Aslında kayıtlar doğrudan Türk Telekom'dan alınabilirdi. Sarızeybek kuşkulanıp Sazaklı'ya, "Listeyi tespit et ve getir" dedi. Numaralara bakınca, 'terörist' bağlantılı olmadıklarını fark etti. Numaralardan birini çevirdi. Karşısına bir kadın çıktı. Kadının sesi tanıdıktı. Hiç konuşmadan telefonu kapattı. Sarızeybek şaşkındı. Kuşkuları artınca Sazaklı'yı dökümleri alması için İstanbul'a, Türk Telekom'a gönderdi. Sazaklı'ya burada, "Levent (Ersöz) Paşa ekibinde görevli uzman çavuş, dökümleri aldı" denildi. Bu dokuz numaradan üçü 'kozmik' gizliliğe sahipti ve her biri şifreli bir dosyaya aitti. Anlaşılan o ki, Ankara'da çok gizli bir soruşturma yürütülüyordu. İddiaya göre, o kozmik telefonlardan birisi, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ündü. Sarızeybek, bunu bilmiyordu. Bu arada ilginç bir olay daha yaşandı. Kendini Özel Harp Dairesi'nden emekli general ve istihbarat Güneydoğu sorumlusu diye tanıtarak yıllarca Güneydoğu Anadolu'da faaliyet gösteren Yalçın Tanfer adlı kişi, Sarızeybek'in operasyonuyla yakalanıp 24 Ekim 2003'te tutuklandı. Tanfer'in suçu, 'Gaziantep'te sivil istihbarat karargâhı yapacağız' diyerek Şanlıurfalı aşiretlerden 70 milyarın üzerinde para toplamasıydı.
Aslında Tanfer ile Sarızeybek tanışıyordu. Şırnak Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Evci tarafından tanıştırılmıştı. Tanfer'i Evci'ye tanıştıran ise 'arkadaşı' Tuğgeneral Veli Küçük'tü. Küçük, Tanfer'e kefildi. Evci, Tanfer'i haber elemanı olarak biliyordu. Sarızeybek, Evci'nin gönderdiği Tanfer'i askeri tesislerde ağırladı. Tanfer, kendisini, aşiretleri barıştırmak için Genelkurmay'ın gönderdiğini söyledi. Birlikte köylere gidip kimi aşiretleri barıştırmaya uğraştılar. Fakat bu süreçte Sarızeybek, Tanfer'in 'Bir kişinin işyerine esrar atıp sonra ihbar etmek' suçlamasıyla 10 yıl hapis cezası aldığını öğrendi. Silah taşıma ruhsatı olmamasına rağmen belinde emekli bir orgeneral tarafından hediye edildiğini iddia ettiği silahla dolaşıyordu. Aşiretlerden 'gizli faaliyetler' için para topluyordu.
Sarızeybek, kitabında, alındığı çapraz sorguyu şöyle anlattı:
"Her şeyi anlattım. Yetmedi. Levent Paşam ısrarla 'Daha ne biliyorsun' diye soruyordu. Kendi kendime dedim ki 'Demek bilmemem gereken bir şeyi öğrenmişim de haberim yokmuş. Demek bu öyle bir şeymiş ki rahatsız etmiş.' Acaba neydi? Şimdi kızıyorum kendime. Keşke telefon numaralarını hiç tespit etmeseydim. Nereden bilecektim en azından üçünün kozmik gizli, her birinin şifreli dosyaya ait olduğunu. Ankara'da top secret operasyon olduğunu. Bilemedim. Bilemeyince de aldım başıma belayı."
Bu ilişkilerin odağındaki Tanfer Urfa'da sivil mahkemede; Sarızeybek ise Gaziantep'te askeri mahkemede yargılanmaya başlandı. Yargılama sürerken, 2004'ün şubat ve mart aylarında Ersöz'ün altındaki tüm istihbarat kadroları dağıtıldı. Sadece Ersöz ve Uğur görevinde kaldı. Ağustos ayında Eruygur emekliye ayrılınca yeni komutan Orgeneral Fevzi Türkeri, Ersöz ve Uğur'u görevden aldı. Ersöz, Bilecik'teki Er Eğitim Tugay Komutanlığı'na, Uğur ise Kocaeli Jandarma Komutanlığı'na gönderildi. Bir yıl sonra Ersöz emekliye sevk edilirken, Uğur Çanakkale'ye gönderildi. Adli soruşturmaların başındaki Jandarma Adli Müşaviri Hâkim Albay Sadrettin Aktaş da emekliye sevk edildi. Sarızeybek, 9 Aralık 2004'te beraat ederken, Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesi Tanfer'i dokuz buçuk yıl altı ay hapis ve 74.9 milyar lira para cezasına çarptırdı.