Belki de mesele çiçek olmak ya da olmamak değil. Belki mesele görülmek.
Çünkü kadınlar; bir gün narin, bir gün güçlü, bir gün yorgun, bir gün kararlı olabilir. Tıpkı herkes gibi. Tek bir sıfata, tek bir sembole sığmak zorunda değiller. O yüzden bu yazı “kadınlar çiçektir” demiyor. Ama “çiçek göndermek anlamsızdır” da demiyor.
Çünkü çiçek burada bir benzetme değil. Bir durma anı. Bir düşünme biçimi. Bir “seni fark ettim” cümlesinin en sade hali.
Asıl mesele hangi çiçeği gönderdiğiniz değil, o çiçekle neyi görünür kıldığınız. Çünkü bazı çiçekler klişe değildir; doğru seçildiğinde bir niyeti taşır. Bir lilyum “zarifsin” demez; “saygı duyuyorum” diyebilir. Bir orkide “kırılgansın” demez; “güçlü duruşunu görüyorum” diyebilir.
Bir papatya büyük laflar etmez; “iyi ki varsın” der.
Belki de 8 Mart’ta yapılabilecek en sade ama en bilinçli şey, çiçeği bir benzetme olarak değil; bir cümle olarak seçmektir. O zaman gelin, o cümleyi kime nasıl kurduğumuza bakalım. Çiçek seçimi bazen bir cümle kurmak gibidir. Anlamları ve tonlarıyla farklı çiçek türlerini bir arada görmek isteyenler için oluşturulmuş bu çiçek kategorisi, karar vermeyi kolaylaştırabilir.
Anneler çoğu zaman “fedakâr” kelimesiyle anlatılır. Ama fedakârlık dediğimiz şey, çoğu zaman sessiz ve çoğu zaman da görülmeyen bir emektir. Belki de bu yüzden 8 Mart’ta annelere gönderilecek çiçeğin bağırmasına gerek yoktur. Beyaz gül bu yüzden anlamlıdır. Gösterişli değildir ama net bir saygı taşır. Lilyum ise ağırbaşlıdır; bulunduğu ortamda sakin bir güç hissi yaratır.
Beyaz güllerle lilyumların bir araya geldiği sade bir aranjman, “sen narinsin” demez.
“Yaptıklarını görüyorum” der. Usulca teşekkür eder.
Ve bazen en kıymetli cümle tam olarak budur: Teşekkür ederim.
Bazı ilişkiler açıklama gerektirmez. Bir bakışta anlaşılır, bir mesajda çözülür.
Papatya bu yüzden hâlâ geçerlidir. Saf olduğu için değil; içten olduğu için. Gerbera ise bulunduğu ortamın havasını değiştirir. Enerjiktir, biraz cesur, biraz neşeli.
Arkadaşınıza gönderdiğiniz çiçek büyük bir anlam yükü taşımaz. Sadece şunu söyler: “yanımdasın”, “yanındayım”. Ve bazen bu, bütün cümlelere nazaran yeterlidir.
8 Mart romantik bir gün değil, farkındalık günüdür. Ve daha da ötesi bir duruşun günüdür. Bu yüzden tek başına kırmızı gül, eksik bir cümle gibi kalabilir.
Kırmızı gül tutkudur. Beyaz gül saygıdır. Pembe gül ise yumuşak bir sevgidir. Lale de bu dengeyi iyi taşır. Sade formu, net duruşu ve abartısız estetiğiyle fazla dramatik değildir ama güçlüdür.
Bazı günlerde büyük jestler değil, doğru ton önemlidir.
Kız kardeşle kurulan ilişki koruma üzerine değil, birlikte büyüme üzerine kuruludur.
Renkli laleler bu enerjiyi iyi yansıtır. Canlıdır ama ağır değildir. Sarı umut, turuncu canlılık, pembe sıcaklık hissi verir. Bu çiçekler üst bir perdeden bakmaz. Sadece “Yanındayım” der.
İş hayatında kadınlara en çok yakıştırılan kelimelerden biri “nazik”.
Oysa çoğu zaman bahsettiğimiz şey; sorumluluk alan, karar veren, risk göze alan ve bunu yaparken de karşısındakini incitmemeyi seçen sadece “insan”.
Mor orkide bu yüzden güçlü bir seçimdir. Mor orkide, dayanıklıdır. Uzun ömürlüdür. Gösterişli olmadan dikkat çeker. Yanına eklenen birkaç kırmızı gül, romantik bir ton değil; kararlılık hissi yaratır. Masaya bırakılan bir orkide, bir gün sonra solacak bir jest değildir. Uzun süre orada kalır. Tıpkı emeğin bıraktığı iz gibi.
8 Mart’ta belki de en doğru mesaj şudur: Alan açtığın için teşekkür ederim.
8 Mart’ta herkes birilerine çiçek gönderir ya da birilerinden çiçek bekler. Ama çoğu kadın kendine çiçek almayı düşünmez.
Oysa kendine bir orkide almak, masaya bir günebakan koymak ya da bir beyaz gül bırakmak büyük bir jest değildir. Sadece küçük bir hatırlatmadır: Ben de buradayım. Ve en çok kendime teşekkür ederim.
Belki de bu yıl 8 Mart’ta mesele çiçek değil. Mesele, o çiçeğin neyi görünür kıldığı. Şimsi bir düşünün: Belki de mesele gerçekten çiçek değildir.
Bir çiçek, tek başına dünyayı değiştirmez. Eşitsizliği çözmez. Yılların emeğini telafi etmez. Ama bir şeyi yapabilir: Görmezden gelmemeyi seçtiğinizi gösterir. 8 Mart’ta gönderilen çiçek; “seni narin buluyorum” demek değildir. “Varlığını fark ediyorum” demektir. Ve bazen bir fark ediş, uzun cümlelerden daha değerlidir.
O yüzden bu yıl çiçek gönderirken bir benzetme yapmıyoruz. Bir not bırakıyoruz. Küçük ama bilinçli bir not: Kadınlar çiçek değildir. Ama bazı çiçekler, doğru niyetle gönderildiğinde çok şey anlatır.
8 Mart’ta kadınları çiçekle eşitlemiyoruz.
Ama çiçeği bilinçli bir dil olarak kullanıyoruz. Çiçek, fark etmek için gönderildiğinde anlam kazanır.
Bu noktada önemli olan teslimatı yapan marka değil, mesajın doğru ve zamanında ulaşmasıdır. Hızlı Çiçek ise bu sürecin özenle ve güvenle tamamlanmasını sağlar. Bazen en güçlü cümle, tam zamanında ulaştırılandır.