"Bilinmelidir ki 'Türk Milleti'nin alt kimliklere doğru dönüş göstereceği bu vahim süreçte, Cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği ulus-devleti ve üniter yapıyı korumak ve yönetmek, bu şartlar altında tamamen imkansız hale gelecektir. Buradan, önce bir Türk milliyetçisi, sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nin bir mensubu ve nihayet Genel Başkanı olarak aziz milletimizi aydınlatmayı bir milli sorumluluk ve vatan görevi telakki ediyorum. Biliniz ki gözardı edilemeyecek, basit tedbirlerle geçiştirilemeyecek, masum talepler olarak küçümsenmeyecek derecede önemli olan, karşımızdaki bu ağır tehdit; Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede yakından etkileyecek düzeyde bir beka sorunudur.Milletimizin bin yıllık kardeşliğini ve milli kimliğini aşındırarak, milletleşmeyi alt kimliklere; ulus-devleti ise çok kimlikli ve çok dilli bir yapıya dönüştürecek olan sosyolojik parçalanma sorunudur. Türkiye'nin kendi coğrafyası ve insanların kendi başkentinden yönetemez hale geleceği ve hükümranlık gücünü kaybedeceği, devlet yapısına yönelik bir tehdit olarak stratejik çözülme ve siyasal dağılma sorunudur. Türkiye'nin ayrışma dinamiklerinin etkisini tırmandırması ve etnik bölücülüğün siyasallaşması halinde yaşanabilecek çatışma ortamı nedeniyle, birliğimize de tehdit teşkil eden bir milli güvenlik ve asayiş sorunudur. Türkiye'nin karşısındaki tehlikenin ana hatları özetle budur. Bu itibarla, Türkiye, 1910'lu yıllara eşdeğer bir ateş çemberinden geçerken, yüreğinde vatan sevgisi, millete mensubiyet ve Cumhuriyet kaygısı olan hiç kimsenin bu gelişmelere kayıtsız kalması düşünülemez ve asla kabul edilemez."
AA