Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, NTV'nin Yazı İşleri programında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır'ın sorularını yanıtladı. Özkök, son dönemde Almanya'da görülen Deniz Feneri davası sürecinde ortaya çıkan iddialar ve Başbakan Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasındaki gerginliği değerlendirdi.
Başbakan Erdoğan'ın haftasonu yapacağını söylediği açıklamalardan tedirgin olmadığını belirten Özkök, şöyle konuştu:
"Başbakan'ın bu haftasonunda yapacağı konuşmadan tedirgin değilim. Tedirgin olacak olan o. Deniz Feneri çok yakın çevresine kadar ahtapot gibi gidiyor. Benim dokunulmazlığım yok. Beni hedef gösterdi açık açık. Yani ekonomik olarak ben halledeyim, fiziken de siz halledin mi demek istiyor?
Hiçbir demokratik ülkede bir iktidar elindeki tüm imkanlarla medyanın bu kadar üzerine gitmemiştir. Bu Başbakan açısından hoş bir tavır değil. Başbakan tam bir tek adamlık psikolojisine girdi. Bu tavrın Türkiye'ye zararı olacaktır. Benim kavgam yok. Ama Deniz Feneri ile ilgili haberleri durdur diyorsa, yapamam, sonuna kadar gidecek. Benim hükümetlere savaş açma hakkım da yok. Devlet imkanlarını kullanan onlar. Özerk kurumlar gitti. Başbakan'ın iki dudağı arasında. Ben kime güveneceğim? Türkiye'nin bir sürü sorunu var. Her gece 3-4 şehit geliyor. Dua etsin sorumlu bir basını var. Ekonomi durdu. Büyüme yavaşladı. Bunlar varken Aydın Doğan üzerinden siyaset yapmak cücelik, mahalle politikacılığı, vizyonsuzluk gibi geliyor bana. Başbakan istediği her şeyi söylesin. Zaten iftira yemeye, azar işitmeye alıştık. Milli iradeyi hakim kılmak onların görüşüne aykırı yayınları ortadan kaldırmaksa bu demokrasi değil. Milli irade yüzde 47 midir? Böyle bir milli irade kavramı ülkeyi faşizme götürür. Milli irade aykırı görüşler ezilerek hakim kılınmaz. Böyle saçma sapan demokrasi tarifi olur mu?"
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın, Doğan Grubu'nun kağıt fiyatlarını pahalı gösterip bu yolla yatırımcıyı zarara uğrattığı iddiasına da değinen Özkök, "Kağıdı pahalı alıyormuşuz. Hükümet 2001 yılında Uzanlar'ın söylediği olayı ortaya atıyor. Bize bu iddiayı ortaya atan Uzanlar kağıdı daha pahalıya alıyor. Kağıdı en ucuz biz alıyoruz. Dengir Mir Mehmet Fırat bizi kağıt kaçakçılığı ile suçladı. Ben ona bir bobin kağıt neymiş bir göstereyim, üstelik Maliye Bakanlığı'nı da suçluyor. Mümkün mu bu?" diye konuştu.
KARGALAR SÖZÜNE İÇMEYENLERE BASKISI "MAHALLE GÜLER"-
Kadeh meselesine gelince. Ben Başbakan'a ‘İçki içen insanların ortamında da bulun' dedim. İçki kötü bir şeydir; her zaman da söylerim. Başbakan'a ‘Buyrun, gazetede içkiye karşı kampanya başlatalım'da dedim; ‘Ama içki içen insana baskı da yapmayın' dedim. Kadeh kaldırma meselesine gelince; Başbakan yabancılarla kadeh kaldırıyor, yabancılara yapıyorsun kendi vatandaşına yapmıyorsun. Yine de bu tuzağa düşmeyeceğim; Ramazan ayında içki tartışması doğru değil"