Oyunculuğa başlamadan önce balerindiniz. Bale ilgisi nasıl başladı? İşte onu hiç bilemiyorum. Dört yaşında çekilmiş balerin pozları var, nereden gördüm, neyi taklit ettim belli değil ama doğru bir seçimmiş, aşık olduğum bir meslek yaptım. Sonra bir sene psikiyatrın yardımından geçerek oyuncu olmaya karar verdim. Çok erken bir yaşta "Ben kimim hayatta ne olmak istiyorum?" diye sorma imkanı buldum. Oyunculuk insanı çok zenginleştiren bir şey ve çok mutluyum, çok aşığım işime.
Oyunculuğa başlamadan önce, uzun bir bale geçmişiniz var değil mi?
1979'da ortalıkta kan gövdeyi götürürken, dansçıydım. Giselle'de başrol oynuyordum ama çok rahatsızdım. Çok alakasız bir şey yapıyorum gibi geliyordu. Merih'te yaşıyormuşum gibi. Kötü hissediyordum kendimi. Sonra farkına vardım ki, herkesin yapabileceğinin en iyisini yapması gerekiyor. İlla ki sokaklara taşmak gerekmiyor. Duygu Aykal vardı, inanılmaz politik şeyler sahneliyordu. Çocuk eğitimi, savaş karşıtlığı hakkında... İnanılmaz eserler vardı ama çok elitist bir yere hapsoluyordu.
O sırada Atıf Ağabey Bekle Dedim Gölgeye filmini çekiyordu. Orada "Gel bir bakalım dedi kamera karşısında nasılsın" deyip kısa bir rol verdi. Onun arkasından Düş Gezginleri geldi. Bir daha hiçbir zaman böyle bir rol alamayacağımı düşünerek tutturdum oynamak için. "Kimse bana bir daha fahişe rolünü vermez" dedim. Sonra da Türkiye'nin aranılan fahişesi olarak tüm o roller bana yağmaya başladı. İllâ bir yere hapsetmeye çalışıyorlar. O nedenle bir iki tane çok sevdiğim şeyi reddettim.
"Çatısız Kadınlar" dizisindeki bir sahnede yediğiniz yemek, internet sitelerinde büyük beğeni topluyor... "İştah açan bir sanatçı" olarak nitelenmişsiniz... Orada çok nefis bir sahne vardı. Evde oturup yemek yemeyi hayal ediyorlar, kebaplar, iskenderler... Hacı Baba benim çok sık gittiğim bir yer ama her gidişimde hep rejimde olduğum için bir ızgara, bir salata yiyordum. Çekim için gidip de önümdeki yemeklere saldırınca, garsonlar "Abla sen bayağı yiyormuşsun" demişlerdi. Bıraksalar yiyeceğim ama bırakmıyorlar ki. Yine o dizi yayınlanırken, Zuhal Olcay'la düşünce özgürlüğü davasında yargılanıyorduk, askerler birikti kapıya, bağırmaya başladılar "Çetesiz kadınlar, çetesiz kadınlar" diye. Gülmemek için kendimizi zor tuttuk