Gizliliği kaldırılan Türkiye arşivinde dönemin bütün belgelerinin yer alıp almadığı açıklık kazanmazken, açıklanan bazı belgelerin de, bazen satır, cümle ve paragraflar halinde "sansürlenmesine devam edildiği" görüldü. Yayımlanan arşivlerde, Türkiye'deki siyasi gelişmelerin yanı sıra ABD'nin o dönemde özellikle önem verdiği Türkiye'deki afyon üretimi konusu ve çeşitli uluslararası meseleler yer aldı.
Bu belgede, "dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç'ın imzasıyla, bütün ordu, kolordu ve tümen komutanlarıyla üst düzey Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanlıklarına bu konuda talimat gönderildiği" ileri sürüldü. Belgede, "müdahalenin 20 Mayısı 21 Mayısa bağlayan gece olmasının planlandığı ve bunun muhtemelen bir haber bülteniyle radyodan halka duyurulacağı" belirtildi.
Bu belgede, "bazı üst düzey CHP yetkililerinin, partinin Senato oturumunda ret oyu kullanacağı ve böylelikle gereken üçte ikilik çoğunluğun sağlanamayacağı yönünde Ordu'ya güvence verdiği" ifade edilerek, "Ordu, bu tasarının Senato'da fiilen öleceğine ve kendilerinin harekete geçmesine gerek kalmayacağına inanıyor. Ancak her şeye rağmen bu anayasa değişikliği şans eseri kabul edilirse Ordu, bütün uyarı ve hazırlıklarının blöf olmadığını göstererek harekete geçecek" denildi.
Belgenin yorum bölümünde, "müdahale olursa muhtemelen sadece parlamentonun feshedileceği, Sunay'ın Cumhurbaşkanlığında kalacağı ve seçimlere kadar Demirel hükümetinin geçici olarak görevi sürdüreceği" tahminleri yer aldı.
ABD Dışişleri Bakanlığınca Türkiye'deki iç siyasete ilişkin hazırlanan, kesin tarih taşımayan, ancak arşivin tarih dizilişine göre 1971 başlarında yazıldığı anlaşılan belgede, Türk politik yaşamında, kentli, eğitimli "seçkinci" bir azınlıkla "kitlelere dayanan" siyasetçiler arasında bölünme olduğu anlatıldı, "CHP'nin seçkinci kesim içinde yer aldığı, Başbakan Demirel'in Adalet Partisi'nin ise, daha önceki Demokrat Parti gibi muhafazakar çiftçilere ve ticaret kesimine dayandığı" kaydedildi.
Belgede Demirel'in, 1965'te iktidara geldikten sonra ekonomik politikada olağandışı bir yetenek gösterdiği, askerlerle arasında "beklenmedik" bir etkili çalışma ilişkisi geliştirdiği, ancak üniversitelerde şiddetin yaygınlaştığı son zamanlarda olası bir askeri müdahaleye yönelik raporlar olduğu kaydedildi.
Belgede, 12 Mart muhtırasından iki gün önceki bu toplantıya ilişkin dönemin bir komutanının, "Ordu'nun siyasi duruma müdahale etmeye zaten karar verdiğini ve toplantıda bu müdahalenin şekline ilişkin iki öneriden birinin benimseneceğini" söylediğine işaret edildi.
Belgede, "özellikle Hava Kuvvetlerindeki generallerin, acil askeri müdahaleden yana olduğu ve Tağmaç'ın formülüne güçlü şekilde karşı çıkmasının beklendiği" ifade edildi.
Belge için verilen dip notta, toplantıda Tağmaç'ın formülünün kabul edildiği ima edilerek, Başbakan Demirel ve hükümetinin, muhtırayı aldıktan sonra 12 Mart'ta istifa ettiği hatırlatıldı.
Belgelerde, ABD Büyükelçisi Handley'in, eski Başbakan Demirel ile 2 Aralık 1972'deki bir görüşmesinin büyükelçi tarafından hazırlanan raporu da yer aldı. Handley'e göre "Demirel, askeri müdahalelerin, demokrasiye yönelttiği tehditlerden ve gelişmekte olan siyasi ve sosyal kurumlara büyük zarar verdiğinden bahsederek, 12 Mart sonrası hükümeti çift cinsiyetli bir yaratığa benzetti. Demirel, bu hükümetin, ne tam askeri bir yönetim, ne de parlamentoya sorumluluğu bulunan siyasi bir hükümet olduğunu söyledi."
Handley'e göre "Demirel, CHP'nin, 'ancak geçmişteki seçkinci tutumunu bırakarak halkın partisi olmaya karar verdiği zaman Adalet Partisi için demokratik bir alternatif niteliğini kazanacağını' kaydetti." Büyükelçi Handley, "Demirel'e 1973'teki genel seçimlerin mevcut sıkı yönetim sürerken yapılıp yapılamayacağını sorduğunu, Demirel'in de en azından üç büyük il Ankara, İstanbul ve İzmir'de bunun devam etmesinin yararlı olduğunu kaydettikten sonra, buna Diyarbakır'ı da eklediğini" belirtti. Handley'e göre, "Demirel, bu kente ilişkin olarak, '(Mustafa) Barzani ve Filistinli teröristler için bir geçiş yolu' ifadesini kullandı." Handley, not olarak, şimdiki Kürt lideri Mesud Barzani'nin babası Mustafa Barzani'nin "bir Kürt milliyetçisi" olduğunu ifade etti.