LEFKOŞA (İHA) - Güney Kıbrıs'ta babasından kalan ve istimlak edilen mallarını alamayan Ali Karamanoğlu, davayı AİHM'e taşıyacak. Konuyla ilgili Rum Yüksek Mahkemesi'ne başvuran ve ret cevabı alan Ali Karamanoğlu, temyizden de ret yanıtı alması halinde davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıma kararı aldı.
Davanın Avukatı Öner Şerifoğlu, bu tip bir davada başarının Rum avukatlar vasıtası ile mümkün olmadığına dikkat çekerek, "KKTC devletinin, bir hukuk komisyonu veya bir hukukçular kadrosu oluşturarak, bu durumda olan Kıbrıslı Türklere ücretsiz veya minimum katkı ile bir hukuk hizmeti vermeli" dedi.
Ali Karamanoğlu ile Öner Şerifoğlu, konu hakkında bugün bir basın toplantısı düzenledi. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nda (KTÖS) düzenlenen basın toplantısında, Karamanoğlu adına Avukat Öner Şerifoğlu konuştu. Şerifoğlu, davada geçilen hukuki süreci anlattı ve Güney'de malları bulunan diğer Kıbrıslı Türklerin böyle bir süreç içerisinde karşılaşacağı muhtemel sıkıntılar hakkında bilgi verdi.
Şerifoğlu'nun açıklamasına göre, açılan davayla Ali Karamanoğlu Güney Kıbrıs aşağı Polomitya'da bulunan 180 dönüm arazisinin istimlak edilen bölümüyle ilgili kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini istedi. Sözde Türk Mallarını Koruma Vasiliği'ne yatırıldığı iddia edilen kamulaştırma bedeli talebinin yanında, malların tasarruf ile kontrolü de talep edildi. 2005'te açılan davayı sonuçlandıran Rum Mahkemesi, 19 Ocak'ta talepleri reddetti.
Avukat Öner Şerifoğlu, olayı şöyle anlattı: "Davanın açılmasından önce bir Rum emlakçıya Karamanoğlu'nun mallarının değerlendirmesini yaptırdık ve mallara 1.5 milyon Kıbrıs Lirası (KL) değer biçtiler. Bunun üzerine bir Rum avukatla dava sürecinde bize yardımcı olması için anlaştık. Ancak davanın belli bir sürecini geçtikten sonra Rum avukatın bize samimi ve ciddi bir destek verme niyeti olmadığını anladık. Bunun üzerine de davayı Ali Karamanoğlu ile birlikte yürüttük."
19 Ocak tarihinde, Yüksek Mahkeme Yargıcı Efi Papadopullo'nun "Kıbrıs'taki olağanüstü durum devam ettiği sürece kendilerine tazminatın ödenemeyeceğine" hükmettiğini ve bunun yanında davanın masraflarını kendilerinin ödemesini emrettiğini söyledi. Şerifoğlu, davanın masraflarının yaklaşık 3 bin KL tuttuğunu da belirtti.
Şerifoğlu, kararın ardından istinafa gitme için gerekli çalışmaları başlattıklarını, ancak buradan da ret çıkması halinde davayı AİHM'e taşıma kararlılığında olduklarını söyledi.
Rumların, Kıbrıs Türk Mallarını Koruma Vasiliği Yasası'nı, Kıbrıslı Türklerin bıraktığı malları, onların yararına korumak için çıkardıklarını söylediğini anlatan Öner Şerifoğlu, şöyle konuştu: "Ancak uygulamaya bakıldığında bunun tam tersi olduğunu görüyoruz. Söz konusu yasa 1974'ten 17 yıl sonra çıkarıldı. Bizim kanaatimize göre, eğer Türk mallarının korunması gibi bir amaç veya gereklilik söz konusu olsaydı, bu yasa en azından harekattan hemen sonra veya 1975 yılında çıkarılması gerekirdi, bu amacın samimi ve gerçek olduğuna nasıl inanabilelim"
Şerifoğlu, Güney'de malları bulunan ve benzeri bir yolu izleyecek olan Kıbrıslı Türkler için ise, "maalesef ve maalesef, Güney Kıbrıs'taki hiçbir Rum avukat, Güneyde malı bulunan bir Kıbrıslı Türkün bu malına gerçekten sahip çıkmasının samimiyetini taşımaz" uyarısında bulundu.