FRANKOFON CEPHE TANINMA DERDİNDE
İhtilalini rahiplerin oluk oluk kanlarıyla kutsayan Fransız dünyası din tartışmalarının öteden beri en kuvvetli yaşandığı ülkelerden. O yüzden de Frankofonlar tartışmada bir tık önde: Fransa’da 2009’da çıkan kitaplar Tanrı’ya inanmamanın bir varoluş biçimi olarak resmiyet kazanmasını tartışıyor. Ateistler Birliği, Ulusal Özgür Düşünce Derneği, Akılcılar Birliği gibi hareketler Katolik imanı yargıladı, giyotine yolladı bile.
YÜKSELİŞTEN KORKMAYIN
Dinlere ve Tanrı’ya en tepeden bakanı "Tanrıları Söküp Atmak"ın yazarı JC Sitzia Le Blond. "Dini inanışların dalga halde yükselişi sizi korkutmasın. Aksine buna gülümsemelisiniz. Tıpkı Sümerlerin, Eski Yunanlıların, Eski Mısırlıların çocukça inanışlarına gülümsediğimiz gibi" diyor.
İÇLERİNDE EN PROVOKATİFİ Olivier Bach "Amacım provoke etmek değil" diyor ama "Olguların Işığında Tanrı ve Dinler" kitabında en provokatif soruları da o soruyor. Tanrı gerçekten zayıfları korur mu? Hayatın kaynağı olduğu ve ölüme karar verdiği gerçek mi? Dinlerin insanlığın gelişmesine katkıda bulunduğu doğru mu? Dinlerin köleciliğe karşı olduğu, insan haklarının kaynağı olduğu, toplumdaki eşitsizlikleri gidermeye yaradığı hakikat mi?
TANRISIZ DA MUTLU Bir dini inanca yaslanmadan da mutlu olunabileceğini iddia eden Quebec’li akademisyenler Daniel Baril ve Normand Baillargeon’u "Tanrısız da Mutlu" kitabını yazmaya iten olay okullarda ahlak ve din kültürü dersinde ateizme yer verilmemesi. Savları şu: "Quebec’teki ateistlerin sayısı o müfredatta anlatılan çoğu din ve inancın mensuplarından daha fazla. Ama hiç yokmuşuz gibi davranılıyor."