İklim değişikliği sadece eriyen buzlar, ısınan havadan ibaret değil... Beraberinde ciddi yeni nesil sağlık problemleri de getiriyor. Hem bedenimizi hem de zihnimizi etkiliyor. Gelin iklim değişikliğinin etkilerine bir göz atalım!
Eko-anksiyete ve solastarki

Çevresel yıkım ve gezegenin geleceğine dair duyulan kronik çaresizlik hissinin artık psikolojide resmi bir karşılığı var: Eko-anksiyete. Bununla birlikte, kişinin çok iyi bildiği ve ev hissi duyduğu çevrenin gözlerinin önünde yok olmasından kaynaklanan derin varoluşsal acıyı da yanımlayan başka bir kelimemis var: Solastarki. Bu ikisi de yeni nesil psikolojik klinikler listesinin başında yer alıyor.
Isıl stres ve kronik böbrek rahatsızlığı

Aşırı sıcak dalgaları sadece güneş çarpmalarına yol açmıyor. Özellikle açık havada çalışan işçilerde, yetersiz sıvı alımıyla birleşen kronik yüksek ısı nedeni bilinmeyen kronik böbrek hastalığı bir diğer ismiyle CKDu vakası görülüyor. Vücudun ısı dengesi yani termoregülasyon sisteminin sınırlarını zorlaması, organ yetmezliklerine de kapı aralıyor...
Vektör kaynaklı hastalıklar

Isınan hava ve değişen yağış rejimleri zaman içerisinde sivrisinek, kene ve parazitlerin yaşam alanlarını genişletmeye başladı. Eskiden sadece tropikal bölgelerde görülen Deng humması, Zika, Batı Nil virüsü ve Lyme gibi hastalıklar, artık ılıman iklim kuşaklarındaki metropollerde de yerel vakalar olarak kayda geçiyor.
Polen mevsiminin uzaması ve agresif alerjiler

Karbondioksit seviyelerindeki artış da zaman içinde bitkilerin daha fazla ve daha erken polen üretmesine neden oluyor. Bu durum sadece bahar alerjisi süresini uzatmakla kalmıyor aynı zamanda polenlerin kimyasal yapısını daha agresif hale getirerek daha önce hiç alerjisi olmayan bireylerde bile kronik astım ve solunum yolu hassasiyetlerini tetikliyor.
Orman yangını dumanı sendromu ve PM2.5 Toksisitesi

Sıklaşan ve günlerce süren orman yangınları, kilometrelerce uzağa taşınabilen PM2.5 denilen mikroskobik partikülleri havaya salıyor. Bu görünmez partiküller de akciğerlerin en derin noktalarına ulaşıp kana karışarak felç, kalp krizi ve erken doğum gibi ani ve ciddi damarsal reaksiyonları tetikliyor.
Gıda güvenliği krizi ve besin değeri kaybı

Ciddi karbondioksiy seviyeleri altında büyüyen buğday, pirinç gibi temel tarım ürünlerinin çinko, demir ve protein gibi mikro besin değerlerinde ciddi düşüşler yaşanıyor. Bu durum, kalorisi yüksek ancak besleyiciliği düşük bir gizli açlık ve buna bağlı metabolik rahatsızlıklar dalgası yaratıyor.
Islak hazne sıcaklığı

Sadece sıcaklık değil, yüksek nemle birleşen aşırı sıcaklık insan vücudunun terleme yoluyla serinlemesini imkansız hale getiriyor. Islak hazne sıcaklığı adı verilen bu ölümcül eşik yani 35 derece ve %100 nem dengesi aşıldığında, en sağlıklı bireyler bile birkaç saat içinde hipertermi nedeniyle hayatını kaybedebiliyor.
Alg patlamarı ve toksin zehirlenmeleri

Isınan okyanuslar ve deniz suları, toksik mavi-yeşil alglerin yani su yosunlarının kontrolsüzce çoğalmasına yol açıyor. Bu alglerin ürettiği nörotoksinler hem deniz canlılarını zehirliyor hem de içme suyu kaynaklarına veya deniz ürünleri zincirine karışarak insanlarda ciddi sinir sistemi hasarlarına ve akut zehirlenmelere neden oluyor.