Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici TGRT Haber yayına katıldı. Destici burada gündem olacak açıklamalarda bulundu.
Destici'nin özellikle Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına değinen Destici, "Ruhları şahat olsun, mekanları cennet olsun. 17 yıl gibi bir zaman geçti. Şimdi 25 Mart 2009'da biz hukuki süreci başlattık. Parti, Camiya, avukatlar, aileler hep birlikte. Ve o dönemde özel yetkili mahkemeler vardı. Maraş'a da en yakın olan özel yetkili mahkeme, bölge mahkemesi Malatya'daydı. Dolayısıyla da dosya Kahramanmaraş'tan Malatya'ya gönderildi. Ve iki yıldan fazla bir süre soruşturma orada devam etti" dedi.
Açıklamalarına devam eden Destici, "Biz ailelerle Malatya özel yetkili savcılarını hepimiz birlikte, yani orada hayatını kaybeden pilot hariç, diğer 5 şehidimizin aileleriyle ziyaret ettiğimizde, Bize Malatya o dönem dosyaya bakan özel yetkili mahkemenin başsavcı vekili şu anda tutuklandı zannediyorsam son operasyonda. Şunu söyledi; Yani biz her şeyi tespit ettik. Yani bu bir sabotaj suikast. Ve bir ay içinde bunu çözüyoruz, aydınlatıyoruz. Hatta o akşam ben Sivas'a geçtim oradan ve Sivas'ta televizyonda canlı yayında bunu söyledim. Savcıların ifadesine dayanarak dedim ki bu mesele bir, bir buçuk ay içerisinde çözülecek dedim. Ama ondan sonra arkası gelmedi. Sivil ve askeri kaza kırım ekibi tutuklanmıştı. Pilotlar yoktu orada. Takipsizlik kararı verildi. Biz tabii buna itiraz ettik. Burada hem o dönemde de Sayın Cumhurbaşkanımızla, dönemin Adalet Bakanı'yla, Başsavcı'yla, herkesle görüşerek. 15 Temmuz darbeden 20 gün önce yine takipsizlik kararı verildi dosyaya. Kahramanmaraş Adliyesi'nde tekrar itirazımızı yaptık" ifadelerini kullandı.
15 Temmuz darbe gecesini hatırlatan Destici, "16 Temmuz'da beni İzmir'den bir polis kardeşimiz aradı bizim çocuklardan. Dedi ki başkanım biz akşam, ben İzmir Emniyeti'nde görevli bir polisim. Biz de akşam Marmaris'e gittik. Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılan saldırıya, suikaste mukavemet etmek için. Orada yakalanan darbecilerden iki tanesi birisi Astubay, birisi Yarbay ki onlar da tutuklu şu anda. Bu dosyadan da tutuklandılar. Yakalananlar arasında onlar da var. Bunun üzerine biz benim talimatımla avukatlarımız gitti ve 18 Temmuz'da Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir dilekçe vererek meseleye bu yönüyle de yani darbeciler ve FETÖ yönüyle de bakılmasını ve ve bir an önce takipçinin kaldırılması. Ama maalesef takipçinin kaldırılması iki sene sürdü. 2018'de kaldırıldı" şeklinde konuştu.
Destici daha sonra ise "Tekrar Adalet Bakanımızla ilgili bakan yardımcımız, Ceza İşleri Genel Müdürü, Başsavcılık bütün bunlarla görüşme yaptık. 9 kişilik bir kaza kırım ekibi kurulması gerekirken 3 kişilik bir ekip kurulmuştu. Bu sadece bizim hadisemizde değil. Atlas jet'de de aynı yine 3 kişilik. Aynı kişiler hatta. Hatta onlar meclis araştırma komisyonuna gelip efendim biz görevlendirildik ama bizim uluslararası bu alanda belgemiz yok dediler. Şimdi ben işin başından itibaren hem devlet denetleme kuruluna hem meclis araştırma komisyonunun bütün toplantılarına katıldım ondan sonra. Ve burada her meseleyi, bir süreci anında eksiksiz bırakmadan takip ettik. Ve neticede ne oldu? Biz yeniden 9 kişilik bir komisyon kurdurduk. Yani 2018 yılından sonra, 2019 yılında. Ve birkaç senede onlar çalıştı. Tekrar radar uçlarına gittiler, enkazı incelediler, olay yerine gittiler. Ama maalesef hukuken soruşturma neticeye ulaştırılmadı" dedi.
Destici açıklamalarının devamında ise şunları söyledi:
"Biz tabii dönem dönem hep şunu da dile getiriyorduk: Ankara'da daha geniş çaplı bir savcılar kurulu tarafından bu incelensin. Bizim derdimiz peşinen kimseyi suçlu ilan etmek değildi. Bunları da geçmişte ifade ettik. Biz şüpheler aydınlatılsın. Nedir bu şüpheler? İşte Helikopterin düşüş nedeni. Çünkü burada uçakların düşürdüğü iddiası en önemli iddia. İçeriye karbonmonoksit sızdırılıp pilotun özellikle ve diğer yolcuların şuurunu kaybedecek şekilde etkilenmesi ve onun için helikopterin bir bulut şeyine girmesi, göre göre daha çakılması gibi daha başka da bir sürü şey var. Uçuş kayıtlarının silinmesi, radarların tam o 3-5 dakikada karartılması, helikopterin yerinin tespit edilememesi.
Bu ikinci operasyonda ise neyi görüyoruz? Arama kurtarmayı sekteye uğratanlar, yanlış yönlendirenler, yanlış yerde aratanlar. Bir de bunlara kayıtsız kalanlar, sorumluluk sahibi olduğu halde müdahale etmeyenler. Diyorlardı ki işte karbonmonoksit işte kan bekleyince artar. Kimisi diyor eksilir. Yani böyle tutarsız şeyler. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in tabii bütün bu faili meçhul suçlarla ilgili yeni bir komisyon kurulması, bunlar tabii Adalet Bakanımızın, bakanlığımızın önerisiyle tabii ki Sayın Cumhurbaşkanımızın da takdirleriyle oluyor. Dolayısıyla da onun da hakkını teslim etmek lazım. Şüpheler orayı gösteriyor"