Ama onlardan biri değil, biz yaptık.. Yani Sabah!..
Bu gazetenin köşelerinde çıkanlar, imza sahiplerini bağlar. Ama "Haber" hepimizindir.. Onun için "Biz" dedim..
Sabah, TSMF tarafından Ahmet Çalık'a devredildiği günden beri mercek altında.. Çıktığı günden beri Sabah'tan rahatsız olan, çökertmek, yok etmek için ellerinden geleni yapan rakiplerimiz, nerdeyse ölüm ilanlarına kadar bakıyorlar.. Sonra da saldırıyorlar..
Yani.. Bizim şu dönemde her günkünden çok daha fazla özenli, çok daha titiz, çok daha dikkatli olmamız gerekir ki, okur Sabah'a inancını yitirmesin.
Sabah bu ülkenin yıllardır başa güreşen gazetesi. İkiden biri.. Üçüncü yok. Bu kimlik, bir gazetecilik süreci içinde kazanıldı. Sabah bu ülkenin en okunan iki gazetesinden biri olma ve sürdürme başarısını, tarafsızlığıyla kazandı. Hükümet sözcüsü olarak değil.
Ahmet Çalık'ın geldiği günden bu yana, gazetenin yazar kadrosunda ne bir eksilme var, ne de bir ekleme.. Çalık, hepimizi, Dinç Bilgin'den, Turgay Ciner'den ve TMSF'den devraldı. Kimseyi de işten çıkarmadı.
Genel Yayın Yönetmeni dahil, yönetim kadrosunda da tek değişiklik yapılmadı.
Çalık yazılara ve yönetime hiç müdahale etmedi, şu ana kadar..
O zaman "Çalık aldı, böyle oldu" demek için çırpınanlara bir tek yol kalıyor.. Haberler..
Sadece rakipler değil, okur için de böyle.. Sabah hakkında şüpheye düşen okurun ölçütü de haberler oluyor.. Verilen ve verilmeyen haberler..
Şimdi Sabah'ı her sabah hazırlayanlar, bu çok kritik geçiş döneminde, gazeteye damga vuracak şeyin "Haber" olduğunu bilmiyorlar mı peki?..
O zaman neden özen göstermiyor, tam tersi kör parmağım gözüne, yangına körükle gidiyorlar..
Önüne gelene "Faşist" diye küfreden Aslan demokrat köşe yazarlarımızın bir teki bu korkunç "İnsanlık Suçu"nu "Nedense" ele almazken..
Şimdi dünkü manşet..
Yani daha iddianamesi hazır olmayan, davası açılmayan, soruşturması devam eden davayı biz Sabah olarak sonuçlandırmış ve mahkûm etmişiz bile, henüz neyle suçlandırıldıkları kendilerince dahi bilinmeyen insanları..
Bu nasıl "Demokrat" gazeteciliktir, insan haklarının, hukukun neresine sığar bilmem..
Habere bakar mısınız?.
Yalnız alt başlıkta bir kaynak işareti var..
"Adalet Bakanlığı'nda Ergenekon'u yakından bilen üst düzey yetkili.."
Haberin içinde bu yetkilinin varlığı, Ergenekon'u niçin iyi bildiği, haberde imzası olan Abdurrahman Şimşek'e bu bilgileri nasıl ilettiği konusunda tek kelime yok. Sevgili Yavuz Baydar, âkil adamımız bunu da açıklasın bakalım..
İlk olarak Adalet Bakanı M. Ali Şahin'e..
Bakanlığınız şemasında, devam eden soruşturmaları yakından izlemekle görevli bir daire, ya da sizin resen görevlendirdiğiniz bir müfettiş var mı?.
Ya da savcılar, sürdürdükleri soruşturmalar hakkında bakanlığınıza günlük raporlar mı veriyorlar da, bir mensubunuz, Ergenekon Uzmanı olarak yorum yapacak kadar belge ve bilgiye sahip oluyor?. O zaman yargı "Nasıl" bağımsız oluyor?.
Onların üzerine şüphe düşürme hakkı ve yetkisi de hiçbirimizde yoktur.