Bakan Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Sofya'da düzenlenen Türkiye-Bulgaristan-Romanya Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları Toplantısı'na katıldı.
Toplantının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Güler, Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ilk gününden itibaren Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği net desteği koruduğuna vurgu yaparak, Rusya ile açık tuttuğu diyalog kanalları sayesinde de Türkiye'nin bölgesel krizlerin tırmanmasını engellemeye çalıştığını belirtti.
Yaklaşık 5 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz'in güvenliğine yönelik önemli yansımalarının olduğunu aktaran Güler, "Bugüne kadar Karadeniz'de çok sayıda ticari gemi tarafların saldırısına uğramış, sürüklenen mayınlar, kontrolden çıkan veya vurulan insansız deniz araçları (İDA) ve insansız hava araçları (İHA) ile füze parçaları imha edilmiştir." dedi.
Güler, Karadeniz'de ticari gemilere yoğun saldırıların endişeyle karşılandığını, açık deniz alanlarındaki seyrüsefer serbestliği prensibi kapsamında tarafları sağduyuya davet ettiklerini ifade ederek, "Nitekim, bugün Bulgaristan'ın deniz yetki alanında bir ticari geminin daha 3 dronla vurulduğunu öğrendik. Daha dikkatli olmaları konusunda her iki tarafı da uyarmakta yarar olduğunu değerlendiriyorum." diye konuştu.
Türk bayraklı ve Türk işletmeli gemilere yönelik saldırılar karşısında her türlü yasal haklarını saklı tuttuklarını ve gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini aktaran Güler, "Bölge ülkeleri olarak alınabilecek tedbirler noktasında hiçbir yetenek eksikliğimiz bulunmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Romanya ve Bulgaristan'ın silahlı kuvvetleri her türlü tedbir için ihtiyaç duyulan kabiliyetlere de sahiptir. Ancak zaman ve içinde bulunulan durumu da dikkate almamız önem arz etmektedir. Bu nedenle hassas diplomasi ile bölgedeki tansiyonu ve tehlikeyi artıracak yaklaşımlardan kaçınarak taktik ve stratejik seviyede rasyonel kararların alınması önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.
Güler, Karadeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye'nin bölgede istikrar ve güvenliğin idamesini elzem gördüğüne işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye olarak Karadeniz'in güvenliğine ilişkin, savaşın başından bu yana Montrö Sözleşmesi'nin gereklerini titizlikle yerine getirdik. Bu sayede savaşın daha geniş bir bölgeye yayılmasını engelledik ve Karadeniz'deki etkisini de en düşük seviyede tutmayı başardık. Öte yandan, Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı mayın tehdidine bir çözüm üretmek ve seyir emniyetinin idamesine katkı sağlamak maksadıyla milli olarak Deniz Kuvvetleri ve deniz hava unsurlarımızı kullanmak suretiyle 'Mayın Karşı Tedbirleri Harekatını' da icra ediyoruz."
Mayın tehdidine çözüm üretmek maksadıyla "bölgesel sahiplik" temelinde 3 kıyıdaş ülkenin oluşturduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, diğer adıyla "MCM Black Sea" girişimini kurduklarını anımsatan Güler, MCM Black Sea Görev Grubu üyelerinin mutabakatı doğrultusunda diğer ülkelerin de gemiler olmadan katkı sağlayabildiğini söyledi.
Güler, sürüklenen mayınların oluşturduğu riskin yanı sıra kritik sualtı altyapısının korunmasına da odaklanılmasının önem arz ettiğine işaret ederek, "Bu bağlamda, 7 Temmuz'da, NATO Zirvesi marjında Mutabakat Zaptı'na ilişkin değişiklikleri imzalamış bulunuyoruz. Ayrıca, Türkiye bölgesel işbirliğine bağlılığını göstererek Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında Deniz Unsur Komutanlığı görevinin liderliğini de üstlenmiştir. Özetle Türkiye, tutarlı bir şekilde bölgede barış ve istikrarın güçlenmesine katkıda bulunmakta olup bu konudaki çalışmalarına ve çabalarına da devam edecektir." dedi.
Bir diğer kritik konunun ise Karadeniz'de sivil ticari gemilerin hedef alınması olduğunu belirten Güler, "Öncelikle Türkiye, deniz ticaret rotalarını korumak ve Karadeniz'de seyrüsefer serbestisini sağlamak amacıyla Rusya ve Ukrayna arasında diyalog fırsatları yaratmak için tüm kanallar aracılığıyla temaslarını sürdürmektedir. Her iki tarafa da ticari seyrüseferin çatışma alanının dışında tutulması ve sivil gemilere yönelik saldırıların derhal durdurulması hususunda gerekli uyarılar mütemadiyen yapılmaktadır." diye konuştu.
Güler, bugün dost ve müttefik Bulgaristan ve Romanya ile tam bir eşgüdüm ve dayanışma içerisinde sergilenen tek sesli ve kararlı duruşun, savaşan her iki tarafa da Karadeniz'deki ticari rotaların ve kıyıdaş ülkelerin emniyetinin ihlal edilemez bir kırmızı çizgi olduğunun net bir şekilde hatırlatılması bakımından önemli olduğunu ifade etti.
Devam eden savaşın ülkelerin güvenliğini ve vatandaşların huzurunu etkilememesi, Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetinin idamesinin sağlanması için bugüne kadar 3 ülkenin ortaklaşa çok önemli önlemler aldığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bundan sonra da bölgesel sahiplik prensibi çerçevesinde ve sahip olduğumuz kabiliyetlerle Karadeniz'de seyir güvenliğine katkı sağlamaya yönelik ilave her türlü tedbiri alacağımızı ifade etmek isterim. Esasen bugün burada yaptığımız istişarelerin sonucunda mutabık kaldığımız ortak metinle de Karadeniz'in güvenliğine ilişkin kararlı duruşumuzu bir kez daha açıkça ortaya koymuş olduk."