Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, gazeteci-yazar Murat Belge, Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasının "derin devletteki bir iç hesaplaşmanın sonucu" olduğunu söylüyor. Taraf gazetesinden Neşe Düzel'in sorularını yanıtlayan Belge, adı Susurluk çetesiyle ve fali meçhullerle anılan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün bugün tutuklandığına dikkat çekerek şunları söyledi:
"10 yıl içinde kaç cesetten sonra acaba bu oldu? O cesetleri de bir saymak lazım tabii. Ben saymadım. Bakın, 2008'e geldik. Artık soğuk savaş yok. AB, globalizasyon gibi süreçler var. Bir kısmı çeteci olan bir devlet artık dünyanın bu koşullarıyla bağdaşık değil. Türkiye'de derin devlet bir gelenek, ama asker de sadece JİTEM demek değil. Bu devletin içinde ‘kendimize çeki düzen vermeliyiz' diyenler de var. Önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök böyle biriydi."
Murat Belge'nin, Ergenekon Terör Örgütü'nün 2009'da darbe planı için görüşleri de şöyle:
"Adamın aklına durup dururken 2009 iyi bir sene, diye gelmedi herhalde. 2009 insanın aklına bir şeyler getiriyor. Şimdiki Genelkurmay Başkanı 2008 yazında emekli oluyor. Darbecilerin dayandığı güvendiği bir şeyler olmalı ki, 2009 için böyle bir hesap yapıyorlardı."
"Türkiye'nin bu yapıyı temizlemezse kendi temizlenir" diyen Murat Belge bir bahsedilen türden bir darbeyle yaşanabilecekleri şöyle anlatıyor: "Hayatta herşeyin sonuçları var. ‘Ben böyle bir çeteyle var olacağım' diye karar verirse, bir kere bu ülkede bir sürü insan buna olmaz diyecek. O zaman bu insanları susturmak gerekecek. Son yakalananların bir darbe ortamı hazırlamak istedikleri açıklandı. 2009 darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. Linçler yaşanacaktı. Sonra da ordu gelip bu kanı durdurmuş olacaktı. Fakat ordu saldırıları durduruncaya dek, asıl istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı.
"2009 için planlanan 12 Eylül'den beter bir şey olacaktı. Çünkü 12 Eylül'den farklı olarak Yasin Hayaller, O.S. gibi adamlar gelecekti. Sıkıyönetimin başındaki üsteğmen gibi size ‘Giyinin, Selimiye'ye gidiyoruz' denmeyecekti. Güruhlar evinizin kapısını kırıp içeride kim varsa temizleyeceklerdi. Dört -beş gün böyle devam ettikten sonra da muhtemelen kardeş kavgasına son vermek üzere darbe olacaktı. Sen de o zaman ülke olarak bütün saygıdeğerliğini, herşeyini sokağa atmış olacaksın. Sabahtan akşama kadar bu adamların ‘türk kanı', ‘Biz Ergenekon'dan geldik, Tanrı dağına gittik' diye televizyonlardan kükrediği bir memleket olarak dayanabildiğin kadar yaşayacaksın."
Derin devlet olarak adlandırılan yapılanmaların ülkeyi tehlikelerden korumak için kurulduğunu söylense de esas olarak kendini devam ettirme amacı taşıdığını kaydeden Belge şunları söyledi:
"Bu devlet yapısının hep bir tehlikeye ihtiyacı var. Çünkü tehlike olmazsa toplumun kendisini koruyacak bir vasi devlete ihtiyacı olmaz. O zaman da devlet demokratikleşir. Devleti kuranlar için bu istenecek bir şey değil. Şimdi son operasyonda yakalananlar da meğer darbe hazırlığı yapıyorlarmış. Zaten bunlar ancak kendi içlerinde kavgaya tutuştuklarında harcanırlar. Yoksa o yapının dışında kimse bunlara dokunamaz. Vaktiyle Teşkilat-ı Mahsusa nasıl zamanı gelince kullanmak üzere yerin altına silahlar gömdüyse, bugün de Ümraniye'de ve Eskişehir'de bir yerlerde gizlenmiş el bombaları çıkıyor işte."