---
title: "Bayraktar'dan SAHA 2026'da teknokapitalizm uyarısı ve milli yapay zeka manifestosu"
date: "2026-05-09 17:06:53"
author: "Mynet"
tags: "Teknoloji", "Selçuk Bayraktar", "Baykar"
canonical_url: "https://haber.mynet.com/bayraktar-dan-saha-2026-da-teknokapitalizm-uyarisi-ve-milli-yapay-zeka-manifestosu-110107292723"
original_url: "https://haber.mynet.com/bayraktar-dan-saha-2026-da-teknokapitalizm-uyarisi-ve-milli-yapay-zeka-manifestosu-110107292723"
---
# Bayraktar'dan SAHA 2026'da teknokapitalizm uyarısı ve milli yapay zeka manifestosu
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, SAHA 2026 fuarında gerçekleştirdiği vizyon konuşmasında, küresel teknoloji tekellerinin insanlık üzerindeki tahakkümüne, yapay zeka stratejilerine ve Türkiye'nin milli teknoloji hamlesindeki gelecek vizyonuna dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. 
Konuşmasına kadim Türk tarihinden, Oğuz beylerinden Aruz Koca'nın çobanı ile bir peri kızının birlikteliğinden doğan ve zamanla vahşi bir canavara dönüşerek halka musallat olan Tepegöz destanıyla başlayan Bayraktar, bu hikayenin bugünün insanına verdiği mesajları teknolojik bir perspektifle analiz etti. SAHA 2026'nın sadece metalin ve yazılımın sergilendiği bir fuar olmadığını vurgulayan Bayraktar, "21. yüzyılın en keskin teknolojik ve ahlaki yol ayrımında, insan kalmanın ve insanlık onuruyla hür bir şekilde var olmanın yol haritasını konuşmak üzere bir araya geldik." dedi.
![ddsdsf](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24551380/1200xauto.jpg)
## "İNSANLARIN HIZLA MAKİNELEŞTİĞİ KARANLIK BİR ÇAĞA DOĞRU YOL ALIYORUZ"
Bundan yaklaşık 30 yıl önce insanlığa internetin sınırları kaldıracağı ve sivil teknolojilerin küresel barışı getireceği yönünde bir teknoloji ütopyası satıldığını anlatan Bayraktar, bugün gelinen noktanın çok farklı olduğuna işaret etti. Bağımsızlığı tehdit eden en büyük unsurun sınırlara yığılan konvansiyonel ordular olmadığını belirten Bayraktar, "Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve doğrudan cebimizdeki cihazlara sızan Teknokapitalist Küresel Tahakkümdür. Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor. Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, gönüllü bir esaret olarak hayatımıza giriyor." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve video platformlarının temel algoritmalarının doğruyu veya faydalıyı göstermek üzerine tasarlanmadığının altını çizen Bayraktar, arka planda çalışan yapay zekanın nörolojik zaafları analiz ederek dopamin salgısını tetiklediğini ve insanları ekranda daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ettiğini kaydetti. 
İnsan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığına dikkat çeken Bayraktar, konuyu şu sözlerle özetledi: "Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Makine insanlar için inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur. Makine acı çekmez, makine özlem duymaz, makine neden diye sormaz. Bizim gayemiz insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmektir."
## "SİVİL TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİ TÜMÜYLE BİRER SİLAHA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ DURUMDA"
Küresel teknoloji kuşatmasının sadece cihazlara değil, doğrudan insan iradesine ve ruhuna yapıldığını vurgulayan Bayraktar, sivil teknoloji ürünlerinin günümüzde geldiği tehlikeli boyuta dikkat çekti. Bedelini ödeyerek alınan akıllı telefonların, saatlerin ve iletişim ağlarının insanlığı adeta bir örümcek ağına hapsettiğini belirten Bayraktar, "Bugünün Tepegözleri, Tekno-Canavarları, tüm insanlığı attığı her bir adımdan, aldığı her bir nefese kadar takip eden, hapseden bir ağ ördüler. Yakın zamanda bazı devletlerin terör eylemlerinde gördük ki, tedarik zincirine sızdırılan bombalarla cebimizdeki telefonlar, akıllı saatler, hatta kulaklıklar bile insanları katletmek için birer silaha dönüşebiliyor." diye konuştu.
