Çiçek: "AB'yi yanıltmadık ama şaşırttık"

ANKARA (İHA) - Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Azınlık Raporu ile ilgili basın toplantısında yaşananlara tepki göstererek, "Bir kısım kavramları yerli yersiz tartışmaya açarsak toplumun huzuru kaçar. Halktan korkanlar, AB üzerinden Türkiye üzerindeki beklentilerini ortaya koymaya çalışıyor" dedi.

Reklam
Reklam

Bakan Çiçek, AK Parti Ankara İl Başkanlığı Siyaset Akademisi'nde, "Türkiye'nin AB'ye yönelik hükümet politikaları" konulu ders verdi. 3 Kasım seçimlerinin yıldönümünde ders veren Çiçek, öğrencilere seçimin AK Parti için önemini anlattı. 3 Kasım'ın Türk siyasi tarihinde ve AK Parti olarak ayrı bir önemi olduğunu kaydeden Çiçek, geçen 2 yılda Türkiye'de çok önemli bir değişim sürecinin yaşandığını belirtti. Türkiye'de derinden ve sessiz bir devrim yaşandığını ifade eden Çiçek, "Belki Türkiye bu süreci hızlı yaşadığı için atılan adımların değerini anlayamamış olabiliriz. 3 Kasım'ı anlayabilmemiz için 3 Kasım öncesindeki olumsuzlukları iyi değerlendirmek lazım" diye konuştu.

3 Kasım seçimlerinden önce, tartışmalardan başka önemli bir adım atmayan bir iktidar olduğunu belirten Çiçek, o dönemde Türkiye'de bir istikrarsızlığın olduğunu kaydetti. Bu istikrarsızlık ve güvensizlik ortamında 3 Kasım seçimlerine gidildiğini hatırlatan Bakan Çiçek, "Halkımız 3 Kasım seçimlerinde sorunlarını çözecek olan AK Parti'yi iktidara getirdi. Daha sonrada mahalli seçimlerde bunu teyit etti" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

Belli çevrelerin AK Parti'ye oy verilmesi durumunda Türkiye'nin AB'yi askıya alacağı yönünde spekülasyon yaptığını belirten Çiçek, "Ancak toplum bunlara itibar etmedi. Bu söylenenleri Meclis dışına itti. AB ülkeleri Türkiye'nin iki yıllık başarısına şaştı. AK Parti'yi istemeyenler de şaştı. 4 yıllık iktidarların yapamadığını AK parti olarak iki yılda yaptık. AB'nin bütün ülkeleri Genel Başkanımız tarafından gezilerek AK Parti ve çalışmaları anlatıldı" şeklinde konuştu.

Bu kısa süreçte Türkiye'nin Avrupa'ya tanıtıldığını ifade eden Çiçek, "Biz hep 'Türkiye'nin çok zenginliği var kendimizi tanıtamıyoruz' diyorduk. Ama bu geçen sürede dünyanın bütün başkanları hep Türkiye'yi konuştu. Yurtdışında çalışan bürokratlarımız beni ziyaretlerinde 'Ben 16 yıldır bu misyonda görev yapıyorum. Türkiye hiç bu kadar konuşulmadı' diyorlar. Gerçekten bu süreçte Türkiye iyi tanıtılmıştır" diye konuştu.

Reklam
Reklam

AK Parti iktidarının üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatan Bakan Çiçek, "25 aylık bir çalışmanın ardından 17 Aralık'ta AB noktasında önemli bir noktaya gelmiş olacağız" dedi.

AB'nin istediği siyasi kriterlere değinen Bakan Çiçek, ifade özgürlüğü, örgütlenme, insan hakları, demokrasinin kurumsallaşması yönünde adımlar atıldığını kaydetti. Çiçek, "Bunun için başta Anayasa ve yasalarda değişiklikler yapıldı. Türkiye 17 Aralık'ta bu kriterleri yerine getirerek müzakerelere başlamaya hazırdır. Zaten açıklanan AB İlerleme Raporu'nda da bu yayınlandı. Komisyon bu sürede gerçekten inanılmazı başardığımızı ve Türkiye'ye tarih verilmesini tavsiye etmiştir" diye konuştu.

Türkiye'nin 41 yıldır AB'yi istediğini belirten Çiçek, "Avrupa '41 yılda yapamadıklarını yapamazlar' diyerek taahhüt altına girmiştir. Türkiye ne zaman kriterleri yerine getirmeye başladı, bütün Avrupa Türkiye'yi konuşmaya başladı. Bütün Avrupa Türkiye'yi konuşuyor" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

AK Parti olarak olara Avrupa'yı yanıltıcı bir çaba içinde olmadıklarını ifade eden Çiçek, "AB'yi yanıltmadık ama şaşırttık. Geldiler gördüler ki Türkiye AB için gerekli adımları atmış, yasal düzenlemeleri yapmıştır. AB siyasi kriter olarak önümüze ne koyduysa hükümet ve parlamento olarak benimsedik. Zaten toplumda bunu istiyordu. Esas itibarıyla bu milletin ihtiyacıydı" dedi.

