AKP'nin kapatılma olasılığının siyasete etkileri

ANKARA (İHA) - Uzun yıllar siyaset sahnesinde yer alan ve siyaset konusunda dersler veren akademisyenler, AK Parti'nin kapatılması durumunda "Türk siyaseti büyük yara alır" görüşünde birleşti.

Siyasetçiler ve akademisyenler, AK Parti'nin kapatılması yönünde çıkacak olası kararın siyasete etkilerini İHA'ya değerlendirdi. Devlet Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı görevlerinde bulunan Anavatan Partisi'nin önemli isimlerinden Mehmet Keçeciler, AK Parti'nin kapatılması durumunda Türk siyasetinin bundan derin bir yara alacağını belirterek, "Türk siyaseti 8 şiddetinde deprem olmuş gibi etkilenir. Tek başına iktidar olan bir parti ilk defa kapatılmış olacak" dedi.

Reklam
Reklam

Kapatma durumunda Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e de siyasi yasak gelebileceğini söyleyen Keçeciler, Türkiye'de şu an itibariyle belirsiz bir siyasi ortamın söz konusu olduğunu ve bundan Türk siyasi ortamının, istikrarın ve ekonominin de büyük ölçüde zarar göreceğini vurguladı. AK Parti'nin kapatılması durumunda Türkiye'nin iç siyasetinin zarar gördüğü kadar dış siyasetinin da zarar göreceğine dikkat çeken Keçeciler, "Türkiye ikide bir siyasi partilerin kapatıldığı demokrasisi henüz gelişmemiş bir ülke görüntüsü oluşturacaktır. Hiç kimse bunun dışarıda son derece başarılı bir demokrasi hareketi olduğunu savunamaz. Vatandaşa da istikrarsız ve ekonomisi çökmüş olarak yansıyacaktır. Türkiye bir bedel öder, bu bedeli de vatandaş öder. AK Parti kendisini kapatacak noktaya getirmemeliydi. Kapatılmamasını temenni ederim" diye konuştu.

Reklam
Reklam

"TÜRKİYE'Yİ TOPARLAMAK KOLAY OLMAZ"

AK Parti'nin kapatılacak olmasına yüzde yüz gözüyle bakan uzun yıllar hükümette çeşitli bakanlık görevlerinde yer alan eski Milli Eğitim ve Gençlik Spor Bakanı Hasan Celal Güzel ise, davanın hukuki bir dava olmadığını, bir siyasi iktidar kavgası olduğunu söyledi. AK Parti'ye büyük bir haksızlık yapıldığını savunan Güzel, hükümetin ve TBMM'nin kapatmayı engellemek için buna bir an önce müdahale etmesi gerektiğini belirtti. Güzel, "Millet onlara 340 tane milletvekili vermiş ve 5'de 3 çoğunluğa sahipler.MHP'yi de zaman zaman yanlarına almışlardır. Bence siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili Anayasa'daki 69. maddeyi mutlaka değiştirmeleri lazım. Anayasa Mahkemesi'nin çalışma usulleri ile ilgili Anayasa'nın 149. maddesini değiştirmeleri lazım. Bu mücadeleyi sürdürmeleri gerekiyor" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

Güzel, AK Parti milletvekillerinin kapatma durumunda Başbakan Erdoğan'ı yalnız bırakmamaları ve yollarına yine Erdoğan ile devam etmeleri gerektiğini ifade ederek, "Yapmaları gereken liderlerinin etrafında hiçbir şekilde fire vermeden, onun bazı hatalarını beğenmeseler de birlik ve bütünlük içinde bulunmaları gerekir. Aksi takdirde kırılan bir tespih tanesi gibi her tarafa saçılırlar. Hem onları hem de Türkiye'yi toparlamak kolay olmaz. Türkiye'de bir siyasi istikrarsızlaşma bizi bekliyor. Buna mani
olabilmek için zararın neresinden dönülürse kardır" dedi.

"SİYASETTEKİ DENGELER BOZULACAKTIR"

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Çakmak da, dünyanın hiçbir ülkesinde yüzde 47 oyla iktidara gelmiş bir parti bulunmadığını belirterek, "AK Parti'nin kapatılması iç siyasetteki dengeleri mutlaka bozacaktır. İç dengeleri bozulan bir ülkenin ekonomisi, siyasi yapısı, kalkınması sekteye uğrayacaktır. Türkiye için olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır" diye konuştu.

Reklam
Reklam

Kapatılma durumunda Türkiye'nin dış politikasının bundan nasıl etkileneceğini de değerlendiren Çakmak, bir siyasi partinin kapatılacak olmasının batı medeniyetine karşı bir kavram olduğunu söyledi. Türkiye gibi müzakere sürecinde olan bir ülkenin AB'nin temelini oluşturan değerlerin parti kapatma ile dışına çıkacağının altını çizen Çakmak, "Türkiye böyle bir şey yaparsa AB üyesi olma niyetinin olmadığını göstermiş olur. Bizim Avrupa Birliği konusunda da sicilimiz çok temiz değildir. Müzakere
sürecindeyken iktidardaki partiyi kapatmak ise Türkiye'nin AB ilişkilerini de tamamen bozacaktır" şeklinde konuştu.

