Özellikle küçük çocukların, yaşlıların, kalp, tansiyon, böbrek ve şeker hastalarının sıcağa daha duyarlı olduklarını ve daha çok etkilendiklerini hemen hatırlatalım.
Mümkün olduğunca ince, pamuklu, açık renk ve bol kıyafetler tercih edilmelidir. Güneşe çıkması gerekenler güneş gözlüğü ve şemsiye kullanmalıdır. Şemsiye şems, yani güneş kelimesinden türetilmiştir ve güneşten koruyan anlamı taşır. Fakat bizde şemsiyenin yağmurda kullanılması adeti vardır, yazın sıcaklarda sokakta şemsiye ile gezen bir Allah'ın kulunu göremezsiniz.
Her şeye rağmen, uzun süre güneş altında kalmak zorunda olanlar vücutlarının açık yerlerine güneş ışınlarından koruyucu kremler sürmelidir.
Havanın sıcak ve nemin fazla olduğu günlerde fazla efordan kaçınmak gerekir. Yaşlılar ve kalp hastaları buna daha çok dikkat etmelidir. Kendinize serin bir ortam bulun. Fırsat bulabilirseniz siesta yapın, yani öğle uykusuna yatın.
Bu sıcak günlerde zeytinyağlı sebze yemeklerini tercih edin. Yağlı, etli yemeklerden ve kızartmalar kaçının. Az yiyin, porsiyonlarınızı küçültün. Baklava ve diğer hamur işi tatlıları değil, sütlü olanları ve daha iyisi dondurmayı tercih edin.
Evlerinde veya işyerlerinde klimaları olmayanlar büyük alışveriş merkezlerinin bedava serin ortamlarından yararlanabilirler. Günde birkaç kez duş almak da iyi bir serinleme yoludur.
Organizmamızın dış ortam ısısının yükselmesine karşı en önemli savunma araçları, derideki damarların genişlemesi ve terleme ile sıvı kaybedilmesidir. Terleme ile vücuttan atılan su sayesinde vücut ısınsın yükselmesi önlenmiş olur ve terleme devam ettiği sürece, yeterince su ve tuz almak şartıyla çok yüksek ısılara tahammül etmek mümkündür. Nem oranı yükseldiğinde, terleme ile olan sıvı kaybı azalmaya başlar ve böylece sıcak çarpması ihtimali artar.
Tüm bu dediklerimizi tutmanıza rağmen, bitkinlik, baş ağrısı, baş dönmesi, baygınlık, karın ağrısı, bilinçle ilgili değişiklikler hissederseniz, hele de vücut ısınız da yükseliyor ise güneş çarpması ile karşı karşıya olabilirsiniz.