Yolsuzluğa ve rüşveti süne benzetmesi

ANKARA (İHA) - Adalet Bakanı Cemil Çiçek, kamudaki yolsuzluğu ve rüşveti süneye benzeterek, "Bizim hazine süneleri 24 saat 365 gün çalışıyor. Onun için bu iş mevsimlik iş değil" dedi.

Türkiye Ekonomi Politikalarını Araştırma Vakfı (TEPAV) ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenlediği Yolsuzlukla Mücadele Konferansı'nın ilk gününde, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Martin Dawson ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu birer konuşma yaptı. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen konferansta konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ses düzeninin azizliğine uğradı. Bir süre sesin düzelmesini bekleyen Hisarcıklıoğlu, daha sonra mikrofonsuz konuşmak zorunda kaldı. Türkiye'nin 2001 krizinden sonra istikrarın tesisi anlamında ciddi bir mesafe kaydettiğini belirten Hisarcıklıoğlu, sağlanan bu istikrarın güçlendirilmesinin önümüzdeki dönemin en büyük hedefi olması gerektiğine işaret etti. Türkiye'de son 35 yılda 11 istikrar ve reform programının yarı yolda bırakıldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, bu programların uygulama süresinin ise ancak 1.5 yıl olduğunu söyledi. Son üç yıldır uygulanan reform programının TOBB'un ve Türk reel sektörünün tam desteğini aldığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Sanayicimiz, tüccarımız büyük fedakarlıklarda bulunarak, ellerini taşın altına koymuş ülkemizin bu buhranlı günlerden kurtulmasında üstlerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiştir. Dolayısıyla bugün gelecek vaat eden bir Türk ekonomisinden bahsediyorsak bunda en büyük övgüyü ve alkışı Türk müteşebbisleri hak etmektedir" dedi.

Reklam
Reklam

Yolsuzluğun tüm toplumlarda ekonomik aktiviteyi yavaşlatan, gelir dağılımını bozan ve yoksulluğun artmasına yol açan en önemli etkenlerden biri olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'de insanı gerçekten isyan ettiren yolsuzluklar ortaya çıkarılmaktadır. Ama bir türlü sonuç alınamadığından dürüst vatandaşın sisteme ve demokrasiye olan inancı sarsılmaktadır. Kamuoyunun tümü yolsuzluğun devamlı şikayet edilen ve gazete manşetlerine konu olan bir sorun olmaktan çıkmaya başladığını görmek istemektedir. Yolsuzların siyasetin mütemmim cüzü olmasına son verildiği, yapanın yanına kar kalmadığı bir adalet sisteminin tesis edilmesini bekliyoruz" diye konuştu.

Bugün gelinen noktada delil toplama ve fezleke hazırlama gibi konularda henüz istenen noktaya gelinmediğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Alelacale toplanan deliller, çarpıcı isimlerle medyaya yansıtılan yolsuzluk operasyonları, kamuoyunda büyük ses getirse de bir sonuç çıkmadığını üzülerek görüyoruz" açıklamasında bulundu. Hisarcıklıoğlu, kamu harcamalarının bu kadar büyük, bürokratik perdelerin bu kadar kalın, devletin bu ölçüde ekonominin içinde olduğu sürece yolsuzluğun Türkiye'nin yapısal bir unsuru olarak kalacağını belirtti. Her yıl yayınlanan yolsuzluk listelerinde Finlandiya'nın en temiz ülkelerin başında geldiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, "Şimdi Finlandiya'dan 100 bürokrat ithal edip bizdeki bakanlıklara dağıtsak emin olun ki onlarda birkaç sene içinde benzer işlere soyunur" dedi.

Reklam
Reklam

Bu işin çözümünün kamuyu küçültmek, kamuda saydamlığı artırmak, serbest piyasa değerlerinde rekabet ortamını sağlamak ve siyasetin ve kamu görevlilerinin etik standartlara uymasını sağlamak olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, Kamu Yönetim Reformu ve Kamu İhale Kanunu gibi düzenlemelerin önemi ve gerekliliğinin burada bir defa daha ortaya çıktığını ifade etti. Yolsuzlukla mücadeledeki başarısızlığın bir önemli sebebinin ise yolsuzlukların büyük bir bölümünün yasal yapı ve mevzuat içinde kitabına uygun biçimde cereyan etmesi olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Bu nedenle konunun üzerine gitmek hukuken zorlaşmaktadır. Aynı konuyla ilgili bir kanunda bir düzenleme bulunurken diğer kanunda aksine bir düzenleme bulunabilmektedir. Bugün kayıt dışılık dahil ekonomideki pek çok olumsuzluğun temel sebeplerinden biri mevzuat odaklı iş yapma kültürüdür. Yolsuzluk olgusunun kökeninde devletçi sistem ve bu sistem içinde keyfi bir biçimde karar yetkisini elinde tutabilen bir birliktelik yatmaktadır" diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, siyasi iradenin mevzuatları, gereksiz kanun, tüzük ve yönetmeliklerden arındırmasını ve birbirine aykırı hükümlerin kaldırılmasını istedi. Hisarcıklıoğlu, daha rekabetçi, oyunun kurullarının önceden beli olduğu ve keyfi olarak değişmediği, devletin kuralları uygulamak dışında müdahale etmediği bir piyasa ekonomisinin tüm kurumlarıyla kurmak zorunda olduğunu belirti.

