ANKARA (İHA) - Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Aleviliğin din dersi kitaplarına alınması ile ilgili olarak, "Diyanet'in görüşü alınmadan bu konu ders kitaplarına yansıtılamaz. Diyanet Sünni bir kuruluş değildir" dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı Toplantı Salonu'nda bir basın toplantısı düzenledi. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Bardakoğlu, Kerbela Olayı'nın yıldönümünde, Ehl-i Beyt Vakfı'nın düzenlediği toplantıya katılmak ve aşure dağıtılması ile ilgili olarak, bunların Aleviler için bir açılım olup olmadığı sorusuna, "Bizim talihsizliğimiz, attığımız adımların zaman zaman Diyanet dışındaki kurumların attıkları adımlarla paralel ya da çelişir oluşudur. Paralel olunca, bir kaynaktan beslenen ve ortak bir projenin parçası gibi algılanıyoruz maalesef. Aykırı düştüğümüzde de ona karşı bir politika üretiyormuşuz gibi algılanıyoruz. Aleviliğin Milli Eğitim'in ders kitaplarına girmesini ben olumlu karşılıyorum. Ama bu bizim dışımızda. Bize sorarlarsa elbette cevap veririz. Hükümetin bu konuda adım atması ile bizim Aleviler hakkında söylediğimizin sadece paralelliği var" şeklinde cevap verdi.
Bardakoğlu, Diyanetin görüşünün alınıp alınmaması ile ilgili, "Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile görüştüm bu konuyu. Diyanetin görüşü alınmadan bu konu ders kitaplarına yansıtılamaz. Diyanet Sünni bir kuruluş değildir. Çünkü biz vatandaşlık esasına göre hizmet üretiyoruz. Mesela camilerde okuduğumuz ezan, kıldırdığımız namaz Sünni bir program değildir, tüm İslam dünyasının, dinin ortak bir paydasıdır. Türkiye'de Diyanet ortalama müslüman çizgisindeki dini bilgileri ve dini hayatı organize eder, kalanını insanların kendi tercihlerine bırakır. Yani biz insanlara mezhep, tarikat ve özel dini duyarlılık telkini yapmayız. Aleviler bizim kardeşlerimizdir. İki üst kimlik vardır. Birincisi, insanlıktır, Diyanet açısından sorarsanız da Müslümanlık üst kimliktir. Müslüman olan herkes bizim hizmet alanımıza girer. Alevilerin kucaklanması ve Diyanet'in din anlatımında rahatsız edilmemeleri en önemli dileğimizdir. Onların davetlerine hep sıcak baktık, destek verdik" diye konuştu.
Bir gazetecinin, "Alevilere bütçe olarak Kültür Bakanlığı adres gösteriliyor. Diyanet'in bütçesinden faydalanmayın deniyor" şeklindeki sorusunu da, "Diyanet'in bütçesinden Sünniler faydalanıyor mu? Kaç Nakşi faydalanıyor? Biz devlet ve Diyanet bütçesini insanların mezheplerine, tarikatlarına, eğilimlerine göre dağıtacak olursak, o zaman herkes ben şuyum bun buyum diye bütçeden pay almaya kalkar. Diyanetin yapılanması, Cumhuriyeti'in temel kuruluş felsefelerinden birini teşkil ediyor. Diyanet'in laik cumhuriyetin esası sayılması bundandır" şeklinde cevap verdi. Bardakoğlu, Diyanet'le ilgili sendikaların öne sürdüğü, halkın Diyanet'e güvenmemesi ve Diyanet'in imam hatipler ve başörtüsü konularında sessiz kalması ile ilgili bir soruyu da yanıtladı. Bardakoğlu, "Bunlar tespit değil, temenniyi içeriyor. Tükiye'de siyasetin dini alet etmesi ne kadar rahatsızlık verici ise, sendikaların faaliyet ve yarışmalarında, çekişmelerinde, dini kullanması da o kadar rahatsız edici bir şey. İmam hatipler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın konusudur. Başörtüsünün dini boyutu hakkında açıklama yapmıştık. Kanuni konuda bir açıklama yapmadık. Bu laikliğin de bir gereğidir" dedi.
Bardakoğlu, Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın camilerde para toplanmayacağı ile ilgili açıklamalarına ilişkin olarak, "Hedefimiz çok netleşmedi. Bu bizim arzumuzdar. Camileri gerçekten bir ibadethane haline getirmek istiyoruz. Camileri kadın ve erkeklerin ortak kullanacakları bir alan haline getirmek istiyoruz. Camilerde para toplamak ve çevresindeki pislikler ibadetin ruhuyla bağdaşmıyor. Camileri ecdadımızın bize bıraktığı sadeliğe kavuşturmak istiyoruz" dedi.
