
 

> GÜNÜN ÖZETİ

> GÜNCEL

> EKONOMİ

> FİNANS

> POLİTİKA

> DIŞ HABER

> YAŞAM

> SPOR

> SAĞLIK

> BİLİM - EĞİTİM

> İŞ DÜNYASI

> HAVA DURUMU

> SMS HABER

> HABER ANASAYFA

Günün Sözü
Haber Arama
Detaylı Arama
Soyak E-Bülten'e
üye olun
E-postanız:


HAVA DURUMU
İstanbul  19º

Az Bulutlu

02:30 itibariyle

Hava Durumu Anasayfa
 NEVARİA
Dkny Delicious
119,00 YTL
 
 
New Balance
129,00 YTL
Haber > Mynet Özel
Artık gözlükleri atabilirsiniz

Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Florence Nightingale Hastanesi Göz Bölüm Başkanı ve Kadir Has Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu. Bahçecioğlu'yla göz hastalıkları ve cerrahisindeki gelişmeler ile teknolojik ilerlemeleri konuştuk.

Soru: Son yıllarda yeni gelişmelerle birlikte gözlük ve lenslerin tarihe karışacağı söyleniyor. Göz cerrahisi nereye gidiyor?

Halil Bahçecioğlu: Göz kusuru olan hastaların çok büyük bir kısmı, kırma kusurlarını düzeltmek için gözlük ve lens kullanırlar. Gözlükle tashih geriye dönüşümlü ve emniyetlidir. Ancak yüksek miyopide olduğu gibi gözlük kalınlığının, özellikle kenarlarında artması, görme alanında bir miktar kayba sebep olduğu gibi, ayrıca kozmetik problem oluşturur. Yüksek indeksli gözlük camları, bu kalın cam problemini gidermiştir. Fakat bunlar oldukça pahalıdırlar. Gözlüğün buharla ve yağmurla bulanması, çizilmesi, kırılması diğer dezavantajlardır. Kontakt lensler ise gözlüğe göre daha seyrek kullanılmaktadır. Kontakt lenslerin kullanımı ile ilgili komplikasyonlar çok iyi tanımlanmıştır. Bunların çoğu hafiftir. Mesela bunlar saydam tabakada sıyrılmalar, oksijen beslenme yetersizliği ve kontakt lens koruyucu solüsyonlarına karşı toksik kornea epiteli reaksiyonları. Kontakt lenslerin en ciddi komplikasyonu ise kornea iltihabıdır. Bütün bu dezavantajlar, bugün lazer ile mikro cerrahinin birleştiği Lasik Yöntemi ile bertaraf edilmektedir.

Soru: Bu yöntem hakkında biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Halil Bahçecioğlu: Lasik yönteminde 160 mikron kalınlığında kapakçık kaldırılır. Saydam tabakanın yatağına excimer lazer uygulanır. Kapakçık yerine oturtulur. Yani, excimer laser ile, hastanın saydam korneasını, kendi taktığı gözlük numarasına göre tekrar şekillendiriyoruz. Bu işlemden sonra hastanın kendi korneası, aynı zamanda kendi taktığı gözlüğün yerine geçmiş oluyor ve hasta, gözlükten kurtuluyor.

Soru: Yıllardır bu ameliyata ilişkin insanların aklında soru işaretleri var: "Komplikasyonları var mı?", "Sonuçları değerlendirmek için ilk ameliyatın ardından gereken zaman geçmedi" gibi.

Halil Bahçecioğlu: Tıbbi uygulamaların hiçbiri komplikasyon olasılığından uzak değildir. Ancak, dikkat edilmesi gereken, bu komplikasyonları son derece nadir gördüğümüzdür. Bu cerrahinin 1980'lere kadar uzanan bir geçmişi 20 yılı aşkın tecrübesi vardır. Amerika'da da cerrahiye izin verilmiştir.

Soru: Hastalar, bu yöntemle gözlüklerinden tam olarak kurtuluyorlar mı? Bir daha gözlüğe ihtiyaç duymuyorlar mı?

Halil Bahçecioğlu: Hastalar, gözlükle hangi kalitede görüyorsa, gözlüksüz de aynı kalitede görebiliyorlar.

Soru: Peki Türkiye, teknolojik donanım olarak, Türk doktorları da bilgi ve deneyim olarak hangi konumdalar?

Halil Bahçecioğlu: Excimer lazer ile görme kusurlarının giderilmesinde uygulanan tüm ameliyatlar, tıbben en gelişmiş ülkelerle aynı anda Türkiye'de uygulanmaya başlanmış ve son derece başarılı sonuçlar sağlanmıştır. Türk oftalmolojisi, neredeyse hiç firesiz mesleki yetenek ve teknolojik donanımı ile bu konuda zirveyi yıllar önce yakalamıştır. Öyle ki, excimer lazer tedavisi için Türkiye'den yurt dışına hasta gitmediği gibi, hem başarılı sonuçlar hem de maddi açıdan yurt dışına oranla daha uygun fiyatlarda gerçekleştirildiği için yurt dışından ülkemize çok sayıda hasta gelmektedir.