AB organlarının da parti kapatma konusundan hoşnut olmadıklarını dile getiren Çakmak, "AB yetkilileri her fırsatta bundan hoşnut olmadıklarını dile getiriyorlar. Müzakere sürecinde yeni bir başlangıç yapmak AB için de iyi bir şey değildir. Sadece AB değil bütün kurum ve kuruşlar da kapatmaya karşılardır. İktidardaki partiyi kapatmak onların prensiplerine aykırıdır. Türkiye'nin ekonomisi, politikası her şeyi bundan zarar görecektir. Türkiye'nin yapacağı şey; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve sanayiciler bir araya gelerek, bu kanlı bıçaklı olan siyaseti diyalog halinde çözmektir" dedi.

Reklam
Reklam

Siyaset bilimci Dr. Erdoğan Günal, AK Parti'nin kapatılmasının sonuçlarının öngörülenlerden de ağır olabileceğine işaret ederek, "Öngörülenler nelerdir? Kısmi bir ekonomik kriz, belli bir süre siyasal belirsizlik ya da AB politikalarında ciddi duraklama gibi. Hukuka olan güvenin azalması ciddi asayiş sorunlarına yol açacak ve moral olarak rahat olmayan halkın verimliliği kayda değer oranda azalacaktır. Kapatma davası beraberinde bazı siyasilere yasak getirecektir. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Zira kapatmayı haklı gösterecek gerekçelerin başında, bu yasaklar gösterilecektir. Söz konusu yasaklardan Başbakan'ın da olumsuz etkilenmesi durumunda, diğer bir deyişle şayet bu kapsamda AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da yasak gelecek olursa, gerekçeli kararın yayınlanmasıyla birlikte otomatik olarak 60. Hükümet düşecektir. Siyaset yasağı getirilecek milletvekili sayısı 41'i geçemeyeceği için pek muhtemeldir ki Cumhurbaşkanı, AK Parti'nin geriye kalan 300 milletvekilinden birine hükümeti kurma görevi verecektir. Bu kişi bir yandan hükümeti kurmaya çalışırken, bir yandan da bir parti marifetiyle bu işi yapmanın arayışına girecektir. Zira TBMM çalışmalarında hem Anayasa, hem de içtüzük gereği parti grupları etkili kılınmıştır. Bir parti grubuna dayanmadan yürütme görevinin yasama meclisinde bihakkın yapılması oldukça zordur. Öte yandan kurulacak yeni partiye karşı da 'kapatılan partinin devamı olma' halinden dolayı muhtemelen kapatma
davası açılabilecektir. Bu ise Türkiye'nin yaşayacağı büyük krizi daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Bu nedenle en azından bu noktada sağduyunun galip gelmesi beklenmelidir" dedi.

Reklam
Reklam

"KAPATMA SÜRECİ AK PARTİ'YE YARIYOR"

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Bostancı ise, AK Parti'nin son seçimlerde yüzde 47 oy aldığını, 6 yıl Türkiye'yi tek başına yönettiğini hatırlatarak, AK Parti'nin halk gözünde meşruiyetini yitirdiğine dair bir kanıtın da bulunmadığını söyledi. Bostancı, işin hukuki yanının hukuka ait olduğunu, fakat sürecin halk katındaki siyasi yorumu mevcut halde AK Parti'ye zarar değil fayda sağlayacak bir süreçte ilerlediğini belirtti.

İddianamede dile getirilen görüşlerin siyaseten ciddi bir karşılık doğurması ve halkın (yeni bilgiler eşliğinde) AK Parti'ye tavır almasının söz konusu olmadığını ifade eden Bostancı, "Çünkü iddianamede dile getirilen görüşler kimse için yeni değil, bunlar siyasi zeminde uzun süredir tartışılan, konuşulan, nihayet üzerinden seçim geçmiş konular. AK Parti'ye oy vermiş seçmenlerin AK Parti'ye yöneltecekleri en önemli eleştiri, 6 yıldır iktidarda olmasına rağmen anayasa değişikliği, siyasi partiler değişikliği, seçim yasası değişikliği gibi konularda şimdiye kadar önemli adımlar atmaması olabilir. Bir de son dönemde ekonomide bir yavaşlama olmuştur. Seçmenler gündelik hayatlarında küresel krizin etkilerini bir parça daha fazla yaşamaya başlamışlardır. Benzin fiyatları artmış, enflasyon yükselmiş, buna karşılık gelirler aynı ölçüde yükselmemiştir. İçinde sitem ve kırgınlık barındırsa bile bunlar seçmenleri başka bir safa geçirtecek eleştiriler değildir. Çünkü bu eleştiriye hak verenlerin halihazırda gidebilecekleri alternatif bir siyasi hareket mevcut değildir. Daha da önemlisi, ekonomik krizin müsebbibi olarak AK Parti'de değil yaşanan siyasi istikrasızlık gdgulayan çevrelerin zaman zaman cari hukuk mevzuatının dörülmektedir."

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın