ANKARA (İHA) - Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, terör ve örgütlü suçlarla mücadele ederken gözaltı süresinin daha fazla olmasının suçların aydınlatılmasını, suçların daha iyi delillendirilmesini sağlayacağını ifade etti.
Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü Çalışkan, Haftalık Olağan Basın Toplantısı'na 18-21 Mart
tarihleri arasında gerçekleşen Nevruz kutlamalarıyla ilgili bilgi vererek başladı. Çalışkan, 45 İl merkezinde 49, 36 ilçede 40 olmak üzere, 414 bin 190 kişinin katıldığı 89 etkinliğinin gerçekleştiğini belirterek, bu etkinliklerde terör örgütünü elebaşını övücü slogan atan, bölücü örgütünün sözde bayrağını açan, miting sonrası yürüyüşe geçen 94 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Çalışkan bu kişilerden 8 kişinin adli mercilerce tutuklandığını, 47 kişinin ise serbest bırakıldığını belirterek, 39 kişi hakkında soruşturmanın halen devam ettiğini kaydetti. Çalışkan, 2005 yılına oranla Nevruz kutlamalarına katılım sayısının yaklaşık yüzde 20 düşüş olduğuna dikkat çekerek, illegal örgütlerinin istedikleri kaos ortamının oluşmadığını kaydetti. Çalışkan, otobüslerin karıştığı trafik kazalarıyla ilgili de bilgi vererek, 2005 yılında 86 otobüs kazasında 145 kişinin hayatını kaybettiğini, 974 kişinin ise yaralandığını hatırlattı. Çalışkan, 2006 yılı Ocak Ayı'nda 13 kazada 31 kişinin hayatını kaybettiğini, 182 kişinin yaralandığın, Şubat Ayı'nda 7 kazada 13 kişinin hayatını kaybettiği, 117 kişinin ise yaralandığını, 9 Mart'ta meydana gelen kazada ise 22 kişinin yaralandığını 11 kişinin de yaralandığını belirtti.
Toplantının sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Çalışkan, İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah'ın Ankara'daki terör zirvesinde polisin terörle mücadelede yetkisinin yeterli olmadığını yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine şöyle cevap verdi:
"İstanbul Emniyet Müdürümüz ülkemizin en büyük şehrinde, terör başta olmak üzere bütün suçlarla mücadelede güvenlik güçlerimizin başında bulunmakta. İstanbul'a baktığımızda dünyanın en kalabalık şehirlerinden birisidir. Terörle mücadele de başta olmak üzere diğer suçlarla mücadele de polisin görevini yaparken karşılaştığı bazı güçlükler bulunmaktadır. Bunlara rağmen polis görevini en iyi şekilde yapmaktadır. Gözaltı süresiyle ilgili dünkü sempozyumda da dile getirildi. Başka ülkeler tarafından da dile getirildi. Özellikle İngiltere tarafından. İngiltere'de gözaltı süresi İngiltere'de 28 gün, Türkiye'de tabi, özellikle terör ve örgütlü suçlarla mücadele ederken gözaltı süresinin daha fazla olması polisin çalışmasını, suçların aydınlatılmasını, suçların daha iyi delillendireceğini sağlayacağını düşünüyorum. Tabi savcının ve hakimin takdiriyle bu yetkilerin kullanılması gerekmektedir. Gözaltı süresi daha uzun olmasının suçların aydınlatılmasında, yakalanmasında daha etkili olacağını değerlendiriyoruz. Ayrıca parmak izi konusunda ise yeni kanunda arşivleme ilgili bazı sorunlar var. Parmak izi alabiliyoruz, ancak arşivlemesi konusunda bir problem var. O konunun da mutlaka çözüleceğine inanıyorum. Her hangi bir nedenle aldığınız parmak izinin ileri senelerde önemli bir terör olayının aydınlatılmasında bize yardımcı olabilir. Bu tip izlerin suçun aydınlatılmasında kullanılmak üzere arşivlenerek alınması suçların aydınlatılmasında, suçların yakalanmasında etkili olacağını düşünüyorum, Polisin yetkisi sadece yakalama yetkisi bulunmakta. Yakaladıktan sonra tüm konu savcıya geçmekte. Yaptığımız tüm iş ve işlevler savcının talimatıyla olmakta. Ancak bazı durumlarda, gecikmesinde sakıncalı olan durumlarda kolluk amirlerine bu yetkinin verilmesinin suçla mücadelede daha faydalı olacağı yönünde talepleri oldu. Bunların uygun olarak değerlendiriyoruz. Kanunlar yapılırken komisyonlara iletilmiştir. Parlamento uygun görürse kanunlaşır. Kanunların bize verdiği yetki çerçevesinde en iyi şekilde mücadele etmeye çalışıyoruz."
OKULLARDA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI "Gözaltı sürelerin uzatılması Anayasa aykırı olduğu söyleniyor. Bu uzatma insan hakları ihlallerini yeniden gündeme getirir mi?" şeklindeki başka bir soruya Çalışkan, "Bu düzenlemeler yapılır derken kanunda ve Anayasa'da bazı değişiklikler yapılması gerekir. Anayasa'da bağlayıcı hükümler bulunmakta, örneğin, Anayasamızda 'hiç kimsenin üst ve eşyası hakim kararı olmadan aranamaz' hükmü bulunmakta. Değişiklik yapmak gerekirse Anayasada ve kanunlarda değişiklik yapılması durumunda olabilir. İhsan hakları ihlali iddiaların yeniden geleceğini tahmin etmiyorum. Emniyet teşkilatı kendini yenilemiştir. Aldığımız polisler hepsi yüksek okul mezunu. Eskiden suçlandığı gibi tekrar suçlanacağını düşünmüyorum. Toplumsal olaylardaki polisin yaklaşımı sayesinde eskiden olan görüntülerin meydana gelmediğini görüyoruz" diye cevap verdi.
Okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili bir soru üzerine ise Çalışkan, "Okul önlerinde trafik tedbiri olsun, diğeri güvenlik tedbiri olsun, uyuşturucu satıcılarına yönelik tedbirler alınmaktadır. Bu tür tedbirler okul idaricileri ile birlikte olayların önlenmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Sadece polisin değil, okul yönetimiyle, ailelerle birlikte önlem almamız gerekir" açıklamasında bulundu.
"Okul önlerinde bıçak satılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?" sorusuna da Çalışkan, "Okul önlerinde bıçak satıldığını zannetmiyorum. Böyle bir şey varsa bize ihbar yapılır, yasal işlem yapılır" yanıtını verdi. "Polis pasif direniş dr. Bunlara rağmen polis görevini en iyi şekilde yapma mi yapıyor" şeklindeki bir başka soruya Çalışkan, "Böyle bir değerlendirme katılmak mümkün değil. Pasif direniş söz konusu değil. Kim yapıyorsa bize bildirsinler" yönünde cevap verdi.
Sabancı cinayeti zanlısı Fehriye Erdal'ın Yunanistan'da olduğu yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Çalışkan, "Böyle bir iddia bize ulaşmadı. Nerede olduğuna dair bir bilgi gelirse ilgili ülkeye anında bildirilir" dedi. İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un görevden alınmasıyla ilgili de Çalışkan, "Emniyet Genel Müdürlüğü olarak bizim yorum ve değerlendirme yapmamız söz konusu değildir. İdarenin takdir yetkisidir" şeklinde konuştu.