Dev teknoloji tekellerinin dünyayı Tekno-Feodalist beylikler gibi yönetmek istediğini ve yakın zamanda manifesto mahiyetinde karanlık bir metin yayınladıklarını hatırlatan Bayraktar, "O metinde savaşı, barışı ve insan hayatını sadece birer optimizasyon problemi ve birer algoritmik çıktı olarak gören, vicdanı, ahlakı ve insan ruhunu denklemden çıkaran karanlık bir zihniyetle karşılaştık. Bu kibirli ve karanlık manifestoların karşısına, adaleti, merhameti, ahlakı ve insan onurunu merkeze alan kendi yol haritamızı koymak zorundayız." dedi.
## "ORANTISIZ GÜCÜ KABA KUVVETLE VEYA ALIŞILAGELMİŞ YÖNTEMLERLE YENEMEYİZ"
Yapay zeka teknolojisinin büyük bir veri oburluğu ve devasa bir işlem gücü gerektirdiğini, küresel devlerin yüz binlerce işlemci ile insanlığın tüm verisini harmanlayıp orantısız bir güç elde ettiğini anlatan Bayraktar, Türkiye gibi ülkelerin bu tekellerle nasıl rekabet edeceği sorusuna yine Dede Korkut destanındaki Basat karakteri üzerinden yanıt verdi. 
Aruz Koca'nın yiğit oğlu Basat'ın, ok ve kılıç işlemeyen Tepegöz'ü kaba kuvvetle değil, aklını ve stratejisini kullanarak, canavarın tek zayıf noktası olan gözünü kör edip kendi silahıyla alt ettiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti: "Eğer onların belirlediği kulvarda, onların kurallarıyla koşarsak ancak vasat seviyede bir takipçi olarak kalacağız. Bizim yapmamız gereken, İHA ve SİHA serüvenimizde yaptığımız gibi bugüne değil geleceğe odaklanıp, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü oluşturarak yepyeni bir kırılım yakalamaktır."
İnsanlığın yüzyıllar boyu evreni gözlemlerken devasa makinelerin yaptığı gibi sonsuz deneme yanılma yapmadığını, enerji kapasitesi 20 watt'ı dahi geçmeyen beyniyle kainatın en derin şifrelerini kırdığını belirten Bayraktar, "Harezmi de, İbni Sina da, Newton da, Einstein da hepimizin sahip olduğu o aynı mucizevi insan beynine sahipti, terawattlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil. İşte bu yüzden, yapay zekayla alakalı ilerleme modelimiz sadece donanım tekellerinin güdümündeki istatistiksel yığınlara dayanmamalıdır. İnsanlığın bilimsel birikiminin üzerine inşa edilmiş, fiziksel alemi de içeren, dilin yapısı ve düşünsel yeteneklerin yapıtaşlarını merkeze alan melez bir yaklaşım olmalıdır." ifadelerini kullandı.
![sddsfsdf](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/24551407/1200xauto.jpg)
## "VERİLERİN TEKELLEŞMESİNE, TEK ELDE TOPLANMASINA ASLA İZİN VERİLMEMELİ"
Konuşmasında Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığı için atılması gereken somut adımları ve eylem planlarını maddeler halinde detaylandıran Bayraktar, hiçbir stratejik unsurun atlanmaması gerektiğinin altını çizdi. Kendi açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosisteminin kurulmasının şart olduğunu belirten Bayraktar, şu hayati uyarılarda bulundu:
"Dışarıdan aldığımız sistemlerin tümüne de, özellikle altyapı yazılımları ve donanımları söz konusu olduğunda açık kaynaklı yazılım modelini şart koşmalıyız. Açık kaynak, verilerimizin mahremiyeti, güvenliği ve dijital egemenliğimizin vazgeçilmez unsurudur. Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı Kuantum-Dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz."
Verilerin tekelleşmesine ve tek elde toplanmasına asla izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, "Tek amacı kar maksimizasyonu olan dev teknoloji tekellerinin veri merkezlerinde tüm hayatımızın toplanmasının ne anlama geldiğini açıklamaya dahi gerek olmadığını düşünüyorum. İşte bu yüzden, verilerimizi küresel dev tekellerin sunucularına teslim etmek yerine, Federe Öğrenme mimarilerini hayata geçirmeliyiz. Veri, hastanelerimizde, kendi kurumlarımızda ve kendi sınırlarımız içinde kalırken, algoritmalarımız bu dağıtık ağlarda mahremiyeti bozmadan öğrenecek ve sadece ortak aklı merkeze taşıyarak bizi bu sömürü düzeninden kurtaracaktır." dedi.
Kısıtlı kaynakların statükoyu koruyan hantal sistemlere değil, geleceğin teknolojilerine yatırılması gerektiğini belirten Bayraktar, devasa merkezcil bir bulut yapısına ihtiyaç duymadan doğrudan cihaz üzerinde çalışan Uç Bilişim (Edge AI) modellerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar ayrıca, geliştirilen bu yüksek teknolojinin dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşılarak sarsılmaz bir Teknolojik Dayanışma İttifakı kurulmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
## "BU KUŞAK KÜRESEL ÖRÜMCEK AĞININ TELLERİNİ BİRER BİRER KOPARMAKTADIR"
Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun sadece kağıt üzerinde bir ittifak değil, derin bir zihniyet devrimi olduğunu anlatan Bayraktar, bu devrimin en önemli unsurunun TEKNOFEST kuşağı olduğunu söyledi. Bundan 8 yıl önce Anadolu'nun her köşesine ekilen tohumların bugün boyu arşa uzanan dev çınarlara dönüştüğünü belirten Bayraktar, "Bugün karşımızda duran TEKNOFEST kuşağı, sadece teknoloji geliştiren bir nesil olarak kalmıyor. Bu kuşak, kendi göbeğini kendi kesen, biz en iyisini yapabiliriz diyen, zihinsel prangaları parçalamış, asil bir hürriyet kuşağıdır. Bu kuşak, yaptığı her işle, attığı her adımla o küresel örümcek ağının tellerini birer birer koparmaktadır." diye konuştu.
Fuar alanında sergilenen yeni nesil yapay zeka sistemlerinin, otonom sürülerin ve dünya harp doktrinini yeniden yazan çalışmaların bu kuşağın imzasını taşıdığını belirten Bayraktar, konuşmasını şu çarpıcı sözlerle tamamladı:
"Birileri çıkıp, insanın henüz gelişim sürecini tamamlayamadığını, makinenin daha üstün bir evrim noktasında olduğunu iddia ediyor. Ancak, hatırlamamız gereken, çok daha derin bir hakikat var, bizler insanız. Varlığı, alemin mimarına dayanan, kökü ezelde, sonu ebedde olan insanı, ruhsuz metal yığınlarıyla kıyaslamaya cüret ediyorlar. Unutmayalım ki, bugün yapay zeka diye kutsanan teknoloji, nihayetinde kendi varlığından dahi habersiz, istatistiksel bir tahmin algoritmasından ibarettir. İnsan ise bu sığ hesapların, bu donuk rakamların çok daha ötesindedir. İnsan, yaratılmışların en şereflisi, Eşref-i Mahlukat'tır, varoluşu alemin özüdür. Hakikat şudur ki, istikbalin anahtarı başkalarının yazdığı karanlık satırlarda değil, alemlerin mimarının kalbimize nakşettiği irademizde ve bir olmanın muazzam sırrındadır."
