Obesite yani şişmanlık tanısını tek başına ağırlığa bakarak koymak doğru değildir. Beden kitle indeksi denilen ve kilonun boy ile birlikte hesaplanması ile elde edilen değer bize çocuğun şişman olup olmadığını söyleyecektir.
Çocuklarda boy, kilo ve kafa çevresi büyümesi daha önceden hazırlanmış tablolara bakılarak değerlendirilir. Aile Hekimliği Uzmanı, Clinica Gayrettepe Tıbbi Direktörü Dr. Eren Eroğlu Mynet okurları için yazdı.
Bu tabloları kullanarak çocukların yaşıtlarına göre ne durumda olduğu söylenebilir. Asıl önemlisi ise yine bu tabloları kullanarak çocuğun kendi içindeki büyüme ve gelişmesinin takip edilebilmesidir. Çocuk aynı yüzde gurubu içerisinde kalarak büyüme ve gelişmesini sürdürebiliyor mu görmek sağlığını değerlendirmekte çok önemlidir. Örneğin kronik hastalıklarda yada beslenme bozukluklarında tabloya bakıldığında çocuğun bir önceki ölçümlerine göre bir alt gruba düştüğü rahatlıkla tespit edilebilir.
Sekiz yaşında ve 36 kilo olan bir erkek çocuğun boyu 140 cm.den kısa ise fazla kilolu demektir. Kendi doktoru yada çocuk endokrinologu tarafından değerlendirilip başka bir hastalığı olmadığı belirlenen çocuğa genellikle abur cubur yemenin kaldırılması ve daha fazla egzersiz tavsiye edilir.
Özellikle son yıllar içerisinde çocuklarda şişmanlık korkutucu boyutlarda artmakta. Bu dert özellikle zengin ülkelerin sorunu gibi görünse de fakir ülkelerde bile şimdiden önlem alınması gereken boyutlara varmış durumda. Bunda iki önemli etken rol oynamakta; birincisi ve en önemlisi aşırı ve gereksiz kalori tüketimi ikincisi ise hareketin azalması.
Geleneksel beslenme yerini alan fast food yiyecekler, bol yağlı ve şekerli abur cuburlar, kolalı içecekler, içine şeker katılmış yalancı meyve suları, artan yiyecek içecek reklamları, dinmek bilmez iştah ve tüketme ihtirası serseri mayınlar gibi çocuklar arasında dolaşmaktadır. Her gereksiz lokma ile alınan fazla enerji ise yağ olarak depolanır.
Hareketsizlik modern çocuğun eksikliklerinin başında gelir. Televizyon ve bilgisayar başında geçen saatlerin alabildiğine uzaması, sporun sadece basından takip edilen eğlenceye dönüşmesi, mahalle aralarındaki top sahalarına birer birer apartman dikilmesi ve bunların açığını kapayacak yeni saha inşasının parasal yükünün altından kalkılamayacak gereksiz tesisler olduğunun düşünülmesi spor yapma isteğini ve fırsatını çok azaltmaktadır.
Dolayısı ile çok yiyen ve bunları yakmak için hiç hareket etmeyen bir nesil yetişmektedir. Bugünün şişman çocukları yarının hantal, üretemeyen ve müzmin hastalılarla uğraşmak zorunda olan yetişkinleri anlamına gelir. Yani olaya biraz kötümser bakmaya kalktığınızda bu hızla artan şişmanlama eğiliminin bir kaç nesil sonra ülkenin geleceğini tehdit eder seviyeye ulaşacağını tahmin etmek işten bile değildir.
Yapılması gerekenleri tartışmaya başladığımızda en önemli görevin anne ve babaya düştüğünü görürüz. Çünkü şişmanlığın sebepleri arasında hormonlara yada genlere bağlı hastalıklar çok küçük bir yer tutar; asıl nedeni çocukluktan itibaren edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları oluşturur. Çocuk neyi nasıl verirseniz o şekilde yemeyi öğrenir ve daha sonra talep etmeye başlar. Doğrunun ne olduğunu bilen anne baba çocuklarına da doğruyu öğretecektir. Sağlıkla kalın.
Sorularınız için: www.eroglu.eren@mynet.com