Soru: Belli bir yaştan sonra toplumda sıklıkla yakın gözlüğü kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu durum neden kaynaklanıyor? Tedavisi var mı?

Halil Bahçecioğlu: 40-50'li yaşlarla birlikte göz içerisindeki mercek esnekliğini kaybederek yakındaki görüntüye odaklanamaz hale gelir. Tıp dilinde "presbiyopi" olarak adlandırılan bu görme kusuru, özellikle günümüzde kişilerin eskiye oranla çok daha aktif yaşam sürmeleri nedeniyle yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bugün artık bu soruna da "gözlüksüz çözüm" getirebiliyoruz. Günümüzde lasik yöntemi gibi lazer cerrahisi yöntemleri ile hastanın gözlerinden biri yakın için ayarlanarak, günlük hayatta bir gözünü yakın, diğerini uzak için kullanabileceği gibi bazı hastalarda yine lazer cerrahisi ile her iki gözün hem yakını hem de uzağı görmesi mümkün.

GÖRME AZLIĞI KATARAKT BELİRTİSİ OLABİLİR

Soru: Yaşlanmaya bağlı olarak gelişen bir diğer göz hastalığı da katarakt değil mi? Katarakt neden ve nasıl oluşur?

Halil Bahçecioğlu: Katarakt, gözümüzde doğuştan var olan ve tamamen saydam olması gereken merceğimizin çeşitli nedenlere bağlı olarak saydamlığını yitirmesidir. Bu nedenlerin en sık görüleni ve bilineni yaşlanmadır. Bunun yanında travma, darbe, şeker hastalığı gibi sistemik metabolik hastalıklar, anne karnında iken bazı olumsuz etkilere maruz kalmak kataraktın diğer nedenleri arasında sayılabilir. En sık görülen belirti, görme keskinliğinde azalmadır. Özellikle daha aydınlık ortamlarda daha fazla, biraz loş ışıklı ortamlarda daha az belirginleşen bir görme azlığı ortaya çıkar. Yani hasta, ortam aydınlığı arttıkça görmesinin daha azaldığını söyler. Bunun yanında bizim tıpta "ikinci görme" dediğimiz yakın gözlüğü takarken, artık takma ihtiyacı hissetmeden yakını okuyabilmek de bir katarakt bulgusudur. Yine kataraktı olan hasta, kataraktlı gözüyle buzlu camın ya da bir tülün arkasından bakıyormuş gibi hisseder.

Soru: Tehlikeli bir hastalık mıdır, nasıl tedavi edilir?

Halil Bahçecioğlu: Hayır. Saçlarımızın beyazlaması gibi yaşamın normal bir sürecidir. İlaçla tedavisi yoktur. Kataraktın tek tedavisi vardır ve o da cerrahidir. Tıpta kısaca "fako" diye adlandırılan yöntemle katarakt ameliyatı dakikalar içinde yapılabilen basit ve son derece başarılı bir ameliyat haline gelmiştir.

Soru: Peki, bu ameliyattan sonra hasta yine gözlüğe ihtiyaç hissediyor mu?

Halil Bahçecioğlu: Hayır, hasta ameliyattan hemen sonra görmeye başlıyor ve gözlüğe ihtiyacı kalmıyor.

GÖZ TANSİYONU, NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

Soru: Göz tansiyonu hakkında da biraz bilgi verir misiniz? Nasıl bir hastalıktır, nelere yol açar?

Halil Bahçecioğlu: Göz içindeki sıvı basıncının görme sinirine zarar verebilecek düzeyde yükselmesi olarak tanımlayabileceğimiz glokom (göz tansiyonu), görme sinirlerine hasar vererek, zamanla görmenin yitirilmesine yol açar. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, körlüğe yol açan hastalıklar listesinde glokom, üçüncü sırada yer alıyor. 2000 yılında tüm dünyada yaklaşık 7 milyon kişi glokom nedeniyle kör oldu.

Soru: Hangi yaşlarda daha fazla görülüyor, nedenleri ve belirtileri nelerdir?

Halil Bahçecioğlu: Her yaşta görülebilir. Doğuştan olabilir, bebeklikte ve çocukluk çağında ortaya çıktığı gibi, 40 yaşından sonra daha sıklıkla görülmektedir. Maalesef genellikle belirti vermeden, sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Normal göz muayenesi sırasında her hastanın göz içi basıncı mutlaka ölçülmektedir. Eğer basınç yüksekse, hasta takibe alınmalı, göz kontrolleri düzenli yapılmalıdır. Glokomun bilinen risk faktörleri olarak ilerleyen yaş, ailede glokom hastası bulunması, sigara kullanımı, şeker hastalığı, hipertansiyon, uzun süreli kortizonlu ilaç kullanımı, miyopi ve göz yaralanmalarını saymak mümkün.

Soru: Tedavisi var mıdır?

Halil Bahçecioğlu: Günümüzde hastalarımız eskiye oranla oldukça şanslı. Glokomda etkin tedavi sağlayan damla şeklindeki ilaç seçeneklerimiz artmıştır. Tek çeşit damlanın yetmediği durumlarda 3-4 çeşit damla kullanarak, göz içi basıncını gerekli seviyelere düşürebiliyoruz. Bilinmesi gereken en önemli nokta, tedavinin ömür boyu süreceğidir. Tıpkı şeker hastalığı, hipertansiyon gibi.

BİLGİSAYAR GÖZLERİ BOZMAZ

Soru: Son olarak size halk arasında göz hakkında bilinen bazı konuları sormak istiyorum. Örneğin özellikle çocuklara hakkında uyarıda bulunulan "Yakından TV seyretmek" gözleri bozar mı? Çok ağlayınca göz yaşı kurur mu?

Halil Bahçecioğlu: Çok okumanın, çok çalışmanın gözü bozduğu inancı yaygındır. Oysa, gözün temel işlevi görmektir. Dolayısıyla, göz asli görevini yaparken zarar görmez. Yeter ki, bu işlev esnasında ultraviyole ışık, lazer ışığı, demir kaynağı gibi güçlü ışıklara maruz kalmasın. Aynı şekilde, bilgisayar ekranı karşısında uzun süre kalmak da gözü bozmaz. Sadece küçük kırma kusuru olan kişilerde gözde kızarıklık, ense ve başağrısı meydana gelebilir. Bilgisayardan çıkan ışınların göze bir zararı yoktur. Bir başka yanlış inanış, TV'yi yakından izlemenin gözü bozduğudur. Halbuki zaten kırma kusuru olan kişiler, TV'yi yakından izleme gereksinimi duyarlar. Bilgisayarda olduğu gibi TV'den de yayılan ışınların göze zararı yoktur. Açık renk gözlerin daha az pigment içermesi nedeniyle ışığa karşı daha hassas olduğu doğrudur. Çok ağlamanın göz yaşını kurutacağı inancı da tamamen yanlıştır. Çünkü gözyaşı, göz çevresinde çeşitli dokular tarafından sürekli üretilmektedir.

Özlem Ulueren

soylesi@mynet.com

Diğer Haber Analizleri
Hava tahmininde yüzde 90 başarılıyız
"Türkiye'ye baskı yapılmasın"
"İstanbul depreme hazır değil"
"Cinselliği bilmiyoruz"
"Kebapçıya kadın eli değince"
"2. el telefon, suçlu yapabilir"
"Artık gözlükleri atabilirsiniz"
"Deprem tahmininde büyük başarı"
"Sağlıklı yaşamanın sırrı"
"Internet kullanıcıları dernekleşti"
"Büyük meyveler hormonlu değil"
"İşsiz mezunumuz yok"
"Alışverişin hakimi çocuklar"
"Evde Eliza testi yapmayın"
"İlkyardım bilgisi hayat kurtarıyor"
İthal içkide neler oluyor?
İstanbul iki yeni hastaneye kavuşuyor
"Basın yalancı" diyenlerin kendileri "yalancı"
"Seçim olsa AKP yine birinci parti olur"
"İstanbul da, yaşayanlar da depreme hazır değil"
Nesin Vakfı çocukları büyüyor
Aç kalmak şişmanlamanın bir başka yolu
Şişli'ye 5 yıl daha talibim
AKP ile aramda sorun yok
Türkiye'deki risk tamamen siyasi
İstanbul, Türkiye'nin en büyük holdingi
Formula 1 Türkiye'ye kazandıracak
Türk halkı bir gün beni anlayacak
Yüzde 50 oy bekliyorum
Fast food yiyeceklere savaş açılsın
Madde bağımlılığında ciddi risk altındayız
Huzur, mutluluk ve başarı için meditasyon
Bir öğrenci de siz okutun
Sınavın kaderini ailelerin tutumu belirliyor
Ağız ve diş sağlığını ihmal ediyoruz
Büyükşehirler hasta ediyor
YİBO ve PİO'lara siz de destek verin
Obezlikten kurtulmanın yolları
İstanbul'da 70 bin enkaz bekleniyor
TEMA Türkiye'ye nefes aldırıyor
'Deprem Tahmin Ligi' başlıyor
Medeni Kanun da 'zina'nın cezası var
Uyuşturucu tedavisinde ilaç sıkıntısı
Çocuğunuzu doğru anlayın
Deprem Marmara'nın güneyini vuracak
Lösemi hastalarını yaşatmak elimizde
Türkiye Avrupa'nın çöplüğü olmasın
Serbest doku transferindeki fırsatlar
Toplum nereye gidiyor?
Sağlık sektörü düzen istiyor
Sigarayı bırakmaktan korkmayın!
Adım adım Ortadoğu!
Çocuklar denek mi oluyor?