Ağrı, bazı şeylerin doğru gitmediği anlamında bizi uyaran bir ikaz sistemidir. Bunlardan bazıları hiçbir endişe duymamızı gerektirmez ama bazıları da son derece önemli hatta hayati sorunları haber verir. Biz doktorlara gelince... Ağrı ile aşknefret tarzı bir ilişki içindeyizdir. Ağrı ön tedbir veren bir arkadaş ya da zayıflatan bir düşman olabilir.
Ağrı hastalığın bulunduğuna dair mükemmel bir teşhis aracıdır. Ayrıca yaraların iyileşme zamanını bildirir. Örneğin, adelemizde bir gerilme olduğunda ağrı azalıncaya kadar vücut bu durumu takip eder. Ağrının sebebi ne olursa olsun bize bilgi verme özelliğinden ötürü asla ihmal edilmemelidir.
Belirli bir ağrı iki haftadan fazla devam ediyorsa veya giderek şiddetleniyorsa kanser gibi tehditkar bir oluşumun habercisi olabilir. Böyle bir durumda hemen doktora gitmeyi düşünmelisiniz.
Kanser ağrısı hakkında
Vücudun her yerinde, deride, adalelerde, kemiklerde ve yumuşak dokularda ağrı algılayıcıları bulunmaktadır. Tümör büyüdüğünde çevresindeki dokuları, bronşları, kanalları veya kan damarlarını sıkıştırır, tahriş eder, kapatır veya tahrip eder. Yakınındaki sinirler ağrının hissedildiği yere ait bilgileri sinir kanallarından beyne doğru hareket ettirirler.
Hafif, şiddetli, ağrılı ve yakıcı kanser ağrısına ait sinyallerin hızlı aktarılması ve hareket ettirilmesi bu sinir kanallarına bağlıdır. Bazı mesajlar beynin ağrı merkezine bedene hissettirmeden beklemeksizin, bazıları da zonklama ve eziyet verecek şekilde daha düşük hızla iletilir. Kanser ağrısı ile tümörün bulunduğu yerde veya daha uzak bir yerde karşılaşılabilir.
Ağrı, tümörün büyümesinden hemen sonra veya tedavinin tamamlanması sonrası oluşabilir.
Kanser ağrısının türü ve miktarı tümörün yayılma alanına bağlıdır. Beyin kıvrımları içindeki kanserin ağrısı, büyümek ve yayılmak için daha fazla yere sahip karın bölgesindeki kanserden daha çabuk hissedilir. Bütün kanserlerde ağrı olmayabilir ve ağrısızlık kanser teşhisini zorlaştırır. Ağrı hafif ya da kuvvetli de olsa dikkate alınmalıdır.
İhmal edilmemesi gereken 5 ağrı: