---
title: "Saplantı, depresyona yol açıyor"
date: "2002-09-13 09:44:00"
author: "site"
tags: "Güncel"
canonical_url: "https://haber.mynet.com/saplanti-depresyona-yol-aciyor-110100013189"
original_url: "https://haber.mynet.com/saplanti-depresyona-yol-aciyor-110100013189"
---
# Saplantı, depresyona yol açıyor
İSTANBUL (İHA) - Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk, Ergen ve Erişkin Psikiyatrisi uzmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan, 'konsantrasyon azlığı, okula gitmek istememe, diğer çocuklardan fiziki olarak uzak durmaya çalışmak' gibi belirtilerle ortaya çıkan 'obsesif-kompülsif bozukluğun', kişilik özelliklerini gereksiz mükemmeliyetçilik yönünde etkilediğini ve depresyon sebebi olduğunu bildirdi.
Pfizer'in düzenlediği geleneksel 'Medya Bilgi Paylaşım Günleri'nde, "Çocuklarda ve Gençlerde Obsesif-Kompülsif Bozukluk (OKB)" ele alındı. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk, Ergen ve Erişkin Psikiyatrisi uzmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan, 'obsesyon'u, tekrarlayıcı, rahatsız edici, önlenmesi zor, istenmeyen, gerginlik ve endişe doğuran düşünce olarak tarif ederken, 'kompülsiyon'u ise, bu düşüncelerden doğan gerginliği azaltmak amaçlı yapılan eylemler olarak açıkladı.
Prof. Dr. Yankı Yazgan, OKB'nin ortalama başlangıç yaşının 11-12 olduğunu ve kızlara oranla erkeklerde daha fazla görüldüğünü ifade ederek, "Yeni ve yabancıya alışmak ile eski ve bildikten kopmamak arasında kalmanın ürünü olan obsesif-kompülsif davranışlar hem normal, hem de anormal koşullarda kaygı ve korku giderici rol oynar. Değişiklik ve belirsizlik, OKB'ye sahip kişilerde "risk" anlamı taşımaktadır. Risk artışı ise kaygı ve korkuyu etkiler. Dolayısı ile bu dönemlerde riski azaltmayı (ve rahatlatmayı) amaçlayan, ama başka sistemleri bozan obsesif-kompülsif davranışlar artış gösterir" dedi.
Takıntıların, küçük çocukların normal gelişim süreci içerisinde en yoğun 2-4 yaş arasında görüldüğünü, ancak şiddetleri fazla olduğunda veya daha büyük yaşlara devam ettiklerinde, bu durumu tedavi etmenin gerekliliğini vurgulayan Prof. Yazgan, özellikle anne veya babada takıntılar ve yüksek kaygı mevcut olduğunda, çocukluk takıntılarının OKBye dönüşme riskinin arttığına dikkat çekti.
Genetik etkenlerin OKB'de önemli olduğunu belirten Prof. Yazgan, birinci derecede akrabalarda görülme oranının yüzde 10.8 olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yankı Yazgan, konsantrasyon azlığı, okula gitmek istememe, diğer çocuklardan fiziki olarak uzak durmaya çalışmak gibi dolaylı belirtilerle ortaya çıkan OKB ile beraber çocukların yüzde 62'sinde depresyon, yüzde 38'inde ise fobiler ve tik bozuklukları görülmeye başlandığını kaydetti.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk, Ergen ve Erişkin Psikiyatrisi uzmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan, en sık görülen obsesyonları 'kirlenme, bulaşma korkusu, kendine veya sevilene zarar gelmesi ve zarar verme korkusu', en sık görülen kompülsiyonları ise 'yıkanma ve tekrar tekrar yapma, kontrol etmek' olarak sıraladı.
