Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Doç. Dr. Klauss Schmidt, Şanlıurfa merkeze bağlı Örencik Köyü Göbeklitepe mevkiinde yaklaşık 9 bin yıllık bir tapınak bulduklarını hatırlatarak, "Burada şimdi de yapmakta olduğumuz kazı 12 yıldır sürüyor. Bulunan tapınak M.Ö 9-10 bin yıllıktır. Taş devri zamanında burası tapınak olarak kullanılıyordu. Kabartmalar ve büyük bir dikilitaş var. Dünyanın bu en eski tapınağında, yazı yok, kabartmalar var. Buradaki araştırmalarımız 80 yıl daha sürebilir. Kazı çalışmalarında 12'si yabancı olmak üzere toplam 50 kişi çalışıyor" dedi.
Göbeklitepe mevkiinde dünyanın ilk tapınağında bulunan birçok tarihi dikmenin üstü, gün ışığından zarar görmemesi için bez ve özel sargılar ile kapatılarak saklanıyor. Dikilitaşların üzerinde kabartmalı figürler olduğu bildirildi.
Harran, Birecik ilçeleri ile merkeze bağlı Örencik Köyü'nde toplam 10 farklı bölgede gerçekleştirilecek arkeolojik kazılara; İspanya Alicante Üniversitesi'nden Jesus Gil Fuensanta, Roma Üniversitesi'nden Prof. Marcella Frengipane, ABD Virginia Üniversitesi'nden Dr. Patricia Wattenmaker'in yanı sıra çok sayıda asistanın önümüzdeki günlerde katılacağı belirtildi.
Yaz aylarındaki bunaltıcı hava sıcaklığının biraz olsun etkisini kaybetmesiyle birlikte yerli ve yabancı turistlerin, Göbeklitepe'ye ilgisi artmaya başladı. Tarihi eserleri yerinde görme fırsatı bulan turistler, alandan ayrılmadan önce ziyaretçi defterine bölgeye olan hayranlıklarını dile getiren ifadelere yer veriyor.
İngiliz David Rohl'ün 'Efsane Bestsellen' adlı eserinde Adem ile Havva'nın cennetten atılmasından sonra Göbeklitepe'de buluştuklarını, burada yaşamlarını sürdürdüklerini, toprağı işlemeye başladıklarını ve dolayısıyla tarımın ilk olarak burada yapılmaya başladığı ifade ediliyor. Almanya'da yayınlanan Der Spiegel Dergisi'nin Haziran 2006 sayısında da Rohl'ün kitabından alıntı yapılarak, bu habere 11 sayfa yer verilmişti. Dergide yer alan yazının Türkiye'de bazı gazeteler tarafından manşete taşınmasının ardından Göbeklitepe bir anda medyanın ilgi odağı oldu.
Göbeklitepe'de bulunan eserler üzerinde yapılan bilimsel tespitlere göre, M.Ö 9 bin 500 yani günümüzden 11 bin 500 yıl öncesine ait bir yerleşim yeri olduğu tespit edildi. Bugüne kadar yapılan kazılarda 5 yapı katına rastlandı. Yapılan arkeolojik kazılar olağan dışı buluntularıyla dinsel-kutsal bir merkez olduğu kanısını uyandırıyor. Höyüğün çevresinde büyük kireç taşı ocakları yer alıyor. Atölye ve işlik yeri olarak kullanılan ve bir aslan stelinin bulunduğu alandaki yapılar, ana kaya üstüne oturmuş
durumda. Kazılarda bulunan alet ve araçların iyi kalitede çakmaktaşından yapıldığı görülüyor. Bazalttan satır, havan, öğütme taşı gibi yüzey buluntularının yanı sıra kazıda, kazı bezekli taş kap parçaları gibi bazalt ve kireç taşından çok zengin çeşitlenmesi olan buluntular elde edildi. Göbeklitepe'de çıkarılan ilginç buluntular arasında heykel çaları, timsahı temsil eden bir sürüngen kabartması, ağzı açık dişleri korkutucu bir şekilde betimlenen bir canavar kafası, erkeklik organı abartılı olarak tasvir edilmiş bir başka heykelcik ve o dönem insanlarının inançlarını yansıtan buluntular yer alıyor. İHA