İSTANBUL (İHA) - "En ölümlü kanser" olarak gösterilen akciğer kanserine savaş açan Maltepe Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalçın Karakoca, "yapacak bir şeyimiz kalmadı" denilerek evlerine gönderilen, aylarca nefes alamadığı için can çekişerek feci şekilde ölecek hastaları yeniden yaşama bağlıyor.
Karakoca, İbn-i Sina'nın 'tabibin vazifesi hastayı mümkün olduğunca uzun yaşatmaktır' prensibini temel ilke olarak benimsediklerini belirterek, hastaları ölümle baş başa bırakmadıklarını, ömürlerine ömür katmayı hedeflediklerini söyledi. Türkiye'de akciğer kanserinde izlenen yol haritasının, doğru harita olmadığını savunan Prof. Dr. Karakoca, "Akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi ve radyoterapiyle ulaşılmak istenen hedefi tek başına yakalamak mümkün değildir" dedi.
Nefes borusundaki "ikincil çatallar" olarak belirtilen ince saçaklara girerek tıbbi müdahaleyi yapan dünyanın sayılı doktorları arasında gösterilen Prof. Dr. Karakoca, "Tıbbın Derbisi" olarak gördüğünü ifade ettiği soluk borusundan yaptığı tümör yok etme operasyonunu "Formula 1" yarışına benzetti. Karakoca, "Ameliyatta saniyelerle yarışıyoruz. Kendimi F1 pilotu gibi hissediyorum. Zaten dünyada bu ameliyatı yapan doktor sayısı F1 pilotu kadar. Biraraya geldiğimizde hepimizin aynı kişilikte olduğumuzu fark ediyorum. Zamanla yarışan ve doğru zamanda doğru refleksi veren kişiler. Boğularak ölüm ve yaşam arasında zamana karşı verilen bir yarış bu, hata yok. Ülkemizde bazı merkezlerde yapılan başarısız girişimlerden sonra cesaretleri kırılan uzmanlar bu tedavi yöntemini reddetmekteler" diye konuştu.
Kanada ve Amerika'dan özel ambulans uçaklarıyla gelen hastalarının bulunduğunu kaydeden Karakoca'nın, en son kanser yüzünden hayatları kararan 2 hastasının durumunun kendisini derinden etkilediği, soluk borusundan uyguladığı tümör açma operasyonuyla hayat bulan hastaların evlendiği ve balayından kendisine çiçek gönderdiği öğrenildi.
"BOĞULARAK ÖLMEK KADER DEĞİLDİR" Karakoca'ya göre bu hastalara yıllarca nasıl olsa ölecek muamelesi yapıldı ve akciğer kanseri konusunda Endobronşiyal tedavi ihmal edildi. "Ölümün en ağırı olan boğularak ölmek kader değildir" diyen Karakoca şunları söyledi:
"Akciğer kanserinde ortalama yaşam süresi en kısa ülkelerden biri olarak kalmaya devam ediyoruz. Terapötik Bronkoskopi'de geldiğimiz nokta şu an dünyada en ileri noktadır. Kongrelerde bizzat benim yaptığım takdimler dünyanın en büyük Terapötik bronkoskopistlerinden olan Dr. Freitag'a hayranlık uyandırmıştır."
Nefes borusundaki "ikincil çatallar" olarak belirtilen ince saçaklara girerek tıbbi müdahaleyi yapan dünyanın sayılı doktorlarından gösterilen Prof. Dr. Yalçın Karakoca, soluk borusundan yaptığı hayat operasyonuyla tıbbın yaşama döndüremediği akciğer kanseri dahil birçok hastayı yeniden hayata kavuşturuyor. Türkiye'de akciğer kanseri tedavisinde izlenen yolun değişmesi gerektiğini söyleyen Karakoca, "İbni Sina'nın 'tabibin vazifesi hastayı mümkün olduğunca uzun yaşatmaktır' prensibiyle hastaları bile bile ölümle baş başa bırakmıyoruz. Türkiye'de akciğer kanserinde izlenen yol haritası değişmelidir. Kemoterapi ve radyoterapiyle tedavide ulaşılmak istenen hedefi yakalamak mümkün değildir. Akciğer kanseri tedavisinden hastanın ve doktorun beklentisi farklıdır. Doktorun beklentisi aylarla ifade edilen yaşam süresi beklentisi olmasına rağmen kendi beklentilerine dahi yeterince cevap verememektedirler. Diğer branşlarda dünya standartlarını aşan kurumlarımız bu konuda gerekli yol haritasını izlemekte yetersizdir" açıklamasında bulundu.
Sigara veya değişik sebeplerden tıkanan alanlara ve akciğerin hava aldığı bronşlara kadar yapılan operasyonda, hava yollarını daraltan tümörler kapalı ameliyatla ortadan kaldırılıyor. Hastaların boğulmasını kadar giden daralmaların önüne geçildiği tedaviyle hava yollarında kanserin neden olduğu tıkanma da yok ediliyor. Tedavide ilk olarak "trakea ve bronşlar"ın içinde veya duvarında bronş kanserinin neden olduğu bir tıkanma veya daralma durumunda tümör dokusu lazerle önce küçültülüyor. Küçülmüş tümör dokusu mekanik olarak parçalanıp kanama kontrolü sağlanıyor. Kalan tümör dokusu trakea ve bronş duvarını delmemek suretiyle tamamen lazerle temizlenir ve yok ediliyor.