Akdağ, hayati tehlikesi olmayan yaralılardan 2’sinin yakın takipte olduğunu da söyledi.
Bakan Akdağ, Hekimevi’nde basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği kahvaltılı toplantıda, 7 yılını dolduran Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı anlatarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Akdağ, depremde yaralıların son durumu ve salgın hastalık tehlikesiyle ilgili bir soruya, “Deprem bölgede dağınık gerçekleşmesine rağmen bütün enkazlar elden geçirilmiş, yaralılar hızla uygun nakillerle hastanelere ulaştırılmıştır. 35 yaralı hastanelerde tedavi altındadır, yaralıların hayati tehlikesi yoktur. Yaralılardan kalp krizi geçiren yaşlı bir bayanla, depreme yakınları için giderken kaza geçiren biri yakın takiptedir” yanıtını verdi.
Akdağ, salgın tehlikesine ilişkin olarak da, “Köylerde salgın çıkmaması için doktorlar görev yapıyor. Psikolojik yardım için de psikiyatrlar destek veriyor” dedi. Akdağ, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek başkanlığında bölgede incelemeler yaptıklarını belirterek, deprem bölgesinde 40 ambulansla hizmetin yürütüldüğünü, hava ambulansına ihtiyacın kalmadığını belirtti. Akdağ, erken doğum yapacak bir hamile kadının da hava ambulansıyla hastaneye ulaştırıldığı bilgisini verdi.
-"DOMUZ GRİBİNDE 36 HAMİLE H1N1’DEN HAYATINI KAYBETTİ"-
Akdağ, domuz gribinde Dünya Sağlık Örgütünün(DSÖ) “oyuna mı geldik” şeklindeki açıklamalarına ilişkin bir soruya, “Salgının ilk dalgası Türkiye’de muhtemelen tamamlandı. Sonbaharda ikinci bir dalga olur mu bilmiyorum. Ancak büyük bir dalga beklemiyoruz. DSÖ’nün hiçbir yetkilisi oyuna geldiklerini söylemedi. Avrupa Parlamentosu komisyon üyesi önerge verdi ve incelemeye alındı, olay bu. Ayrıca DSÖ ile ilgili ancak konusu enfeksiyon olmayan bir yetkili açıklama yaptı. DSÖ, pandemi kararından geri dönmedi” yanıtını vererek, şöyle devam etti:
“Türkiye’de çok iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Vatandaşı iyi bilgilendirdik. 43 milyon doz aşı sipariş ettik. Aşılama düşük düzeyde kalınca 10 milyon doz aşı satınaldık. Firmalarla aşıları geriye verme anlaşmalarını yapıyoruz. 2-3 milyon dozluk miadı uzun olan aşıyı ne olur ne olmaz diye stoklarda tutacağız.”
Akdağ, domuz gribiyle ilgili muhalefetten birilerinin bir şeyler söylemesinin anlamı olmadığını da ifade ederek, “Bilim adamlarının, bilim derneklerinin ne dediğine bakmak lazım. TTB bile bizi bu konuda desteklemiştir” dedi. Akdağ, 2009’da 38 hamilenin zatürreden öldüğüne dikkat çekerek, 36’sında H1N1 tespit edildiğini söyledi. Akdağ, aşılanan hamilelerinden H1N1’den ölen olmadığına da dikkat çekti.
-İTS ECZANELER HAZIR OLMADIĞI İÇİN ERTELENDİ-
Bakan Akdağ, İlaç Takip Sisteminin(İTS) 16 Mayıs’a ertelenmesi ve Medula sistemiyle ilgili gelişmelere yönelik bir soruya, ITS ve Medula’nın ayrı iki başlık olduğu yanıtını vererek şunları söyledi:
“Medula, SGK’nın eczane ve hastanelerle elektronik ilişkisini ortaya koyar. SGK’nın sigorta ve hastanelerle ilişkisidir. Sistemin revizyonu sırasında kısa süreli problemler çıkıyor. SGK süreci yönetiyor. İTS ise, eczaneler hazır olmadığı için ertelendi. TEB, bize verdiği taahhütleri yerine getiremedi. 16 Mayıs’tan sonra bu sistem yürürlüğe girecek. İTS, kupür sahteciliğine karşı dünyaya örnek olacak bir sistemdir.”
-EŞCİNSEL EVLİLİKLER TOPLUMUMUZUN KABUL EDEBİLECEĞİ BİR DURUM DEĞİLDİR-
Akdağ, eşcinsellikle ilgili Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf’ın eşcinselliğin hastalık olduğu yönündeki açıklamalarına karşı ne düşündüğü sorusuna, “Şu bir gerçek, Türkiye’de eşcinsellik yaşayanlarca zor bir şeydir. Ayrımcılık sebebi olabilir. Toplum insaflı olmak durumundadır. Eşcinsel evliliklerin yapılabileceği konusu bizim toplumumuzun kabul edebileceği bir durum değildir. Çocukların cinsel eğitimlerinin doğru gelişebilmesi için gerekenleri yapmalıyız” yanıtını verdi.
-ORTALAMA YAŞAM SÜRESİ KADINDA 74, ERKEKDE 71’E YÜKSELDİ-
Akdağ, Sağlık Dönüşüm Programı’nın 7 yılını doldurduğunu belirterek, üç başlıkta değerlendirme yaptıklarını açıkladı. İlk olarak ülke insanının sağlık göstergelerinin nereye doğru gittiğinin önemli olduğunu söyleyen Akdağ, ikinci olarak ülkede fakir insanların sağlık hizmetleri açısından finansal olarak korumasının ne derece olduğuna bakılması gerektiğini kaydetti. Akdağ, ayrıca vatandaşın memnuniyetinin tespit edilmesinin de önemli olduğunu vurguladı.