Reklam
Reklam

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Martin Dawson ise konuşmasında, yolsuzlukların dış sermayenin önünde önemli bir engel olduğunu söyledi. Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin de yolsuzluk problemi yaşadığını söyleyen Dawson, yolsuzlukla mücadele için etkin bir işbirliğine ihtiyaç olduğunu belirti. Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelerine başlayacağını hatırlatan Dawson, yolsuzlukla mücadelenin önemli bir kriter olacağını kaydetti. Dawson, şeffaf bir kamu ve etkin bir adalet sisteminin yolsuzlukla mücadelede ilk araç olacağını kaydeden Dawson katılım sürecinde Türkiye'nin bu konuyu yapıcı ve kalıcı bir biçimde ele alması gerektiğini belirtti.

"YOLSUZLUK KANSER" Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink ise, yolsuzluğun bir kanser olduğunu toplumların ekonomik ve sosyal kalkınmasının önünde bir engel olduğunu söyledi. Yolsuzlukla mücadelede hükümet, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin işbirlia olmasına son verildiği, yapaği yapması gerektiğini vurgulayan Vorkink, "Politika ve kurumlar ne kadar güçlü olursa yolsuzluklar da o kadar düşer" dedi. Türkiye'nin yolsuzluklar mücadelede önemli bir yol katettiğini belirten Vokink, bu konuda yapılması gerekenleri anlattı. Yargı sisteminin daha da iyileştirilmesi, daha etkin bir yargının oluşturulması,dava yükünün azaltılması, yargıçların eğitiminin arıttırılması, mahkeme personelinin çalışmalarıyla ilgili gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine işaret eden Vorkink, kamu personel sistemi, hesap verilebilirliği olan bir yerelleşme, sivil toplum devlet mevzuatı, rekabetçi özel sektör ortamının artırılması gerektiğini ifade etti.

Reklam
Reklam

Adalet Bakanı Çiçek konuşmasında Türkiye'de yolsuzluğu en çok konuşan kişilerden biri olduğunu söyledi. Bu konuda yapılan toplantı sayısının azlığından şikayet eden Çiçek, bu konuda bugüne kadar 2-3 toplantının yapıldığını belirtti. Yolsuzlukla mücadelenin çok riskli bir iş olduğunu kaydeden Çiçek, "Yolsuzlukla mücadele ederken birilerinin nasırına basarsınız. 'Ben yolsuzluğa karşıyım' diyenleri arkanızda bulamazsınız. Bu iş ile mücadele de ciddi zorluklar var" dedi.

Yolsuzlukla mücadelenin tek başına iktidarla yapılacak bir iş olmadığın ifade eden Çiçek, kamuda yolsuzluk ve rüşveti tarımdaki süne olayına benzetti. Çiçek, "Tarımdaki süneyle mevsimlik ilgilenirsiniz. Bizim hazine süneleri 24 saat 365 gün çalışıyor. Onun için bu mevsimlik iş değildir" diye konuştu. Çiçek, yolsuzlukla mücadelede tek başına siyasi kararlılığın yetmediğini ve toplumsal kararlılığının da önemli olduğuna kaydetti. Özelleştirme konusuna değinen Çiçek, "Özelleştirmeyi sadece ekonomik olarak görmüyorum. Toplumsal ahlakı koruma adına özelleştirmeyi önemsiyorum. Sünelerin, zararlıların beslendiği kaynakları kurutmamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.

Reklam
Reklam

Meslek dayanışması ve imtiyazların bazen yasaların önüne geçtiğini söyleyen Çiçek, sadece milletvekilliği dokunulmazlığı değil bütün dokunulmazlıkların gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yolsuzlukla mücadeleyi Nasreddin Hoca'nın Fil hikayesine benzeten Çiçek, katılanları bu işin zorluklarını anlattı. Bilirkişi konusuna da değinen Çiçek, ciddi bir bilirkişi kirliliği yaşandığın söyledi. Çiçek, "Kamu vicdanını rahatsız eden pek çok olayda bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi bir netice hasıl oluyorsa bu bilirkişi kirliliği yaşadığımızdandır. Bilirkişi meselesinin enine boyuna tartışılması lazım" diye konuştu. Çiçek konuşmasında, yolsuzlukla mücadelede zamanaşımı sorununa dikkati çekti.

Konuşmasında yabancı katılımcılara sitemlerini de ileten Çiçek, "Çok mevzuatımız var ama işbirliğimiz yok. Türkiye'de suç işleyenlerin hangi ülkelerde rahatça dolaştıklarını biliyoruz. Dosyaları hazırlıyoruz gönderiyoruz, suçların iadesi süratle zamanında işlemiyor. Türkiye'de mevzuat sıkıntısı yok uygulama sıkıntısı var. İade edin dediğimizde 40 dereden su getiriyorlar. Ondan sonra yaptığımız anlaşmalar raflarımızı süslüyor. Burada uluslararası kararlılığı sürdürmeliyiz" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise, yolsuzluğun, rüşvetin insanlığın tarihiden bu yana olduğunu belirterek, "Bir toplumda yolsuzluk ve rüşvet geniş kitleler tarafından paylaşılırsa bunu engelleyemezsiniz. Burada birbirimizi suçlamak yerine topyekün olarak bu işin üstesinden gelmemiz gerekiyor. Bu işi sadece siyasi mekanizmayla temizleyemeyiz. Bu işi topyekün temizleyebiliriz" dedi.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın