Mynet Özel'in bu haftaki konuğu Ayurveda Uzmanı Dr. Ender Saraç. Saraç ile Ayurveda yöntemini, enerjinin pozitife dönüştürülmesi, sağlıklı ve yavaş yaşlanmanın sırrını ve günümüzün hastalıkları olan stres ve şişmanlığı konuştuk.
Siz Ayurveda uzmanısınız. Ayurveda nedir? Neyi amaçlıyor?
Ender Saraç: Doğal tıp veya tamamlayıcı tıbbın belli birkaç branşı vardır. Bunlardan biri geleneksel Çin tıbbı ve Akapunktur, diğeri ise Ayurveda'dır. Akapunkturla ilgili bilgi internette çok fazla var, onun için değinmeyeceğim. Ancak bazı dikkat edilmesi gereken noktalar var. Sadece akapunktur diye bir şey yoktur; geleneksel Çin tıbbı vardır. Geleneksel Çin tıbbının içinde de, iğne ile noktalama olan bölüme akapunktur deniyor. Gerçekte bunu iyi bilen hekimler dil teşhisi, nabız teşhisi, bitkisel ilaçlar, aromatik yağ masajları ve bitkisel ilaçların yanısıra, iğneleme de uygular ve çok da iyi sonuç alırlar. Ülkemizde akapunkturla bazı yerlerde iyi sonuç alınmamasının altında yatan nedenlerden biri de budur. Yani, yeterince iyi eğitim almama ve sadece iğneleme yapılması. Akapunktur dışında ayurveda var. Ayrıca pito terapi (bitkilerin tedavide kullanıldığı bir sistem), homorapati (bitkilerin çiçeklerin, meyvelerin belli yoğunlukta ve titreşimde tedavi için kullandıkları sistem) var.
Bunların dışında Changi masajı, akapunktur noktalarına parmakla basılarak yapılan refleksiyoji masajı, aroma terapi (bitkisel özlerle yapılan), reiki, bio enerji, meditasyon, yoga gibi ek yöntemler de bulunuyor.
AYURVEDA (YAŞAM BİLGİSİ)
Ayurveda zamanımızın şartlarında göre kendini yeniledi. Ayur-veda; kelime anlamı olarak yaşam bilgisi demek. Bundan binlerce yıl önceki Hindistan'daki Himalaya Dağları'nda krallara uygulanan Ayurveda, MS 2000'li yıllarının Batılı şehirlerine göre günümüzde bazı konularda modifiye oldu, ama özü aynı kaldı. Ayurveda'yı iki şekilde düşünebiliriz:
Birincisi; genel kişinin uygulayabileceği şekilde ayurveda. Bu kişiler, bir ayurveda doktoruna başvurarak beden tipini öğrenebilir. Beden tipine göre doğru beslenme, doğru içme, hangi yiyeceklerin beraber veya ayrı ayrı yenmesi gerektiğini, hangi saatte hangi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini, hangi mevsimde hangi yiyeceklerin daha çok yeneceği gibi konuları öğrenebilirler. Onun dışında ayrıca, bitkisel ilaçlar çok önemli Ayurveda'da. Genellikle bunlar Uzakdoğu kökenli, bazen de ülkemizde de bulunabilen doğal bitkisel tabletler. Bunlar, vücuttaki enerji dengelerini daha iyi sağlamak için kullanılıyor. Bunun yanında susam yağı başta olmak üzere aromatik yağlarla yapılan masajlarda, hatta bazı durumlarda bir takım kokular (sandal ağacı, yasemin, lavanta nane, limon, hindistan cevizi, mentol gibi) var.
İkincisi ise "meditasyon". Daha doğrusu kendi iç benliğinizle özünüzle temas kurma ve stres atma yöntemleri çok önemli. Genellikle meditasyon kullanılıyor, ama yoga da çok önemli bir yer tutuyor. Genelde yogası, meditasyonu, masajı, kokusu, çok kapsamlı bir sistem bu. Hatta iyi ayurveda hekimleri, aynı zamanda iyi birer astrolog olup, kişinin evrenle olan enerji alışverişine de dikkat ediyor. Yani kişi o anda hangi durumda, hangi sistemde, nasıl bir etki altında, o sıra sindirim sistemi mi zayıf, yoksa sinir sistemi mi bir tehdit altında gibi evresel enerji akışlarını da kişi üzerinde değerlendirebiliyor. Çünkü evrende herşey quantum düzeyinde, yani ince kozmik enerji seviyesinde başlıyor. Sonra bunlar bizim içimize bir his olarak veya düşünce olarak peydah oluyor. Biz bunlara uygun olarak yemeye, içmeye başlıyoruz. Ondan sonra da "kader" adını verdiğimiz ilahi plan, kozmik plan kendini icra ediyor. Mesela belli bir dönemde, diyelim ki mide kanaması geçirmeniz gerekiyor. Astrolojik haritanızda, kader programında böyle bir durum var. O dönem biz ne yapıyoruz, daha sağlık yaşamayı bir kenara bırakıyoruz, daha çok içki içiyoruz, acılı, baharatlı yiyecekler yiyoruz, düzensiz besleniyoruz. Çok kötü sağlıksız gıdaları yerken, üzerine bir de stres ekleniyor. Derken mide kanıyor, yani plan ve program işliyor.
Yani bütün bunları aktif hale getirerek mide kanamasını geçirmemek mümkün mü?
Ender Saraç: Daha hafif geçirmek, basit bir mide ağrısıyla, kanamadan, çok kısa sürede ilaç kullanmadan geçirmek mümkün. Düzgün beslenerek, doğru zamanda doğru gıdaları alarak sindirim sistemimize dikkat ederek, yani bazı yaşamamız gereken sağlık deneyimlerini daha hafif ve yumuşak geçirmemiz de mümkün.
Sağlıklı ve iyi yaşayabilmemiz için yapmamız gereken birçok unsur saydınız. Bunları yapabilmemiz için mutlaka bir uzmana mı gitmemiz gerekiyor?
Ender Saraç: 2-3 tane yol var. Birincisi, bu konuda uzman olan bir hekime başvurarak beden tipini öğrenmek, nasıl yaşayıp, davranıp, besleneceğimizi öğrenmek ve vücuttaki artı-eksi enerji dengelerine yönelik bir takım bitkisel ilaçlarla daha önceden, daha kökten tedbir almak. Yani hastalanmayı beklemeden.
İkinci yol ise, ciddi bir hastalık problemimiz yoksa bu konuyla ilgili kitaplar var. içlerinde testler var. (Doğan yayıncılıktan çıkan "Ayurveda sağlıklı ve uzun yaşamanın sırları" ve "Ayurveda sağlıklı zayıflamanın yolları". ) Bu kitapların içinde de var olan testlere göre beden tipi belirlenebilir. (Beden tipinizi öğrenmek için tıklayın)
Üçüncüsü ise kader programımıza hiç karışmayız. Ne yaşamamız gerekiyorsa rastgeldiği gibi yaşarız. Ama bu üçüncüsü bazen çok ağır da olabilir. Bir kalp krizi, bir tümör başlangıcı veya ağır depresyonlar olabilir.
KADERİMİZİ DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?
Peki bu yöntemleri kullanarak rahatsızlıklarımızı ne kadar hafifletebiliriz? Yani kaderimizi değiştirebilir miyiz?
Ender Saraç: Şöyle diyelim, kendi yaradılış programımızı, ki çok gelişmiş ve ilahi bir programla bu boyuta geçiyoruz, son derece üstün bir teknoloji ürünü bir yazılım programıyla bir bedene konuşlanıyor. Ve bu boyutta icra edecek programı, uygun bir bedenle uygun bir zamanda programını icra ediyor. Bu yazılım programının yazılışı, bizim bu boyuta gelmemiz için gerekli olan anne-baba cinsel ilişkisi sırasında spermin yumurtayı döllemesiyle gerçekleşiyor. Sperm yumurtayı döllediği zaman iki tane 23 kromozom birleşiyor ve 46 kromozomlu binlerce asırlık arşiv hafıza bilgisi (Savaşlar, hastalıkları, özellikler, beğeniler) DNA'lara kodlanmış olarak aktarılıyor. Yani, şu anda bizim yediğimiz içtiğimiz de arşivlenerek gelecek nesillere aktarılacak.