Akdağ, Türkiye’de son beş yılda önceki beş yıla göre, ortalama yaşam süresinin hızlı biçimde yükseldiğini açıkladı. Akdağ, erkeklerde 71, kadınlarda 74 olan ortalama yaşam süresinde hedefin 80 olduğunu belirtti. Anne ölümlerinin 1998’de 100 binde 70 olduğunu kaydeden Akdağ, 2009’da 100 binde 20’lerin altında olduğunu söyledi. Anne ölümlerinde 2010 hedefinin ise 100 binde 15’in altına indirmek olduğunu bildirdi. Bebek ölümlerinin binde 43’den binde 13’e gerilediğini kaydeden Akdağ, hedefin ölümlerin binde 10’un altına çekilmesi olduğunu söyledi.
Akdağ, bulaşıcı hastalıklarda iyi bir mesafe aldıklarını belirterek, Türkiye’den çocuk felcini temizlediklerini ve kızamık hastalığının toplumdan uzaklaştırılmasında da Avrupa’da ilk ülke olacaklarını bildirdi. Akdağ, 2002’de bir yılda 10 binlerde tifo görüldüğünü, 2009’da ise tifonun 200 rakamlarında seyrettiğini söyledi. Sıtmanın da 10 binlerden 2009’da 50’nin altına indiğini söyledi. Akdağ, sağlık göstergelerine bakıldığında 7 yıllık dönüşümün büyük bir başarı getirdiğinin görüldüğünü kaydetti.
Akdağ, geçtiğimiz yaz ilk defa ishal salgını yaşanmadığına dikkat çekerek, belediyelerle içme suyu ve atık su konusunda çalışmalar yaptıklarını anlattı.
Aldağ, ikinci hususun yoksullaşma meselesi olduğunu hatırlatarak, 2008 Türkiye OECD sağlık raporuna göre, 2003’de yoksul olan her bin haneden 15’inin sağlık harcamalarından yoksullaştığının belirtildiğini söyledi. Akdağ, 2008’de yapılan çalışmaların ilk ipuçlarının bunun binde 3’ün altına düştüğünü gösterdiğini kaydetti ve “Kanaatimce 2009’da da yoksullaşma oranları binde 2’lerin altına düşmüş olacaktır” dedi. Akdağ, ağır, acil, hayatı tehdit eden bir durumdan hastaneye gidilmesi durumunda vatandaştan para alınmayacağını da belirterek, “Vatandaş, ağır, acil bir durum için veya bir uzvu tehdit eden bir durumda hastaneye gittiğinde, hastane bu hastadan para talep edemez. Alıyorsa hukuksuzluk yapılıyordur” diyerek 184 nolu telefonla vatandaşın bilgi vermesi gerektiğini vurguladı.
-"HALKIN ADALET MEMNUNİYETİ YÜZDE 38’E DÜŞMÜŞ"-
Akdağ, üçüncü meselenin memnuniyet meselesi olduğunu belirterek, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaşam memnuniyeti anketi sonuçlarına ilişkin verileri aktardı. Akdağ, 2003’de asayişde yüzde 57 olan memnuniyetin 2009’da yüzde 77’ye çıktığını kaydetti. Eğitimde memnuniyetin 2003’de yüzde 40’dan 2009’da yüzde 58’e yükseldiğini, sağlıkta memnuniyetin 2003’de yüzde 39’dan 2009’da yüzde 65’e ulaştığını kaydetti. Akdağ, adalet hizmetinde memnuniyetin ise 2003’de yüzde 45’den 2009’da yüzde 38’e düştüğüne dikkat çekerek, şunları dile getirdi:
“Bu durum yargı reformu yapmamız gerektiğini gösteriyor. Demokrasilerde hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme, yargıyı kuşatmış diyenlere soruyorum. Türkiye’de yasamayı teşkil eden kişiler demokratik yollarla kolayca değiştirebiliyor mu? Evet, millet iradesini sandığa yansıtabiliyor. Vatandaşın demokratik olgunluğunun yüksek olduğunu görüyorum, yasama değişiyor, yürütme de değişiyor. Peki, yargı üzerinde halkın iradesinin en küçük bir yansıması var mıdır? Yargıya yürütme müdahil olmamalıdır, olmamaktadır. Gelişmiş batılı ülkelerde yüksek yargı organlarıyla ilgili seçimlerde, yargı kararlarının oluşmasında jüri sistemlerinde olduğu gibi halkın iradesinin net olarak etkili olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yargı konusunda halkın iradesi nerededir? Cevabı ben vereyim, hiçbir yerdedir, halkın iradesinin esamesi okunmamaktadır. 82 Anayasası böyle bir tablo ortaya çıkarmıştır. Bu tablo 2010 çağdaş demokrasilerine yakışmamaktadır. Mutlaka değişmesi gerekir, halkın bu husustaki talebi de budur.”
-"HALKTAN VE SANDIKTAN KORKUYORLAR"-
Akdağ, CHP’nin referandumla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne dava açmasına yönelik bir soruya da, “CHP ve Baykal’a şaşırmam, onlar halktan, sandıktan korkuyorlar. 7 yıldır bizimle yargı yoluyla muhalefet ediyorlar. Seçimle iktidara gelme ümidini kesmiş bir partiyle karşı karşıyayız. Türk demokrasisinin en zayıf halkasıdır” yanıtını verdi.
ANKA