"Büyükanıt devlet adamı çizgisiyle konuştu"

ANKARA (İHA) - TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın fevkalade ağırbaşlı ve sorumlu devlet adamı çizgisiyle konuştuğunu söyledi.

Başörtüsünün bağlanma şekli ile ilgili ayrıntıların yönetmelikle belirlenebileceğini ifade eden Kuzu, yönetmeliğin YÖK ya da Üniversitelerarası Kurul tarafından hazırlanabileceğini ifade etti. Üniversite idarelerinin 'ben bu yasaya uymam' deme hakkı bulunmadığını vurgulayan Kuzu, 'üniversiteler ayakta' yorumuna ise, "Ayağa kalkmak, amuda kalkmak bunlar çözüm değil" karşılığını verdi.

Reklam
Reklam

TBMM'de gazetecilerin sorularını cevaplayan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, Orgeneral Büyükanıt'ın açıklamaları için dün yaptığı 'şahsi kanaatidir' değerlendirmesiyle ilgili farklı yorumlar yapıldığını hatırlattı. Bu açıklamasının basında belli bir oranda yer aldığını ve iki türlü verildiğini kaydeden Kuzu, 'şahsi görüşüdür' sözünün, tespit ettiği bu hususun şahsi görüşü olduğu anlamında söylendiğini ifade etti. Kuzu, "Yoksa kurumun dışında, bizim dışımızda kalan bir görüş, ne derse desin' anlamına gelecek bir açıklama değil. Onun altını çizmek istiyorum. Üzerinde durmamıştım ben aslında onun ama basın herhalde bu konuların üzerinde durulmasını istiyor ki biraz öne çıkarıyor" diye konuştu. Genelkurmay Başkanı'nın fevkalade ağırbaşlı, fevkalade sorumlu devlet adamı görünümü ve çizgisiyle konuştuğunu kaydeden Kuzu, bu konuda fazla söyleyecek birşey olmadığını söyledi. Kuzu, Genelkurmay Başkanı'nın eskiden beri görüştüğü ve çok sevdiği bir komutan olduğunu vurguladı.

Reklam
Reklam

"FOTOĞRAF KONULMASI ALIŞILMIŞ BİR UYGULAMA DEĞİL AMA KONULABİLİR" Kuzu, başörtüsünün bağlama şekli ile ilgili tartışmaların hatılatılması üzerine belirlemede başörtüsü veya türban ayrımının yasada yazılamayacağına işaret etti. Üniversiteye giden kızlara 'başındaki nedir?' diye sorulduğunda pek çok kızın, 'ben bunu başörtü niyetine takıyorum' karşılığı verdiğine işaret eden Kuzu, niyetin daha önemli olduğunu ifade etti. Türbanın Fransızca bir kelime olduğunu ve bağlama şeklinin başörtüsünden çok farklı olduğunu dile getiren Kuzu, "Eski ifadeyle evhen-i şer olarak görülmüştür. Yani bu kurtarır, bu kadarı olabilir gibi bir ara formül olarak düşünülmüştü 1984 yılında. Zaman öyle değişti ki türban sanki daha sıkıntılı gibi, başörtü daha normal gibi bir hale geldi. O yüzden o geçişi, arasındaki farkı ben bilemiyorum" diye konuştu. Bunun ancak yönetmeliklerle belirlenecek bir husus olduğunu vurgulayan Kuzu, kanunda teknik olarak bunların yazılamayacağını söyledi. Yönetmelikte biraz daha ayrıntıya girilebileceğini, bunun şeklinin, yönteminin belirtilebileceğini anlatan Kuzu, fotoğraf konulmasının ise bugüne kadar alışılmış bir uygulama olmadığını ancak konulabileceğini kaydetti. Kuzu şunları söyledi: "Bu yasanın getirdiği bence en önemli husus bir defa peçe ve çarşafı net olarak yasaklamış olması. Onu önemsiyoruz. Bunu dikkate almak lazım. Bunlar dışında. Bunları yazsa ne olurdu. Bundan rahatsız olan olursa, öğrencilerden talep olursa konu dava konusu olur. İdare Mahkemesine gider. Mahkemenin verdiği karar herkesi bağlar. Yönetmeliklerle bu işi daha rahat oturacağını kabul etmemiz lazım."

Reklam
Reklam

Yönetmeliği YÖK'ün de çıkarabileceğini, Üniversitelerarası Kurul'un da bu konuda yetkili olabileceğini belirten Kuzu, yasaya, yönetmelik çıkarılacağını yazmaya da gerek olmadığını ifade etti. Yönetmeliğin, yasanın uygulamasına yönelik olduğunu ve çerçevesini çizdiğini anlatan Kuzu, üniversite rektörlerinin de bu yönetmeliğe uymak zorunda olacaklarını kaydetti.
Kuzu, bir soru üzerine YÖK Kanunu'nun ek 17. maddesiyle ilgili düzenleme konusunda bir sıkıntı olmadığını, değişikliğin gündemde bulunmadığını bildirdi.
Yasa ile idareye kolaylık sağlanması amacıyla bir bağlama tipi getirildiğine işaret eden Kuzu, asıl niyetlerinin istismar edilmemesi için bunun yapıldığını kaydetti. Bunun şeklini, tipini kanunda yazamayacaklarını dile getiren Kuzu, yönetmeliğe 'şunlar şunlar giremez' diye yazılabileceğini söyledi. Kuzu, "Bunun yerleşmesi bakımından biraz zaman gerekiyor. Anayasa Mahkemesi iptal eder, etmez ben bilemem, o ayrı bir konu ama dava sonucu iptal durumu gerçekleşmemişse idare 'ben bu kanunu uygulamıyorum' deme hakkına sahip olmaz" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

Kuzu, gazetecilerin, 'Üniversiteler ayakta, tepkiler var' hatırlatması üzerine her çıkarılan yasanın idare bakımından uygulamada sıkıntılar doğurabileceğine dikkat çekerek, bunların zamanla giderileceğini ifade etti. Kuzu, "Ayağa kalkmak, amuda kalkmak bunlar çözüm değil. Hukuk devletinde neyse o yapılacaktır. Herkes yasalara uymak zorundadır" diye konuştu.

Haberin Devamı İçin Tıklayın