Bu arşiv hafıza bilgisinde insanoğlunun pek çok olma potansiyelleri de var. Fakat biz, tam insan olmadığımız için henüz insanın prototipleri olduğumuz için, insanlık potansiyelinin yüzde yüzünü kullanamıyoruz. Beynimizin yüzde 10-11'ini kullanabiliyoruz. Birçok uzuvumuzda bu böyle. Eğer doğa ile daha uyumlu yaşarsak, daha uyumlu beslenirsek, daha pozitif enerji içeren planlar ve düşünce tarzları içine girersek ve özünde hepimizin ve herşeyin bir olduğunu düşünüp, başka insanların mutluluğu, huzur ve refahı için de kalpten temiz duygular geçirirsek, yardımcı olursak, o zaman insan olma yolunda büyük adımlar atılmış olacak. Şimdi biz henüz bu bilinçte olmadığımız için ortalıkta sert enerjiler geziyor. Mesela canlıları yok ediyoruz, hayvanlara eziyet ediyoruz, doğayı yeşili katlediyoruz, denizleri kirletiyoruz, yalan söylüyoruz, sıraları bozuyoruz, tecavüz ediyoruz, hırsızlık yapıyoruz. Yani toplumun önemli bir kısmı negatif enerji üretiyor. Bu negatif enerji de bize maddesel olarak geri dönüyor. Hastalıkların büyük bölümünü oluşma nedeni bu. Doğanın ekolojik dengelerini bozma, artı ruhsal ekolojik kirlenme.
Kader konusu çok önemli bir konu. Eğer daha pozitif olarak eylemlerde bulunmayı başarabilirsek, o zaman insan olma potansiyelini daha yüksek bir seviyede kullanmaya başlayıp, çok daha uzun yaşama ve sağlıklı olma ve kaderimizin en iyi opsiyonlarını gerçekleştirme seviyesine erişebiliriz. O zaman insanoğlunun yaşam süresi, sağlıklı olma oranı son derece artar ve değişir.
RUH VE BEDEN BİRLİKTE HAREKET ETMELİPozitif enerji için ne yapılması gerekiyor?
Buna iki değişik bakış açısı ile bakmak lazım. Birinci beden için, ikincisi ise ruh için neler yapılması gerekir.
Beden için: Bol sıcak su ve bitki çayları içerek toksin atma, düzenli uykuyu almak, haftada bir kez veya iki kez susam yağıyla ve aromatik yağlarla stres atma masajları yapmak veya yaptırmak, zencefil, zerdeçal, biberiye, kekik, fesleğen gibi bir takım toksin atıcı baharatları ve özleri tüketmek. Mutlak surette sabah veya akşam yoga, yürüyüş, yüzme, hafif egzersiz gibi düzenli egzersiz yaparak bedenin dolaşımını canlandırma. Bunun yanısıra antioksidanlar, ihtiyacımız olan hekimin tespit edebileceği vitaminler, antioksidanlar, genç ve diri tutucu bitkisel ilaçlar ve takviyeleri düzenli kullanmak, kilomuza mutlaka dikkat etmek, taşıma kapasitemizin genetik programının üstünde aşırı yağ hammallığı yapmamak ve mümkün olduğunca vejeteryanlığa yakın beslenmek.
Ruh için: Herşeyden önce özünde herkesle ve herşeyle bir bütün olduğumuzu hatırlamak geliyor. En büyük püf noktası bu. Eğer kendimizi sadece ayrı bir birey olarak görürsek, o zaman o da çok ön plana çıkıyor. Aynı kanser gibi. Nasıl kanserli bir grup hücre kendisini ön plana çıkarıp çoğalmaya başlıyor ve bütünün yararını düşünmüyor. Kanser gidiyor gidiyor öyle bir nokta geliyor ki, sonunda esas barındığı bütün de ölüyor ve yok oluyor. Böylece kendisini de yok ediyor. Şu anda toplumda birçok insan kanserli hücre gibi. Ne zaman ki sadece kendi çıkarlarımızla büyümenin, toplumun çıkarlarıyla bağdaşmadığı sürece zararlı olduğunu kavradığımız an, işte o zaman kanserli hücrelerin çoğalıp hem bütünü hem de kendilerini yok etmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalmayız. Yaptığımız her eylemde, başkaları neler hissedebilir, başkalarının ne ihtiyaçları var, en azından bunları da dikkate alarak davranmak çok önemli.
İkincisi, tesadüfen bu zaman diliminde, bu gezegende laf olsun diye bulunduğumuzun düşünülmemesi lazım. Yaratılışımız çok üst bir teknoloji olan ilahi kozmik plan gereği. Niçin bu boyuttayız, varoluşumuzun nedeni ne ve hakikaten ne yaparsak daha doyumlu, daha anlamlı yaşarız? Bunları düşünmek gerekir.