"Keşke bu düzenlemeler 5-10 sene önce yapılsaydı" diyen Çiçek, "O zaman Türkiye daha ileriye gidebilirdi daha demokratik olabilirdi. Ama geriye dönüp dövünemeyiz" diye konuştu.

AB sürecinde hükümet ve parlamento alarak çok önemli adımlar atıldığını belirten Çiçek, yapılan reformların arkasında halkın desteğinin de olduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olduğu döneme de değinen Çiçek, "Reformlardan önce bir kısım yasaklar vardı. İktidar olmuş bir partinin Genel Başkanı siyasi yasaklıydı. Böyle bir demokrasi ayıbı vardı. Yapılan reformlarla bu siyasi ayıp ortadan kakmış, partisi iktidar olan siyasetçiye siyasi konumuna gelmiş ve koltuğuna oturmuştur" şeklinde konuştu.

Reklam
Reklam

Yasakların AB müktesebatına ters düştüğünü ifade eden Çiçek, "Mevzuatımızdaki bu mayınları temizlememiz gerekiyordu. Bu nedenle uyum paketleri çıkardık. Sivil iradenin öne çıkması, daha şeffaf olunması gerekiyordu. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği ve başkaca konularda bizim açımızda dışarıda tenkit olan durumlarla ilgili yasal düzenlemeler yaptık" dedi.

17 Aralık'a kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK), Dernekler Kanunu ve İnfaz Yasası'nın çıkarılacağını bildiren Bakan Çiçek, "Bunların çıkmaması bizim için eksiklik değildi. Ancak Türk Ceza Kanunu'nun çıkmasının ardından bunların da çıkması gerekiyordu. TCK nasıl bir arabanın motoru ise CMUK ve İnfaz Yasası arabanın tekeridir. 17 Aralık olmasa bile teknik açıdan bu yasaların çıkarılması gerekirdi" diye konuştu.

Reformların çıkarılmasının yetmeyeceğini ve reformların uygulanmasının süreklilik kazanması gerektiğine işaret eden Çiçek, bunun için zihniyet değişime ihtiyaç olduğunu kaydetti. Çiçek, "Zihniyet değişimi bir günde olmuyor. Devamlı eğitim gerekiyor. Sindire sindire üzerinde durulması bir hedeftir. Böyle bir anlayış içinde olduğumuz için gerek Bakanlar Kurulu'nun her hafta yapılan toplantıs nın ardından 17 Aralık'ta Aında, gerekse Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun kurduğu Reform İzleme Kurulu'nda bu konu görüşülüyor. AB temsilcileri ile de bu konu görüşülüyor" dedi.

Reklam
Reklam

AB'ye üyeliğin, 41 yıldır bir devlet politikası olduğunu söyleyen Çiçek, "İster gönüllü, ister gönülsüz kimse 'AB nereden çıktı' demesin. Bu bir devlet politikasıdır. Bu nedenle herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Her sivil toplum örgütünün, her kurumun bu konuda çabası olmalıdır. Ama geldiğimiz noktada bir iki sivil toplum kuruluşunun dışında bir gayret görmedik. 'Hadi hükümet yapsın bir görelim' demekle olmaz. Sanki, bu sadece AK Parti'nin meselesi. Olaya seyirci kalınıyor. Buradan bütün sivil toplum örgütlerini ve kurumlarını göreve davet ediyorum. En azından Avrupa'daki kendi meslek kuruluşlarına mektup yazsınlar, toplantılar yapsınlar" şeklinde konuştu.

"2005 YILINDA MÜZAKERELERE BAŞLAMA KARARLILIĞINDAYIZ"

2005 yılında müzakerelere başlama kararlılığında olduklarını belirten Çiçek, "Bunun için eksikliğimiz olmaması için çalışıyoruz" dedi. İlerleme Raporu'nda bazı endişelerinin olduğunu kaydeden Çiçek, "Başbakanımız ve arkadaşlarımız bu sıkıntıları dile getirmeye gayret ediyor. Bizim AB'den beklentimiz adil bir karar vermeleri. AB'in ahde-vefa çerçevesinde bir karar vermesi gerekiyor. Madem ki oturup anlaştık, onların da sözlerinden caymaması gerekiyor. Şimdi sıra onlardadır. Biz AB'ye tam üye olmak istiyoruz. Bizimkisi bir gönül macerası değil. Biz bu müzakereler sonunda mutlak suretle üye olmak istiyoruz. Biz, AB'de farklı bir statüyü kabul edemeyiz. Nasıl NATO, OECD birçok konuda beraberiz, özel statünün önümüze konmasında samimiyet bulmayız" diye konuştu.

