Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünyada 10 milyonu aşkın, Türkiye'de ise 180 binden fazla kişi Parkinson hastalığıyla mücadele ediyor. Genellikle 60 yaş üzerinde görülen hastalığın, yüzde 5 ila 10 oranında 50 yaş altındaki kişilerde de başladığı gözlemleniyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen, Doç. Dr. Zırh,11 Nisan Dünya Parkinson Günü kapsamında, hastalığa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirterek, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı.
Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu aktaran Zırh, şunları kaydetti: "Hastalık en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. İlk kez 1817'de James Parkinson tarafından 'titrek felç' olarak tanımlanan hastalık günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Her yıl 11 Nisan Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anılıyor."
Zırh, Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu vurgulayarak, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini anlattı.
Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarıyla kullanıldığını aktardı.
Zırh, tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisiyle günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson'un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu ifade ederek, şu bilgileri paylaştı: "Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor, çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor. Beyin pili tedavisi, beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem. Tıpta 'Nöromodülasyon' adı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtileri önemli ölçüde azaltılabiliyor."
Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını aktaran Zırh, "Akıllı Ses Ötesi Tedavisi sayesinde, bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan, MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz." ifadelerini kullandı.
Zırh, özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu kaydederek, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini vurguladı.
Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığına dikkati çeken Zırh, "tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeni ile artık yaşam kalitelerini eksisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp yaşama yeniden merhaba diyebilirler."