DHA YURT BÜLTENİ-6

Türkiye'nin en pahalı yalısı, 550 milyon TL'ye alıcı bekliyor İstanbul Boğazı'nın, mimarisiyle en dikkat çeken yalılarından, 'Filinta Mustafa' olarak anılan Tophane Müşiri (Mareşal) Zeki Paşa için yaptırılan şato görünümlü yalı, 550 milyon TL'ye alıcı bekliyor.

Türkiye'nin en pahalı yalısı, 550 milyon TL'ye alıcı bekliyor

İstanbul Boğazı'nın, mimarisiyle en dikkat çeken yalılarından, 'Filinta Mustafa' olarak anılan Tophane Müşiri (Mareşal) Zeki Paşa için yaptırılan şato görünümlü yalı, 550 milyon TL'ye alıcı bekliyor.

Reklam
Reklam

İstanbul Boğazı'nın Avrupa Yakası'nda Sarıyer ilçesi Rumelihisarı Mahallesi'nde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün hemen altında yer alan 23 oda, 5 salon ve 8 banyolu 130 yıllık Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı, rekor ücretle satışa çıkarıldı. Sultan II. Abdülhamid nazırlarından 'Filinta Mustafa' olarak tanınan Tophane Müşiri Zeki Paşa için yapılan yalının satış fiyatı ise 550 milyon TL olarak belirlendi. Boğaz'ın en gözde yalısı, Türkiye'nin en pahalı, dünyanın ise en pahalı 10 evi arasında gösteriliyor.

YALI İÇİN ARAPÇA BROŞÜR

Yalı, yakın dönemde 1981 yılında 650 milyon liraya satışa çıkarıldı. Satışı Arap ülkelerine duyurabilmek için o dönem Arapça ve İngilizce broşür bastırıldı. Yalı, 2011 yılında 200 milyon liraya yeniden satışa çıkarıldı. Ancak istenilen değere ulaşılamayınca satış gerçekleşmedi, mülk sahibi de satıştan vazgeçti. 2 yıl önce yeniden yalının satışına karar verildi. 550 milyon lira bedel üzerinden satışa çıkarılan yalının satış ilanı, 1 Ekim'de güncellendi.

Reklam
Reklam

ŞATO GÖRÜNÜMLÜ

19. yüzyılın ikinci yarısında birçok önemli binada imzası olan Fransız mimar Alexandre Vallaury'a yaptırılan yalıyı, Boğaz'daki diğer yalılardan ayıran en önemli özellik ise mimarisinin şato görünümünde olması. Barok üslupta olan 5 katlı 130 yıllık yalıya hem bahçeden hem de deniz tarafından girilebiliyor.

SON KALAN SAHİL SARAYLARINDAN

Kat kaloriferiyle ısıtılan 510 metrekare oturumlu yalı, 4 kat + bodrum kattan toplam 2 bin 489 metrekare kapalı kullanım alanına sahip. Tavan yüksekliği katlara göre değişiklik gösteren yalıda kat aralıkları 3.03 metre ile 4.78 metre arasında değişiyor. Her katta 5'i deniz manzaralı toplam 6 oda, 1 büyük orta salon (sofa) 1 banyo, 1 tuvalet, 1 mutfak bulunuyor. 4 bin 32 metrekarelik bahçesi ve 110 metrelik rıhtım boyu ile Boğaz'ın en görkemli ve son kalan sahil saraylarından biri olan asansörlü yalıda, 4 araçlık kapalı otopark da yer alıyor.

Reklam
Reklam

SATILIK 52 YALI VAR

Ayıkcan Emlak Gayrimenkul Danışmanı Sinem Ayıkcan Yılmaz, Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı'nın satışını yaklaşık 2 yıldır takip ettiklerini söyledi. Boğazda şu anda satılık 52 yalı bulunduğunu belirten Yılmaz, "Zeki Paşa Yalısı 2011 yılında satışa çıkarıldı. Ancak daha sonra bu satıştan vazgeçildi. Sonra yeniden satışına karar verildi. Son 2 yıldır yalının satışından sorumlu tek emlak şirketiyiz. Özellikle Körfez ülkelerinden yoğun ilgi var. Fiyatta anlaşamadığımız için satış gerçekleşmedi" dedi.