Bardakoğlu, para toplanmasının önlenmesinin nedeninin bu paraların aktarıldığı yerler olup olmadığına ilişkin olarak da, "Hayır, o yüzden değil. Para toplanması cami adabına ve ibadetin manevi ruhuna aykırıdır. Ayrıca camilerin etrafındaki pisliklerin temizlenmesini istiyoruz. Camilerin etrafındaki kebapçılar, kasetçiler, işportacılar kaldırılmalıdır. Camilerin iç dizaynlarını daha asude ve güzel mekanlar haline getirlmek istiyoruz. O bir sanat, estetik işidir. Çünkü camilerin sanat ve estetiğe ihtiyacı var. Dinin olduğu yerde sanat, estetik ve medeniyet olur. Sanatsız ve estetiksiz din olmaz. Musikisiz, sanatsız din olmaz. Din kuru bir anlatım ve metinden ibaret değildir. Hoca efendi önce vaaz verip sonra da para toplayarak kredisini neden düşürsün" diye konuştu.
Bardakoğlu, misyonerlik iddialarını da cevaplayarak, "Misyonerlik konusunda, hiçbir din mensubunun, kendi dinini tanıtmasına ve anlatmasına karşı olamayız. Ama misyonerlik, uluslararası siyasetin bir parçası ise ya da insanların bilgisizliği, çaresizliği, hastallığına tedavi bulamayışı, ABD'de okuma gibi imkanları kullanıyorsa o zaman sıkıntılar var demektir" dedi. Cenazelerde alkış olayı ile ilgili olarak da, "Bizim geleneğimizde alkış yok. Sukunet, hayırla yad etme var. Cenaze merasimlerini gösterişe dönüştürmek doğru değil. Son 10-15 yıl içinde bu olay bir şova dönüştü ve çeşitli kesimler cenaze merasimlerini şov aracı olarak kullanmaya başladılar. Bardakoğlu, Kuran Kursu ile ilgili yönetmeliğe dair yeni çalışmaların sorulmasının üzerine, "Bu konuda tezimiz sürüyor. Türkiye'de Kuran Kursu ve yaygın dini eğitimi diyanet yapmalıdır. Aksi durumdu bunun alternatifleri daha iyi değildir. Bunun sonuçlarını toplum giderek daha iyi görüyor. Buralarda kendi devlet memurumuz açık kapılar ardında eğitim versin dedik ve artık herhalde herkes bizimli aynı düşünüyor. Diyanet kanununu Mart ya da Nisan'da meclise göndeririz. Bu kanun radikal değişimler getirmiyor. Yasal zeminler getiriyor. Bu kanunla artık Diyanet İşleri Başkanı bir kez görev yapacak ve seçimle iş başına gelecek" şeklinde konuştu.
Konuşmasında, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 'Eğitime yüzde yüz destek' kampanyası kapsamında çalışmalar yapacaklarını anlatan Bardakoğlu, bir gazetecinin "İmam Hatip mi yapacaksınız ve Diyanet'in bütçesi mi kullanılacak" sorusuna, "Tamamen kendi cebimizden, aramızda para toplayarak, Milli Eğitim okulları, ilköğretim okulları yaptıracağız" şeklinde cevap verdi.
Konuşmasında, son dönemde yeniden gündeme gelen töre cinayetleri ile ilgili açıklamalar yapan Bardakoğlu, hiçbir dinin özünde insan hakkı ihlali olmadığını belirterek, bu konuda çağdaş kadın dernekleri ile görüştüklerini ifade etti. Bardakoğlu, "Birlikte belirlediğimiz kadın sorunları, töre cinayetleri, aile içi şiddet, kız çocuklarının eğitimi ve cinsiyet ayrımı. Biz bu konuda iki aşamalı bir aydınlatma politikası izleyebiliriz. Birincisi, bu konuda dinin olumsuzlukları onaylayan konumundan uzaklaştırmak. Yani insanların din konusunda yanlış bilgiler edinmesini önlenmelidir. Erkekler kadınlara karşı ayrımcılığı, dinin onayladığı kanaatini bırakmalıdır. Dinin pozitif katkısını anlatmamız gerekiyor" dedi.
15 Mart'tan itibaren Diyanet'in kendi katkılarıyla, toplumun eğitim seferberliğine katkıda bulunacaklarını belirten Bardakoğlu, "Okul yapmak, cami yapmaktan da sevaptır, daha önemlidir" dedi. Tükiye'de hutbelerin merkezden hazırlandığı konusundaki eleştirilere de açıklak getiren Bardakoğlu, hutbelerin Din İşleri Yüksek Kurul tarafından hazırlandığını, il ve ilçe müftülüklerinde hazırlananların da yine bu kurulun denetiminden sonra okunabildiğini kaydetti. Konuşmasında, laikliğin önemine de değinen Bardakoğlu, "Laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlıyız. Laiklik, Diyanet'in bağımsız çalışmasının da teminatıdır" dedi.