---
title: "Kaygı sandığınız çarpıntının nedeni kalbiniz olabilir!"
date: "2026-11-02 11:09:49"
author: "Nilgün Arabacı"
tags: "Sağlık"
canonical_url: "https://haber.mynet.com/kaygi-sandiginiz-carpintinin-nedeni-kalbiniz-olabilir-110107319636"
original_url: "https://haber.mynet.com/kaygi-sandiginiz-carpintinin-nedeni-kalbiniz-olabilir-110107319636"
---

# Kaygı sandığınız çarpıntının nedeni kalbiniz olabilir!

Stresli bir olay öncesinde kalbin hızlı atması, mide bulantısı veya terleme yaşanması sık karşılaşılan tepkiler arasında yer alıyor. Ancak bu belirtiler her zaman kaygıdan kaynaklanmıyor. Bazı kalp ritmi bozuklukları da benzer şikâyetlere neden olabiliyor.

North Shore University Hospital'da görev yapan kardiyolog ve elektrofizyoloji uzmanı Dr. Stuart Beldner, kaygı ile kalp hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğunu belirtiyor. Kronik kaygı ve stres kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebilirken kalple ilgili sorunlar da kişinin kaygı düzeyini artırabiliyor.

Uzman, stres hormonlarından adrenalinin kalbin elektriksel işleyişini etkileyerek bazı ritim bozukluklarını tetikleyebileceğini ifade ediyor. Çarpıntının kendisi de endişeyi artırabildiğinden, belirtiler birbirini besleyen bir döngüye dönüşebiliyor.

Atriyal fibrilasyon neden kaygıyla karıştırılıyor?

Dr. Beldner'a göre kaygıyla karıştırılabilen kalp sorunlarının başında atriyal fibrilasyon geliyor. Kalbin en sık görülen ritim bozukluklarından biri olan bu durumda, kalbin üst odacıkları olan kulakçıklardaki elektriksel sinyaller düzensizleşiyor ve çok hızlı hale gelebiliyor. Bunun sonucunda kulakçıklar normal biçimde kasılmak yerine titreşir gibi hareket ediyor.

Atriyal fibrilasyonun belirtileri arasında şunlar bulunabiliyor:

Kalbin hızlı, güçlü veya düzensiz attığının hissedilmesi

Nefes darlığı

Halsizlik ve yorgunluk

Göğüs ağrısı

Baş dönmesi veya sersemlik hissi

Bu belirtilerin kaygı durumlarında da görülebilmesi, iki durumun birbirine karıştırılmasına yol açabiliyor. Üstelik atriyal fibrilasyon zaman zaman ortaya çıkıp kaybolabildiği için kişi sağlık kuruluşuna başvurduğunda kalp ritmi normale dönmüş olabiliyor. Bu da tanının gecikmesine neden olabiliyor.

Belirtilerin süresi önemli bir ipucu olabilir

Uzmanlara göre ani kaygı veya panik atak belirtileri genellikle ilk 5-10 dakika içinde en yoğun seviyeye ulaşıyor. Atriyal fibrilasyona bağlı çarpıntı ise aralıklarla görülebiliyor ve saatlerce, hatta daha uzun süre devam edebiliyor.

Ancak yalnızca belirtilerin süresine bakarak kesin bir ayrım yapmak mümkün değil. Her iki durumda da benzer şikâyetler görülebileceğinden, özellikle tekrarlayan çarpıntıların tıbbi değerlendirmeyle araştırılması gerekiyor.

Atriyal fibrilasyonun tedavi edilmeden devam etmesi kalbin çalışma verimliliğini etkileyebiliyor. Bazı hastalarda kalp yetersizliği gibi ciddi sorunlarla da ilişkili olabiliyor.

Tedavi edilmeyen ritim bozukluğu inme riskini artırıyor

Atriyal fibrilasyonda en önemli risklerden biri, kalp içinde pıhtı oluşması. Kulakçıkların etkili biçimde kasılamaması kan akışının yavaşlamasına ve pıhtı oluşma ihtimalinin artmasına neden olabiliyor. Oluşan pıhtının kan dolaşımına katılarak beyne ulaşması ise inmeye yol açabiliyor.

Haberde aktarılan araştırmalara göre atriyal fibrilasyonu olan kişilerin inme geçirme riski, bu ritim bozukluğu bulunmayan kişilere kıyasla yaklaşık beş kat daha yüksek olabiliyor.

Bu nedenle çarpıntının yalnızca strese bağlanmaması önem taşıyor. Tekrarlayan veya uzun süren ritim değişikliklerinde bir sağlık uzmanına başvurulması, olası nedenlerin belirlenmesine yardımcı oluyor.

Kalp ritmi bozukluğu nasıl anlaşılır?

Atriyal fibrilasyon şüphesinde kardiyolog, kalbin elektriksel aktivitesini ve genel yapısını değerlendirmek için çeşitli incelemeler yapabiliyor. Değerlendirme kapsamında kalp ritminin yanı sıra kalp kapakları, kalp kasının işlevi ve koroner damarlarla ilgili olası sorunlar da araştırılabiliyor.

Bazı enfeksiyonlar, akut akciğer hastalıkları, ameliyat sonrası stres ve ağrı ile vücuttaki biyokimyasal dengesizlikler de ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor.

Akıllı saatler ve benzeri giyilebilir cihazlar, kalp ritmindeki değişiklikleri kaydederek belirtilerle ritim bozuklukları arasındaki ilişkinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ancak bu cihazlar tek başına tanı koymak için yeterli değil; sonuçların sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Atriyal fibrilasyon tanısı konulması halinde tedavi, kişinin durumuna ve risklerine göre planlanıyor. Kan sulandırıcı ilaçlar, pıhtı riskini azaltmaya yönelik bazı cihazlar ve kalp ritmini normale döndürmeyi amaçlayan kardiyoversiyon işlemi tedavi seçenekleri arasında bulunabiliyor.

Çarpıntı yaşadığınızda ne yapmalısınız?

Çarpıntının kaygıdan mı yoksa kalp ritmi bozukluğundan mı kaynaklandığını yalnızca hissedilen belirtilere bakarak anlamak mümkün değil. Bu nedenle özellikle ilk kez ortaya çıkan, tekrarlayan veya uzun süren çarpıntıların değerlendirilmesi gerekiyor.

Çarpıntıya bayılma, göğüs ağrısı ya da şiddetli nefes darlığı eşlik ediyorsa acil tıbbi yardım alınmalı.

Eğer değerlendirme sonucunda çarpıntının kaygıyla ilişkili olduğu belirlenirse kontrollü nefes egzersizleri, meditasyon ve soğuk suyla temas gibi yöntemler rahatlamaya yardımcı olabilir. Ancak bu yöntemler, kalp ritmi bozukluğu ihtimali araştırılmadan tıbbi değerlendirmenin yerine kullanılmamalı.
