Her şey İstanbul'da, 9 Aralık 2024'te, sabah saat 08.18’de Güngören Merkez Mahallesi’ndeki adrese gelen "intihar" ihbarıyla başladı. Olay yerine giden polis ve sağlık ekipleri, Murat Dilsiz’i (48) başından vurulmuş halde yatağında buldu. Elinde silah, yerde ise bir boş kovan vardı. Olay, ilk aşamada intihar izlenimi verdi.
Habertürk'te yer alan habere göre; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturmanın yönü, cenaze için gidilen Diyarbakır’da değişti.
Murat Dilsiz’in o dönem 13 yaşında olan kızı E.D. (16), kuzeni Büşra Dilsiz’e babasını kendisinin vurduğunu itiraf etti. E.D.’nin anlattıkları üzerine savcılığa başvuran kuzenin ihbarıyla soruşturma derinleştirildi. Olayla ilgili anne Eylem Dilsiz ve abla Rojin Dilsiz gözaltına alınırken, savcılık iki ayrı iddianame hazırladı.
E.D için hazırlanan ilk iddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza’ya verildi. İddianamede suça sürüklenen ve olay zamanı 13 yaşında olduğu öğrenilen çocuk E.D.’nin ilk savunmasında babasının uzun süredir kendilerine şiddet uyguladığını, hakaret ve tehditlerde bulunduğunu anlattı.
Olay günü de evde tartışma yaşandığını belirten E.D., daha fazla dayanamayacağını düşünerek kanepenin altındaki silahı eldiven takarak aldığını ve babasına ateş ettiğini söyledi. Parmak izi bırakmamak için eldiven kullandığını, ardından eldivenleri tuvalet penceresinden apartman boşluğuna attığını ifade etti.
Babasını vurduktan sonra annesi ve kardeşlerinin odasına giderek yattığını, silah sesiyle kimsenin uyanmadığını belirten E.D, sabah kardeşleri okula gittikten sonra annesinin babasını gördüğünü, bunun üzerine annesine gerçeği anlattığını dile getirdi. Polis çağrıldığında ise babasını kendisinin vurduğunu söylemediğini belirten E.D., kimsenin kendisini bu eyleme yönlendirmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etti.
İddianamede E.D.’nin, 29 Nisan 2025 tarihinde alınan ikinci ifadesi de yer aldı. İkinci ifadesinde ise yaklaşık bir yıldır babası tarafından istismara uğradığını, bunu birine anlatması halinde kardeşleriyle tehdit edildiğini öne sürdü.
Evde sürekli şiddet gördüklerini belirten E.D., olay günü yaşananların ardından babasını tek başına öldürdüğünü, kimsenin kendisini azmettirmediğini söyledi.
Olaydan hemen sonra annesinin yanına giderek babasını vurduğunu söylediğini, annesinin önce inanmadığını, gidip baktıktan sonra ağlayarak neden böyle bir şey yaptığını sorduğunu aktardı. Ancak istismara uğradığını o an annesine de söylemediğini, sabah polis geldiğinde ise olayın intihar olarak değerlendirildiğini düşündükleri için sessiz kaldığını ifade etti.
Olayla ilgili soruşturmayı sürdüren savcılık, E.D.’nin, annesi ve ablasının isimlerinin yer aldığı ayrı bir iddianame daha hazırladı. Hazırlanan iddianame Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamede, olayın nasıl gerçekleştiği ve E.D.’nin kuzenine cinayeti anlatmasının ardından yapılan başvuruya yer verildiği, bu kapsamda annenin ifadesinin alındığı belirtildi.
Eylem Dilsiz ifadesinde, sabah kızı tarafından uyandırıldığını, eşini başından vurulmuş halde gördüğünü, gece silah sesi duymadığını söyledi. Olayı intihar olarak değerlendirdiğini belirten anne Dilsiz, kızına silah vermediğini ve onu yönlendirmediğini savundu.
Şüpheli olarak dosyada yer alan abla Rojin Dilsiz ise sabah saatlerinde uyandığını, babasını kanlar içinde gördüğünü, bağırması üzerine kardeşinin polisi aradığını anlattı. Babasının vurulmasıyla ilgili kardeşine herhangi bir yönlendirmede bulunmadığını ifade etti.
Maktulün otopsi ve kriminal raporu da iddianameye girdi. Yapılan otopside atışın sağ şakak bölgesinden, yakın mesafeden ve öldürücü nitelikte tek mermiyle gerçekleştiği belirtildi. Kriminal incelemede ise evde bulunan tabancanın gaz tabancasından dönüştürülerek gerçek mermi atar hale getirildiği ve 6136 sayılı yasa kapsamında yasak nitelikli silah olduğu tespit edildi.
Savcılık tarafından, E.D.’nin kendi başına olay öncesinde parmak izinin çıkmaması için eldiven takması gerektiğini, eldiveni bulunmasının mümkün olmayan apartman boşluğuna atması, olaydan sonra duş alıp barut artığı bulaşmış olabilecek kıyafetlerini yıkaması gerektiğini düşünebilecek erginlik düzeyinde olmadığı değerlendirildi.
Öte yandan olayın, gece vakti hep birlikte ikamet ettikleri evde gerçekleşmiş olduğu halde aynı evin içinde bulunan annesi Eylem ve ablası Rojin'in silah sesini duymamasının mümkün olmadığı, E.D.’nin olayın hemen ardından annesinin yanına gittiğinde babasını vurduğunu söylemesi ve Eylem'in odaya gidip maktulün vurulduğunu gördüğü halde 112'yi aramayarak sabah olmasını beklemesini iştirak halinde değerlendirdi.
İddianamede, E.D., Eylem Dilsiz ve Rojin Dilsiz hakkında ‘Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Ruhsatsız silah’ suçundan 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası istendi.