Reklam
Reklam

Raporda yer alan ucu açık müzakere tarihinin kendilerini rahatsız ettiğini kaydeden Çiçek, " Mutlaka müzakereler sonunuda AB'ye katılmalıyız" dedi. Raporda yer alan Türk vatandaşlarının serbest dolaşımının kısıtlanmasına değinen Çiçek, "Serbest dolaşımda diğer ülkelere verilen imkan Türk vatandaşlarına verilmelidir. Böyle bir kısıtlama getirilirse bu ayrımcılık olur. İşine gelince metreyle ölçeceksin, işine gelmeyince arşınla. Bu ayrımcılık olur" dedi. Müzakere sürecinin askıya alınması şartının Türkiye'nin önüne konulmasının doğru olmadığını belirten Çiçek, "Biz Türkiye olarak nerede olduğumuz biliyoruz" diye konuştu.

Azınlık Raporu ile ilgili yaşanan olayları da sert bir dille eleştiren Çiçek, şunları söyledi:

"AB sadece hükümetin konusu değil. Herkesin çaba sarf etmesi gerekiyor. Türkiye'nin birliğini dirliğini yerli yersiz tartışmaya açmamak lazım. Elbette bazı konuları tartışabiliriz. Ama bir tartışma üslubumuz olması gerekiyor. Başbakan'ın planları ile örtüşecek planlara ön ayak olmamız gerekiyor. Bir aydın olarak birbirimizin gırtlağına sarılarak değil. Türkiye'nin dışarıda yanlış tanıtıcı tavırlardan kaçınılması lazım. İfade özgürlüğü ile ilgili yasalar çıkıyor ama bunu da kullanmasını bilelim. Bir kısım kavramları yerli yersiz tartışmaları açarsak, toplumun huzurunu kaçırırız. AB'nin bir kısım uygulamaları bütün ülkelerde aynı. Bir kısım uygulamalarda ise her ülke kendine göre şartlarını hesaba katarak uygulama yapıyor. Herkes kendi beklentilerini AB üzerinden yapmak istiyor. Halktan korkan kendini anlatamayan kimseler, AB üzerinden Türkiye üzerindeki beklentilerini ortaya koymaya çalışıyor. Ondan sonra da Türkiye'nin çabalarını boşa çıkarıyor. Son zamanlarda yaşanan tartışmaları bu serece bağdaşır görmüyorum. Artık AB ülkeleri Türkiye'yi konuşuyor, tartışıyor hale geldi. Yeter ki içeride birlik ve dirlik olsun."

Reklam
Reklam

Daha sonra öğrencilerin sorularını cevaplandıran Çiçek, Kıbrıs'ın bir siyasi kriter olup olmadığı yönündeki soruya şu karşılığı verdi:

"Kıbrıs maalesef 30 yıldır bir yere getirip bağlayamadığımız bir konudur. Referandumdan önce Kıbrıs sorunun çözümü hep Türk tarafına yıkılıyordu. Ama referandumdan sonra bizim başımız daha dik oldu. Artık 'Biz istedik onlar istemedi' diyoruz. Türkiye bu konuda biraz rahatladı.Yapılması gereken iş bunun ötesinde bir sonuca

varılması."

Kıbrıs'ta yaşanan hükümet krizine de tepki gösteren Çiçek, "Biz 17 Aralık için çalışırken Kıbrıs'ta istikrarsızlık var. Bir yandan hükümet istifa ediyor. Tam biz 17 Aralık'a kilitlenmişken, belki de Kıbrıs'ta seçim yapılacak" dedi.

Çiçek, 'AB olmazsa Türkiye'nin bir B planı var mı?' yönündeki bir soruya ise "AB olmazsa bu dünyanın sonu değil. Dizlerimizi dövmeye gerek yok. Türkiye yaptığı reformlarla büyüdü ve büyümeye devam edecek. Hedefimiz daha güçlü olmak. Politikalarımızın arkasında daha güçlü bir ekonomiye sahip olmak" şeklinde cevap verdi..
Dersin ardından AK Parti'nin seçimleri kazanmasının yıldönümü nedeniyle Bakan Çiçek ve partililerin katılımıyla pasta kesildi.

Reklam
Reklam
Haberin Devamı İçin Tıklayın