"Bu Türkiye'nin son kozudur. Oraya gelmeden önce ulu orta, birden bire bir talep var diye böyle bir sürecin başlatılması riski de vardır. Burada bir sıkıntı çıkarsa sonra Türkiye çaresiz gibi kalır. Hepimiz o konuların önemini biliyoruz. Türkiye'nin geleceğini yakından etkileyeceğini, o konularda ne yapılması gerektiğini hepimizi çok iyi biliyoruz. Toplumda bir uzlaşma talebinin yükselmekte olduğunu, bir arayışın olduğunu biliyoruz. Bu konuya Cumhurbaşkanı ve parti genel başkanı çerçevesi içinde girilmemiştir."
Baykal değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
Niye Cumhurbaşkanı seçerken uzlaşmadık. Acaba yanlışlıklar oradan mı başladı? Acaba biz Cumhurbaşkanlığı seçiminde herkesin açıkça gördüğü o uzlaşmayı gerçekleştirmiş olsaydık, bugün Türkiye bu noktada olur muydu? O nedenle kimse kimseye uzlaş diye talimat verme, telkin yapma konumunda değil. Herkesin bu konuda oturup bir durum değerlendirmesi yapması lazım."
Gerilimin bu noktaya gelmeden önce herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade eden Baykal, "Şimdi ortada bir gerilimi düşürme ve uzlaşma talebi var. Herkes gerekeni yapsın. Ben şimdi ne yapabileceğimi düşünüyorum. Nasıl muhatabı oluyorum bu talebin? Neyi yaparsam gerilimi düşürmeye katkı vermiş olurum. Biz gerilimi indirmek için ne gerekirse yaparız ve yaptık" dedi.
Baykal, şöyle konuştu:
"Yüzde 47 oy almış bir parti tek başına altıncı yılında iktidarda. Bu Türkiye'nin istikrar içinde, huzur içinde gelişmesinin siyasi şartlarının tümünün var olduğunu göstermiyor mu? Nasıl bir manzarayla karşı karşıyayız. Türkiye büyük bir kaygı ve korku içinde. İki tane ciddi tehlike var. Türkiye'nin ulusal bütünlüğü tehdit altında.
Öbürü, Türkiye'de Anayasanın temellerine yönelik iktidardan kaynaklanan bilinçli bir arayış var. Yüzde 47 oydan sonra türbanı en önemli konu haline getirdiler. Anayasa değişikliği ile türbanı bir Anayasa düzenlemesi haline dönüştürdüler. Bu bizim Anayasa'mızın din istismarını kesinlikle yasaklayan zihniyetine laiklik anlayışına aykırı.
Kuraklık olduğu zaman nasıl yağmur duasına çıkılırsa, şimdi de bir anlamda toplu, niyazlar yapıyoruz. Ayinler yapıyoruz. Aman gerilim azalsın. Bunun hedefi ne? Kimden rica ediyorsun. Benim yapabileceğim bir şey varsa ben yapayım. Burada şunu söylüyorsanız siz bir adım geri çekilin'.. şimdi bu bir adım geri çekilin işi önemlidir. Ticaretin mantığı ile devlet yönetiminin mantığı aynı değildir. Ticaretin kendine göre mantığı vardır. Devlet yönetiminin kendine göre mantığı vardır. Ticaret yönetiminde pazarlık vardır. Devlet yönetiminin mantığı kuraldır, ilkedir hukuktur, yargıdır, Anayasadır. Siz ticaret mantığını devlet yönetim alanına taşımaya kalkarsanız orda da bu pazarlık pazarlama anlayışı içinde, üç sen beş benden hadi gel el sıkışalım anlayışı içine giderseniz olmaz."
CHP lideri Baykal, gerilimin giderilmesinde temel sorumlunun iktidar olduğunu belirterek, Anayasa'dan asla ödün vermeyeceklerinin altını çizdi. Baykal, gerilimin giderilmesine dönük önerisine ilişkin şunları söyledi:
"İktidar çıkıp diyecek ki ‘Yanlış yaptığımızı görüyorum. Millet bize yüzde 47 oy verdi. Yüzde 47 oyla sekiz ay sonra bu noktaya gelmemeliydik. Bunu görüyorum. Bunun bizimle ilgili tarafları var. Bunu tespit edeceğim. O konuda yeni bir değerlendirme yapacağım ve güven verici biçimde yapılan yanlışlıkları telafi edeceğim bundan sonra da yanlışlıkları yapmayacağım sözünü millete veriyorum'. Bu konuda inandırıcı olacak. Durumu kurtarmak, anı kurtarmak için bir takım açılımlar yaparlar, bununla durumu idare etmeye kalkarlar. Buraya düşmemek lazım. Ben isterdim ki sivil toplum kuruluşları bu süreç başlarken aman ha iktidara gerekli uyarıları yapsalardı."
Baykal, Çankaya Köşkü'nde ikram edilen Kayseri mantısının da "şahane" bulduğunu söyledi. Baykal, "Mantı şahaneydi. Yoğurt benim anlayışıma göre Türk mutfağının en güzel sosudur. Güzel bir yoğur kasesi ve çok nefis, Kayseri'nin çok küçük içinde olabildiğince çok bir kaşığın içinde 40 tane… Çok güzeldi, çok lezzetliydi. Uzun süredir mantı yememiştim" dedi. (ANKA)