---
title: "\"İstikrarsızlık büyür\""
date: "2002-09-25 15:09:00"
author: "site"
tags: "Güncel"
canonical_url: "https://haber.mynet.com/istikrarsizlik-buyur-110100027474"
original_url: "https://haber.mynet.com/istikrarsizlik-buyur-110100027474"
---
# "İstikrarsızlık büyür"
İSTANBUL (İHA) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, seçimlerin ertelenmesinin daha büyük istikrarsızlıklara yol açacağını ileri sürdü.
Özilhan, TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi'nin (YİK) Hasköy Rahmi Koç Müzesi'nde düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada ekonomide siyasetin ön plana geçtiği bir dönemde siyasetçilerin dikkatli olmalarını istedi.
Türkiye'deki mevcut sistemin yüksek ülke barajı sebebiyle çoğulcu demokratik bir rejimde toplumsal ağırlığı azımsanamayacak partileri parlamento dışında bıraktığının önceden bilindiğini hatırlatan Özilhan, TÜSİAD'ın yaptığı çalışmalarla daha önce seçim ve siyasi partiler yasası konusunda gerekli düzenlemelerin yapılmasının istendiğini ancak bugüne gelindiğini söyledi. Bu saatten sonra siyasi reformlar adına seçimlerin ertelenmesinin doğru olmayacağına dikkat çeken Özilhan, çok daha büyük bir istikrarsızlığın kaynağı olabilecek bir seçim ertelemesinin uygun olmayacağını belirterek, "Bu nedenle konunun tartışılmasının seçim sonrasına kalmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Daha önce yürüttüğümüz ve kamuoyu araştırmalarına göre Türk seçmeninin de benimsediği 'seçim sistemi' çalışmasını kamuoyuna mal etmek için uygun bir konjonktür bulamadık. Çünkü, bir seçim algılanmasından çekindik. Zamansız bir seçim reform sürecini kesintiye uğratacaktı ve biz de bunu istemiyorduk. Seçim kaçınılmaz hale geldiğinde ise siyasi reformlar, hem üzerinde uzlaşma sağlanamadığından hem de AB yasalarının parlamentodan geçmesi birinci önceliği aldığından, gündeme girme şansı elde edemedi. Bugün ise siyasi reformlar çok daha büyük bir istikrasızlığın kaynağı olabilecek bir seçim ertelemesinin gerekçesi olarak kullanılıyor. TÜSİAD, Türkiye'nin siyasal sistemi için çok önemli bir konunun kişisel çıkar uğruna verilen mücadelelerle konu olmasını arzu etmiyor. Bu nedenle konunun tartışılmasının seçim sonrasına kalmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz" dedi.
3 Kasım'da yapılacak seçimlerin TBMM'nin saygınlığını artırmasına hizmet etmesini istediklerini belirten Özilhan, "Bunun yollarından biri istikrardan uzaklaşmadan daha adil bir seçim sistemi oluşturmaksa, diğeri de işleyişte demokratik, ifadede özgür, harcamada şeffaf partilerle seçmene hizmet vermektir. Seçmen artık küçük hesapların adamı olan, kişisel çıkarlarının peşinde koşan, sözünde durmayan siyasetçi istememektedir. Bu seçimde seçmenin siyasal davranışını, büyük ölçüde bu tarz siyasetçiye duyulan tepki şekillendirecektir. Türkiye'ye ülke menfaatlerini kendi menfaatlerinin önünde tutan yeni bir siyasetçi profili sunabilenler, yalnızca bu seçimlerde değil, gelecekteki seçimlerde de kazanan tarafta yer alacaklardır. Bu sayede, seçmen göz önünde yolsuzluk ve entrika üreten bir yapı haline gelen siyaset, ülke için çözüm üreten itibarlı, çağdaş bir kurum olabilecektir" diye konuştu.
Ekonomideki kırılganlığın devam ettiğini ifade eden Özilhan, "Mali piyasalar, iç ve dış politika alanlarında yaşanan istikrarsızlıklara sert tepkiler vermeye devam etmektedir. Ekonominin içinde bulunduğu durum ve seçim sürecine girilmiş olması nedeniyle bütçe açığının yükselme ihtimali var. Muhtemel Irak operasyonu ve dünya ekonomisinde meydana gelebilecek negatif gelişmeler de dikkate alındığında,ekonomik program öngörülerinden ciddi sapmalar gündeme gelebilecektir" dedi.
Tuncay Özilhan ekonominin temel problemlerinin olduğunu bu problemlerin çözülebilmesi için de 16 maddede topladıklarını belirterek, uygulanan ekonomik programa devam edilmesi gerektiğini, program siyasi olarak güçlü bir şekilde sahiplenilmesinin şart olduğunu, ekonomi yönetiminin güçlü koordinasyona imkan sağlayacak şekilde ekonomi ve Maliye Bakanlığı adı altında tek elde toplanmasını istedi. Türkiye'nin borç yükünün aşağıya çekilmesi gerektiğini vurgulayan Tuncay Özilhan, "Seçim ertesinde enflasyon hedeflemesine geçilerek sene sonu itibariyle yüzde 20 enflasyon hedefine sadık kalınmalı. Borç yükünün azaltılması ve ekonominin rekabet gücünün artırılması için kamu reformunun tüm alanlarda hızla tamamlanması ve seçim sonrası özelleştirmelerin hızlandırılarak tamamlanması hedeflenmeli. Devlet merkeziyetçi yapıdan uzaklaştırılmalı. Hesap verebilirlik, şeffaflık önplana alınmalı, yolsuzlukla aktif olarak mücadele edilmeli. Vergi reformu kamu maliyesi perspektifinin yanı sıra makro ekonomik açıdan da değerlendirilmeli. Türkiye ekonomisinin AB ekonomisi ile uyumlulaştırılması çalışmalarına hız verilmelidir. Sürdürülebilir bir büyüme için,özel sektör yatırımlarını finanse edebilecek sağlıklı bir bankacılık sistemi elzemdir.  
Krizin etkisiyle ortaya çıkan geri dönmeyen krediler sorunu,bankaların sermaye yapılarında ilerde bir bozulmaya yol açmayacak ve yeni kredi açılmasına imkan sağlayacak bir çerçevede çözülmeli, finansal yeniden yapılandırma programının iyi işlemesi için gereken mevzuat değişikleri yapılmalıdır. Bankacılık sisteminde,uluslar arası normlara ulaşan düzenlemelerin paralelinde, sermaye piyasalarında da derinleşme sağlanmalı, reel sektörde de risk yönetimi ve uluslar arası muhasebe standartları uygulamaları hayata geçirilmelidir" diye konuştu.