Üçüncüsü ise, ana kaynakla geldiğimiz boyutla olan teması kaybetmemek lazım. Herhangi bir yöntem olabilir. Reiki, meditasyon ve meditasyon teknikleri olabilir, İslami dini ritüellerimiz, namaz kılmak (ama kalpten ve bilinçli kılınan bir namazı kasdediyorum. Yere eğilip kalkmayı kastetmiyorum) olabilir. Kendini bir eve gitmiş gibi hissetmesi. Özüyle temas kurması. Ruhu streslerden arındırması. Çünkü çok gergin yaşıyoruz, fakslar, telefonlar, trafik, hava kirliliği. Arada bir nefes almak, içe dönmek çok önemli. Sevgi dolu olmak diyemeyeceğim, çünkü son dönemlerde 'sevgi' kelimesi kadar çok yıpratılan bir kelime olmadı. Herkesin ağzında bir sevgi kelimesi. Sevgi o kadar kolay gelinecek bir nokta değil. İnsanoğlu olarak bir takım negatif enerjiler de programımızda var. İnsan bir sabah kalkıp sevgi dolu olup kuşlar, böcekler ve pozitif enerjiyle dolu olamaz. Belki o yola gitmek için iyi bir başlangıç, ama gerçekten eylemlerimizde sevgi olduğu zaman Mevlana'yı daha iyi anlamamız mümkün.
KALP ÇAKRALARININ AÇIK OLMASI GEREKİR
Kişi kendine göre doğru yolu nasıl bulmalı? Örneğin ben pozitif enerji için hangi yolu seçmeliyim? Bunu nasıl anlayabilirim?
Ender Saraç: Kişi önce sadece kalpten istemeli. Daha sonra uygun yöntem, uygun zamanı geldiğinde kişinin karşısına çıkacaktır. benim şöyle bir görüşüm var: Türk toplumu olarak genetik programımızda Türk ve Müslüman özellikteki bir enerji yüklemesi var. Sadece Batı'dan veya Uzakdoğu'dan gelen bir bilgiye bağlı kalmak uzun vadede eksikliklere yol açar. Hayat boyu sadece birşeye bağlı kalmak yanlış da olabilir. Bizim genetik yapımızda yüzlerce nesilden beri devam eden belli bir ırk yapısı ve belli bir inanış sistemi var. Onun için kendi dini inançlarımıza paralel olmakta da fayda var. Tabi "Herkes namaz kılsın" dediğim sanılmasın.
Çağımızın en büyük hastalıklarından biri stres... Stresimizi atmak için ne yapmamız gerekir?
Ender Saraç: Bazı bitkisel ilaçlar kullanılabilir. Bunun dışında melisa çayı, rezene çayı, sarı kantom karışımı çayının faydası olabilir. İçine biraz lavanta da koyarak susam yağı masajı yapılabilir. Bunun yanında meditasyon veya bir takım rahatlatıcı enerji tekniklerinin, yumuşak yoga hareketleri ile bazı kokuların faydası olabilir.
Tabi bir de insanın mutlu olup olmamayı seçmesi çok önemli. Birçok insan mutsuzluğu, acıyı seçiyor. Sorunlarından sürekli şikayet ediyor, ama çözüm için gerekli neşteri vurmuyor.
RUHA YATIRIM YAPMAYAN PROGRAM BAŞARILI OLAMAZ
Anti aging'e siz nasıl bakıyorsunuz?
Ender Saraç: Son bir yıldan bu yana süren gelişmeleri biraz üzüntü ile izliyorum. Çünkü Uzakdoğu'nun yararlı bilgilerini, Batı baktı ki burada müthiş bir pazar var, hemen İngilizce isimler koyarak Amerikan usülü pazarlamaya başladı. Binlerce dolara anti-aging yapılıyor, hayretler içinde kalıyorum. Anti- aging son derece basit bir uygulama. Ama günümüzde çok ticari oldu ve bundan dolayı da, ben yaptığım işe anti-aging ismini koymamaya çalışıyorum. Çünkü tıbba ne kadar çok ticaret girerse, uzun vadede sönmesi de çabuk oluyor. Şimdi anti- aging modası var. Ben bunu 1-2 sene sonra geçecek bir moda olarak görüyorum. Ayrıca çok önemli bir nokta daha var. Ruha yatırım yapmayan hiçbir anti- aging programı başarılı olamaz. Mutsuz olan insana dünyanın en kuvvetli gençlik aşısını yapın, pozitif enerjiye dönmeyen bir insanda yaşlı görüntüye mani olamaz.
Genç kalmak, daha yavaş ve sağlıklı yaşlanmak için ne yapmamız gerekir?
Ender Saraç: Daha yavaş ve sağlıklı yaşlanmak için öncelikle toksin atmak gerekir. Bitki çayları ve su içmek, akşamları erken yemek, geç ve ağır beslenmemek, düzenli egzersiz yapmak, daha çok vejeteryan veya vejeteryanlığa yakın beslenmek, mevsim dışı yiyecekleri pek fazla yememek, koruyucu katkı maddeli yiyecekleri (konserveleri, ağır şarküteri ürünlerini, fazla doymuş yağlı yiyecekleri) azaltmak, çeşitli renkteki yiyeceklerden mevsime göre dengeli olarak almak lazım. Her şakranın enerji merkezinin farklı bir rengi vardır. Hangi şakrada bir dengesizlik varsa, o renkteki yiyeceklerle bu dengeyi sağlamak, bütün renklerden (turuncu, yeşil, kırmızı, mor) yiyecekleri dengeli olarak almak gerek. Onun dışında da, bilinçli bir şekilde anti-oksidan, oliga element, vitamin, minaralleri belli bir yaştan sonra almaya başlamak ve stres atma masajlarını yapmak gerek. Ama hepsinden önemlisi, bir haftalık bir programla yapılan pancha karma kürleri var. Vücutta bir haftada yoğun bir toksin atma programı bu. 2-3 gün bir cins yağ içiyorsunuz, Sonra hergün bir saat kliniğe giderek bağırsak, sinüs, aromatik yağ masajları, bitki özlü buhar banyoları gibi bir hafta yoğun bir iç temizleme yapılıyor. Bunu yılda bir kez yaptırmak çok önemli.
Bunu kendimiz evde de yapabilir miyiz?
Ender Saraç: Oldukça zor. Arınma merkezlerinde bunu teknisyenler yaptırıyor.
Son zamanlarda çok fazla bitkisel ilaç çıktı. Yağ yakmak için, selületleri yok etmek için, enerjiyi dengelemek için. Bu ilaçların faydalı olduğunu düşünüyor musunuz?
Ender Saraç: Bilinçli ve hekim kontrolünde kullanılırsa, kan tahlili veya soru-cevaplarla kişiyle yüzyüze görüşmeden sonra kullandırılırsa, çoğunun yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Ama bunların kendinize göre danışmadan almanız halinde fayda yerine zarar getirebilir.
Size gelenler en çok ne gibi şikayetle, istekle geliyor?
Ender Saraç: Bana en çok iki grup insan geliyor. Birincisi doktor doktor dolaşmış, klasik yöntemlerle hastalığına çare bulamamış olanlar. Bu kesimler kronik astımlı, bronşitli, iktidarsızlık, yüksek tansiyon, özellikle zayıflama, migren ağrıları, sinir sistemi bozuklukları, hafif tipteki depresyonlar, strese bağlı saç dökülmeleri, alerji gibi sıkıntılarla, kanser gibi başlangıç aşamasındaki hastalıklar için geliyorlar. Bu durumlar için sonuçlar genellikle olumlu.
İkinci grup ise; çok yüksek bilinç düzeyinde olan, hastalanmadan, daha yavaş yaşlanmak, daha derinden koruyucu hekimlik almak isteyen ve doğaya ve çevreye saygılı, bilinçli beslenmek isteyen, daha bilinç düzeyi yüksek kişiler.
Röportajın bazı bölümlerinde vücut tiplerinin bilinmesi gerektiğini vurguladınız. Vücut tipinin günlük hayatımızı sürdürmemiz için çok önemli olduğu anlaşılıyor. Vücut tipimizi nasıl bulacağız?
Ender Saraç: Ya deneyimli bir doktora başvurulabilir ya da kitaptan beden tipi saptanabilir. (Röportajın sonunda beden tipinizi öğrenebilmeniz için test bulunuyor) . Örneğin birçok kişi zayıflamak için yiyecekler yanlış seçilebiliyor. Yeşil salata, kraker, soğuk haşlanmış tavuk ve sandviç yiyerek zayıflamaya çalışılabilir. Halbuki Vata tipi için bu yanlış. Mesela bu kişilerin sulu sıcak beslenmeleri gerekir. Çorbalar, tencere yemekleri gibi. Veya bazı kişiler yazın domates, peynir, karpuz yiyor. Halbuki Kalpa beden tipi için de bu çok yanlış. Bu beden tipi içinde peynir ve domates, enerjiyi bloke eder ve hiç kilo veremezler. "Sadece peynir domates yiyorum, ama kilo veremiyorum" derler. Kişinin vücut tipi bundan dolayı önemli.