Tekirdağ (Gaziköy) ile Saros Körfezi arasında uzandığı tespit edilen ve en son 1912 yılında aktive olan Ganos Fayı, hem Trakya hem de Marmara Bölgesi için risk oluşturuyor. Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya, AA muhabirine Kuzey Anadolu Fay zonunun Marmara Denizi'nin içinden devam ederek Saros Körfezi'ne kadar uzandığını söyledi.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Coğrafya Bölümü
Başkanı Prof. Dr. Emre Özşahin de Orta Marmara'da kırılacak fayın 7 üzeri
deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.
Tekirdağ'ın deprem olasılığının yüksek olduğunu belirten
Özşahin, özellikle Kuzey Anadolu Fay hattına yakın bir konumda bulunmalarının
riski artırdığını söyledi.
"Tekirdağ merkezinin Kuzey Anadolu Fayı ile arasında
yaklaşık 10 kilometrelik mesafe var" diyen Özşahin, bu mesafenin şehrin
deprem etkisi altında kalma olasılığını artırdığını vurguladı.
Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'nin içerisinden
geçerek Şarköy ilçesinin Gaziköy Mahallesi'nden karaya çıktığını ve fayın 70
kilometre sonra Saros Körfezi'nin altına daldığını belirten Özşahin, bu durumun
bölgedeki deprem potansiyelini artırdığını dile getirdi.
Şarköy'de 1912 yılındaki depremi hatırlatan Özşahin,
"En fazla etki Şarköy civarında gerçekleşti. Tekirdağ'da bunun etkileri
hissedildi. Bundan sonraki depremlerde de Tekirdağ'da ve Şarköy'de veya fay
hattına yakın alanlarda hissedeceğiz." diye konuştu.
Özşahin, 6 Şubat depremlerinden sonra özellikle kentsel
dönüşüm çalışmalarının hız kazandığını ve kentsel dönüşümle birlikte daha
sağlam ve sağlıklı zeminlere yerleşim alanlarının kurulmasının önem arz
ettiğini kaydetti.
Orta Marmara'da kırılacak fay ile 7'nin üzerinde deprem
beklendiğini aktaran Özşahin, "200 yılda bir burada büyük depremler
yaşanmış. Daha önce 1912'de Şarköy, 1999'da İzmit depremleri oldu. Şu an Orta
Marmara'da fayın kırılacağı tahminleri mevcut. Bu kırılma gerçekleştiğinde
7'nin üzerinde bir deprem bekleniyor. Burada fayın nerede kırıldığı değil,
Tekirdağ ve civarında nasıl hissedileceği önemli." ifadelerini kullandı.
Geçmişteki depremle birlikte fayda enerjinin boşaldığını ancak sonrasında enerji birikiminin devam ettiğini belirten Özşahin, "Buna bağlı olarak fayda kırılma yaşanabilir. 7 büyüklüğünde olmasa bile daha küçük ölçekli depremler neticesinde bile bu bölgedeki özellikle zemin anlamında veya zemin büyütmesinin yaşanacağı alanlarda, biz bunlara zayıf zeminler diyoruz, zayıf zeminlerin bulunduğu alanlarda depremin etkilerini daha fazla hissedeceğiz."diye konuştu.
Tekirdağ İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cafer Çetin de
kentin deprem riski bulunan bir kent olduğunu aktardı.
Tekirdağ açıklarında bulunan ve Şarköy ilçesine kadar devam
eden fayın olası bir depremde kenti etkileyeceğini ifade eden Çetin,
"Depremin ne zaman olacağı bilinmiyor, bekleniyor ama buna hazırlıklı
olmalıyız. Tekirdağ'da öncelikle zemin çalışmalarının hızlandırılıp hangi bölgelerde
hangi zeminlerin daha kötü olduğunu ve deprem etkisinin daha yoğun
hissedileceği alanları belirlemek gerekir. daha sonra bina stoklarına bakmak
gerekiyor. Kentteki binaların yüzde 60'ı 1999 öncesi yapılmış binalar."
diye konuştu.
Çetin, sadece bina bazlı değil bölgenin bütün olarak ele
alınması gerektiğini ifade etti.
Zemin ve yapı stoklarının belirlenmesiyle kentsel dönüşüm
çalışmalarının yapılması gerektiğine dikkat çeken Çetin, "Belirlenen
binaların peyderpey yenilenmesini gerçekleştirmek gerekiyor. Tekirdağ'da
eksiğimiz yapı stokudur. Yıkılacak binaların yerine insanların kalacağı
binaların olmaması en büyük sorundur. Bu yapılar olmadan deprem riski olan
binaların yıkılması mümkün değil." ifadelerini kullandı.