KÖRFEZ ÜLKELERİNE 2 YALI SATILDI

Sinem Ayıkcan Yılmaz, Körfez ülkelerinden Boğaz yalılarına çok yoğun ilgi olmasına rağmen sanıldığının aksine çok satış yapılamadığını kaydetti. Bu ülkelerin vatandaşlarına Yeniköy'deki Erbilgin Yalısı (Şehzade Burhanettin Yalısı) ve Sarıyer'deki Kocataş Yalısı'nın satıldığını belirten Yılmaz, "Daha çok Türk vatandaşları yalıları satın alıyor. Körfez ülkelerinden gelen alıcılar daha müstakil yapılar istiyor. Daha çok, çevreden görünmeyen, büyük ailelerin yaşayabileceği tarzda mülkler talep ediliyor. Buradaki yalılar onların yaşam tarzına çok uygun değil. Onların istediği tipteki yalı ise Zeki Paşa Yalısı. Onu almak isteyenler oldu ancak fiyatta anlaşma sağlayamadık" dedi.

Reklam
Reklam

MİRAS DAVASI AÇILDI

Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa'nın 4'üncü kuşak torunlarından Gökhan Atasever, Zeki Paşa'nın mal varlığının tespiti için 2015 yılında dava açmıştı. Miras için hukuk mücadelesini sürdüren Atasever, 70 civarındaki diğer vasilerin kendisine ulaşması çağrısı yapmıştı.

ZEKİ PAŞA KİMDİR?

'Filinta Mustafa' olarak tanınan Mustafa Zeki Paşa ya da Tophane Müşiri Zeki Paşa (1849-1914), Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in en güvendiği general ve devlet adamlarından biriydi. II. Abdülhamid döneminde 18 yıl boyunca Tophane Müşiri olarak görev yaptı. 18 yıl bu görevde kaldığı için Tophane Müşiri Zeki Paşa olarak biliniyor. II. Abdülhamid'in en çok güvendiği ve yakın çevresinde tuttuğu komutanlardan biriydi. Bu sadakatinin ödülü olarak 1899 yılında İtalyan mimar Alexandre Vallaury'ye, şu an İstanbul'un en değerli gayrimenkullerinden biri olan yalıyı yaptırdı. 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine gözden düştü, görevinden alınarak önce Büyükada'ya, ardından Rodos Adasına sürüldü. Affedilerek İstanbul'a geri döndükten sonra son yıllarını Büyükada'da geçirdi ve 1914 yılında orada öldü.

Reklam
Reklam

YALININ YILLIK VERGİSİ 5,5 MİLYON TL

Türkiye'nin en pahalı gayrimenkulü olarak gösterilen yalı için, söz konusu fiyata satıldığı ve tapuya işlendiği takdirde yıllık 5,5 milyon TL değerli konut vergisi ödenecek.

YALIDA KİMLER KALDI?

Tarihi yalıda, Zeki Paşa ve ailesinin yanı sıra, şu anki İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın dedesi olan damadı Ali Kemal de kaldı. Zeki Paşa daha sonra yalıyı Sultan Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'a sattı. Son halife Abdülmecit Efendi'nin oğlu Ömer Faruk'la evlenen Sabiha Sultan, yalıya taşındı. Güzelliğiyle ünlü kızları Neslişah Sultan da yalıda yaşadı ve buradan sürgüne gönderildi. Yalı daha sonra Baştımar Ailesi tarafından satın alındı.

BOĞAZDA KAÇ YALI VAR?

İstanbul Boğazı'nda toplam 600 yalı bulunuyor. Bunlardan Sarıyer'de 136, Beykoz'da 109, Üsküdar'da 84, Beşiktaş'ta ise 37 olmak üzere 366'sı tarihi eser niteliğinde. Boğaz'daki toplam birinci sınıf tarihi yalı sayısı ise Beykoz'da 18, Üsküdar'da 24, Sarıyer'de 41 ve Beşiktaş'ta altı olmak üzere 89. İkinci sınıf tarihi yalıların dağılımı ise Beykoz'da 64, Üsküdar'da 20, Sarıyer'de 74 ve Beşiktaş'ta 30 olmak üzere toplam 208. Üçüncü sınıf tarihi eser niteliği taşıyan yalılar ise Beykoz'da 27, Üsküdar'da 20, Sarıyer'de 21, Beşiktaş'ta ise bir olmak üzere toplam 69.

Reklam
Reklam

24 TEMMUZ 2019 TARİHLİ ARŞİV GÖRÜNTÜLER

Yılmaz KILIÇKAYA/İSTANBUL, (DHA)

=========================

(Özel) - Ustasına yardıma gitti, 30 yıldır Siirt'te saat tamir ediyor

Gaziantep'ten 30 yıl önce saat tamirciliği yaptığı ustası Mehmet Salih Özenç'e yardım amacıyla 2 ay için Siirt'e giden Adnan Tavacı (53), Kurtalan ilçesine yerleşti. Yıllardır mekanik saat tamirciliği yapan Tavacı, Kurtalan'da tek usta olarak mesleğini sürdürüyor.

Adnan Tavacı, 1978 yılında çırak olarak saat ustası Mehmet Salih Özenç'in yanında çalışmaya başladı. Tavacı, ustasından öğrendiği meslekle 4 yıl sonra tamir dükkanı açtı. 1989 yılında vatani görevini tamamladıktan sonra Gaziantep'e gelen Tavacı, ustası Özenç'in Siirt'in Kurtalan ilçesine yerleştiğini öğrendi. Tavacı, aynı yıl ustasının yardım için 2 aylığına çağırması üzerine gittiği Kurtalan'a yerleşti. Gaziantep'teki dükkanını kapatarak, ilçede yaşamaya başlayan Tavacı, Kurtalan'ın tek mekanik saat tamiri yapan ustası olarak mesleğini sürdürüyor.

Reklam
Reklam

'USTA, BABA YARISIDIR'
Meslek hayatını anlatan Adnan Tavacı, "Askere gidip geldikten sonra 1989'da Salih ustamızla yolumuz Kurtalan'da kesişti. Kurtalan'da dükkan açmıştı. Kendisiyle görüştüğümde işlerinin yoğun olduğunu söyleyip, 2 aylığına yardım etmem için Kurtalan'a gelmemi istedi. Birbirimizi bildiğimiz için ben de Kurtalan'a geldim. 6 ay birlikte çalıştık. 6 ay sonra ustam, Kurtalan'dan ayrılmak istediğini, dükkanını bana bırakacağını söyledi. O günden beri buradayım. Ustamı 66 yaşındayken 2011 yılında kaybettik. Bize emek verip, bizi yetiştiren ustalarımıza teşekkür ediyorum kendilerine, Allah'tan rahmet diliyorum. Kolumuza bu altın bileziği taktıkları için onlara çok teşekkür ediyorum. Bir usta, baba yarısıdır. Bütün gençlere ustalarının kıymetini bilmelerini tavsiye ederim" diye konuştu.

Reklam
Reklam

'ESKİ SAATLERİ TAMİR ETMEYİ ÖZLEDİM'
Yaşamının sonuna kadar Kurtalan'da kalacağını dile getiren Tavacı, "Buraya geldiğimde, 2 aylığına gelmiştim. Kurtalan'da beni bağlayan en büyük sebeplerden biri, halkın bana karşı olan sıcaklığıydı. Gelirken Gaziantep'te bile 'Aman ha Doğu'ya gitmeyin, Doğu sıkıntılıdır' diyorlardı. Gelip yaşamak lazım. Yaşamadan kimse Doğu'nun nasıl olduğunu söylemesin. Benim o 2 aylık geliş sebebim 30 yıla dayandı. Daha da gidemiyorum, ölünceye kadar da gitmem" dedi.

Eski saatleri tamir etmeyi özlediğini anlatan Adnan Tavacı, "Bizim eskiden tamirini yaptığımız saatler, genelde cep saatleriydi. Kurmalı saatler, masa saatleri, duvar saatleri, bunların hepsi kurmalı. Onların zevki şu anki saatlerde yok. Biz o eski saatleri tamir etmeyi özlüyoruz. O saatlerden yanımıza geldiği zaman sanki bir hazine bulmuş kadar seviniyoruz" diye konuştu.

Reklam
Reklam

Görüntü Dökümü
----------
Dükkandan görüntü
Saatler
Tavacı'nın saat tamir etmesi
Tavacı'nın açıklaması
Genel ve detay görüntü
Haber-Kamera : Ahmet DERYALAR / KURTALAN (SİİRT), (DHA)

Gülşen, Bursa'da hayranlarını coşturdu

Bursa'da sahneye çıkan şarkıcı Gülşen, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Gülşen, dün gece Bursa’da sahneye çıktı. Salonu dolduran 1200 kişiyi 'Kardan Adam' adlı şarkısıyla selamlayan Gülşen, yakın zamana damga vuran şarkılarını da seslendirdi. Performansıyla beğeni toplayan Gülşen, 'Yatcaz Kalkcaz', 'Seyre Dursun' ve 'Of Off' gibi şarkılarıyla mekanın enerjisini artırdı. Gecenin finalini ise ‘Bangır Bangır’ ile yapan Gülşen’in şarkılarıyla hayranları doyasıya eğlendi. 2 saat sahnede kalan Gülşen, gecenin sonunda dinleyicilerine teşekkür etti.

Reklam
Reklam

Görüntü dökümü;
-Konserden detaylar
Haber-Kamera: Gürkan DURAL/BURSA,(DHA)

Asırlık halılar İranlı ustanın elinde hayat buluyor

Balıkesir’in Sındırgı ilçesine bir yıl önce yerleşen İranlı halı ustası Yusuf İrani (51), kullanılamaz hale gelen tarihi el dokuması halı ve kilimleri tamir ediyor. İrani, tarihi halı ve kilimleri, orijinal motiflerini işleyerek ve eski usul eğrilmiş ve kök boyama ile boyanmış ipleri kullanarak tamir ediyor. İrani'nin ustalığı sayesinde Sındırgı'nın dünyaca ünlü Yağcıbedir halıları başta olmak üzere asırlık birçok halı ve kilim değer kazanarak, sahiplerini mutlu ediyor.

İran’dan 10 yıl önce Türkiye’ye gelerek, Bodurum ve Mersin gibi farklı kentlerde halı tamirciliği yapan Yusuf İrani, arkadaşının tavsiyesi üzerine bir yıl önce de Yağcıbedir halılarıyla ünlü Sındırgı ilçesine yerleşti. Sındırgı’da kaliteli bir üretim olduğunu, ancak tamir işi yapılmadığını söyleyen İrani, açtığı atölyesinde Türkiye'nin farklı kentlerinden ve Sındırgı'nın köylerinden gönderilen el dokuması halı ve kilimlerin yanı sıra fabrikasyon ürünlerin de tamir işini yaparak, yeniden kullanıma ve ekonomiye kazandırıyor. Mesleğe İran'da 19 yaşında çırak olarak başladığını, 30 yıldır da halı ve kilim tamir ustası olarak dünyanın farklı ülkelerinde çalıştığını anlatan İrani, Türkiye'nin halı sektöründe önemli bir konumda olduğunu belirtti.

Reklam
Reklam

YAĞCIBEDİR’İN ÜNÜ DOĞALLIĞINDA

Yağcıbedir halı ve kilimlerinin dünya genelinde tanındığını ifade eden İrani, "Sındırgı Yağcıbedir halı ve kilimlerinin farkı, motiflerinin gelişigüzel olmaması. Hepsinin ayrı anlamları var. Evlenme çağına gelen kızlar kendilerine özgü motifler belirlermiş. Yani motifler ailelerden geliyor bir anlamda da. Yağcıbedir kilimlerinde doğal yünden eğirerek yapılan ipler kullanılmış. Ayrıca hiçbir kimyasal içermeyen eski usul kök boyama iplerle dokunmuş. Makinede normal boyanmış ipler kullanılarak yapılan halılar çabuk hav yapar. Boyaları çabuk gider. Ama doğal ip ve kök boyama ile yapılan halılar yüzyıllarca kullanılır. Kök boyada kimyasal madde yoktur ve bitkilerden elde edilen renkler kullanılmaktadır. Bu nedenle Yağcıbedir kilim ve halıları dünya genelinde tutulmuş ve isim yapmıştır" diye konuştu.

Reklam
Reklam

YÜZYIL ÖNCEKİ İPLERİ BULUYOR

Kök boyama ve eğirme iplerden yapılan meşhur Yağcıbedir başta olmak üzere farklı halıların tamiratını yapan İrani, "El dokumacılığı, gelişen teknolojiyle birlikte yerini fabrikasyon ürünlere bıraktı. Fabrikasyon ürünlerde de güve oluyor ve zarar veriyor. Bu halıları da tamir ediyorum. Ancak asıl işim tarihi el dokuması halıları tamir etmek. Bunları da orijinal motiflerini işleyerek, yine eski usul eğrilmiş ve kök boyama ile boyanmış ipleri kullanarak tamir ediyorum. Burada önemli olan tadilat sırasında halının özelliği ve üretildiği yıla uygun ipleri temin etmek. Eski halıların tamiratında yine eski ip temin edip kullanmak zorundayız. Yeni ip kullanıldığında o belli olur. Kullanılmayacak hale gelen eski kilimleri sökerek, bu ipleri temin ediyoruz. Ancak, benim temennim kök boyamanın geri gelmesi ve çocuklarımızın da üzerinde oynadığı halıların doğal olması. Ben bu işi öğretmeye de hazırım. İlla bu iş için fabrika kurmaya da gerek yok. Evlerde de yapılabilir. Aile bütçesine katkısı olur" dedi.

ÇÖPE GİDECEK HALI VE KİLİMLER DEĞER KAZANIYOR

Kullanılmaz hale gelmiş el dokuması halı ve kilimler ile fabrikasyon ürünleri tamir ederek, yeniden ekonomiye ve kullanıma kazandırdığı için mutlu olduğunu söyleyen İrani, şöyle konuştu:

"Yaşadığım ilçenin ekonomisine katkı sunduğum için mutluyum. İlçede esnaf ve köylüler çöp olması muhtemel eski halı ve kilimleri bana tamir ettiriyor. Atılacak olan bu tarihi kilimler, ortalama 200-300 lira gibi bir ücretle tamir edildikten sonra 2-3 bin liralık gibi değere ulaşıyor. Mesela şu an elimde bir İran halısı var. Güveler yemiş ve hav yapmış. 1 hafta gibi bir süre tamiri için uğraştım. Şu anda değeri 35 bin TL. Yeniden değer kazanan tarihi halı ve kilimlerden yurtdışına ihraç edilenler dahi oluyor. Bu işin diğer bir katkısı da halı yıkama işi yapanlara. Sındırgı’ya geldiğimden beri yaklaşık 300 bin TL değerindeki kilim ve halıyı ekonomiye kazandırmışım. Ayrıca bu halıları yıkayanlar da 50-60 bin kazanmıştır. İlçede çok sayıda istihdam sağlanabileceğini düşünüyorum."

'İRANLI HALI USTASI İLÇEMİZE DEĞER KATTI'

Sındırgı Belediye Başkanı AK Partili Ekrem Yavaş ise, bu yıl belediye olarak Yağcıbedir halısının coğrafi işaretini aldıklarını söyledi. Uluslararası Yağcebedir Kültür ve Sanat Günlerini düzenleyerek, Sındırgı’nın en büyük markası Yağcıbedir halısını tanıttıklarını belirten Başkan Yavaş, "Yeni üretimlerin yanı sıra eskiden dokunmuş, ama bugün eskimeye yüz tutmuş veya bir şekilde parçalanmış halılar İranlı Yusuf ustamız sayesinde değerleniyor. Kendisi tam bir zanaatkar. Halı tamirinin yanı sıra eski halılardan farklı ürünler de üretiyor. Kendisi bu noktada Sındırgı’nın ufkunu açtı. Halı tamirciliği yanı sıra deriyle, ahşapla buluşan farklı ürünler de ortaya çıkarıyor. Bizler bu durumdan çok memnunuz. İlçemizde halı sadece dokunur ve pazarda satılırdı. Şimdi eski olan halılar tamir ediliyor. Ustamız için Bakanlıktan oturma izni aldık. Şimdi de kendisini kadınlarımıza yeni bir istihdam sahası oluşturursun diye usta öğretici olarak görevlendireceğiz. İnşallah bu çalışmalarla, Sındırgı’da Yağcıbedir halılarını değerlendirip, yüzyıllar boyunca yaşamalarını sağlayabilecek bir istihdam alanı oluşmuş olacak. Sındırgı sanata, kültürü aşık bir memleket. Halkın geçim kaynağı için de bu çalışmalar oldukça önemli olacak" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Halı tamiratından genel ve detay görüntüler
-Yusuf İrani röp
-Kilim tamiratı detayı
-Eski kilimlerden ip çıkarılması
-Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş röp
Haber-Kamera: Fatih Emrah ERDOĞAN-Necip KARATUNA/SINDIRGI(Balıkesir), (DHA)

Hataylı Temel Reis, 40 yıldır ahşaba şekil veriyor

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, 10 yaşında babasının marangoz atölyesinde çalışmaya başlayan Temel Reis (50), ahşaba şekil vererek, geçimini sürdürüyor.

Henüz 10 yaşındayken babası Hüseyin Yozgut’un marangoz atölyesinde çıraklık yapmaya başlayan Temel Reis, zaman içerisinde mesleğe merak sardı. Yıllar geçtikçe de ahşap üzerinde çalışmalar yapan Reis, ahşap oymacılığını sanata çevirdi. Reis, o günlerden bu yana kendisine ait atölyesinde ahşapla, kapı pencere çerçevesi, heykeller, Osmanlı ve Selçuklu Devleti’nin amblem ve figürlerini de yapmaya başladığını belirtti.

İşini çok sevdiğini ve daha uzun yıllar sürdürmeyi planladığını belirten Reis, "Ahşabı önce, tasarlıyor ve çiziyor, şekillendirdikten sonra da oymasını yapıyorum. Yaptığım eserler arasında Selçuklu, Osmanlı, tarihi kapı, boy aynası heykeller bulunuyor. Ayrıca Reyhanlı’nın bir köyünde kazıda bulunan ve müzede olan kral heykelini yaptım. Hatta 20 yıl önce küçük fil, deve, tavus kuşu gibi heykeller yaptım ve bunları Antalya’da turistlere sattım, işimi seviyorum ve devam etmeye de kararlıyım. Yaptığım eserleri, turizm sezonunda Antalya’da turistlere satıyorum ve kazancıyla hayamı sürdürüyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
- Ahşap çalışmalarından örnekler
- Çalışmalardan görüntüler
- Temel Reis ile röp.
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI(Hatay),(DHA)

===========================

Tarihi radyo ve pikaplara hayat veriyor

Adapazarı’nda, Enver Mutlu (72), 52 yıldır televizyon, radyo ve pikap çalar tamiri yaparak antika cihazları çalışır hale getiriyor. Enver Mutlu antikaya meraklı olanlar radyo ve pikapları kendisini tamir için getirdiğini söyledi.

Adapazarı Cumhuriyet Mahallesi’nde Enver Mutlu, 10 metrekare dükkanında televizyon, radyo ve pikap tamiri yapıyor. 3 çocuk babası Enver Mutlu, 52 yıldır tamir yaparken günümüzde antika olup çalışmayan cihazların tamirini yaparak tekrar çalışmasını sağlıyor. Son zamanlarda insanların antikalara daha fazla önem gösterdiğini belirten Mutlu, "1967 yılından bu zamana kadar radyo televizyon ve pikap tamiri yapıyorum. Antikaya meraklı olanlar buluyorlar bana getiriyorlar. Bende tamirlerini yapıyorum. İnsanlar antikaya merak sarmış durumdalar. Dedelerinden babalarından kalma cihazları getiriyorlar, tamirlerini yapıyoruz hatıra olarak saklıyorlar." dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Enver Mutlu röportaj
Detay görüntüler
HABER-KAMERA: Aziz GÜVENER/ADAPAZARI(Sakarya), (DHA)

Haberin Devamı İçin Tıklayın